Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2022/6379 E. 2025/7165 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2022/6379
- Karar No
- 2025/7165
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/6379 Karar No : 2025/7165
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... VEKİLİ : Av. ...
DİĞER MÜDAHİL : ... Şirketi VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- .... 4- ... 5- ... Adına ... ve ... 6- ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davalı idare ile davalı yanında müdahil ... tarafından kabule ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından; müvekkillerinin yakını ...'ın soluk borusuna fasulye kaçması sonucu vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık anne ... için 50.000,00 TL (miktar artırımı sonrası 146.456,10 TL) maddi ve 220.000,00 TL manevi, baba ... için 40.000,00 TL (miktar artırımı sonrası 54.972,33 TL) maddi, 240.000,00 TL manevi, kardeş ... için 130.000,00 TL manevi, kardeş ... için 80.000,00 TL manevi, babaanne ... için 50.000,00 TL manevi, dede ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacılar yakınının ölümünün yabancı cisim (fasulye tanesi) aspirasyonu sonrası gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği ancak yabancı cisim aspirasyonu şüphesi olan hastanın 07/10/2016 saat 18.49'da ilk müracaatından sonra, bronkoskopi yapılması için sevki veya takip edilmesi gerekirken eve gönderilmesinin uygun olmadığı görüşüne istinaden acil serviste ilk müdahaleyi yapan müdahil Dr. ...'nın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı, tıbbi uygulama hatasının ölüm üzerine etki derecesinin 4/8 oranında olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu kanaatine varıldığı, meydana gelen zararlardan idarenin tazmin sorumluluğunu doğuracak koşulların gerçekleştiği, davacıların maddi tazminat talepleri bakımından, dava dilekçesinde; davacı anne ... için 50.000,00 TL maddi tazminat ve davacı baba ... için 40.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 90.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 11/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği, 08/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı idarenin tam kusurlu olması durumu bakımından maddi tazminat miktarının; davacı anne için 146.456,10 TL olarak belirlendiği, davacı baba için 54.972,33 TL olarak belirlendiği, Adli Tıp Kurumu raporuyla; acil serviste ilk müdahaleyi yapan müdahil Dr....'nın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı, tıbbi uygulama hatasının ölüm üzerine etki derecesinin 4/8 oranında olduğunun tespit edildiği, bu bakımdan davalı idarenin kusur oranının %50 olduğu anlaşılmakla bilirkişi raporu doğrultusunda davalı idarece davacı anne ... için %50 kusur oranına göre belirlenen 73.228,05 TL'nin davalı idare tarafından davacı anne ...'a ödenmesi, davacı baba ... için %50 kusur oranına göre belirlenen 27.486,17 TL maddi tazminatın davacı baba ...'a ödenmesi gerektiği, manevi tazminat talebine ilişkin yapılan inceleme sonucunda ise, olayda, müteveffa ...'ın vefatı nedeniyle vefat eden kişinin bebek yaşta vefat etmesi, anne ve baba için üzüntüye neden olacağının açık olması karşısında, mütevaffanın; annesi davacı ... için; 220.000,00 TL manevi tazminat talebinin 150.000,00 TL kısmının kabulü ile başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, baba ... için 240.000,00 TL manevi tazminat talebinin 150.000,00 TL kısmının kabulü ile başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin ise reddine, kardeş ...'ın manevi tazminat talebinin 60.000,00 TL'ye ilişkin kısmının kabulü ile başvuru tarihi olan 08/11/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısmının reddine, kardeş ...'ın manevi tazminat talebinin 60.000,00 TL'ye ilişkin kısmının kabulü ile başvuru tarihi olan 08.11.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısmının reddine, ...'ın 30.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulü ile başvuru tarihi olan 08/11/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, dava devam ederken vefat eden davacı ... için davayı devam ettiren davacı ... ve davacı ...'ın manevi tazminat talebinin 20.000,00 TL'ye ilişkin kısmının kabulü ile başvuru tarihi olan 08.11.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, manevi tazminat taleplerinin kalan kısımlar yönünden reddine sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; tarafların ve müdahil ...'nın istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, hizmet kusurunun bulunmadığı, doktor ... tarafından gerekli müdahalelerin zamanında yapıldığı, hastada bulgu saptanmadığı, fasulyenin gastrointestinal sisteme geçmiş olduğu düşünülerek hasta yakınlarına gerekli bilgilendirmeler yapılarak Dr. ... tarafından hastanın eve taburcu edildiği, hastanın tanı ve tedavi aşamalarında doktorun ihmalinin olmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğu, davalı yanında müdahil ... tarafından, dava dilekçesi ekindeki Adli Tıp Kurumu raporunun kendisine tebliğ edilmediği, dava konusu olayda kusurunun bulunmadığı, hastaya zamanında müdahale ettiği, hastanın muayenesinde solunum sıkıntısı, hırıltısı ile birlikte dinleme bulgusunda sağ akciğerde solunum seslerinin azaldığını görünce tekrar akciğer grafisinin istendiği, hastanın durumundan anestezi uzmanı nöbetçi doktoru haberdar ettiği, hastanede pediatri uzmanı olmadığı için danışamadığı, bilirkişi raporuna yaptığı itirazın dikkate alınmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının oldukça yüksek olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Temyize konu kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminine ilişkin kısmının incelenmesi:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını müteveffa ...'ın soluk borusuna fasulye kaçması sonucu 07/10/2016 tarihinde Tavşanlı Doç.Dr.Mustafa Kalemli Devlet Hastanesi acil servisine götürüldüğü, buradaki görevli doktor tarafından yapılan ilk müdahalesi sonrası herhangi bir sorun gözükmediği gerekçesi ile taburcu belgesine nefes almasında zorluk veya morarma olması halinde hemen acil servise gelinmesi belirtilerek taburcu edildiği, ertesi gün gece yarısı tekrar rahatsızlanması nedeniyle aynı hastaneye götürülmesi üzerine akciğerlerde sorun olduğu, ameliyat edilmesi gerektiği belirtilerek başka hastaneye sevkinin gerekmesi nedeniyle hastane arayışına girildiği ve gece saat 04.40'da sevkine başlandığı, tedavisi devam etmekte iken 11/10/2016 tarihinde vefat ettiği, bunun üzerine davacılar tarafından, yakınlarının ölümünde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "..Yabancı cisim aspirasyonu şüphesi olan hastanın 07.10.2016 saat 18.49'da ilk müracaatından sonra, bronkoskopi yapılması için sevki veya takip edilmesi gerekirken eve gönderilmesinin uygun olmadığı, dolayısıyla; Dr....'nın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı, tıbbi uygulama hatasının ölüm üzerine etki derecesinin 4/8 oranında olduğu, aynı hastaneye 08.10.2016 tarih ve saat 02.30'da ikinci müracaatında hastada yabancı cisim aspirasyonu tespit edilip anestezi uzmanı ile birlikte hastanın tedavisinin yönetilmesi ve 112 aracılığıyla sevkinin sağlanması, sevk sırasında anestezi uzmanının eşlik ettiği dikkate alındığında; ikinci gelişteki uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde hastanın hemen bronkoskopiye alındığı, bronkoskopi sırasında arrest olan hastaya uygun müdahalenin yapıldığı, dolayısıyla bu hastanede yapılan takip ve tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu, Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ'in İkinci maddesinde hastaların acil servisten diğer sağlık tesislerine sevk ve nakil esasları açıkça düzenlenmiş olup buna göre; yeterli şartların sağlanamadığı ve ileri tetkik ve tedavi için başka bir sağlık tesisine sevk gerektiren hallerde hastanın sevk edileceği sağlık tesisinin belirlenmesi, sağlık tesisleri arasındaki hasta sevk ve nakil işlemlerinin koordinasyonundan ve yürütülmesinden 112 KKM yetkili ve sorumlu olduğunun belirtildiği, hastanın sevkine karar verilip kriz kordinasyon merkezinin arandığı, bu aşamadan sonra yakın hastaneler aranarak uygun tedavi ve yatış için yer arandığı, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde uygun yer ve müdahale şartları bulunması üzerine hastanın 112 ambulans servisi aracılığıyla uygun şartlarda naklinin sağlandığı; dolayısıyla davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı..." yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece, anılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli olması ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacılar yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacıların manevi zararının, yukarıda aktarılan ilkeler gözetilerek, davacılar yönünden manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, davalı idare yönünden ise hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede belirlenecek manevi tazminat miktarının ödenmesine karar verilmesi suretiyle karşılanması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, manevi tazminat miktarının benzeri olaylarda hükmedilen manevi tazminattan yüksek belirlenmesini gerektiren farklı ve özel bir sebebin bulunmadığı, bu haliyle davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu görülmekte olup; manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alındığında, hükmedilecek manevi tazminat miktarının yeniden belirlenmesi gerektiğinden, temyize konu kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamıştır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin ve davalı yanında müdahil ...'nın temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının maddi tazminat istemine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.