Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2024/405 E. 2026/361 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2024/405
- Karar No
- 2026/361
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/405 Karar No : 2026/361
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... / ... 2- ... Bakanlığı/ ... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN_KONUSU: Afganistan İslam Cumhuriyeti uyruklu davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandığı Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 20/04/2023 tarih ve 7154 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendisine ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, yatırım yoluyla vatandaşlık kazanmak için gerekli işlemlerin yapılması hususunda müteahhitle anlaşma sağlandığı, 250.000 Doları teslim ettiği, başvuruyu inceleyen merci tarafından bir eksiklik tespit edilmediği, vatandaşlığın geri alınması için bir sebep olmadığı, kazanılmış hak oluştuğu, idari işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, davacının 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında, Türk vatandaşlığını kazanmak üzere 28/04/2022 tarihinde İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, 27/09/2022 tarih ve 6103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk vatandaşlığını kazandığı, ancak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli ve ... sayılı yazısı ile davacının döviz alım belgelerinin gerçeğe aykırı düzenlenmesi nedeniyle uygunluk belgesinin iptal edildiğinin bildirilmesi üzerine 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca, hukuki şartlar oluşmadan Türk vatandaşlığını kazanmış olması sebebiyle Türk vatandaşlığının geri alındığı, mevzuat hükümleri doğrultusunda Türk vatandaşlığının ancak Kanun'da aranan şartların taşınması suretiyle kazanılabilmesi, vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerin devletin egemenlik hakkının sonucu olması, vatandaşlığın belirlenmesinde devletin mutlak yetkisinin bulunması nedeniyle davacı hakkında yapılan işlemin usûle ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ :Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ : Dava, Afganistan uyruklu olan davacı tarafından, 27.9.2022 gün ve 6103 sayılı kararla istisnai olarak kazandığı Türk vatandaşlığının, geri alınmasına ilişkin 20.4.2023 gün ve 7154 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılmıştır. Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına dair iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12'nci maddesinde, "(1) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler. a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler. b) (Ek: 28/7/2016-6735/27 md.) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu. c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler. d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler. (2) (Ek: 19/10/2017-7039/29 md.) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmüne;"Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40'ıncı maddesinde de; "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan; Türk vatandaşlığının kazanılmasına, kaybına, ispatına ve çok vatandaşlığa ilişkin işlemlerin yürütülmesinde uygulanacak usul ve esasları belirlemek, uygulamada birliği sağlamak amacıyla 5901 sayılı Kanunun 46'ncı maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, başvuru için gerekli belgeler ve yapılacak işlemler" başlıklı 20'nci maddesinin dava konusu işlem tarihin itibariyla yürürlükte olan halinde; "(1) Kanunun 12 nci maddesinde sayılan hallerde yabancı, istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanabilir. (2) Aşağıdaki şartlardan herhangi birini sağlayan yabancı, Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında Cumhurbaşkanı kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir:...b)En az 250.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz tutarındaki kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmuş ya da üzerinde yapı bulunan arsa vasıflı taşınmazı tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın aldığı veya kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmuş, en az 250.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz tutarı peşin olarak yatırılan ve tapu siciline üç yıl süreyle devir ve terkini yapılmayacağı taahhüdü şerh edilmek şartıyla noterde düzenlenmiş sözleşme ile taşınmazın satışının vaat edildiği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca tespit edilen.." hükmü, "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66'ncı maddesinde de, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." hükmü yer almıştır. Yukarıda yer verilen hükümlere göre, Türk vatandaşlığına alınmada, yetkili makam kararı ile vatandaşlık kazanılmasının usulleri uygulanmakla birlikte, ilgilinin, istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınması için, taşınmazın 250.000 Amerikan Doları veya karşılığı dövizi tutarının ödenmesi ile satın alınmasının gerekli olduğu açık olup, işlem tarihinde söz konusu hukuki şartın sağlanmadığının işlemin tesisinden sonra fark edilmesi halinde, Kanunun 40'ıncı maddesi uyarınca vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin işlemin her zaman geri alınması mümkündür. Dosyanın incelenmesinden, Afganistan uyruklu olan davacının Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 20'nci maddesinin 2'nci fıkrasının b bendinde belirtilen koşulu sağlaması nedeniyle 05/04/2022 tarihli uygunluk belgesine istinaden Cumhurbaşkanının 27.9.2022 tarih ve 6103 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığını kazandığı, Tapu ve Kadastro Çevre ve Şehircilik İklim Bakanlığı Tapu Kadastro, Genel Müdürlüğü II. (İstanbul) Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile istisnai vatandaşlık edilmesine ilişkin döviz alım belgelerinin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespit edilmesi üzerine uygunluk belgelerinin iptal edildiği ve 5901 sayılı Kanunun 12 ve 40'ıncı maddeleri uyarınca hukuki şartlar oluşmadan Türk vatandaşlığının kazanılmış olması nedeniyle dava konusu işlem ile geri alındığı anlaşılmış olup; davacının istisnai olarak Türk Vatandaşlığına alınma kararının geri alınmasına yönelik Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, davacı tarafından ileri sürülen diğer iddialarda da yasal isabet yoktur. Açıklanan nedenle, davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Afganistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olan davacı ..., 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınma istemiyle 28/04/2022 tarihinde İstanbul Valiliği'ne başvuruda bulunmuştur. Söz konusu başvuru üzerine, davacı hakkında İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla yaptırılan arşiv araştırması sonucunda, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek herhangi bir halinin bulunmadığının bildirilmesi üzerine vatandaşlık işlemleri sonuçlandırılarak Cumhurbaşkanının 27/09/2022 tarih ve 6103 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmıştır. Ancak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü II. (İstanbul) Bölge Müdürlüğü'nün ... tarih ve E-...-... sayılı yazısında davacının döviz alım belgelerinin gerçeğe aykırı düzenlendiğinin tespit edilmesi nedeniyle davacı adına düzenlenen taşınmaz yatırım tespit (tapu uygunluk) belgesinin iptal edildiğinin bildirilmesi üzerine, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca hukuki şartlar oluşmadan kazanıldığından bahisle davacının Türk vatandaşlığı, dava konusu 20/04/2023 tarih ve 7154 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla geri alınmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun; "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler. a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler. b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu. c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler. d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler. Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmü; "Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, "(1) Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin; "Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, başvuru için gerekli belgeler ve yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinde, yabancıların istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanacağı haller ve başvuru koşulları ayrıntılı olarak düzenlenmiş; "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kuralına yer verilmiştir. Öte yandan; 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin atıfta bulunduğu 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun "Kısa dönem ikamet izni" başlıklı 31. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde, "(1) Aşağıda belirtilen yabancılara kısa dönem ikamet izni verilebilir: j) Türkiye’de çalışmayan ancak Cumhurbaşkanınca belirlenecek kapsam ve tutarda yatırım yapacaklar ile bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu" kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Vatandaşlık, gerçek kişileri devlete bağlayan hukuki bağı ifade etmekte olup; kişinin hak (kamu hizmetine girme, milletvekili seçilme hakkı vb.) ve yükümlülüklerini (askerlik, vergi vb.) belirleme, yabancı ve vatansızlardan ayırma bakımından temel bir işleve sahiptir. Aynı zamanda, belirtilen niteliğine bağlı olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Vatandaşlığın, kişi ile devlet arasındaki bahse konu karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğurması, kamu düzeni ve milli güvenlik ile doğrudan ilgili olması nedeniyle, üzerinde hiçbir ihtilaf bulunmayan devletler hukuku anlayışına göre her devlet, hangi fertlerin kendi vatandaşı olduğunu ve olabileceğini kanunlarıyla belirleme serbestisine sahiptir (Ergin Nomer, Vatandaşlık Hukuku, Filiz Kitabevi, 2002, s. 5). Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. maddesinde, "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir." hükmü yer almaktadır. Devletin bu konuda, hükümranlık (egemenlik) hakkına dayanan geniş takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. Bununla birlikte, idare hukukuna göre, idarelerin, bir idari işlemi tesis edebilmesi için hukuken korunabilir ve hukuka uygun bir nedeni olması gerekmektedir. Bu neden, idari işlemlerin sebep unsurunu oluşturur. Gerek yargısal kararlarda, gerekse doktrinde sebep unsuru, idari işlemin dışında, idari işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdare tesis ettiği işlemi, "gerçek ve hukuka uygun" sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin "gerçek" olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; "hukuka uygun" olması ise, idarenin işlemi dayandırdığı sebebin, kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir. İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleyici veya bireysel işlemi yapan idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğunu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konularında ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları, idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir. Yukarıda yer verilen vatandaşlık mevzuatına ilişkin hükümler bu çerçevede incelendiğinde; hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği açıktır. Bu doğrultuda, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında Cumhurbaşkanı kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınan davacıya yönelik bu kararın, anılan Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca kararı veren makam tarafından geri alınmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak kararın geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Diğer taraftan, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alma işleminin tesis edilebilmesi için, "hukuki şartlar oluşmadan" ya da "mükerrer olarak verilmiş" bir vatandaşlığa alınma kararının bulunması gerektiği açıktır. "Hukuki şartların oluşmadığı"ndan söz edilebilmesi için ise, kişinin Türk vatandaşlığına engel halinin, (varlığı sonradan öğrenilse dahi) vatandaşlığa alınma işleminin tesis edildiği tarihte veya öncesinde mevcut olan bir hukuki ve/veya maddi olguya dayanması gerekmekte; Türk vatandaşlığının kazanılmasından sonra gerçekleşen yeni hukuki ve/veya maddi olguların, geçmiş (Türk vatandaşlığının kazanılmasından önceki) dönemle bağlantılı olmadığı sürece, vatandaşlığa alınmaya esas "hukuki şartların oluşmadığı" şeklinde yorumlanması mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla "hukuki şartların oluşup oluşmadığı"nın tespiti, kural olarak, kişinin Türk vatandaşlığına alındığı tarih itibarıyla yapılmalıdır. Uyuşmazlıkta, davalı idarelerin savunma dilekçeleri ve Dairemizin 27/03/2024 tarihli ara kararına cevaben davalı idareler ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu işlemin gerekçesini, davacının Türk vatandaşlığı kazanmak için satın aldığı taşınmaza, yani yaptığı yatırıma ilişkin döviz alım belgelerinin gerçeğe aykırı düzenlendiğinin tespiti üzerine taşınmaz yatırım tespit (tapu uygunluk) belgesinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü II. (İstanbul) Bölge Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle iptal edilmesinin oluşturduğu anlaşılmaktadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak Türk vatandaşlığının kazanılabilmesi için, öncelikle bu maddede atıfta bulunulan 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 31. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde aranan koşulu taşımak gerektiği açıktır. Bahse konu kurala göre, kısa süreli ikamet izni alabilmek ve Türk vatandaşlığını kazanma başvurusunda bulunabilmek için, Türkiye’de çalışmayan yabancının, Cumhurbaşkanınca belirlenecek kapsam ve tutarda yatırım yapması zorunludur. Yatırımın kapsam ve tutarına ilişkin koşul ve kurallar, Cumhurbaşkanınca, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 20. maddesi ile belirlenmiş; bu yatırımın taşınmaz mal satın almak suretiyle yapılmasına ilişkin diğer detaylar ise, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Genelgeleri ile düzenlenmiştir. Dolayısıyla, Türk vatandaşlığının, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazanılabilmesinin ön koşulunun, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri ile belirlenen tutar ve koşullarda, gerçeğe ve hukuka uygun bir şekilde yatırım yapmak olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Somut olayda, her ne kadar davacı adına, satın almış olduğu taşınmazın Türk vatandaşlığının kazanılması bakımından uygun bulunduğuna dair 05/04/2022 tarihli ve 4610131 sayılı taşınmaz yatırım tespit (tapu uygunluk) belgesi düzenlenmiş ise de, anılan yatırıma esas döviz alım belgelerinin gerçeğe aykırı düzenlendiğinin sonradan tespiti üzerine, taşınmaz yatırım tespit (tapu uygunluk) belgesinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü II. (İstanbul) Bölge Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle iptal edildiği ihtilafsız olup, davacı tarafından bu işleme karşı dava açılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının Türk vatandaşlığını yatırım yoluyla kazanmaya yönelik ön koşulu sağlamadığı ve bu durumun -sonradan öğrenilse dahi- vatandaşlığa alınma işleminin tesis edildiği tarihten önce mevcut olan bir maddi olguya dayandığı anlaşıldığından, davacının Türk vatandaşlığına alınmasına dair Cumhurbaşkanı Kararının "hukuki şartlar oluşmadan verildiğinin sonradan anlaşılması" nedeniyle geri alınmasına yönelik dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın daha önce talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.