Diğer ·
2024/122 E. 2026/232 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2024/122
- Karar No
- 2026/232
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/122 Esas KARAR NO : 2026/232
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/07/2024 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...’in uzun yıllardır müzik sektöründe başarılı bir şekilde sanat çalışmalarını yürütmekte olduğunu, ...’nin üyesi ve eser sahibi olduğunu, isminin başkası tarafından marka olarak kullanılması halinde Telif Hakları açısından da bir ihlale sebep olunacağını,Davacı vekili müvekkilinin hem yurt içinde hem de yurt dışında konserler düzenlediğini ve buralarda çeşitli çalışmalara imza attığını, Müvekkili sanatçı ...’in kendi adı ve soyadından oluşan ve çalışmalarının yer aldığı ... adında web sitesinin bulunduğunu ... sayfasında aylık dinleyici sayısının 3 MİLYON 260 BİN kişinin üstünde olduğunu, ... de 600 binden fazla abonesi olduğu ve milyonlarca izlenme kaydının bulunduğunu, müvekkilinin bu kimliği sebebiyle ... isminin bir marka haline geldiği ve halk tarafından bilinir ve doğrudan müvekkilinin çalışmalarıyla ilişkilendirilir olduğunu, Müvekkilin kendisine ait ... ismini marka olarak tescil ettirme amacıyla araştırma yaptığında bir süre önce isminin bir başkası tarafından tescil ettirilmiş olduğunu tesadüfen öğrendiğini, Müvekkilin hem nüfus kaydında yer alan gerçek ismi hem de sahne ismi olarak kullandığı ... ismini marka olarak ... tarih ve ... no ile bir başkası tarafından tescil ettirdiğini, müvekkili sanatçı ... in faaliyet gösterdiği,...inci hizmet sınıflarında davalı markasının tescilli olduğunu, bu durumun kötü niyetli tescil olduğunu, davalının müvekkili ...’in tanınmışlığından faydalanmak istediğini, .... olarak sanatçı markalı ürün alanında çok sayıda sanatçı markalı isimleri sebebiyle haksız bir gelir elde edildiğini, bu tür kullanımların önlenmesi açısından davalı adına tescilli ... isminin marka olarak hükümsüz kılınması ve devir ve temlikinin önlenmesi gerektiğini, , Davalı tarafından kullanıma devam edilen müvekkiline ait isimle tescil edilmiş marka ve ambleminin ticari maksatla kullanımının önlenmesine, devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ...Başvuru tarihli, ...tescil tarihi, ... nolu markasının, tescil edilmiş tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... Arpalık'ın, ... ismi ile tescil edilmiş markası bulunmadığını, müvekkilinin yasal ismi olan ... adını TPMK da tescil ettirdiğini, bunun yasal hakkı olduğunu, davacının bu tescil sürecinde hiç itirazda bulunmadığını, davalı vekili müvekkili davalının da çok küçük yaştan itibaren müzik, sanat, spor vb. alanlarda aile desteği ile faaliyet gösterdiğini ve nüfus sicilinde kayıtlı resmi adı ve soyadından oluşan ... ibaresini marka olarak tesciline başvurduğunu, davacının resmi adının ... olduğunu ve bu şekilde marka tescili yapabileceğini, davalı ...’in marka tescil ettirdiği emtia ve hizmet sınıflarınında kendi çalışma alanlarına uygun olduğunu zira müvekkilinin ...Bölümünde lisans eğitimi almış olduğunu ve aynı alanda da (müzik) yüksek lisans eğitimi aldığını ve müzik terapi yöntemleri ve metotları hakkında da tezi bulunduğunu, davalının da davacı ile aynı alanda (müzik) alanında faaliyetleri ve çalışmaları bulunduğunu, müvekkili davalı ...’in davacı ... çok müzik alanlarında çalışmalara başladığını ve yasal adı ve soyadından oluşan ... markasını hukuka uygun olarak tescil ettirdiğini ve hükümsüzlük koşullarını taşımadığını, davacı vekilinin iddia ettiği gibi müvekkili davalının davacının ününden yararlanıp herhangi bir satış Yapmadığını, davalının kötü niyetli olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmalık; Davalı adına ... tescil nolu ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne ilişkindir. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 28/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 16.11.2017 tarihinde kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” isimli sarkıcıya ait internet sitesi olarak kullanıldığı, Davacıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2018 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2018 yılından bu yana davacı tarafından “...” isimli sarkıcıya ait internet sitesi olarak kullanıldığı tespit edildiği, Davacı dilekçelerinde “… Davacı ... sahne ismiyle yaptığı konser, klip, turne gibi çalışmalar sonucu tüm reklam, afiş, turne çalışmaları, müzik marketlerdeki ve dijital mecralardaki yaygınlığı sayesinde ... ismi bir marka haline gelmiş ve halk tarafından bilinir ve doğrudan davacının çalışmalarıyla ilişkilendirilir durumda olduğu …” şeklinde beyanı üzerine belirtilen internet platformları hakkında yapılan araştırma ve inceleme neticesinde; Davacı tarafından belirtilen Spotify müzik platformunda davacı “...” isimli sanatçı hesabının...” sayfa linkinde açık ve yayında olduğu, güncel olarak “4.038.118 (4 Milyonun üzerinde)” aylık dinleyicisi olduğu tespit edildiği (Bknz: Resim-1 ekran görüntüsü), Davacı tarafından belirtilen Youtube video paylaşım platformunda davacı “...” isimli sanatçı hesabının ...tarafından belirtilen ... video paylaşım platformunda davacı “...” isimli sanatçı hesabının “...” sayfa linkinde açık ve yayında olan ilk yayınlanan videosu incelendiğinde, ilgili hesaptan yapılan ilk videonun “28 Şubat 2017” tarihinde “...” sayfa linkinde yayınlandığı ve güncel olarak yayında olduğu tespit edildiği , Davalı dilekçelerinde “… Davacı yan ... 'ın ünlü olma yolculuğunun 2017'de ilk teklileri ... kariyerine başlamış olduğu ve 2018 - 2019 yılları arasında konser vermeye başladığı ilgili internet sitelerinden görülmekle, işbu davanın açılmasında hukuki yarar da olmadığını, çünkü davalı ...'in küçük yaştan itibaren müzik faaliyetlerinde bulunduğu …” şeklinde beyanı üzerine belirtilen internet linkleri hakkında yapılan araştırma ve inceleme neticesinde; Davalı tarafından belirtilen ... müzik platformunda davalı “...” isimli sanatçı hesabının “...” sayfa linkinde açık ve yayında olduğu, güncel olarak “7” aylık dinleyicisi olduğu tespit edildiği (Bknz: Resim-4 ekran görüntüsü), Davalı tarafından belirtilen Youtube video paylaşım platformunda davalı “...” isimli sanatçı hesabının “...” sayfa linkinde açık ve yayında olduğu, ilgili hesabın “1 Eylül 2023” tarihinde aktif edildiği, güncel olarak “...”, “...” ve “...” olduğu tespit edildiği (ekran görüntüsünün raporda gösterildiğini,, Davalı tarafından sunulan ... video paylaşım platformunda “11 Temmuz 2019” tarihinde yayınlandığı görülen “...” sayfa linkinde davalı “...” tarafından seslendirilen şarkının güncel olarak yayında olduğu tespit edildiğini (Resim-10 ekran görüntüsü), Marka hukuku yönünden; Davacının toplumda “...” ismiyle tanındığını, Davalının bu ismi SMK 6/6 uyarınca marka olarak tescil ettiremeyeceği, Markanın Gerçek hak sahibinin davacı olduğu" hususu bilirkişilerce bildirilmiştir. Bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 25/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; sektörel açıdan; Davacı ve davalının isimleri aynı olup, her iki taraf da müzik alanında faaliyet gösterdiğini, Davacı tarafın profesyonel müzik faaliyetlerine daha önce başladığı, dijital platformlarda yerleşimini ve müzikal kimliğini davalıya göre daha erken oluşturduğu, Davacının albümleri, konser/tur faaliyetleri, ... ve ... gibi dijital mecralardaki dinlenme ve izlenme rakamları ile sektörel temsiliyetinin davalıya göre daha güçlü olduğu, Davalı tarafın ismiyle yaptığı müzikal üretimlerin ise daha yakın tarihte başladığı, sektörel bilinirliğinin davacı kadar yerleşmiş olmadığı, Müzik sektörü açısından “...” isminin, temsil ettiği değer, faaliyetlerin sürekliliği ve müzikal marka kimliği bakımından davacı tarafla özdeşleştiği, Bu bağlamda, davalı tarafın ismini kullanma hakkı bulunmakla birlikte, müzik sektörü içindeki marka temsilinin davacı tarafa ait olduğu, Dolayısıyla, müzik sektörü özelinde “...” ismi denildiğinde toplumsal algı, eserler, dijital görünürlük ve müzikal temsiliyet bakımından davacı tarafın öne çıktığını, SMK 6/3 maddesine göre tescilli markanın raporlarında yer alan tablodaki başlıklar gözetilerek kısmı olarak hükümsüz kılınabileceğini bildirilmişlerdir. Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 24/03/2026 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Marka Hukuku Açısından kök raporlarındaki görüşlerin korunmakta olduğunu,Davacının ... ibaresini, davalının marka tescil başvurusu tarihinden (06.05.2023) çok önce, en geç 2017 yılından itibaren müzik sektöründe markasal anlamda yoğun ve aralıksız biçimde kullandığı ve bu ibareye ayırt edicilik kazandırdığını, SMK m. 6/3 uyarınca, davacının tescilsiz öncelik hakkına dayalı olarak davalının ... nolu tescilli markasının belirli hizmet sınıflarındaki alt başlıklar yönünden hükümsüzlüğünü talep edebileceğini, Hükümsüzlük kapsamı, raporlarında hizmet sınıfı alt başlıklarıyla sınırlı olarak; ... sınıf Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler hizmetleri, Bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik ortamlara kaydedilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik kilipleri Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu, Online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri Elektronik yayınlar ve video müzik klipleri (indirilebilir) Sanatçı marka ürünleri dahil müzik aletleri ve kutuları perakende satış hizmetleri, Malların bir araya getirilmesi hizmetleri ,38 .sınıf için , Radyo ve televizyon yayın hizmetleri, Haberleşme hizmetleri – dijital içerik yayın ve iletim boyutu (teknik internet servis sağlayıcılığı kapsamı dışında) ,... .sınıf yönünden, Spor, kültür ve eğlence hizmetleri; konser etkinlikleri dahil kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri, film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri ,... Sınıf için bu sınıfın hiçbir alt başlığında hükümsüzlük şartı oluşmadığını, Sonuç olarak, davaya konu markanın ilgili sınıflara ilişkin hükümsüzlük alt başlıkları ek raporda detaylı olarak incelendiğini ,Müzik ve bilişim Sektörü Açısından da esas rapordaki tespitlerin korunmakta olduğunu bildirmişlerdir. Yine ek raporda Davacı ...'ın profesyonel müzik faaliyetleri, dijital platformlardaki bilinirliği ve sektördeki temsil gücü, davalının karşılaştırılabilir faaliyet hacmiyle kıyaslandığında tartışmasız biçimde öne çıkmakta olduğunu, Davalı vekilinin itirazında vurgulanan akademik müzik eğitimi ve öğretmenlik faaliyetleri, marka hukukunda korunan ticari ayırt edicilik anlamında ... ibaresinin toplumsal algıda davalıyla özdeşleşmesine yetecek düzeyde olmadığını bildirmişlerdir. Toplanan deliller, bilirkişilerin raporları, marka tescil belgesi, taraf iddia ve savunmaları, sunulu deliller bir arada incelendiğinde; Davalı adına ... tescil nolu ... ibareli markanın ...sınıflar için 6.5.2023 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Bizim hukukumuzda kural olarak tescil ile marka hakkı doğar; ancak söz konusu işaret ilk tescilden önce kullanılmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmişse, marka hakkı sahibi,işareti tescilden önce kullanarak piyasada maruf hale getirendir. Bu kişiye “gerçek hak sahibi”denilir. Bu bakımdan, SMK”'nın 7/1 maddesinde yer alan “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil ile elde edilir” biçimindeki hüküm açıkça tescil ilkesinin kabul edildiğini gösterirken, buna karşılık SMK'nın 6/3 maddesinde tescile rağmen başkasının hak sahibi olabileceği, markayı ilk kez ihdas eden, kullanan kişinin de korunacağı düzenlenmiştir. Eskiye dayalı kullanım yoluyla tescilsiz bir markanın gerçek hak sahibi olan kimse, üzerinde gerçek hak sahibi olduğu markanın tescil edilmesi halinde SMK'nın 25. Maddesinde yapılan atıfla işbu markanın hükümsüz kılınmasını talep edebilmektedir. Hükümsüzlük hallerinin düzenlendiği SMK'nın 25. Maddesinde atıf yapılan SMK'nın 6. Maddesinin 3. Fıkrasında yer alan düzenleme başvuru tarihinden veya rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” Hükmünü ihtiva etmektedir. 6769 sayılı SMK'nun 7/1 maddesine rağmen, SMK'nun 6/3 maddesi gereğince bir markanın eskiye dayalı, öncelikli kullanıcısı o markanın gerçek hak sahibidir. (...) her ne kadar marka koruması tescil ile elde edilmekte ise de, tescil başvurusundan önce o markayı ihdas eden,kullanan, piyasada maruf hale getiren ve o marka üzerinde hak elde eden kimsenin itirazıüzerine Türk Patent tarafından tescil başvurusunun reddi gerekir. Türk Patent'in tescil belgesi vermesi durumunda ise SMK'nun 25. Maddesine dayalı olarak gerçek hak sahibinin açacağı hükümsüzlük davası üzerine, tescil sahibinin bu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi mümkündür. Bu durumda sonuçta tescil sahibinin tescili şeklen ve geçici olarak kendisine koruma sağlamakta, hükümsüzlük kararı ile birlikte ise bu koruma ortadan kalkmaktadır. ” (Uğur ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, İstanbul, 4. Baskı, Sf. 420.) Yargıtay kararlarında, "marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı yaratan, kullanan ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir." denilerek marufiyet şartı aramaktadır. Marka hukukundaki genel ilkeler nazara alındığında; tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan başka işaretin sahibinin itirazı üzerine tescili istenilen markanın tescil için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ya da belirtilen işaret sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkı veriyorsa o marka tescil edilemez. Bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını amaçlamaktadır. Buna göre bir markayı ihdas eden ve tanıtan kimse o markanın gerçek sahibidir ve açıklayıcı etkiye sahip tescile karşı üstün ve öncelikli hak sahibidir. Eskiye dayalı kullanım yoluyla gerçek hak sahipliği söz konusu olabilmesi için bu kullanımın markasal nitelikte olması gerekli değildir. Ticaret sırasında, tanıtımda kullanılmış olsa bile bu yeterlidir. Gerçek hak sahipliği marka hukukunda açılacak tüm davalarda mahkemece de res’en gözetilmelidir. Marka hakkı tescil ya da kullanım yoluyla olmak üzere iki şekilde iktisap edilebilir. İkinci iktisap şekli gerçek hak sahipliği ilkesi olarak adlandırılır. Marka üzerinde öncelik hakkının o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasaya maruf hale getiren kişiye ait olduğu kabul edilir. Bu kişiye gerçek hak sahibi denilmektedir. Bu kişinin daha sonra adına yapılan tescil açıklayıcı niteliktedir. Hakkın tescilden önce doğduğu kabul edilir. Eskiye dayalı kullanım yoluyla gerçek hak sahipliğinin söz konusu olabilmesi için; - Tescilli markanın başvuru veya rüçhan tarihinden önce bir hak elde edilmiş olması, - Tescilli markanın, tescilsiz marka ile aynı ya da iltibas derecesinde benzer olması - Tescilsiz markanın veya ticaret sırasında kullanılan işaretin, marka etkisi doğuracak ve marka fonksiyonlarını yerine getirecek şekilde kullanılması, - Tescilsiz markanın, tescilli markanın başvuru tarihi itibariyle hitap ettiği alıcı kitlesi tarafından tanınmaya başlamış ve ayırt edici nitelik kazanmış olması gerekmektedir. Eskiye dayalı kullanım nedeniyle, üstün ve öncelikli hak hangi mal ve hizmetler için elde edildiyse, sadece bunlar ve benzer sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı verilebilir, diğer sınıflar yönünden ise hükümsüzlük talebi reddedilmelidir. Marka hukukunda tescilde öncelik ve teklik ilkesi mevcuttur. Bir markanın aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak ancak bir tek sahibi olabilir. Dolayısıyla tescilli bir markaya aynı veya iltibas düzeyinde benzer olan işaretin, aynı veya benzer mal ve hizmetler bakımından bir başkası adına tescili mümkün değildir. Dolayısıyla sektörel yönden yapılan inceleme ve bilişim yönünden yapılan araştırmalar, sosyal medya hesapları, tanıtım ve reklamlar sunulu deliller kapsamında incelendiğinde; davacının ... ibaresini, davalının marka tescil başvurusu tarihinden (06.05.2023) çok önce, en geç 2017 yılından itibaren müzik sektöründe markasal anlamda yoğun ve aralıksız biçimde kullandığı ve bu ibareye ayırt edicilik kazandırdığı, SMK m. 6/3 uyarınca, davacının tescilsiz öncelik hakkına dayalı olarak davalının ... nolu tescilli markasının belirli hizmet sınıflarındaki alt başlıklar yönünden gerçek hak sahipliği ve karıştırma ihtimali kapsamında hükümsüzlüğünü talep edebileceği anlaşılmıştır. Zira Davacı ... 'ın profesyonel müzik faaliyetleri, dijital platformlarda ... ismi ile bilinirliğini sağladığı ve müzik sektöründeki temsil gücü, davalının karşılaştırılabilir faaliyet hacmiyle kıyaslandığında tartışmasız biçimde davacının gerçek sahibi olarak bilindiği ve öne çıkmakta olduğu, markanın tanınmasında bilinmesinde davacının sanatsal faaliyetleri ile ön planda olduğu, Davalı tarafından vurgulanan akademik müzik eğitimi ve öğretmenlik faaliyetlerinin, spor alanındaki faaliyetlerinin ise marka hukukunda korunan ticari ayırt edicilik anlamında davalıyı ... ibaresinin toplumsal algıda davalıyla özdeşleşmesine yetecek düzeyde olmadığı , öte yandan markanın davacı yanca daha önce kullanıldığı dolayısıyla marka üzerinde gerçek sahibinin davacı olması nedeniyle karıştırma ihtimali yaratan emtia ve hizmet sınıflarında markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir. Davacı yan davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu da ileri sürmüştür. SMK 6/9 maddesine dayalı olarak bir markanın hükümsüz kılınması için kötüniyetin iddia eden tarafından ispat edilmesi gereklidir. HGK’nın 29.06.2022 tarih, ...E.,... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak incelenmelidir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Buna göre somut olayda davalının adının da ... olduğu, davacının bilinirliğinden yararlanmak amacıyla kötüniyetli olarak marka başvurusunda bulunulduğunun davacı yanca ispat edilmediği , dolayısıyla kötüniyete dayalı markanın tüm sınıflarda hükümsüz kılınması isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı yan ilan isteminde de bulunmuş ise de markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davalarda yüksek yargı uygulamasına göre ilan talebi kabul edilmemektedir. İlan istemi feri bir istem olduğundan kısa hükümde ilan ile ilgili bir hüküm oluşturulmasına gerek görülmemiştir. Bu durumda marka gerçek hak sahibinin davalı markası ile karıştırma yaratan emtia ve hizmet sınıfları ile sınırlı olarak kısmi olarak hükümsüz kılınabilecektir. Son rapor ve ek rapor HMK 266 madde kapsamında gerçek hak sahipliği ve karıştırma ihtimali kapsamında denetime uygun olarak hazırlandığından Mahkememizce de kabul edilmiş ve markanın davacı yanca daha önce kullanıldığı dolayısıyla marka üzerinde gerçek sahibinin davacı olması nedeniyle karıştırma ihtimali yaratan emtia ve hizmet sınıflarında markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğinden; davalı adına ... no ile tescilli markanın tescilli olduğu ...sınıfların iltibas yaratan hizmet sınıfları yönünden; Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler hizmetleri » Bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar;manyetik /optik ortamlara kaydedilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik kilipleri »Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu * Online pazaryeri (internetsitesi) sağlama hizmetleri * Elektronik yayınlar ve video müzik klipleri (indirilebilir) »Sanatçı marka ürünleri dahil müzik aletleri ve kutuları perakende satış hizmetleri *Malların bir araya getirilmesi hizmetleri Radyo ve televizyon yayın hizmetleri * Haberleşme hizmetleri - dijital içerik yayın ve iletim boyutu (teknik internet servis sağlayıcılığı kapsamı dışında)Spor, kültür ve eğlence hizmetleri; konser etkinlikleri dahil kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri * Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri yönünden KISMI OLARAK HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, tescil kapsamındaki diğer hizmetler yönünden ve 45.sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlük isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın kısmen kabulü ile; davalı adına ... no ile tescilli markanın tescilli olduğu ....sınıfların iltibas yaratan hizmet sınıfları yönünden; Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler hizmetleri » Bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar;manyetik /optik ortamlara kaydedilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik kilipleri »Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu * Online pazaryeri (internetsitesi) sağlama hizmetleri * Elektronik yayınlar ve video müzik klipleri (indirilebilir) »Sanatçı marka ürünleri dahil müzik aletleri ve kutuları perakende satış hizmetleri *Malların bir araya getirilmesi hizmetleri Radyo ve televizyon yayın hizmetleri * Haberleşme hizmetleri - dijital içerik yayın ve iletim boyutu (teknik internet servis sağlayıcılığı kapsamı dışında) Spor, kültür ve eğlence hizmetleri; konser etkinlikleri dahil kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri * Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri yönünden KISMI OLARAK HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, tescil kapsamındaki diğer hizmetler yönünden ve ....sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlük isteminin reddine, 2-Kararın kesinleşmesini mütakip kısmi olarak hükümsüzlük kararı verilen hizmat sınıfları yönünden kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine 3-732 TL ilam harcının dava açılırken peşin olarak yatırılan 427,60-TL'den mahsubu ile eksik kalan 304,40-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-kısmen kabul nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi 6. Maddesi gereğince 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Kısmen red nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi 6. Maddesi gereğince 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 6-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç ve 1040,00-TL tebligat gideri ve 24.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 25.895,20-TL yargılama giderinin ½ sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan 24.000,00-TL bilirkişi ücreti olan yargılama giderinin 1/2'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, Dair karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İstanbul bölge adliye mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 06/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır