Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2022/2388 E. 2025/5534 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2022/2388
- Karar No
- 2025/5534
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/2388 Karar No : 2025/5534
DAVACILAR : 1- ... Derneği 2- ... Derneği 3- ... Derneği VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde yer alan "mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak" ibaresinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının, 2. fıkrasının 2. cümlesinin ve 3. fıkrasının, 6. ve 7. maddelerinin, 8. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin, 4. ve 7. fıkralarının, 9. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin, aynı fıkranın (g) bendinde yer alan "kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyetine uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin, 12. maddesinin 2. fıkrasının ve 4. fıkrasının 3. cümlesinin, 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının, 15. ve 17. maddelerinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla; anılan Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun eksik düzenleme nedeniyle; anılan Yönetmeliğin tamamının ise hukuka aykırılığı iddia edilen maddelerin iptali halinde uygulama olanağı kalmayacağı ve sağlık hizmetlerinin gereklerine ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACILARIN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Yönetmeliğin, emredici üst hukuk normlarına, hekimlik meslek etiği kurallarına ve hasta haklarına ilişkin düzenlemelere aykırı bir biçimde, sağlık hizmetinin, bugüne kadar hukuki, tıbbi ve etik kurallar uyarınca belirlenen sunulma ve örgütlenme biçimini bütünüyle değiştirdiği, uzaktan sağlık hizmetlerine, yüz yüze sağlık hizmetleri gibi her türlü sağlık hizmeti için kullanılabilecek bir sistem olarak izin verildiği, hastaların ve sağlık çalışanlarının haklarını güvenceye alacak, uzaktan sağlık hizmetinin risklerini ortadan kaldıracak ölçütlerden yoksun olduğu, sağlık hizmetinin yasal dayanağı olmayan bir sunuluş biçimini somut sınırlar öngörmeksizin olağan hale getirdiği, yararlılığı kanıta dayalı bilimsel çalışmalarla ortaya konulmadan, düzenleyici işlem etki analizi yapılmadan, dünyada yapılan düzenlemeleri dikkate almadan, sebep ve amaç unsurlarına aykırı olarak yürürlüğe konulduğu, uzaktan sağlık hizmetinin de hukuka uygunluk koşulunun mesleki yükümlülüklere ve standartlara (Hekimlik Meslek Etiği Kuralları, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü) uygunluk olduğu, hekimlerin bu sisteme nasıl karşılık vereceği, teknolojik sistemleri kullanmaya dair bilgi düzeylerinin ne olduğu, hastalarına uzaktan sağlık hizmetini nitelikli şekilde sunabilmek için neler yapmaları gerektiğinin de bilimsel araştırmalara, olgulara, Türkiye’deki tıp eğitiminin koşullarına uygun şekilde ortaya konulmadığı, uluslararası tıp örgütlerince de uzaktan sağlık hizmetinin ancak, kanıta dayalı şekilde her yönden etkilerinin ortaya konması halinde uygulanabilir olduğunun vurgulandığı, Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesine aykırı şekilde, Türk Tabipleri Birliği ile tıpta uzmanlık derneklerinden görüş alınmadığı, uzaktan sağlık hizmetlerinin yararlı olabileceği varsayımı üzerine Yönetmeliğin yürürlüğe konulduğu, gerekli araştırma yapılmaksızın uzaktan sağlık hizmetlerinin olağan sağlık hizmetlerinin bir parçası haline getirilmesinin Türk Ceza Kanunu'nun 90. maddesinde düzenlenen insan üzerinde deney suçunu gündeme getirdiği, idari düzenlemenin sebep unsurunu sakatladığı, konunun hastaların yaşama ve sağlık hakkıyla, sağlık çalışanlarının da çalışma hakkıyla yakından ilgili olduğu, temel hak ve özgürlüklerin kullanımını değiştiren ve sınırlayan bir hizmet sunum biçiminin genel çerçevesi ve kurallarının, Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca kanunla düzenlenmesinin gerektiği, dayanak düzenlemelerin de uzaktan sağlık hizmetlerinin sunumuna ilişkin herhangi bir norm içermediği, yalnızca Sağlık Bakanlığının idari düzenleme ve denetleme yetkilerini belirlediği, her türlü sağlık hizmetinin uzaktan sunumuna somut ölçütler getirmeksizin izin veren 7. maddenin, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olduğu, dava konusu düzenlemede “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli” olarak değerlendirilen, koruyucu, tedavi edici ve sağlığı geliştirici bütün sağlık hizmetlerinin uzaktan verilebileceğinin düzenlendiği, sağlık hizmetlerinin türleri ve bunların gerekliliklerine göre bir ayrım yapılmadığı, bir ölçüt belirlenmediği, soyut bir ifadeyle tüm sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulmasına imkan sağlandığı, düzenlemenin sağlık hizmetlerinin gerekleri ve mevcut tıbbi standartlarla bağdaşmadığı, düzenleme ile hangi hizmetlerin uzaktan sunulabileceğinin bütünüyle sağlık kuruluşlarının takdirine bırakıldığı, uygulayıcılara yön gösterici ölçütlerin belirlenmediği, söz konusu eksikliğin, hastaların yaşama hakkını tehdit ettiği, hekimleri hukuki güvenliğin ortadan kalktığı bir bilinmezliğe sürüklediği, uygulamada yeknesaklık oluşmasını imkansız kıldığı, bununla birlikte, düzenlemenin önceden sağlık kuruluşuna başvurmamış, muayenesi yapılarak tanısı konmamış, sağlık sorunu ile ilgili ilk defa başvuran kişilere uzaktan sağlık hizmeti verilmesine, teknolojik imkanların elvermesi ve Bakanlıktan izin alınması koşuluyla, Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri uzaktan sunulmasına, e-reçete ya da e-rapor yazılmasına imkan sağladığı, sayılan bu hizmetlerin tıbbi standartlara uygunluğunun hasta ile hekimin yüz yüzeliğini gerektirdiği, uzaktan sunumuna imkan verilen tıbbi hizmetlerden bir kısmının hekim ile hastanın fiziki olarak bir araya gelmesini, yüz yüze olmasını gerektirdiği, bunlardan başlıcasının, fizik muayene ve anamnez olduğu, fizik muayene ve anamnezin, tıbbın çekirdek eğitim programında yer aldığı, hasta ile hekim arasındaki güven ilişkisinin asli unsurunu oluşturduğu, Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 23. maddesinde hekimin acil vakalar gibi zorunlu durumlar dışında, hastasını bizzat muayene etmeden tedavisine başlayamayacağının düzenlendiği, fizik muayene ve anamnezin özellikleri gözetilerek bunların uzaktan sağlık hizmeti sunumuyla nasıl bağdaşacağının düzenlenmemesinin, nitelikli sağlık hizmetinin gereklerine aykırı düştüğü, bu haliyle hastalara sunulan sağlık hizmetinde tanı atlanmasına, hekim ile hasta arasındaki güven ilişkisinin oluşmamasına ve hastaların sağlık hakkının ihlal edilmesine neden olabileceği, hastaya ilaç reçete edilmesinin ise Hekimlik Meslek Etiği Kurallarından yararlılık ve "önce zarar verme" ilkesinin hayata geçirilmesiyle yakından ilgili olduğu, dolayısıyla hekimin hastasına rapor ve reçete yazabilmesinin, bizzat fizik muayene yapması ve anamnez almasının ardından faydalılık değerlendirmesi yapmasıyla mümkün olduğu, bu nedenle ilaç reçete edilmesi usulünün de ayrıca belirlenmesinin zorunlu olduğu, bunun yanı sıra, uzaktan cerrahi girişimde bulunulmasının, mevcut tıbbi literatüre ve standartlara aykırı olduğu, ancak dünyada ve Türkiye’deki mevcut teknolojik altyapının henüz uzaktan, teknolojik yöntemlerle cerrahi girişimde bulunulmasına imkan sağlamadığı, mevcut bilgiler ışığında yalnızca gelecekte, uzaktan cerrahi girişimde bulunulmasının ihtimal dahilinde görüldüğü, Yönetmeliğin 1. maddesinde amacının, sağlık hizmetlerinin mekandan ve coğrafyadan bağımsız olarak sunulmasını sağlamak olduğunun belirtildiği, ancak sağlık hizmetlerinin Anayasa, uluslararası sözleşme ve kanunlarla öngörülen örgütleniş biçiminin, mekan ve coğrafyayla bağ kurulacak şekilde oluşturulduğu, sağlık kuruluşlarının mekan özelliklerine, yer seçimleri ve bina durumlarının ne olması gerektiğine ayrıca önem verildiği, bu haliyle hukukumuzda sağlık hizmetlerinin, “mekana ve coğrafyaya” bağlı şekilde düzenlendiği, dava konusu Yönetmeliğin uygulamayı somut olarak göstermediği, hukuki güvenliği ortadan kaldırdığı, yarattığı belirsizlikle hukuki olarak daha güvencesiz bir hal oluşturulduğu, uzaktan sağlık hizmetlerinde kullanılacak bilgi sisteminin ve uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık kuruluşunun sağlaması gereken kriterlerin Yönetmelikte düzenlenmediği, daha sonrasında Bakanlıkça belirleneceğinin belirtildiği, bu konudaki tüm düzenleme yetkisinin yönergeye bırakıldığı, uzaktan sağlık hizmeti sunabilmek için, Bakanlığın tescil ettiği bilgi sistemlerinin kullanılması ve Bakanlıktan izin alınması zorunluluğunun getirilmesi karşısında kişilerin bu zorunluluğu yerine getirebilmek için üstlendikleri yükümlülükleri bilebilmesinin hukuki güvenliğin sağlanabilmesi için zorunlu olduğu, Resmi Gazete’de yayınlanmayan ve kamunun aydınlatılması işlevi görmeyen yönergelerle hukuki güvenlik ilkesinin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle anılan maddelerin noksan düzenleme nedeniyle iptal edilmesinin gerektiği, “gerekli durumlarda” kişiye bir sağlık kuruluşuna fiziken müracaat etmesinin önerilebileceğinin belirtildiği, “gerekli durum”dan kastın ne olduğu, hekimlerin gerekli durumu nasıl, hangi ölçütlere dayanarak tespit edeceği, “gerekli durum”ların kişiler yönünden öngörülebilir olmasının nasıl sağlanacağı hususlarının açıklanmadığı, uzaktan cerrahi girişimlerin yapılmasının mümkün kılındığı, bu cerrahi girişimlerin ne olacağının da daha sonra Bakanlıkça belirleneceğinin ifade edildiği, uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen sağlık tesisinin izin almak üzere başvuru yapmasının ardından Müdürlük nezdinde oluşturulan komisyonun “gerekli gördüğü durumlarda” yerinde inceleme yapacağının belirtildiği, bunun haricinde Komisyonun inceleme ölçütlerine ilişkin hiçbir belirleme yapılmadığı, yerinde denetimin muğlak bir şarta bağlanmasının eksik düzenleme içerdiği, Bakanlığa bağlı sağlık tesislerine Bakanlığın resen uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izni verebileceğinin belirtildiği, ancak hangi usulün işletileceğinin, denetimin ve ölçütlerin nasıl yapılacağının açıklığa kavuşturulmadığı, uzaktan sağlık hizmeti sunumunda hastanın “sunulacak sağlık hizmetinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde” bilgilendirileceğinin ifade edildiği, bu ölçünün ne olduğunun, kim tarafından nasıl belirleneceğinin, uygulayıcıların hangi kıstasları esas alacağının aydınlığa kavuşturulmadığı, sağlık tesisinin, uzaktan sağlık hizmeti kapsamında hizmet alan kişinin kimliğini doğrulamaya yönelik “gerekli tedbirleri alacağı”nın düzenlendiği, bu tedbirlerin asgari olarak ne içermesi gerektiğinin belirlenmediği, uzaktan sağlık hizmeti sunan sağlık kuruluşunun hastanın kişisel verilerinin korunması için gerekli her türlü idari ve teknik tedbiri alacağının ifade edildiği, ancak uzaktan sağlık hizmetiyle işlenecek verilen özel nitelikte kişisel veriler olduğu gözetilerek bu tedbirlerin ne olduğunun belirlenmediği, Kişisel Verileri Koruma Kurulunca sağlık hizmeti sunucularının özen ve sır saklama yükümlülüğünü yerine getirmesine imkan sağlayacak ölçütlerin düzenlenmediği, Yönetmelikte, uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi almış olan sağlık tesislerinin, faaliyet alanları kapsamında uzaktan sağlık hizmeti sunabileceğinin düzenlendiği, uzaktan sağlık hizmeti sunumunun yurtdışına yapılıyor olması halinde de Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından kaydedilmeyen tıbbi cihazların kullanılmasına izin verildiği, bunun sağlığa uygunluğu bilinmeyen tıbbi cihazların kullanılabileceği anlamına geldiği, sağlık turizmi kapsamında sunulan sağlık hizmetinin, yüz yüzeliğe dayalı asli biçiminden, bütünüyle uzaktan hale dönüştürülmesinin tıbbi standartlara ve mesleki yükümlülüklere aykırı olduğu, Yönetmeliğin uygulanması sonucunda ortaya çıkan sonuçlarda sorumlulukların paylaştırılmasında Bakanlığın yetkili olduğu, Bakanlığın bu paylaşımı hangi ölçütler üzerinden yapacağının, nasıl bir yapılanma oluşturacağının, tek kişinin mi yoksa bir komisyonun mu görevlendirileceğinin, komisyonda kimlerin olacağının, nasıl görevlendirileceklerinin, görev sürelerinin, karar alma usulünün ne olacağının, uzmanlık dalları yönünden özelleştirmenin nasıl yapılacağının belirsiz bırakıldığı, Yönetmelikte sağlık tesisinin kişiyi uzaktan sağlık hizmeti almaya zorlayacak şekilde bir organizasyon yapması yasaklanmasına rağmen bu yasağa karşılık yaptırım öngörülmediği, Yönetmelikte, hekimlerin çalışma koşullarını, özel hayatlarının korunmasını, dinlenme haklarını kullanmalarını güvence altına alacak hiçbir düzenleme yapılmadığı, ayrıca hastaların uzaktan sağlık hizmetiyle edinilen sağlık verilerinin, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nunda özel nitelikte kişisel veri olarak adlandırılarak ayrı bir korumaya tabii tutulduğu, sağlık verilerinin kişinin rızası olmaksızın Bakanlığa aktarılmasının, özel hayatın gizliliği hakkına müdahale oluşturduğu, Yönetmeliğin, uzaktan sağlık hizmetiyle edinilen verilerin Bakanlığa aktarılmasına neden ihtiyaç duyulduğunu, böyle bir sınırlamanın genel sağlık için zorunlu bir toplumsal ihtiyaca nasıl yanıt verdiğini, özel hayatın gizliliği hakkını ihlal etmeyecek, daha elverişli bir yolun neden bulunmadığını ortaya koymadığı, Bakanlığa aktarılacak verilerin tam olarak neler olduğu, nasıl, hangi güvencelerle, hangi sınırlar dahilinde işleneceği, 3. kişilere aktarılıp aktarılmayacağı, hastaların bu bilgileri vermeye neden mecbur tutulduğu, rıza göstermemeleri halinde ne yapılacağı, bilgilerin ne kadar süreyle, hangi koşullar altında saklanacağı, süre dolduğunda nasıl silineceği, keyfiyete karşı nasıl bir koruma sağlandığı hususlarının Yönetmelikte yer almadığı, uzaktan sağlık hizmeti alan hastaların verilerini Sağlık Bakanlığına aktarmaya imkan sağlayan bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı, Yönetmelikle, hekimlerin Hasta Hakları Yönetmeliği, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ve Hekimlik Meslek Etiği Kuralları gereği üstlendiği sır saklama yükümlülüğünün de ihlal edildiği, bu haliyle dava konusu Yönetmeliğin, ölçülülük unsurunu taşımadığı, benzer bir davada, davalı idarenin muayenehane hekimlerinin hastalarına ait kişisel ve sağlık bilgilerini merkezi veri sağlık sistemine girmelerini talep ettiği genel yazının yürütmesinin Danıştay Onuncu Dairesinin 23/12/2021 tarih ve E:2021/2698 sayılı kararıyla durdurulduğu, geçmişte özel sağlık kuruluşlarındaki hasta verilerine erişmek amacıyla getirilen diğer düzenlemelerin de Danıştay tarafından birçok kere hukuka aykırı bulunarak iptal edildiği, uzaktan sağlık hizmetine ilişkin bilgi ve belgelerin, herhangi bir sınırlama getirilmeksizin, sağlık verileri hariç tutulmaksızın, hastanın onamı alınmaksızın Bakanlığa aktarılmasını öngören Yönetmelik hükümlerinin de bütünüyle hukuka aykırı olduğu, Yönetmeliğin hukuka aykırı maddelerinin iptali halinde uygulanması olanağı kalmayacağından ve bir bütün olarak hukuka ve sağlık hizmetlerinin gereklerine aykırı olması nedeniyle tamamının iptaline karar verilmesinin gerektiği iddia edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, davacı Birliğin, Yönetmeliğin üyeleri ile ilgili olmayan kısımlarının iptalini istemede menfaati bulunmadığından, bu kısımların öncelikle subjektif ehliyetten reddi gerektiği; esas yönünden, sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbi teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek maksadıyla hazırlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin, 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu, covıd-19 pandemisi ile birlikte Bakanlıklarınca geliştirilen “Dr. e-Nabız” isimli proje ile covid-19 tanısı almış veya temaslı olması sebebiyle dışarı çıkamayan vatandaşlara hekimleri ile bilişim sistemleri aracılığıyla görüşme imkanı tanındığı, yine pandemi döneminde RUHSAD ile Özel Çocuklar Destek Sistemi mobil uygulamasının kullanıma açıldığı, Bakanlıklarının sağlık bilişimi uygulamaları konusunda tecrübesinin bulunduğu, bu uygulamaların sonuçlarının etkinliğinin anlaşıldığı, ülkemizde kamu hizmetlerinin sunumunda dijitalleşmeyi sağlamaya yönelik olarak Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisinin (CBDDO) kurulduğu, dijitalleşme ile kamu hizmetlerinden yararlanmada eşitlik ve kamu hizmetinin sürekliliği ilkelerinin sağlamlaştırıldığı, sağlık hizmetinin dijital ortamda gerçekleştirilebilmesinin, tüm vatandaşlara bu hizmetten ikametgahından, bulunduğu coğrafyadan bağımsız olarak eşit erişim imkânı sunduğu; Yönetmeliğin 5. maddesinin uzaktan sağlık hizmetinin güvenli yazılımlar aracılığıyla gerçekleştirilmesini sağladığı, pandemi döneminde sağlık tesislerince kullanılan sunucuların görüldüğü, bunlar sağlık verisini işlemek amacıyla tasarlanmadığından ciddi güvenlik açıklarının olabildiği, sağlık hizmeti sunumunda kullanılacak uygulamaların Bakanlık tarafından denetlenmemesi halinde hasta mahremiyetine aykırı sonuçlar doğmasının muhtemel olduğu, bu olumsuz sonuçların önüne geçmek amacıyla uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari özelliklerin Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenerek ilan edileceğinin belirtildiği, anılan asgari özelliklerin, teknolojik gelişmelere ve çağın gereklerine göre Genel Müdürlük tarafından güncellenebileceği, kamuoyuna Bakanlığın resmi internet sitesinden ilan edileceği, güncellemelerin de aynı şekilde duyurulacağı, bu doğrultuda uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari özelliklerin Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenerek 13/05/2022 tarihinde kamuya duyurulduğu, uzaktan sağlık bilgi sistemi geliştiricilerine yönelik kılavuzun da aynı şekilde kamuoyuna ilan edildiği, Sağlık Bilgi Sistemleri tarafından belirlenen asgari standartları içeren dokümanların, hasta mahremiyetini en üst düzeyde korumak, kötü niyetli kişilerin hasta verilerine erişimini engellemek, hastaların bilişim suçlarına maruz kalarak mağduriyet yaşamalarını engellemek adına yazılımlara ilişkin güncel güvenlik standartları içerdikleri, bir yazılımın sahip olması gereken asgari özelliklerin Yönetmelik ile düzenlenmesi halinde belirlenen asgari güvenlik standartlarının hızlıca çağın gerisinde kalabileceği, bunun yerine Yönetmelik ile ana çerçevenin çizildiği, sınırların belirlendiği, teknolojik gelişmelere bağlı olarak düzenli revize edilmesi gereken dokümanların ise Yönetmelikte belirlenen bu çerçeve içerisinde kalmak kaydıyla Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından güncellenebileceği ve kamuya ilan edileceği, bu yöntemin, tamamıyla hasta verisini ve mahremiyetini en yüksek seviyede korumaya yönelik olduğu, aksi halde güncelliğini yitirecek yazılımların siber saldırganlara karşı savunmasız hale geleceği, sağlık hizmeti yararlanıcıları ve kamunun telafisi imkânsız zararlar göreceği, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 358. maddesi ile Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğüne uzaktan sağlık bilgi sisteminin sahip olması gereken asgari özellikleri belirleme görev ve yetkisinin verildiği, yürürlükteki mevzuatta uzaktan sağlık hizmetleri yoluyla reçete ve rapor düzenlenemeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, Dünya Sağlık Örgütünün de her ülkenin tele sağlık hizmetlerini kendi sağlık sistemine entegre ederken hizmetin kapsamına, bu hizmetin ulaşmak istediği hasta grubuna, bu hizmetle varılmak istenen çıktılara kendisinin karar vermesinin gerektiğini vurguladığı, dünyada pek çok ülkede uzaktan sağlık hizmeti yoluyla kişilere reçete ve rapor yazılabildiği, 7. maddede belirtilen uzaktan sunulabilecek hizmetlerin örnekleyici nitelikte olmadığı, tahdidi nitelikte olduğu, dolayısıyla yorum yoluyla genişletilemeyeceği, burada tanımlanan hizmetler haricindekilerin uzaktan sunulmasının mümkün olmayacağı, ayrıca sayılan hizmetlerin de ilave değerlendirmeye tabi tutulmasının, somut olayın durumuna göre niteliğinin uzaktan sağlığa elverişli olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, “niteliği itibarıyla elverişlilik” kriteri sebebiyle hastanın yaşam hakkını ve vücut bütünlüğünü korumak, kaliteli sağlık hizmeti sunmak maksadıyla hükmün daraltılabileceği, kaldı ki Yönetmeliğin 14. maddesi ile uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetlerinin kapsamının keyfi şekilde genişletilmesi için önlem alındığı, hekimin mesleki yetkinliğe sahip, tıbbi bilgiyi haiz bir profesyonel olarak hastanın durumunu, eldeki teknolojik olanakları ve diğer koşulları somut olay özelinde değerlendireceği, “uzaktan sağlık hizmeti sunmaya elverişli olup olmadığına” vicdani kanaatine göre karar vereceği, hekimlerin sahip oldukları görev ve sorumluluklar bakımından, somut olayın gereklerine göre hizmeti uzaktan veya fiziken sunmayı seçecek yetkinlikte olduğu, sağlık meslek mensubunun hastayı sağlık tesisine davet etmeyi seçebileceğinin Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde açıkça düzenlendiği, ayrıca aynı fıkranın (ı) bendi uyarınca görüşme başladıktan sonra hastanın durumunun niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmadığına kanaat getirmesi durumunda da görüşmeyi de sonlandırma yetkisine sahip olduğu, Yönetmeliğin çeşitli maddelerinde kişilerin yüz yüze sağlık hizmeti alma hakkının açıkça güvence altına alındığı, Yönetmelikte kontrolsüz ve ölçüsüzce sunulan bir uzaktan sağlık hizmeti modelinin düzenlenmediği, yüz yüze sağlık hizmetinin uzaktan sağlık hizmeti ile karşılanamayacak özellikleri konusunda tutarlı hükümlere yer verildiği, ayrıca cerrahi ve girişimsel işlemlerin uzaktan sunulmasının bir ihtimal yaşanabilecek bir gelişme olmadığı, yakın zamanda devreye alınabilecek gerçekçi bir yaklaşım olduğu, Bakanlıklarının, sağlık hizmetlerine ilişkin kayıtları tutma, bu kayıtları muhafaza etme ve merkezi bir veri tabarında saklama görev ve yetkisine sahip olduğu, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesinin Bakanlıklarına kişilerin sağlık verilerini toplama ve işleme yetkisini verdiği, bu yetkiyi düzenlerken kişinin özel veya kamu sağlık tesisine başvurması arasında fark gözetmediği, ayrıca bu verilere Bakanlığın ve ilgili kişilerin kendilerinin ya da yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişmesini sağlayacak bir sistem kurma görev ve yetkisinin de bu madde kapsamında tanımlandığı, bu verilerin işlenmesinde kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerinin uygulanacağının ifade edildiği, Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 21/06/2019 tarih ve 30808 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Bakanlıklarının kişisel sağlık verilerini toplamasına ve işlemesine imkân veren bir başka düzenlemenin de 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesinin 3. fıkrasında yer aldığı, sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel verilerin, ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetteri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceğinin hükme bağlandığı, Anayasa Mahkemesinin 28/09/2017 tarih ve E:2016/125, K:2017/143 sayılı kararının da bu yönde olduğu, sağlık hizmeti sunucuları tarafından e-Nabız'a veri gönderilmesine ilişkin emredici hükümleri içeren birçok düzenlemenin bulunduğu, Bakanlıklarınca hukuka uygun olarak işlenen kişisel verilerin güvenliğine ilişkin her türlü teknik ve idari tedbirin alındığının Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları ile sabit olduğu, Bakanlıklarınca alınan teknik ve idari tedbirlerin yeterli olduğuna 11/11/2021 tarih ve 2021/1150 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kurulu Kararında yer verildiği, uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kayıt alınmasının istisnai bir uygulama olduğu, kayıtlara ne hastanın ne de sağlık meslek mensubumun erişiminin bulunduğu, sadece kanunen izin verilen merciler (örneğin mahkemeler, savcılıklar) veya bakanlık müfettişlerinin idari bir soruşturma kapsamında bu kayıtlara erişebileceği, Yönetmeliğin 12. maddesinin son fıkrasına göre, ses veya görüntü kaydı alınabilmesi için her iki tarafın da rızasının alınmasının gerektiği, taraflardan herhangi biri rıza vermez ise kayıt yapılmasının mümkün olmadığı, alınan kayıtların, hasta mahremiyetini en üst düzeyde sağlamak amacıyla on iki ay saklanacağı ve bu sürenin dolması ile birlikte kendiliğinden silineceği, böylece, ses ve görüntü kayıtlarının idari, hukuki, cezai uyuşmazlıklarda kullanılması imkanının olacağı, kişilerin hak arama hürriyetinin korunacağı, bir yandan da hasta mahremiyetinin zarar görmeyeceği, netice itibarıyla dava konusu düzenlemelerin genel olarak hukuka, özel olarak da üst hukuk normlarına, hukukun genel ilkelerine ve hizmetin gereklerine uygun olduğu, hukuka aykırı ve iptali gerektirir bir cihet bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemelerin kısmen iptali, davanın kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı dernekler tarafından, 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 1'inci maddesinde yer verilen "mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak" ibaresinin, 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasının, 2'nci fıkrasının 2'nci cümlesinin ve 3'üncü fıkrasının, 6 ve 7'nci maddelerinin, 8'inci maddesinin 1'inci fıkrasının 1'inci cümlesinin, 4 ve 7'nci fıkralarının, 9'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının 1'inci cümlesinin, aynı fıkranın (g) bendinde yer alan "kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyetine uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 10'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının 1'inci cümlesinin, 12'nci maddesinin 2'nci fıkrasının ve 4'üncü fıkrasının 3'üncü cümlesinin, 13'üncü maddesinin 1 ve 2'nci fıkralarının, 15 ve 17'nci maddelerinin ve Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun iptali istemleriyle açılmıştır. Davalı idare tarafından usüle ilişkin olarak ileri sürülen iddialar yerinde görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek amacıyla yürürlüğe giren 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 2'nci maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3'üncü maddesinin I'inci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarım sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği, hükme bağlanmıştır. Öte yandan; 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan I sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (h) bendinde, sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Söz konusu Kararnamenin 508'inci maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak ve sağlık hizmetinin çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamı, hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesi, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesi, tescil edilmesi, denetlenmesi hususlarında usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda düzenleyici işlemler yapma yetkisine sahip oldukları gibi kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda da takdir yetkisine sahip olup; yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir. Günümüzde insanların yaşam kalitesinin arttırılması ve ihtiyaç olması halinde ulaşılmak istenilen sağlık hizmetinin kişilere hastaneye gitmeden, bilgisayar, tablet ya da akıllı telefon kullanılarak, görüntülü görüşmelerle, sesli ya da yazışma yolu ile sunulması, böylelikle, düzenli aralıklarla hastane ziyaretlerini gerçekleştiremeyen, yeterli zamanı olmayan, kalabalık ortama girmek istemeyen kişilerin sağlık hizmetlerine ulaşmasına olanak tanınması gerektiği kuşkusuzdur. Sosyal Devlet ilkesi gereğince, herkesin hayatını ruh ve beden sağlığı içinde sürdürebilmesini sağlamakla görevli olan Devletin, bu görevini uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık kurumlarından yararlanarak, yerine getireceği açıktır. Bununla birlikte, yukarıda yer verilen 3359 sayılı Kanunun 9 ve ek 11'inci maddeleri, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355 ve 508'inci maddelerine dayanılarak çıkarılan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlıklı insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir. Mevzuatla davalı idareye tanınan planlama ve denetleme yetkisi çerçevesinde, planlamanın işlevsiz kalmasının önlenmesi, istihdamda belirliliğin sağlanması, uzaktan sağlık hizmeti sunulması yoluyla teşhis ve tedavisi yapılan hastaların ve bu hizmeti sunan hekimlerin takibinin ve denetiminin yapılabilmesi ve bu faaliyetlerin disipline edilmesi, böylece hasta sağlığının korunması ile suistimallerin önüne geçilmesini teminen, hizmetin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere; uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek, böylelikle, hizmetin sunumunda kolaylık sağlanması amacıyla davalı idareye tanınan takdir yetkisi uyarınca hazırlanan düzenlemelerde kamu yararı, üst hukuk normu ve hizmet gereğine aykırılık görülmemiştir. Yönetmeliğin 9'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının (g) bendinde yer verilen "kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyetine uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12'nci maddesinin 4'üncü fıkrasının 3'üncü cümlesinin, 13'üncü maddesinin 1 ve 2'nci fıkralarının iptali istemine gelince; Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin dava konusu maddeleri kişisel verilerin işlenmesine yönelik olduğundan ve davalı idarenin savunmasında da belirtildiği üzere, davada uygulanacak kural olan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 378'inci maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 26/10/2023 gün ve E:2018/118; K:2023/180 sayılı kararıyla, yetki yönünden Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline ve iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görülerek, yeni düzenleme yapılması için yasama organına süre tanımak amacıyla iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesinin uygun olacağına karar verilmiştir. Bu karar, 27/02/2024 tarih ve 32473 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış, ancak dokuz aylık süre dolmamakla birlikte an itibarıyla henüz yeni bir düzenleme de yapılmamıştır. Her ne kadar, Anayasanın 153'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği; 5'inci fıkrasında ise, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği hükme bağlanmışsa da; Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiği bilinmesine rağmen, görülmekte olan davaların, Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı düşeceğini kabul etmek gerekir. Dava konusu Yönetmeliğin "Hastanın bilgilendirilmesi" başlıklı 9'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında, uzaktan sağlık hizmeti alacak kişinin, uzaktan sağlık hizmeti sunulmaya başlanmadan önce ve sunulacak olan sağlık hizmetinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde hangi konularda bilgilendirileceği sayılmış; aynı fıkranın (g) bendinde, "Tarafların açık rızası olmaksızın uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin ses veya görüntü kaydı alınmasının yasak olduğu; ancak, kişisel sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin mevzuat uyarınca alınan sağlık hizmetine ilişkin kayıtların tutulacağı, kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyete uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" kuralına yer verilmiş; "Kişisel verilerin korunması" başlıklı 12'nci maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti sunumunda hasta mahremiyetinin ve kişisel verilerinin korunmasından hizmeti veren sağlık tesisi ve sağlık meslek mensubu sorumludur. (2) Veri sorumlusu ve veri işleyen sıfatlarını haiz kişiler, bu Yönetmelik kapsamında sundukları hizmetler aracılığıyla elde ettikleri kişisel verileri 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuatına uygun bir şekilde işler, bu verilerin güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü teknik ve idari tedbiri alır ve ilgili kişilere karşı aydınlatma yükümlülüklerini yerine getirirler. (3) Bu Yönetmelik kapsamında sunulan sağlık hizmetleri, her iki tarafın açık rızası olmaksızın görüntülü veya sesli olarak kayıt altına alınamaz, hizmet esnasında fotoğraf çekilemez. (4) Tarafların açık rızası olması hâlinde sunulan uzaktan sağlık hizmetine ilişkin görüntülü veya sesli kayıt alınabilir. Kayıtlar, uzaktan sağlık hizmeti veren sağlık tesisinde veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." kuralı; "Kayıt, bildirim ve iz kaydı" başlıklı 13'üncü maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti kapsamında sağlık tesisine başvuran kişiler için uzaktan sağlık hizmetine ilişkin iş ve işlemler dijital ortamda kaydedilir ve kişisel verilerin korunmasına dair mevzuatta yer alan istisnai düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir. (2) Bakanlık tarafından kurulan kayıt ve bildirim sistemi ile Bakanlıkça yapılacak diğer iş ve işlemlere esas olmak üzere talep edilen bilgi ve belgeler, sağlık tesisleri tarafından Bakanlığa gönderilir. (3) Uzaktan sağlık hizmeti alımı esnasında Bakanlıkça belirlenen iz kaydı bilgileri sağlık tesisi tarafından sağlık tesisinin tabi olduğu mevzuatta belirtilen süre boyunca saklanır." kuralları düzenlenmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2'nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu, 125'inci maddesinde ise, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlerle "sosyal devlet" gereğinin yerine getirilmesi yönünde idarelere Anayasal bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu durumda, Anayasanın 2'nci maddesine göre, bir Hukuk Devleti olarak nitelendirilen Türkiye Cumhuriyeti bireylerinin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyecek keyfi uygulamalara neden olunmaması için kişilere getirilecek yükümlülüklerin yasalarla belirlenmesi şarttır. Öte yandan, Anayasanın 20'nci maddesinde, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayat ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı, ....herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği, belirtilmekle, özel ve aile hayatı ile ilgili Anayasal çerçeve çizilmiştir. 21/01/2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Anayasanın bazı maddelerinde yapılan değişikliklerle yeni bir hükûmet sistemine geçilmiş ve buna bağlı olarak Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiş, 8'inci maddesinde yapılan değişiklikle Bakanlar Kurulu kaldırılarak yürütme yetkisi ve görevi tek başına Cumhurbaşkanına verilmiştir. Anayasa’da Bakanlar Kuruluna verilen görev ve yetkilere ilişkin maddelerde de aynı doğrultuda değişiklik yapılarak daha önce Bakanlar Kuruluna ait olan görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanı tarafından yerine getirilmesi öngörülmüş, 17'nci fıkrasında da, Cumhurbaşkanının yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabileceği, ancak, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler, Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda ve Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamayacağı, hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin Anayasanın 104'üncü maddesinin onyedinci fıkrasında sayılan konu bakımından yetki kurallarına uygun olarak çıkarılması gerektiği açık olup, bu kurallara uyulmaması halinde içeriği Anayasaya aykırılık oluşturmasa bile düzenlemenin Anayasaya uygunluğundan söz edilemeyeceğinden, özel ve aile hayatına saygı hakkını düzenleyen 20'nci maddesindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği yolundaki hüküm ile Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamayacağı yolundaki sınırlama uyarınca da, bu alanın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenmesinin konu bakımından yetki kurallarına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Yönetmelik ekinde yer verilen Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun iptali istemine gelince, 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğinin 14'üncü maddesinde, uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin yasaklar ve sınırlamalar sayılmış, anılan maddenin 1'inci fıkrasının (g) bendinde, "Sağlık tesisi ve/veya sağlık meslek mensubu, randevu alacak kişiyi uzaktan sağlık hizmeti almaya zorlayacak şekilde davranamaz. Randevu programları sağlık hizmeti alan kişilerin sağlık tesisine gelme imkânını zorlaştıracak veya engelleyecek şekilde düzenlenemez. " kuralına yer verilmiş; 16'ncı maddesinde de, uzaktan sağlık hizmetlerinin, şikâyet veya soruşturma hariç olmak üzere Ek-2’de yer alan forma uygun olarak Müdürlük tarafından yılda en az bir defa denetleneceği, özel sağlık tesisleri tarafından sunulan uzaktan sağlık hizmetlerinde bu Yönetmeliğe aykırılık olması durumunda, Ek-2’de yer alan idarî yaptırımların uygulanacağı düzenlenmiş; Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-2 Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formunda, 14'üncü maddenin 1'inci fıkrasının (g) bendindeki yasağa yönelik bir denetim sorusuna ve dolayısıyla da idari yaptırıma yer verilmemiştir. Bakılan davada, sağlık tesisi ve/veya sağlık meslek mensubunun, randevu alacak kişiyi uzaktan sağlık hizmeti almaya zorlayacak şekilde davranamamasına yönelik kuralın, hastaların yararlanmak istediği sağlık hizmeti sunum biçimini kendi iradeleriyle seçebilmelerini sağlamak ve bu alandaki haksız rekabeti önlemek amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, uzaktan sağlık hizmeti sunulan sağlık tesisine ilişkin denetim formunda, sağlık tesisi ve/veya sağlık meslek mensubunca, randevu alacak kişiyi uzaktan sağlık hizmeti almaya zorlayacak şekilde davranılıp davranılmadığına yönelik olarak herhangi bir denetim sorusuna yer verilmemesinin, sağlık tesisine yapılacak denetimler sırasında bu hususun dikkate alınmamasına sebep olacağı, olası bir aykırı davranışın yaptırımsız kalabileceği, iptali istenilen Formda Yönetmeliğin 14'üncü maddenin 1'inci fıkrasının (g) bendindeki yasağa aykırı davranılması halinin yaptırıma bağlanmaması bir eksik düzenleme olduğundan ve hasta sağlığı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğinden, söz konusu düzenlemede de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 9'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının (g) bendinde yer verilen "kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyetine uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12'nci maddesinin 4'üncü fıkrasının 3'üncü cümlesinin, 13'üncü maddesinin 1 ve 2'nci fıkralarının ve ekinde yer alan Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun iptaline; diğer iptal istemleri hakkında ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 25/11/2025 tarihinde, davacıları temsilen Av. ... ve Av. ...'in, davalı Sağlık Bakanlığını temsilen Huk. Müş. Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, davacı tarafından anılan Yönetmeliğin 1. maddesinde yer alan "mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak" ibaresinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının, 2. fıkrasının 2. cümlesinin ve 3. fıkrasının, 6. ve 7. maddelerinin, 8. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin, 4. ve 7. fıkralarının, 9. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin, aynı fıkranın (g) bendinde yer alan "kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyetine uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin, 12. maddesinin 2. fıkrasının ve 4. fıkrasının 3. cümlesinin, 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının, 15. ve 17. maddelerinin hukuka aykırı olduğu iddia edilerek; anılan Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun eksik düzenleme nedeniyle; anılan Yönetmeliğin tamamının ise hukuka aykırılığı iddia edilen maddelerin iptali halinde uygulama olanağı kalmayacağı ve sağlık hizmetlerinin gereklerine ve hukuka aykırı olduğu iddia edilerek iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarenin ehliyet itirazının incelenmesi: Davalı idare tarafından, davacı Derneklerin, Yönetmeliğin, üyeleri ile ilgili olmayan kısımlarının iptalini istemekte menfaatinin bulunmadığı, bu kısımlar yönünden davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükme bağlanmıştır. Davacı Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Dermatoloji Derneği ve Toraks Derneği'nin tüzükleri incelendiğinde, derneklerin amaçları arasında üyesi oldukları uzman hekimlerin mesleki faaliyetleri ve alanları ile ilgili çalışma yapma ve üyelerini temsil etme gibi görevleri üstlenmenin yer aldığı görülmektedir. Dava konusu Yönetmelik hükümleri, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamını, sunulmasına ilişkin usul ve esasları, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verme prosedürlerini, sağlık hizmeti sunumunda veri kaydı, saklanması, aktarılması ve denetlenmesine ilişkin yükümlülükleri düzenlemekte olup, doğrudan hekimlerin mesleki sorumluluk alanlarını, çalışma koşullarını ve tıbbi uygulama süreçlerini etkilemektedir. Bu itibarla, Yönetmeliğin hekimlik mesleğinin genel icrasını ilgilendiren, mesleki faaliyetlerinin çerçevesini belirleyen düzenlemeler içerdiği, bu nedenle davacıların, üyelerinin ortak menfaatlerini ilgilendiren söz konusu düzenlemelere karşı dava açmakta güncel, kişisel ve meşru bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmış olup, davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 5. maddesinde, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğu belirtilmiş; 17. maddesinde, herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup, bu bağlamda devlet kişilerin sağlık hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri amacıyla her türlü tedbiri ve önlemi almak ve düzenlemeyi yapmak durumundadır. Bu durum Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu vurgulanarak, Devletin, kişilerin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyerek ve denetleyerek yerine getireceği belirtilerek düzenlenmiş; 124. maddesinin 1. fıkrasında da, ''Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.'' kuralına yer verilmiştir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağı, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği, bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceği düzenlenmiş; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği; Ek 11. maddesinde ise, sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceği hükümlerine yer verilmiştir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (h) bendinde, sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak; (l) bendinde, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak, sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesinin "mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak" ibaresinin incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu belirtilmiştir. Davacılar tarafından, sağlık hizmetlerinin Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve kanunlar uyarınca mekân ve coğrafya ile bağlantılı bir örgütlenme esasına göre düzenlendiği, sağlık kuruluşlarının fiziki koşulları, yer seçimi ve bina niteliklerine ilişkin ayrıntılı mevzuat bulunduğu, bu nedenle sağlık hizmetlerinin hukukumuzda mekâna ve coğrafyaya bağlı olduğu, dava konusu ibarenin uygulamayı somutlaştırmadığı, belirsizlik yarattığı ve hukuki güvenlik ilkesini zedelediği ileri sürülmektedir. Anayasa’nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmiş; Devlete, sağlık hizmetlerinin planlanması ve yürütülmesi görevi verilmiştir. Bu düzenleme ile Devlete, sağlık hizmetlerinin etkin, erişilebilir ve çağın gereklerine uygun şekilde sunulmasını sağlama yükümlülüğü yüklenmiştir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda da sağlık hizmetlerinin temel amacı, toplumun sağlık düzeyinin yükseltilmesi, hizmete erişimin kolaylaştırılması ve sağlık hizmetlerinin verimli şekilde sunulması olarak belirlenmiştir. Anılan Kanun’da sağlık hizmetlerinin sunum biçimlerinin, bilimsel ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda çeşitlenmesine engel bir sınırlama öngörülmemiştir. Bu itibarla, uzaktan sağlık hizmeti sunumunun, sağlık hizmetlerinin anayasal ve yasal amacına aykırılık oluşturmadığı açıktır. Dava konusu ibarenin yer aldığı madde, düzenlemenin amacını ortaya koymakta olup, bu ifadenin sağlık hizmetinin kurumsal yapılanmasının ya da sağlık kuruluşlarının fiziki ve coğrafi koşullarına ilişkin mevzuatın ortadan kaldırılması niteliğinde olmadığı, yalnızca sağlık hizmetinin sunum yöntemine ilişkin olduğu görülmektedir. Başka bir ifadeyle, hizmetin niteliğini ve hukuki bağlılığını değil, teknolojik imkânlar vasıtasıyla hasta ile sağlık hizmeti sunucusu arasındaki iletişimin fiziksel mekâna bağlı olmaksızın gerçekleştirilebilmesini ifade etmektedir. Nitekim Yönetmeliğin diğer maddelerinde, uzaktan sağlık hizmetinin, ruhsatlı sağlık tesisleri ve yetkili sağlık meslek mensupları tarafından sunulacağı, hizmetin kayıt altına alınacağı ve hasta güvenliğini sağlayıcı yükümlülüklere tabi olduğu ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bu yönüyle dava konusu ibarenin, davacının iddia ettiği gibi sağlık hizmetlerini mekânsal ve coğrafi bağlamdan tamamen koparan, sınırsız ve denetimsiz bir alan yaratmadığı, hukuki belirliliği ortadan kaldıran veya uygulamada keyfiliğe yol açacak bir nitelik taşımadığı sonucuna varıldığından, dava konusu ibarede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. B) Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının, 2. fıkrasının 2. cümlesinin ve 3. fıkrasının incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık bilgi sistemi" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlık veya Bakanlık harici yetkilendirilmiş geliştiriciler tarafından Bakanlığın belirlemiş olduğu asgari standartlara uygun olarak geliştirilir. (2) Geliştirilen uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlığın sistemine tescil edilir; tescili yapılmamış uzaktan sağlık bilgi sistemi uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullanılamaz. Tescilin usûl ve esasları Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünce belirlenerek Bakanlığın internet sitesinde ilan olunur. (3) Uzaktan sağlık bilgi sistemi, uzaktan sağlık hizmeti kapsamında yapılan ve Bakanlıkça belirlenen işlemlerin sağlık tesisinin bilgi yönetim sistemine bildirilmesine ve aktarılmasına imkân verecek şekilde geliştirilir. (4) Bakanlıkça belirlenen asgarî standartlarda yapılacak değişiklikler, Bakanlıkça belirlenen sürede uzaktan sağlık bilgi sistemi yazılımına yansıtılır." düzenlemesi yer almaktadır. Davacılar tarafından, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca kurulacak uzaktan sağlık bilgi sisteminin nasıl olacağının, sistemin teknik özelliklerinin düzenlenmediği, maddenin 3. fıkrasında Bakanlıkça belirleneceği ifade edilen işlemlerin açıkça düzenlenmediği, bu durumun hukuka aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan hukuki güvenlik ve belirlilik, idari düzenlemelerin ilgililer bakımından öngörülebilir olmasını gerektirmekle birlikte, Danıştayın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, teknik uzmanlık, bilimsel gelişme ve sürekli değişim gerektiren alanlarda, düzenleyici işlemlerin çerçeve nitelikte kalması ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların idareye bırakılması, tek başına hukuka aykırılık oluşturmayacaktır. Dava konusu Yönetmelik'te, uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlık tarafından üretilen veya Bakanlık tarafından tescil edilmek suretiyle uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullanılması onaylanan yazılı, sesli veya görüntülü iletişime imkan sağlayan güvenli yazılım olarak tanımlanmış olup, dava konusu 5. madde ile uzaktan sağlık hizmetinin güvenli yazılımlar aracılığıyla sunulması, hasta verilerinin korunması ve hizmetin Bakanlıkça denetlenebilir bir sistem üzerinden yürütülmesi amaçlanmış, bu doğrultuda uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari niteliklerin Bakanlıkça belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Davalı idare savunmasında, pandemi sürecinde sağlık tesislerince kullanılan ve sunucuları yurt dışında bulunan bazı uygulamaların, sağlık verilerini işlemek üzere tasarlanmamış olmaları nedeniyle ciddi güvenlik açıkları barındırdığı, bu durumun hasta mahremiyeti ve kişisel sağlık verilerinin korunması bakımından önemli riskler doğurduğu, bu risklerin bertaraf edilmesi amacıyla, uzaktan sağlık hizmetinde kullanılacak bilgi sistemlerinin asgari güvenlik standartlarının Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmesi ve güncellenmesinin öngörüldüğü savunulmuştur. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 358. maddesi ile Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğüne, sağlık bilişim sistemlerinin teknik özelliklerini belirleme görev ve yetkisi verilmiş olup, dava konusu düzenlemenin bu yetkiye dayanılarak tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari özelliklerin 13/05/2022 tarihinde kamuoyuna ilan edildiği ve yazılım geliştiricilere yönelik kılavuzların yayımlandığı da görülmektedir. Bu yönüyle, teknolojik gelişmelere bağlı olarak hızla güncelliğini yitirebilecek teknik standartların Yönetmelik düzeyinde katı biçimde düzenlenmesi yerine, çerçevenin Yönetmelikle çizilmesi ve ayrıntıların uzman birimlerce güncellenebilir dokümanlarla belirlenmesi, hasta mahremiyetinin ve veri güvenliğinin etkin biçimde korunmasını amaçlayan makul ve ölçülü bir yöntem olacağından, dava konusu düzenlemenin belirsiz olduğundan söz edilemeyecektir. Bu durumda, dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normlarına, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. C) Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin "Altyapı ve teknik donanım" başlıklı 6. maddesinde, "Sağlık tesisi, sağlık meslek mensubunun uzaktan sağlık bilgi sistemine bağlanabilmesi için gerekli altyapı ve teknik donanım imkânlarını sağlar. Uzaktan sağlık hizmeti sunumu için gerekli olan altyapı ve teknik donanım gibi hususlara ilişkin kriterler, Bakanlık tarafından belirlenir." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenlemede, sağlık tesislerinin, sağlık meslek mensuplarının uzaktan sağlık bilgi sistemine bağlanabilmesi için gerekli altyapı ve teknik donanım imkanlarını sağlaması öngörülmüş; uzaktan sağlık hizmetinin sunumu için gerekli altyapı ve teknik donanıma ilişkin kriterlerin ise Bakanlıkça belirlenmesi kurala bağlanmıştır. Davacılar tarafından, uzaktan sağlık hizmetinin sunulabilmesi için gerekli olan altyapı, teknik donanım ve ekipmanlara ilişkin kriterlerin açık ve belirli biçimde düzenlenmediği, bu hizmeti sunmak isteyen sağlık tesisleri bakımından hangi şartların sağlanması gerektiğinin önceden bilinebilir olmadığı, bu durumun hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği ve eksik düzenleme teşkil ettiği ileri sürülmekte ise de, davalı idare savunmasında da belirtildiği üzere, uzaktan sağlık hizmetinin sunumunda kullanılan bilişim altyapısı ve teknik ekipmanlar ile teknolojik gelişmelere paralel olarak hızla değişmekte ve çeşitlenmektedir. Bu nedenle, altyapı ve donanıma ilişkin tüm teknik kriterlerin Yönetmelik düzeyinde ayrıntılı biçimde düzenlenmesi hâlinde, söz konusu düzenlemelerin kısa sürede güncelliğini yitirmesi ve uygulamada yetersiz kalması kaçınılmaz olacağından, uzaktan sağlık hizmetinin sunumuna elverişli bir asgari çerçeve oluşturmakta ve kriterlerin belirlenmesinin idareye bırakılmasında hukuki belirsizlik bulunmamaktadır. Bu çerçevede, dava konusu düzenleme ile teknik ayrıntıların esnek ve güncellenebilir nitelikte idari düzenlemeler ve kılavuzlar aracılığıyla belirlenmesine imkân tanınmasının, sağlık hizmetinin niteliğinin korunması ve teknolojik gelişmelere uyum sağlanması bakımından kamu yararı ve hizmet gerekleriyle uyumlu olduğu sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, davacıların iddia ettiği gibi, sağlık tesislerinin hangi altyapı ve donanıma sahip olması gerektiği hususunun tamamen belirsiz olduğu da söylenemez. Zira sağlık tesisleri, uzaktan sağlık hizmeti sunumu bakımından yalnızca dava konusu Yönetmelik hükümlerine değil, ilgili mevzuatına, ilaç ve tıbbi cihazlara ilişkin düzenlemelere, sağlık bilgi sistemleri standartlarına ve Bakanlıkça yayımlanan teknik dokümanlara göre faaliyet göstermekte olduğundan, düzenlemenin belirsizliğinden de bahsedilemeyecektir. Bu itibarla, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde, hukuki güvenlik ilkesini ihlal eden, belirsizlik yaratan eksik bir düzenleme bulunmamaktadır. D) Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık hizmetleri" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla, aşağıdaki hizmetler uzaktan sunulabilir: a) Uzaktan sağlık hizmeti talep eden kişi, uzaktan sağlık hizmetinin elverdiği ölçüde muayene edilebilir; kişinin tıbbî gözlem, izlem ve takibi ile değerlendirmesi yapılabilir, teşhis edilmiş hastalıkları kontrol edilebilir; tıbbî danışmanlık verilebilir; konsültasyon veya ikincil görüş talep edilebilir. Gerekli durumlarda, kişiye bir sağlık kuruluşuna fiziken müracaat etmesi önerilebilir. b) Hastalıkların uzaktan yönetimi ve takibi için kişinin kan şekeri ve kan basıncı gibi klinik parametreleri değerlendirilebilir, izlenebilir, tedavi ve ilaç yönetimi sağlanabilir. c) Sağlığın korunmasına ve takibine, sağlıklı yaşamın desteklenmesine, psikososyal destek hizmetlerinin sağlanmasına yönelik hizmetler verilebilir. ç) Sağlık riski artan veya ileri yaşlı kişilerin çok yönlü değerlendirmesi ve takibi yapılabilir. d) Teknolojik imkânların elvermesi ve Bakanlıktan gerekli izinlerin alınması koşuluyla kişilere, Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir. e) Endemik veya epidemik salgınlarda ulusal nitelikteki kılavuzlar doğrultusunda kişilerin sağlığının korunmasına yönelik gerekli tıbbî işlemler yürütülebilir. f) Giyilebilir teknolojiler ve diğer tıbbî cihazlar ile sağlık hizmeti talep eden kişinin sağlık verileri ölçülebilir ve takip edilebilir. g) Hekim tarafından değerlendirilen kişiye, hekimince e-reçete ve e-rapor tanzim edilebilir. (2) Sağlık tesisi, uzaktan sağlık hizmetine ilişkin aynı branşta faaliyet izin belgesi sahibi olması koşuluyla bir başka sağlık tesisindeki sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık hizmeti sunabilir." düzenlemesi yer almaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinde uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetleri tahdidi olarak sayılmış olup, bu hizmetlerin de ancak niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olması halinde sunulabileceği kurala bağlanmıştır. Bu kapsamda, maddede açıkça yer verilmeyen sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulmasına hukuken imkân bulunmamakla birlikte, düzenlemenin yorum yoluyla tüm sağlık hizmetlerini kapsayacak biçimde genişletilmesi de mümkün değildir. Öte yandan, maddede yer verilen “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak” ibaresi ile "girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir." ibaresinin, sağlık hizmetinin, hastanın klinik durumu, hizmetin tıbbi niteliği ve uzaktan sunumun hasta sağlığı bakımından risk oluşturup oluşturmadığı yönlerinden değerlendirilmesini ifade ettiği, belirsizlik yaratmaktan ziyade hasta güvenliği ve yaşam hakkını korumaya yönelik sınırlayıcı bir ölçüt niteliği taşıdığı muhakkaktır. Yönetmeliğin tamamına bakıldığında, uzaktan sağlık hizmetinin her hasta ve her durum bakımından doğrudan uygulanması öngörülmediği, aksine, somut olayın özelliklerine göre, hizmetin uzaktan sunuma elverişli olup olmadığının değerlendirilmesinin mesleki bilgi ve yetkinliğe sahip sağlık meslek mensubuna bırakıldığı görülmektedir. Nitekim, Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık meslek mensubunun gerekli görmesi hâlinde hastayı sağlık tesisine davet edebileceği açıkça düzenlenmiş; 9. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde ise, görüşme sırasında uzaktan sağlık hizmetinin uygun olmadığı kanaatine varılması hâlinde görüşmenin sonlandırılabileceği kural altına alınmıştır. Bu kuralların, uzaktan sağlık hizmetinin kontrolsüz ve ölçüsüz biçimde sunulmasının önüne geçmeyi amaçlayan tamamlayıcı güvenceler niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından, her ne kadar dava konusu hükümde, “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak” ibaresine yer verilerek, uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetlerinin belirsiz biçimde düzenlendiği, bu ifadenin hizmet sunucularının sübjektif değerlendirmelerine açık olduğu, fıkranın neredeyse tüm sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulmasına imkân verecek genişlikte kaleme alındığı, hangi durumlarda, kimlere ve hangi ihtiyaç kapsamında uzaktan sağlık hizmeti verileceğine ilişkin somut ölçütlerin belirlenmediği, bu haliyle düzenlemenin eksik düzenleme niteliğinde olduğu ileri sürülmekte ise de, uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetlerinin tümünün somut ölçütlerle ve değişmez standartlarla belirlenmesi, tıbbi uygulamaların doğası gereği mümkün olmadığından ve hastanın durumu, klinik tablosu ve sağlık hizmetinin niteliği farklılık gösterebildiğinden, uzaktan sunumun uygunluğunun, somut olay özelinde değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu hususun ise, tıbbi uygulamaların esnekliğini ve hasta güvenliğini esas alan bir yaklaşımın sonucu olduğu görülmektedir. Ayrıca, dava konusu düzenleme, girişimsel veya cerrahi tüm işlemlerin uzaktan sunulabileceği anlamını taşımamakta olup, yalnızca Bakanlıkça açıkça belirlenen ve uzaktan sunumu tıbben ve teknik olarak mümkün görülen işlemlerle sınırlı bir yetkilendirme öngörmektedir. Bu durumda, dava konusu hükümde, hukuki güvenlik ilkesini ihlal eden, belirsizliğe yol açan, mesleki standartları ve hasta güvenliğini zedeleyen veya hukuk devleti ilkesine aykırı nitelikte bir düzenleme bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, davacının hukuka aykırılık iddiaları yerinde görülmemiştir. E) Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin, 4. ve 7. fıkralarının incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin "Faaliyet izni" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen sağlık tesisine gerekli şartları sağlaması hâlinde Bakanlıkça uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi verilir. Faaliyet izni, sağlık tesisinin mevcut faaliyet izin belgesine işlenir. (2) Başvuru, sağlık tesisi tarafından Ek-1’de yer alan belgelerle birlikte Müdürlüğe yapılır. (3) Müdürlük başvuruyu dosya üzerinde inceler, eksiklik veya uygunsuzluk bulunması hâlinde, bu hususların neler olduğunu başvuru sahibine en geç 15 iş günü içerisinde bildirir. (4) Başvuru uygun ise, Müdürlükçe oluşturulan komisyon tarafından incelenir. Komisyon, gerekli gördüğü durumlarda yerinde inceleme de yapabilir. Komisyon, sağlık hizmetleri başkanlığında görevli bir hekim başkanlığında, müdürlükte görevli personel arasından tercihen bilişim teknolojileri hakkında mesleki birikimi olan bir mühendis, tekniker veya teknisyen ile kalite konusunda deneyimli bir sağlık meslek mensubu olmak üzere üç kişiden oluşur. İhtiyaç halinde birden fazla komisyon kurulabilir. (5) Yapılacak incelemeler neticesinde, herhangi bir eksiklik ve uygunsuzluk olmadığının tespiti halinde komisyon raporuyla birlikte başvurular, Genel Müdürlüğe gönderilir. (6) Sağlık tesisinin başvurusunda belirttiği uzaktan sağlık bilgi sisteminin, Bakanlık kayıt tescil sisteminde kayıtlı olması ve başvurunun Genel Müdürlük tarafından uygun görülmesi hâlinde, sağlık tesisi için uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi düzenlenir. Faaliyet izin belgesinde, faaliyet alanı ve sınırları belirtilir. (7) Bakanlığa bağlı sağlık tesisleri için Bakanlık resen uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izni verebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Dava konusu maddede faaliyet izni belgesi verilebilmesi için gerekli şartlar ve başvuru prosedürüne yer verilmiş olup, uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi alabilmek için gerekli belgeler Yönetmeliğin EK-1 listesinde sayılmıştır. Anılan belgelerin Müdürlüğe sunulması halinde gerekli inceleme ve değerlendirme başlatılacağından, bu aşamada düzenlemenin belirsizlik içerdiğinden bahsedilmesi olanaklı bulunmamaktadır. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan hukuki belirlilik, düzenleyici işlemlerin öngörülebilir olmasını zorunlu kılmakla birlikte, izin ve ruhsatlandırma rejimlerinde, idarenin teknik, idari ve mesleki ölçütleri belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olması ve bu ölçütlerin birden fazla mevzuat hükmü birlikte değerlendirilerek belirlenmesi mümkündür. Nitekim dava konusu düzenleme ile, uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen sağlık tesislerinin, bu hizmetin niteliğine uygun altyapı, teknik donanım, personel yeterliliği ve bilgi güvenliği şartlarını taşıması gerektiği yönünde genel bir çerçeve çizilmiş, faaliyet izin belgesinin verilmesi, Yönetmeliğin diğer maddelerinde öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesi şartına bağlanmıştır. Bu kapsamda, “gerekli şartlar” ifadesinin, yalnızca 8. madde ile sınırlı olarak değil, Yönetmeliğin tamamında yer verilen uzaktan sağlık bilgi sistemi, teknik altyapı, hizmetin kapsamı ve sunum usullerine ilişkin hükümler ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Ayrıca, sağlık tesislerinin faaliyet izinlerine ilişkin özel mevzuat ile sağlık hizmetlerinin sunumuna dair diğer düzenlemelerin de bu şartların belirlenmesinde dikkate alınacağı da tabiidir. Öte yandan, Yönetmelikte, uzaktan sağlık hizmeti sunumunun kapsam bakımından uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen tüm sağlık tesislerini kapsadığı ve anılan hizmetin Bakanlıkça yetkilendirilmiş, Yönetmelik hükümlerine göre faaliyet izni almış ve belirlenen teknik ve idari standartları sağlayan tüm sağlık kurum ve kuruluşları eliyle yürütülmesi öngörülmüş, uzaktan sağlık hizmeti faaliyet belgesi almak üzere yapılan başvuruların incelenmesi amacıyla bir komisyon kurulacağı kurala bağlanmış, anılan komisyonun ise, sağlık hizmetleri başkanlığında görevli bir hekim başkanlığında, müdürlükte görevli personel arasından tercihen bilişim teknolojileri hakkında mesleki birikimi olan bir mühendis, tekniker veya teknisyen ile kalite konusunda deneyimli bir sağlık meslek mensubu olmak üzere üç kişiden oluşacağı düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, Komisyonun, Müdürlükçe uygun bulunan başvuruların, uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olup olmadığı, anılan hizmete ilişkin teknik altyapı, bilişim güvenliği, yeterlilik ve kalite standartlarını sağlayıp sağlamadığı hususlarında değerlendirme yapmak üzere teşkil edildiği, teknik ve uzmanlık gerektiren alanlarda belirlenecek niteliklerin, idarenin takdir yetkisi kapsamında her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemelerde bu yönüyle kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır. F) Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin "Hastanın bilgilendirilmesi" başlıklı 9. maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti alacak kişi, uzaktan sağlık hizmeti sunulmaya başlanmadan önce ve sunulacak olan sağlık hizmetinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde: a) Uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık meslek mensubunun kimliği ve var ise uzmanlığı, b) Sağlık meslek mensubunun kendisi ile fiziksel olarak aynı ortamda bulunmayacağı, c) Uzaktan sağlık hizmetinin yüz yüze verilen sağlık hizmetinin muadili olamayacağı, ç) Uzaktan sağlık hizmeti ile uygulamalı tedavilerin farklı olduğu, d) Devam eden bir tedaviyi aksatacak şekilde uzaktan sağlık hizmetinden faydalanılamayacağı, e) Acil tıbbî durumlarda uzaktan sağlık hizmeti yerine en yakın acil servise başvurulması gerektiği, f) Uzaktan sağlık hizmetinin ücreti, verilecek hizmetin kapsamı, hizmetin herhangi bir sağlık sigortası kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı, g) Tarafların açık rızası olmaksızın uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin ses veya görüntü kaydı alınmasının yasak olduğu; ancak, kişisel sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin mevzuat uyarınca alınan sağlık hizmetine ilişkin kayıtların tutulacağı, kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyete uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı, ğ) Uzaktan sağlık hizmeti sunumunun başlayabilmesi için uzaktan sağlık bilgi sisteminin kamera ve/veya mikrofon erişimine izin verilmesinin istenebileceği, h) Taraflar arasında ses ve/veya görüntünün iletilememesi hâlinde, uzaktan sağlık hizmetinin başlamayabileceği, başlamış ise devam ettirilemeyebileceği, ı) Tıbbi veya hukuki sebeplerle karşı tarafa bilgi verilerek uzaktan sağlık hizmetinin her zaman sonlandırılabileceği, i) Uzaktan sağlık hizmeti veren kişinin, uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullandığı bilişim sistemlerinin, kullanıcı adı ve parolalarının güvenliğini sağlamaktan bizzat sorumlu olduğu, j) Verilecek sağlık hizmetinin mâhiyeti ve sonuçları, konularında bilgilendirilir. (2) Bilgilendirme, sağlık hizmeti talep eden kişi tarafından anlaşılabilecek sade bir dil ile yapılmalıdır. (3) Sağlık hizmeti sunumu kapsamında yerine getirilmesi gereken aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin genel usûl ve esaslar saklıdır." kuralı yer almaktadır. Davacılar tarafından, uzaktan sağlık hizmeti sunumunda hastanın “sunulacak sağlık hizmetinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde” bilgilendirileceğinin düzenlendiği, ancak bu ölçütün ne olduğu, kim tarafından ve hangi kriterlere göre belirleneceğinin açıklığa kavuşturulmadığı, bu durumun belirsizliğe yol açtığı, hukuki güvenlik ilkesini zedelediği ileri sürülmektedir. Dava konusu düzenlemenin tamamına bakıldığında, esasen hastanın, kendisine sunulacak uzaktan sağlık hizmetinin niteliği, şekli, acil olup olmadığı, uzaktan sunulmaya elverişliliği, yapılacak tıbbi değerlendirmenin kapsamı ile klinik durumu gibi hususlarda bilgilendirilmesini öngördüğü, bu bilgilendirmenin hasta hakları bakımından zorunluluk arz ettiği ve “sunulacak sağlık hizmetinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde” ibaresi ile de bilgilendirme yükümlülüğünün tıbbi gereklilikler ve mesleki standartlar çerçevesinde yerine getirilmesinin amaçlandığı görülmektedir. Bununla birlikte, uzaktan sağlık hizmetinin kendine özgü usul ve esaslara tabi bir sağlık hizmeti sunum yöntemi olduğu dikkate alındığında, her durumda aynı kapsamda bilgilendirme yapılmasının zorunlu tutulması, özellikle uzaktan sağlık hizmetinin doğasına uygun olmayan sonuçlar doğurabileceği gibi, hizmetin etkinliğini de azaltabileceğinden, bilgilendirmenin sunulacak sağlık hizmetinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapılmasını öngören dava konusu düzenlemede iptali gerektirir bir yön bulunmamaktadır. G) Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyetine uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12. maddesinin 2. fıkrasının, 4. fıkrasının 3. cümlesinin, 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin "Hastanın bilgilendirilmesi" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, uzaktan sağlık hizmeti alacak kişinin, uzaktan sağlık hizmeti sunulmaya başlanmadan önce ve sunulacak olan sağlık hizmetinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde hangi konularda bilgilendirileceği sayılmış; aynı fıkranın (g) bendinde, "Tarafların açık rızası olmaksızın uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin ses veya görüntü kaydı alınmasının yasak olduğu; ancak, kişisel sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin mevzuat uyarınca alınan sağlık hizmetine ilişkin kayıtların tutulacağı, kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyete uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgisistemine aktarılacağı" kuralına yer verilmiş; "Kişisel verilerin korunması" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasında, "Veri sorumlusu ve veri işleyen sıfatlarını haiz kişiler, bu Yönetmelik kapsamında sundukları hizmetler aracılığıyla elde ettikleri kişisel verileri 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuatına uygun bir şekilde işler, bu verilerin güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü teknik ve idari tedbiri alır ve ilgili kişilere karşı aydınlatma yükümlülüklerini yerine getirirler." kuralı; 4. fıkrasında, "Tarafların açık rızası olması hâlinde sunulan uzaktan sağlık hizmetine ilişkin görüntülü veya sesli kayıt alınabilir. Kayıtlar, uzaktan sağlık hizmeti veren sağlık tesisinde veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." kuralı; "Kayıt, bildirim ve iz kaydı" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, "Uzaktan sağlık hizmeti kapsamında sağlık tesisine başvuran kişiler için uzaktan sağlık hizmetine ilişkin iş ve işlemler dijital ortamda kaydedilir ve kişisel verilerin korunmasına dair mevzuatta yer alan istisnai düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık verisistemine gönderilir." kuralı; 2. fıkrasında ise, "Bakanlık tarafından kurulan kayıt ve bildirim sistemi ile Bakanlıkça yapılacak diğer iş ve işlemlere esas olmak üzere talep edilen bilgi ve belgeler, sağlık tesisleri tarafından Bakanlığa gönderilir." kuralı düzenlenmiştir. Davacılar tarafından, uzaktan sağlık hizmeti kapsamında elde edilen kişisel ve özel nitelikli sağlık verilerinin Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılmasına ve merkezî sağlık veri sisteminde toplanmasına ilişkin düzenlemelerin, Anayasa’nın 20. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği ileri sürülmektedir. Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı ifade edilmiş; 3. fıkrasında, "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu'nun, "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir." hükmü; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır." hükmü; "Genel ilkeler" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. (2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un "Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları" başlıklı 6. maddesinde -dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle-, "(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir. (2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır. (3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. (4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır." hükmü yer almakta iken, anılan maddenin 2. ve 3. fıkralarında 12/03/2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra madde, "(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir. (2) (Mülga:2/3/2024-7499/33 md.) (3) (Değişik:2/3/2024-7499/33 md.) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi; a) İlgili kişinin açık rızasının olması, b) Kanunlarda açıkça öngörülmesi, c) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, ç) İlgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması, d) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması, e) Sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlarca, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla gerekli olması, f) İstihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanlarındaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması, g) Siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumların, tâbi oldukları mevzuata ve amaçlarına uygun olmak, faaliyet alanlarıyla sınırlı olmak ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla; mevcut veya eski üyelerine ve mensuplarına veyahut bu kuruluş ve oluşumlarla düzenli olarak temasta olan kişilere yönelik olması, halinde mümkündür. (4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır." şeklini almıştır. Yine aynı Kanun'un "Kişisel verilerin aktarılması" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz. (2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir. (3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır." hükmü yer almıştır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (b) bendinde,koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliğinin esas alınacağı; Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının ilgili Bakanlığın muvafakatını alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi vereceği ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetleyeceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağı, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği, bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceği; (i) bendinde, sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılacağı, sağlık kurum ve kuruluşlarının coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanlarının, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlü oldukları; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ise, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun'un -dava konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihteki haliyle- ek 11. maddesinin 3. fıkrasında da, "Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşları iki defa uyarılır. Uyarıya uymayanlara bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde biri kadar idari para cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi" başlıklı 378. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir. 2) Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Bakanlık, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz. (3) Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar. (4) Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır. Bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar. (5) Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür. (6) Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır. Bununla birlikte 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesi, görülen dava devam etmekte iken, 27/02/2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/10/2023 tarih ve E:2018/118, K:2023/180 sayılı kararıyla sağlık hizmetleriyle ilgili olarak kişisel verilerin toplanmasına, işlenmesine, aktarılmasına, bu kişisel verilere erişim sisteminin kurulmasına, sistemin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin düzenlemeler içeren kuralın Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyecek yasak alan içinde kaldığı gerekçesiyle konu bakımından yetki yönünden Anayasa'ya aykırı bulunmuş ve maddenin iptaline karar verilmiş; iptal hükmünün ise Anayasanın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (27/11/2024) yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de; 15/01/2025 tarih ve 32783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7538 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle 3359 sayılı Kanun'a eklenen ek 19. maddesinde, "Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir. Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Sağlık Bakanlığı, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz. Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar. Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır; bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar. Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür. Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." düzenlemesine yer verilmiştir. 3359 sayılı Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 21/06/2019 tarih ve 30808 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin "Genel ilke ve esaslar" başlıklı 5. maddesinde ise, "(1) Kişisel verilerin işlenmesinde Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan genel ilkeler başta olmak üzere, Kanunda yer alan bütün esaslara riayet edilir. (2) Herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Bakanlık ile bağlı ve ilgili kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sistemi kurulur. Bu sistem, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabilir. Bu amaçla Bakanlık tarafından, bağlı ve ilgili kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemleri kurulabilir. (3) Hiç kimse, sağlık hizmeti sunumu için gerekli olan durumlar haricinde geçmiş sağlık verilerinin dökümünü sunmaya veya göstermeye zorlanamaz. (4) Sağlık hizmeti sunucuları tarafından; banko, gişe ve masa gibi bölümlerde yetkisi olmayan kişilerin yer almasını önleyecek ve aynı anda yakın konumda hizmet alanların birbirlerine ait kişisel verileri duymalarını, görmelerini, öğrenmelerini veya ele geçirmelerini engelleyecek nitelikte gerekli fiziki, teknik ve idari tedbirler alınır. (5) Sağlık hizmeti sunucuları, tahlil ve tetkik sonuçları gibi hastaya ait kişisel sağlık verilerini içeren basılı materyal üzerinde gerekli kısmî kimliksizleştirme veya maskeleme tedbirlerini uygular ve söz konusu materyalin yetkisiz kişilerin eline geçmesi hâlinde kime ait olduğunun tespit edilmesini zorlaştıracak diğer tedbirleri alır. (6) Herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili olarak Kanunun 11 inci maddesinde yer alan hakları kullanabilir. (7) Veri sorumlusuna başvuruda, Kanunun 13 üncü maddesi ile Kurum tarafından hazırlanarak 10/3/2018 tarihli ve 30356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ hükümlerine riayet edilir. (8) Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesinde, Kanunun 10 uncu maddesi ile Kurum tarafından hazırlanarak 10/3/2018 tarihli ve 30356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine riayet edilir." kuralına; "Sağlık personelinin verilere erişimi" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti sunumunda görevli kişiler; ilgili kişinin sağlık verilerine ancak, verilecek olan sağlık hizmetinin gereği ile sınırlı olmak kaydıyla erişebilir. (2) e-Nabız hesabı bulunan kişilerin sağlık verilerine, kendi gizlilik tercihleri çerçevesinde erişim sağlanır. İlgili kişiler, gizlilik tercihleri ve sonuçları konusunda ayrıntılı şekilde bilgilendirilir. Gizlilik tercihi ve geçmiş sağlık verilerinin görüntülenememesi nedeniyle sağlık hizmeti sunumunda meydana gelebilecek aksaklık ve zararlardan Bakanlık sorumlu olmaz. (3) e-Nabız hesabı bulunmayan kişilerin sağlık verilerine ise Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan istisnai amaçlarla sınırlı olmak üzere ancak; a) Kişinin kayıtlı olduğu aile hekimi tarafından herhangi bir süre sınırı olmaksızın, b) Kişinin sağlık hizmeti almak üzere randevu aldığı hekim tarafından, randevunun alındığı gün ile sınırlı olmak kaydıyla ve alınan sağlık hizmeti ile doğrudan bağlantılı işlemler sonlanana kadar, c) Kişinin sağlık hizmeti almak üzere giriş yaptığı sağlık hizmeti sunucusunda görev yapan hekimler tarafından, yirmi dört saat süre ile sınırlı olmak kaydıyla, ç) Hastanın yatışının yapıldığı sağlık hizmeti sunucusunda görev yapan hekimler tarafından, hasta sağlık hizmeti sunucusundan taburcu olana kadar, erişilebilir. (4) Üçüncü fıkrada yer alan erişim kuralları, Bakanlığın sağlık hizmeti sunumu ihtiyaçlarına göre ve Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında Genel Müdürlük tarafından yeniden değerlendirilebilir. Böyle bir durumda aydınlatma yükümlülüğü kapsamında gereklilikler sağlanır. (5) Geçmiş sağlık verilerinin herhangi bir kimse tarafından erişilmesini istemeyen kişilere ilgili gizlilik tercihi e-Nabız üzerinden sunulur. Bu gizlilik tercihini kullanan kişilerin geçmiş sağlık verilerine ancak kişinin kendisi tarafından beyan edilen telefon numarasına gönderilecek olan kodun hekim ile paylaşılması ve hekim tarafından sisteme girilmesi halinde erişilebilir. (6) Mahremiyet düzeyi daha yüksek olan, başkaları tarafından görülmesi ve bilinmesi halinde kişilerin sosyal hayatını ve ruh sağlığını olumsuz etkileme riski taşıyan kişisel sağlık verileri Bakanlıkça belirlenir ve sağlık personelinin bu verilere erişimine ölçülü kısıtlar getirilebilir." kuralına; "Bakanlık birimlerinin verilere erişimi" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti sunucuları tarafından merkezi sağlık veri sistemine kimliksizleştirilerek gönderilen sağlık verilerini, ilişkisel veri tabanı aracılığı ile ait oldukları kişilerle eşleştirmeye yetkili kişileri Bakanlığın birim amirleri ayrı ayrı belirler ve Genel Müdürlükten bu kişilerin yetkilendirilmesini talep eder. Her birimin amiri, kendi biriminden en fazla üç kişinin yetkilendirilmesini talep edebilir. (2) Birim amirinin talebi üzerine Genel Müdürlükçe yetkilendirilen kullanıcılar bu yetkiyi, yalnızca sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi ile denetleme ve düzenleme görevleri kapsamında, kişisel veri koruma mevzuatı ilkelerine uygun olarak kullanabilirler. (3) Sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacının sınırları, yasal ve idari düzenlemelerde ilgili birime verilen görevler üzerinden belirlenir." kuralına; "Kişisel sağlık verilerinin aktarılması" başlıklı 15. maddesinde, "(1) Kişisel sağlık verilerinin yurtiçinde aktarımında Kanunun 8 inci maddesine, yurtdışına aktarımında ise Kanunun 9 uncu maddesine riayet edilir. (2) Kişisel sağlık verilerinin, Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrası ve 28 inci maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılması için protokol düzenlenir. Düzenlenen protokolde, kişisel veri koruma mevzuatının genel ilkeleri ile veri güvenliğine ilişkin hükümlere ve protokol kapsamında hangi verilerin aktarılacağına yer verilir. Verilerin aktarımı, teknik altyapının uygun olması hâlinde KamuNET üzerinden gerçekleştirilir. (3) Kişisel sağlık verilerinin aktarımı talepleri, talep edilen sağlık verilerinin ilgili olduğu Bakanlık birimi tarafından Kanun ve ilgili diğer mevzuat açısından değerlendirilir, değerlendirme sonucuna göre Genel Müdürlükçe işlem tesis edilir." kuralına; "Yaptırım" başlıklı 21. maddesinin 3. fıkrasında, "Merkezi sağlık veri sistemine Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun bir şekilde veri gönderimi yapmayan sağlık hizmeti sunucularına, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun Ek 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre işlem tesis edilir." kuralına yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuat incelendiğinde; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağının ifade edildiği, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği gibi bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceğinin kurala bağlandığı; diğer yandan 3359 sayılı Kanun'un ek 19. maddesinde, kamu veya özel sağlık kuruluşlarına başvuranların kişisel verilerinin işlenebileceğinin belirtildiği, Bakanlığın, toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kuracağı, kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartların Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak belirleneceği, Bakanlığın, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alacağı, bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurulacağı, kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususların Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceğinin hükme bağlandığı; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesinde de, sağlık verilerinin özel nitelikli kişisel veri olarak sayıldığı, işlenmesinin özel kurallara bağlandığı ve maddenin gerekçesinde ise Sağlık Bakanlığı ile her türlü sağlık kuruluşunun ve Sosyal Güvenlik Kurumunun bu amaçlarla tuttukları verilerin ve kayıtların bu kapsamda değerlendirileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, davalı Sağlık Bakanlığının, sağlık verilerinin toplanması ve işlenmesi ile kayıt altına alınması konusunda yetkisinin bulunduğu, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile öngörülen veri aktarımı ve merkezi sistemde saklama yükümlülüğünün, üst hukuk normlarına uygun olduğu ve bu normları aşan veya normlara aykırı yeni bir kural içermediği anlaşıldığından dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, davacılar tarafından, dava konusu 12. maddenin 2. fıkrasına ilişkin olarak uzaktan sağlık hizmetleri kapsamında işlenecek özel nitelikte kişisel verilerin korunmasına yönelik idari ve teknik tedbirlerin neler olduğunun Yönetmelikte belirlenmediği ileri sürülmekte ise de, 6698 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile veri sorumlularının, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve erişilmesini önlemek, muhafazasını sağlamak amacıyla gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlü olması, yine 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesinin 4. fıkrası, ardından 3359 sayılı Kanun'un ek 19. maddesi gereğince, davalı Sağlık Bakanlığının, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri almakla yükümlü tutulması karşısında, dava konusu Yönetmelik hükmünün, bu yasal yükümlülükleri uzaktan sağlık hizmetleri bakımından somutlaştıran, tekrar eden ve hatırlatan nitelikte bir düzenleme niteliği taşıdığı görüldüğünden, dava konusu düzenlemede bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. H) Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin incelenmesi: Dava konusu düzenlemede sağlık tesisinin, uzaktan sağlık hizmeti sunumu kapsamında hizmet alan kişinin kimliğini doğrulamaya yönelik gerekli tedbirleri alacağı kurala bağlanmış, davacılar tarafından ise, uzaktan sağlık hizmeti sunumunda hizmet alan kişinin kimliğinin doğrulanmasına yönelik “gerekli tedbirlerin” neler olduğunun düzenlemede açıkça belirtilmediği ve bu tedbirlerin asgari kapsamının belirlenmediği ileri sürülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi Yönetmeliğine göre, kimlik doğrulama, kimlik kartını ibraz eden kişinin kimlik doğrulama sertifikası, PIN, biyometrik veri, dijital fotoğraf veya kartın fiziksel güvenlik öğeleri kullanılarak doğrulanmasını ve geçerlenmesini ifade etmekte olup, anılan Yönetmelikte kimlik doğrulama yöntemlerine yer verilmiştir. Davaya konu kuralda, uzaktan sağlık hizmeti sunumunda yapılması gereken kimlik doğrulama işleminin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla sağlık tesisine gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirildiği, bu tedbirlerin kapsamının ise, kullanılan teknolojik altyapıya, hizmetin sunulduğu sisteme, kişisel veri güvenliği standartlarına ve gelişen teknik imkânlara göre değişkenlik gösterebileceği muhakkaktır. Bu nedenle, düzenlemede kimlik doğrulama yöntemlerinin ve alınması gereken tedbirlerin asgari düzeyde tek bir yöntemle sınırlandırılmasının beklenmesi, kişisel verilerin korunması, idarenin denetimi ve sistemin işleyişi ile bağdaşmayacaktır. Nitekim idarece öngörülmesi mümkün olmayan tüm teknolojik ve uygulamaya ilişkin yöntemlerin ve alınacak tedbirlerin tek tek sayılması teknik olarak da mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu düzenlemenin belirsizliğinden ve hukuka aykırılığından söz edilemeyeceğinden, davacının iddiaları yerinde görülmemiştir. I) Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin "Uluslararası sağlık turizmi" başlıklı 15. maddesinde, "Uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi almış olan sağlık tesislerince, ilgili mevzuatı çerçevesinde uluslararası sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında uzaktan sağlık hizmeti verilebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Uluslararası sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında sunulan sağlık hizmetlerinin asgari hizmet sunum standartlarının belirlenmesi, bu alanda faaliyette bulunacak sağlık kuruluşları ile aracı kuruluşların yetkilendirilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar, Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Anılan Yönetmelik yurt dışından sağlık hizmeti almak amacıyla ülkemize gelenler ile turist olarak ülkemizde bulunduğu sırada sağlık hizmeti ihtiyacı ortaya çıkan kişiler ve bu kişilere sağlık hizmeti sunan kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, özel sağlık kuruluşları ve aracı kuruluşları kapsamakta olup, Yönetmeliğe göre, uluslararası sağlık turizmi kapsamında faaliyette bulunabilmek için, sağlık tesisinin ve aracı kuruluşun uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi alması zorunlu kılınmıştır. Buna göre, sağlık tesislerinin uluslararası sağlık turizmi kapsamında faaliyette bulunabilmeleri, Bakanlıktan uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi almaları şartına bağlanmıştır. Bununla birlikte anılan Yönetmelikte, sağlık tesisinin, dava konusu Yönetmelik kapsamında uzaktan sağlık hizmeti verebileceği de düzenlenmiştir. Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin dava konusu 15. maddesi ile getirilen düzenleme, Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelikte yer verilen düzenlemeler ile paralel olacak şekilde uluslararası sağlık turizmi kapsamında sunulan sağlık hizmetlerinin uzaktan sağlık hizmetleri yoluyla da verilebilmesine imkân tanımakta; bu imkânı, uluslararası sağlık turizmi faaliyetinde bulunma yetkisine sahip olan sağlık tesisleri ile sınırlandırmaktadır. Bu yönüyle dava konusu düzenleme, mevcut uluslararası sağlık turizmi mevzuatında öngörülen yetki belgesi şartını esas alarak, uzaktan sağlık hizmetlerinin bu kapsamda sunulabilmesine ilişkin tamamlayıcı bir düzenleme niteliği taşımaktadır. Bu durumda, uluslararası sağlık turizmi kapsamında faaliyette bulunan sağlık tesislerinin, uzaktan sağlık hizmeti de verebilmelerine olanak tanıyan dava konusu düzenlemede, üst normlara, ilgili mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. İ) Dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin "İdari sorumlulukların paylaşımı" başlıklı 17. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin uygulanması sırasında doğacak tereddütleri ve uygulamaya ilişkin aksaklıkları gidermeye, uygulamayı yönlendirmeye ve sorumlulukları paylaştırmaya Bakanlık yetkilidir." düzenlemesi yer almaktadır. Dava konusu hükümde, sorumlulukların doğrudan ve kesin biçimde paylaştırıldığı bir düzenleme yapılmamış, uzaktan sağlık hizmetlerinin uygulanmasından doğabilecek farklı ve teknik nitelikli durumların değerlendirilmesi için Bakanlığa çerçeve bir yetki tanınmıştır. Uzaktan sağlık hizmetlerinin, teknolojik gelişmelere, hizmetin türüne, kullanılan sistemlere ve tıbbi uzmanlık alanlarına göre değişkenlik gösterdiği dikkate alındığında, sorumluluk paylaşımının tüm ayrıntılarıyla Yönetmelik seviyesinde önceden belirlenmesi, düzenlemenin amacına uygun düşmeyeceğinden, dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. J) Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu" nun (eksik düzenleme iddiası yönünden) incelenmesi: Davacılar tarafından, Yönetmelikte sağlık tesisinin kişiyi uzaktan sağlık hizmeti almaya zorlayacak şekilde bir organizasyon yapması yasaklanmasına rağmen bu yasağa karşılık yaptırım öngörülmediği iddiasında bulunulmuştur. Dava konusu Yönetmeliğin "Yasaklar ve sınırlamalar" başlıklı 14. maddesinde, uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin yasaklar ve sınırlamalar sayılmış; anılan maddenin 1. fıkrasının (g) bendinde, "Sağlık tesisi ve/veya sağlık meslek mensubu, randevu alacak kişiyi uzaktan sağlık hizmeti almaya zorlayacak şekilde davranamaz. Randevu programları sağlık hizmeti alan kişilerin sağlık tesisine gelme imkânını zorlaştıracak veya engelleyecek şekilde düzenlenemez. " kuralına yer verilmiş; "Denetim ve idarî yaptırımlar" başlıklı 16. maddesinde, uzaktan sağlık hizmetlerinin, şikâyet veya soruşturma hariç olmak üzere Ek-2’de yer alan forma uygun olarak Müdürlük tarafından yılda en az bir defa denetleneceği, özel sağlık tesisleri tarafından sunulan uzaktan sağlık hizmetlerinde bu Yönetmeliğe aykırılık olması durumunda, Ek-2’de yer alan idarî yaptırımların uygulanacağı düzenlenmiş; Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-2 Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Form'da, 14. maddenin 1. fıkrasının (g) bendindeki yasağa yönelik bir denetim sorusuna ve dolayısıyla da idari yaptırıma yer verilmemiştir. Bakılan davada, sağlık tesisi ve/veya sağlık meslek mensubunun, randevu alacak kişiyi uzaktan sağlık hizmeti almaya zorlayacak şekilde davranamamasına yönelik kuralın, hastaların yararlanmak istediği sağlık hizmeti sunum biçimini kendi iradeleriyle seçebilmelerini sağlamak ve bu alandaki haksız rekabeti önlemek amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, uzaktan sağlık hizmeti sunulan sağlık tesisine ilişkin denetim formunda, sağlık tesisi ve/veya sağlık meslek mensubunca, randevu alacak kişiyi uzaktan sağlık hizmeti almaya zorlayacak şekilde davranılıp davranılmadığına yönelik olarak herhangi bir denetim sorusuna yer verilmemesinin, sağlık tesisine yapılacak denetimler sırasında bu hususun dikkate alınmamasına sebep olacağı, olası bir aykırı davranışın yaptırımsız kalabileceği, dava konusu Form'da Yönetmeliğin 14. maddenin 1. fıkrasının (g) bendindeki yasağa aykırı davranılması halinin yaptırıma bağlanmamasının bir eksik düzenleme olduğu ve hasta sağlığı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği görülmektedir. Bu itibarla, Yönetmeliğin 14. maddenin 1. fıkrasının (g) bendindeki yasağa aykırı davranılması haline yönelik denetim sorusu ve yaptırıma yer vermeyen dava konusu Form'un bu yönden hukuka aykırı bulunduğu sonucuna varılmaktadır. K) Dava konusu Yönetmeliğin tamamı yönünden yapılan inceleme: Dava konusu Yönetmeliğin tamamına ve dosya kapsamında sunulan gerekçesine bakıldığında, sosyal devlet ve hakkaniyet ilkeleri gereğince sağlık hizmetlerinin ülkenin en ücra köşelerine kadar götürülmesinin ve her gelir düzeyindeki vatandaşın eşit şekilde ve kabul edilebilir sürede sağlık hizmetini alabilmesinin zorunlu olduğu, Covid-19 pandemi süreci doğrultusunda sağlık çalışanlarının yükünün azaltılması, bulaşın önlenmesi ve riskli kişilerin halk sağlığını tehdit etmeden sağlık hizmetlerine ulaşması açısından çalışmalar başlatıldığı, bu kapsamda Tele Sağlık Sistemi olarak planlanan uzaktan görüntülü muayene hizmeti uygulamasının geliştirildiği ve kamu hastanelerinde uygulanmaya başlandığı, buna hizmet etmek üzere de dava konusu Yönetmeliğin çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere uzaktan sağlık hizmeti sisteminin geliştirildiği ve anılan Yönetmeliğin ihtiyaçtan doğduğu görülmektedir. Bu durumda, uzaktan sağlık hizmetinin kendine has bir sağlık hizmeti sunumu olduğu ve temel amacının sağlık hizmetine erişimi artırmak, sağlık tesislerindeki yoğunluğu azaltmak ve özellikle olağanüstü dönemlerde (pandemi gibi) kamu sağlığını korumak olduğu dikkate alındığında, dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından davacının Yönetmeliğin tamamına yönelik hukuka aykırılık iddiaları yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davacılar tarafından, dava konusu Yönetmeliğin tamamının, hukuka aykırılığı iddia edilen maddelerin iptali halinde uygulama olanağı kalmayacağı iddiasıyla iptaline karar verilmesi istenilmişse de, yukarıda iptali istenen her bir madde yönünden ve dava konusu Yönetmeliğin tamamı yönünden yapılan incelemede, Yönetmeliğin, eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu" dışındaki kısımlarının üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varıldığından, davacının iddiaları yerinde görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun eksik düzenleme yönünden oybirliğiyle İPTALİNE, 2. 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesi, 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyetine uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresi, 12. maddesinin 2. fıkrası, 4. fıkrasının 3. cümlesi, 13. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden oyçokluğuyla, iptali istenen diğer kısımları yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin, haklılık oranına göre ... TL'sinin davacılar üzerinde bırakılmasına, ... TL'sinin ise davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, ... TL vekâlet ücretinin ise davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, davalı idare tarafından yatırıldığı ancak dosya kapsamında kullanılmadığı anlaşılan ... TL posta giderinin davalı idareye iadesine, 6. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/11/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesi yönünden yapılan inceleme: Dava konusu Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık hizmetleri" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla, aşağıdaki hizmetler uzaktan sunulabilir: a) Uzaktan sağlık hizmeti talep eden kişi, uzaktan sağlık hizmetinin elverdiği ölçüde muayene edilebilir; kişinin tıbbî gözlem, izlem ve takibi ile değerlendirmesi yapılabilir, teşhis edilmiş hastalıkları kontrol edilebilir; tıbbî danışmanlık verilebilir; konsültasyon veya ikincil görüş talep edilebilir. Gerekli durumlarda, kişiye bir sağlık kuruluşuna fiziken müracaat etmesi önerilebilir. b) Hastalıkların uzaktan yönetimi ve takibi için kişinin kan şekeri ve kan basıncı gibi klinik parametreleri değerlendirilebilir, izlenebilir, tedavi ve ilaç yönetimi sağlanabilir. c) Sağlığın korunmasına ve takibine, sağlıklı yaşamın desteklenmesine, psikososyal destek hizmetlerinin sağlanmasına yönelik hizmetler verilebilir. ç) Sağlık riski artan veya ileri yaşlı kişilerin çok yönlü değerlendirmesi ve takibi yapılabilir. d) Teknolojik imkânların elvermesi ve Bakanlıktan gerekli izinlerin alınması koşuluyla kişilere, Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir. e) Endemik veya epidemik salgınlarda ulusal nitelikteki kılavuzlar doğrultusunda kişilerin sağlığının korunmasına yönelik gerekli tıbbî işlemler yürütülebilir. f) Giyilebilir teknolojiler ve diğer tıbbî cihazlar ile sağlık hizmeti talep eden kişinin sağlık verileri ölçülebilir ve takip edilebilir. g) Hekim tarafından değerlendirilen kişiye, hekimince e-reçete ve e-rapor tanzim edilebilir. (2) Sağlık tesisi, uzaktan sağlık hizmetine ilişkin aynı branşta faaliyet izin belgesi sahibi olması koşuluyla bir başka sağlık tesisindeki sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık hizmeti sunabilir." düzenlemesi yer almaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla” ibaresi, sağlık hizmetlerinden hangilerinin uzaktan sunulabileceğine ilişkin tek ve temel ölçüt olarak belirlenmiştir. Ancak, maddenin uygulanabilirliği açısından, “uzaktan sunulabilirlik” kriterinin hangi özelliklere sahip sağlık hizmetlerinde geçerli olduğu, hangi durumlarda hizmetin uzaktan verilemeyeceği, hizmetin kapsamı ve sınırları gibi hususlar Yönetmelikte açık ve somut bir şekilde belirtilmemiştir. Bu eksikliğin, sağlık tesisleri ve sağlık meslek mensupları açısından uygulama belirsizliği doğuracağı muhakkaktır. Nitekim söz konusu ibare, ifade edildiği şekilde oldukça genel olup, yorum yoluyla neredeyse tüm sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulabileceği sonucuna varılmasına imkân verebilecek niteliktedir. Bu durum, hem sağlık hizmeti alan bireylerin güvenliği hem de mesleki standartların korunması açısından ciddi bir risk oluşturabilecek mahiyettedir. Belirsizliğin varlığı, hekimlerin ve sağlık tesislerinin hukuki güvenliğini zedeleyebilir, hangi hizmetlerin uzaktan sunulamayacağına dair sınırların belirlenmesini imkânsız hâle getirebilir. Bu da Yönetmeliğin somut uygulamada öngörülen amacı olan güvenli ve standartlara uygun uzaktan sağlık hizmeti sunumunu tehlikeye atabilir. Sağlık hizmeti sunumunda belirsizlik, doğrudan halkın sağlık hakkını etkileyebilir. Sağlık hizmetinden adil ve güvenli bir şekilde yararlanabilmenin ön koşullarından biri, hizmetin kimler tarafından, hangi koşullarda ve hangi nitelikte verilebileceğinin öngörülebilir olmasıdır. Söz konusu ibarenin muğlaklığı, yasal ve idari öngörülebilirlik ile hukuki güvenlik ilkelerine de aykırıdır. Bu nedenle, vatandaşın ve sağlık meslek mensubunun haklarını ve yükümlülüklerini önceden bilmesi mümkün olmadığından bu durum hukuki belirlilik ilkesini ihlal etmektedir. Bu durumda, Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasındaki “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla” ibaresinin, belirsiz, ölçütleri belirlenmemiş, uygulamada standardizasyonu ve hukuki güvenliği sağlamayan, sağlık hakkı ve mesleki standartlarla çelişme riski taşıyan bir düzenleme niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararının anılan kısmına katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY : Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyetine uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12. maddesinin 2. fıkrasının, 4. fıkrasının üçüncü cümlesinin, 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının incelenmesi: 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi" başlıklı 378. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir. (2) Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Bakanlık, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz. (3) Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar. (4) Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır. Bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar. (5) Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür. (6) Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu Yönetmeliğin "Hastanın bilgilendirilmesi" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, uzaktan sağlık hizmeti alacak kişinin, uzaktan sağlık hizmeti sunulmaya başlanmadan önce ve sunulacak olan sağlık hizmetinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde hangi konularda bilgilendirileceği sayılmış; aynı fıkranın (g) bendinde, "Tarafların açık rızası olmaksızın uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin ses veya görüntü kaydı alınmasının yasak olduğu; ancak, kişisel sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin mevzuat uyarınca alınan sağlık hizmetine ilişkin kayıtların tutulacağı, kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyete uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" kuralına yer verilmiş; "Kişisel verilerin korunması" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti sunumunda hasta mahremiyetinin ve kişisel verilerinin korunmasından hizmeti veren sağlık tesisi ve sağlık meslek mensubu sorumludur. (2) Veri sorumlusu ve veri işleyen sıfatlarını haiz kişiler, bu Yönetmelik kapsamında sundukları hizmetler aracılığıyla elde ettikleri kişisel verileri 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuatına uygun bir şekilde işler, bu verilerin güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü teknik ve idari tedbiri alır ve ilgili kişilere karşı aydınlatma yükümlülüklerini yerine getirirler. (3) Bu Yönetmelik kapsamında sunulan sağlık hizmetleri, her iki tarafın açık rızası olmaksızın görüntülü veya sesli olarak kayıt altına alınamaz, hizmet esnasında fotoğraf çekilemez. (4) Tarafların açık rızası olması hâlinde sunulan uzaktan sağlık hizmetine ilişkin görüntülü veya sesli kayıt alınabilir. Kayıtlar, uzaktan sağlık hizmeti veren sağlık tesisinde veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." kuralı; "Kayıt, bildirim ve iz kaydı" başlıklı 13. maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti kapsamında sağlık tesisine başvuran kişiler için uzaktan sağlık hizmetine ilişkin iş ve işlemler dijital ortamda kaydedilir ve kişisel verilerin korunmasına dair mevzuatta yer alan istisnai düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir. (2) Bakanlık tarafından kurulan kayıt ve bildirim sistemi ile Bakanlıkça yapılacak diğer iş ve işlemlere esas olmak üzere talep edilen bilgi ve belgeler, sağlık tesisleri tarafından Bakanlığa gönderilir. (3) Uzaktan sağlık hizmeti alımı esnasında Bakanlıkça belirlenen iz kaydı bilgileri sağlık tesisi tarafından sağlık tesisinin tabi olduğu mevzuatta belirtilen süre boyunca saklanır." kuralları düzenlenmiştir. Bakılmakta olan davada, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin dava konusu maddelerinin kişisel verilerin işlenmesine yönelik olduğu, davalı idarenin savunmasında da belirtildiği üzere, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesinin, dava konusu düzenlemelerin dayanağını oluşturduğu ortadadır. Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti ilkesi düzenlenmektedir. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da vurgulandığı üzere, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, kanunların üstünde kanun koyucunun da uyması gereken Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir. Anayasa'nın İkinci Kısmının İkinci Bölümünde yer alan 'Kişi Hakları ve Ödevleri' arasında yer alan 'Özel Hayata Saygı Hakkı'nı düzenleyen 'A- Özel hayatın gizliliği' başlıklı 20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (...) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” 21/01/2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Anayasa’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişikliklerle yeni bir hükûmet sistemine geçilmiş ve buna bağlı olarak Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiştir. Anayasa’nın 8. maddesinde yapılan değişiklikle Bakanlar Kurulu kaldırılarak yürütme yetkisi ve görevi tek başına Cumhurbaşkanına verilmiştir. Anayasa’da Bakanlar Kuruluna verilen görev ve yetkilere ilişkin maddelerde de aynı doğrultuda değişiklik yapılarak daha önce Bakanlar Kuruluna ait olan görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanı tarafından yerine getirilmesi öngörülmüş, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinin düzenlendiği 104. maddesinin onyedinci fıkrasında, Cumhurbaşkanına, yürütme yetkisine ilişkin konularda “Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" (CBK) adı altında düzenleme yapma yetkisi tanınmıştır. İdare hukukunda yetki, idari işlemin sadece kanunla/anayasayla belirlenmiş ve sınırlanmış makamlar tarafından yapılabilmesi yeteneğini ifade eder. Bu anlamda yetki, bir kişiye değil bir makama verilmiş olup, bir hak değil, bir yükümlülüktür. Yetki unsurunun içinde kişi, konu, yer ve zaman bakımından yetki kavramları yer almaktadır. Kişi bakımından yetki ile idari faaliyet için irade açıklamaya yetkili makam, yer bakımından yetki ile yetkinin kullanılabileceği coğrafi alan, zaman bakımından yetki ile de görevlinin yetkisini belli bir süre dahilinde kullanması gerekliliği belirtilmektedir. Konu yönünden yetki ise belli konulara ilişkin kararların hangi idari makamlarca alınacağını ifade eder. Cumhurbaşkanına CBK çıkarma yetkisi veren düzenleme Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasında yer almaktadır. 104. maddenin onyedinci fıkrasında, "Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir." hükümleri yer almaktadır. 12/09/2019 tarih ve 46 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin bazı maddelerinin iptali istemiyle yapılan başvuru hakkında, Anayasa Mahkemesinin 12/06/2020 tarih ve E:2019/105, K:2020/30 sayılı kararıyla, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin konu bakımından yetki unsuruna ilişkin şu tespitlerde bulunulmuştur: "(...) 8. Anayasa’da Cumhurbaşkanı’na CBK çıkarma yetkisi verilmekle birlikte bu yetki sınırsız değildir. Kanunlardan farklı olarak Anayasa’da CBK’yla düzenlenecek konular sınırlandırılmıştır. Konu bakımından yetki yönünden getirilen bu sınırlamalar Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasının ilk dört cümlesinde düzenlenmiştir. 9. Anılan fıkranın birinci cümlesinde Cumhurbaşkanı’nın yürütme yetkisine ilişkin konularda CBK çıkarabileceği ifade edilmiştir. Buna göre yürütme yetkisine ilişkin konular dışında CBK ile düzenleme yapılması mümkün değildir. 10. Fıkranın ikinci cümlesinde 'Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin' CBK’yla düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Bu hüküm uyarınca belirtilen alanlarda CBK ile düzenleme yapılamaz. 11. Fıkranın üçüncü cümlesinde de Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda CBK çıkarılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak Anayasa’da hangi konuların münhasıran kanunla düzenleneceğine ilişkin özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadında anayasa koyucunun kanunla düzenlenmesini öngördüğü konuların bu kapsamda görülmesi gerektiği kabul edilmektedir (AYM, E.2016/150, K.2017/179, 28/12/2017, § 57; E.2016/180, K.2018/4, 18/1/2018, § 17; E.2017/51, K.2017/163, 29/11/2017, § 13; E.2016/139, K.2016/188, 14/12/2016, § 9; E.2013/47, K.2013/72, 6/6/2013). Buna göre Anayasa’da kanunla düzenleneceği belirtilen alanlarda Cumhurbaşkanı’nın CBK çıkarma yetkisi bulunmamaktadır. 12. Fıkranın dördüncü cümlesinde ise kanunda açıkça düzenlenen konularda CBK çıkarılamayacağı ifade edilmiştir. Anılan hükme göre Cumhurbaşkanı’nın yürütme yetkisine ilişkin konularda CBK çıkarabilmesi için CBK’yla düzenlenecek konunun kanunlarda açıkça düzenlenmemiş olması gerekir. 13. CBK’ların yukarıda belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygun olarak çıkarılması gerekmektedir. Aksi takdirde içeriği Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile bu düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemez. Dolayısıyla CBK’ların yargısal denetiminde öncelikle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygunluğunun ele alınması gerekir. Anılan fıkra yönünden herhangi bir aykırılık tespit edilmemesi durumunda ise bu defa CBK’ların içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi yapılmalıdır (...)" (AYM 12/06/2020, E:2019/105, K:2020/30). Dava konusu uyuşmazlık bağlamında, yukarıda özetine yer verilen Anayasa Mahkemesi kararından çıkarılabilecek sonuçlar şunlardır; 1. CBK’ların Anayasa'nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasında sayılan konu bakımından yetki kurallarına uygun olarak çıkarılması gerektiği açık olup, bu kurallara uyulmaması halinde içeriği Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemeyecektir. 2. Anayasa’nın İkinci Kısmının Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin CBK’yla düzenlenemeyeceği yolundaki sınırlama uyarınca kişisel verilere ilişkin konuların Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyeceği görülmektedir. Öte yandan, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi üzerine, bu maddede yer verilen hukuksal düzenlemeler aynen olmak üzere ve fakat davanın açıldığı tarihten yaklaşık üç yıl sonra 7538 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a ek 19. madde olarak eklendiği görülmekte ise de, iptaline karar verilmesi istenilen Yönetmelik kuralının dava konusu edildiği tarihteki koşullar bağlamında değerlendirilmesi gerektiği, 3359 sayılı Kanun'a eklenen ek 19. madde hükmünün geçmişe yürütüleceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, sonradan yapılan yasal düzenlemenin dava konusu Yönetmelik kuralının hukuki dayanağını oluşturamayacağı da açıktır. Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyetine uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12. maddesinin 2. fıkrasının, 4. fıkrasının üçüncü cümlesinin, 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararının aksi öndeki kısımlarına katılmıyorum.