Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2022/5652 E. 2025/7174 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/5652
Karar No
2025/7174
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5652 Karar No : 2025/7174

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kabule ilişkin kısmının davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'ın polis memuru olarak görev yaptığı dönemde görev başında iken 07/06/2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de meydana gelen bombalı terör saldırısında yaralanması sonucu uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ... için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 413.067,75 TL) maddi, 500.000,00 TL manevi tazminat ile eş ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 07/06/2016 tarihinde İstanbul ili Fatih ilçesi Vezneciler otobüs durağı yakınlarında İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesine görevli olarak gitmekte olan Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'ne ait otobüslere bomba yüklü araçla saldırı yapıldığı, bu saldırı neticesinde 6 polis ve aralarında davacının da bulunduğu çok sayıda polis memuru ve sivil vatandaşın da yaralandığı, davacıya vazife malullüğü aylığı bağlanmadığı ve nakdi tazminat ödenmediği, davacının 07/02/2017 tarihli 29972 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 686 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, davacının kamu görevinden çıkarılmadan önce meydana gelen olayda yaralanması nedeniyle uğradığı zararların kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazmin edilmesi gerektiği, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Raporuna göre davacının engel oranının %35 olarak belirlendiği, davacının sürekli iş göremezlik zararının hesaplanması için yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının işlemiş dönem maddi zararının, davacıya olay tarihi olan 07/06/2016 tarihinden kamu görevinden çıkarıldığı 07/02/2017 tarihe kadar olan dönem için ödenen maaşlarının toplamı olan 28.324.31 TL kadar olduğu, yine işlemiş dönem içinde kalan kalan kamu görevinden çıkarıldığı tarihten bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih olan 07/07/2020 tarihine kadar AGİ dahil brüt asgari ücret esas alındığında 73.095,92 TL kadar maddi zararının bulunduğu, işleyecek aktif dönem zararının ise AGİ dahil brüt asgari ücret ve aktif yaşam süresinin sonu olan 60 yaş esas alınarak 725.306,40 TL olarak hesaplandığı, pasif dönem zararının ise AGİ hariç asgari ücret esas alınarak yapılan hesaplamada 353.466,96 TL olarak hesaplandığı, bu tutarlara engel oranı uygulandığında davacının toplam sürekli iş göremezlik zararının 413.067,75 olarak hesaplandığı, davacının kamu görevinden çıkarıldığı tarihe kadar maaşlarını aynen aldığı dikkate alındığında, 28.324,31-TLx%35 maluliyet oranına isabet eden 9.913,51 TL'nin hesaplanan zarardan indirilmesi gerektiği, buna göre davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacılardan ... için ödenmesi gereken maddi (iş gücü kaybı) tazminatın 1.000,00 TL'ye ilişkin kısmı için davalı idareye başvuru yapıldığı 24/03/2017 tarihinden, 402.154,24 TL'lik kısmına yönelik olarak ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte olmak üzere toplam 403.154,24 TL maddi (iş gücü kaybı) tazminatın davacı ...'a ödenmesine, ... için 50.000,00 TL ile eşi ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 24/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; olay tarihinden aktif dönem sonuna kadar davacının maddi zararının hesaplanmasında AGİ dahil bilinen net asgari ücretlerin esas alınması gerektiği, buna göre yeniden yapılan hesaplamada toplam 406.856,70 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 24/03/2017 tarihinden, kalan 405.856,70 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 17/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya dair 6.211,05 TL maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminata yönelik istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna karşı itirazları dikkate alınmadan hakkaniyete aykırı ve hatalı hesaplamalar içeren bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiği, davacının olay nedeniyle elde etmiş olabileceği yararlar belirlenerek hesaplanan tazminat tutarından indirim yapılması gerektiği, olayın bir terör eylemi olması sebebiyle 5233 sayılı Kanun'un uygulanarak maddi tazminat miktarının hesaplanması gerektiği, 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminatın düzenlenmediği ve bu nedenle manevi tazminat talepleri yönünden davanın reddedilmesi gerektiği ve manevi tazminata faiz işletilemeyeceği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacılardan ...'ın polis memuru olarak görev yaptığı dönemde görev başında iken 07/06/2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de meydana gelen bombalı terör saldırısında yaralanması sonucu uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ... için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 413.067,75 TL) maddi, 500.000,00 TL manevi tazminat ile eş ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı; 2. fıkrasında, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun'un 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı yer almaktadır. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişilerce düzenlenen rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerektiği açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemine ilişkin kısmının incelenmesi: Davacının maddi tazminat talebinin efor kaybından doğan zararları açısından incelenmesi gerekmektedir. Dava konusu olay neticesinde İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen 27/01/2020 tarihli Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporunda; raporun geçerlilik süresinin ise 2 yıl, davacının engel oranının %35 olarak belirlenmiştir. Olay tarihinde polis memuru olarak görev yapan davacı, 07/02/2017 tarih ve 29972 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkartılmıştır. Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir. Dava konusu olay nedeniyle davacı tarafından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan 27/01/2020 tarihli Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporunda, davacının engel oranının %35 ve raporun 2 yıl süreyle geçerli olduğunun belirtildiği görüldüğünden öncelikle davacının sürekli maluliyetinin kesin olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Davacının sürekli maluliyetinin olay tarihinden kamu görevinden çıkarıldığı tarihe kadar olan dönem için 03/08/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne göre belirlenmesi, kamu görevinden çıkarıldığı dönemden sonraki kesin ve sürekli maluliyetinin ise 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre alınacak raporlarda davacının sürekli ve kesin maluliyet oranının tespit edilmesi halinde davacının dava konusu olay nedeniyle bedensel güç kaybına uğradığı, bu nedenle davacının kamu görevinden çıkarıldığı döneme kadar emsallerine göre kamu görevini ve kamu görevinden çıkarıldığı dönem sonrasında ise günlük yaşamını emsallerine ve eskiye nazaran daha fazla güç (efor) sarfederek sürdüreceği açıktır. Bu doğrultuda, davacının güç (efor) kaybından doğan zararı; Davacının aktif dönemdeki, (olay tarihinden kamu görevinden çıkarıldığı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının kamu görevinden çıkarıldığı (ara kararına cevaben davacılar vekilinin verdiği cevapta, davacının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten sonra hiçbir işte çalışmadığı ifade edilmiştir.) tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar olan pasif devrede de, kalıcı bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek günlük yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle ( AGİ hariç net asgari ücret tutarına maluliyet oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir. Aktif ve pasif dönemde işleyecek maddi zarar hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir. Davacıların temyiz isteminde bulunmadığı, bu sebeple aleyhe hüküm verme yasağı gözetilerek davacılar lehine en fazla 406.856,70 TL maddi tazminata hükmedileceği hususunun dikkate alınacağı açıktır. Bu durumda, Mahkemece, davacının maluliyet oranının tespit edilerek efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının yukarıda belirtilen esaslara göre yeniden bilirkişi marifetiyle hesaplanıp davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2022/5652, K. 2025/7174, T. 31.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2022-5652-e-2025-7174-k-39da873cd236