Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2021/5779 E. 2025/6483 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2021/5779
Karar No
2025/6483
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5779 Karar No : 2025/6483

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, adına düzenlenen ... numaralı gümrük müşavir yardımcısı izin belgesinin iptaline ilişkin Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile iptal kararının kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun reddine dair Ticaret Bakanlığı Risk Yönetimi, Tasfiye ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 4458 sayılı Kanunun 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde geçen "gibi" edatının, metinde sayılan zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas suçlarının yüz kızartıcı veya şeref veya haysiyet kırıcı birer suç olduklarını nitelemek için kullanıldığı, gümrük müşavir yardımcısı olabilmek için sadece maddede sayılan suçlardan mahkum olmamak şartının aranabileceğinin kabul edilmesi gerektiği, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereği, "gibi" kelimesine dayanarak "yüz kızartıcı suçlar" kavramının kapsamını genişletmenin mümkün olmadığı, 4458 sayılı Kanunun kapsamında olmayan ve sayma yoluyla belirtilen eylemler arasında yer verilmeyen fiile dayanarak verilmiş hapis cezasının nitelik itibarıyla 4458 sayılı Kanunun kapsamına girmediği gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte olmadığı, davanın süresinde açılmadığı, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde sayılan suçların tahdidi olmadığı, benzer nitelikteki yüz kızartıcı suçlarda da maddenin uygulanabileceği, gümrük müşavirlerinin yerine getirmiş olduğu hizmetin niteliği dikkate alındığında dava konusu olayda bahsi geçen suçun meslek ile bağdaşmayacak nitelikte olduğu, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, dava konusu işlemin dayanağı olan Gümrük Kanunu'nun 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "... gibi yüz kızartıcı suçlar..." ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle Dairemizin E:2023/4341 sayılı dosyasında Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulması ve iş bu dosyada da 22/05/2025 tarihli ara kararı ile Anayasa Mahkemesince verilecek karara kadar dosyasının bekletilmesine karar verilmesi üzerine Anayasa Mahkemesinin 08/10/2025 tarih ve E:2025/136, K:2025/200 sayılı kararı ile söz konusu ibarenin iptaline karar verildiği görülmekte olup, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasında, "...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralı; 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez."; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa'nın metnine yer verilen hükümleri uyarınca; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir kurala ilişkin kararın hüküm kesinleşinceye kadar gelmesi durumunda mahkemeler bu karara uymak zorundadır ve bu karar yasama, yürütme ve yargı organları, idare makamları, gerçek ve tüzel kişiler için bağlayıcıdır. Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin açmış olduğu davalarda da; uyuşmazlığın çözümünde esas alınacak olan kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi Anayasa'da yer alan eşitlik ve hukuk devleti ilkelerinin bir gereği olduğundan, bu durum Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrasında yer alan iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesine aykırılık teşkil etmez. Bakılan davada, dava konusu işleme dayanak teşkil eden 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "...gibi yüz kızartıcı suçlar..." ibaresinin iptali için Dairemizin E:2023/4341 sayılı dosyasında verilen 04/02/2025 tarihli kararla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş; bu başvuru sonrasında, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2025 tarih ve E:2025/136, K:2025/200 sayılı kararı ile, "13. Gümrük müşavir yardımcısı olabilmek için kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira suçları gibi yüz kızartıcı suçlardan mahkûm olmama şartı öngören kuralın Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence altına alınan çalışma hakkı ve özgürlüğüne sınırlama getirdiği açıktır. 14. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir. 15. Bu kapsamda çalışma hakkı ve özgürlüğünü sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir. 16. Esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır. 17. Kuralın da yer aldığı bentte bazı suçlar sayıldıktan sonra bu sayılanlar gibi yüz kızartıcı suçlardan mahkûmiyetin gümrük müşavir yardımcılığı mesleğinin icrasına engel olduğu belirtilmiştir. 4458 sayılı Kanun’da, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda veya başka bir kanunda yüz kızartıcı suçların hangi suçlar olduğuna ilişkin olarak açık bir hükme yer verilmemiştir. Bir mesleğin icrasını belli suçlardan mahkûm olmama şartına bağlayan bir kuralda hangi suçların bu kapsamda olduğunun açık ve net bir şekilde düzenlenmesi, kuralın mesleğin icrasına engel olacak suçların kapsamını genişletecek ve keyfî uygulamalara neden olabilecek ifadeler içermemesi gerekir. 18. Kuralda kanuni çerçeve çizilmeden bir kısım suç sayıldıktan sonra bu suçlara benzer suçlardan hüküm giymiş olmanın gümrük müşavir yardımcılığı mesleğinin icrasına engel olduğu belirtilmiş, hangi suçların bu kapsamda olduğu kesin ve net olarak anlaşılabilecek şekilde kuralın sınırları çizilmemiştir. Bu bağlamda kural bireylerin hangi somut fiil ve olguya yasal çerçevede sonuç bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân tanımamaktadır. 19. Öte yandan Anayasa’nın 76. maddesinin ikinci fıkrasında milletvekili seçilmeye engel suçlar sayılırken “…zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlardan…” biriyle hüküm giymiş olanların milletvekili seçilemeyecekleri düzenlenerek yüz kızartıcı suç kavramına Anayasa’da da yer verilmiştir. Böylece anılan fıkrada sayılan suçlar dışında yüz kızartıcı suçların belirlenmesi konusunda kanun koyucuya düzenleme yapma imkânı tanınmıştır. 20. Bununla birlikte Anayasa’da milletvekili seçilmeye engel olarak sayılan suçlara ekleme yapma konusunda takdir yetkisi tanınan kanun koyucunun temel haklara müdahale teşkil eden durumlarda bu suçların belirlenmesi konusundaki yetkiyi idarenin veya yargı makamlarının takdirine bırakması mümkün değildir. Dolayısıyla söz konusu kavramın Anayasa’da da kullanılmış olması, kavramın kullanıldığı kanuni düzenlemelerin doğrudan Anayasa’ya uygunluğu sonucunu doğurmamaktadır. 21. Bu itibarla gümrük müşavir yardımcısı olabilmek için kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira suçlarının yanı sıra bu gibi yüz kızartıcı suçlardan da mahkûm olmama şartı öngören kural sayılanlar dışında hangi suçların gümrük müşavir yardımcılığı mesleğinin icrasına engel olacağı konusunda belirsizliğe neden olmaktadır. Dolayısıyla çalışma hakkına sınırlama getiren kuralın belirli ve öngörülebilir nitelikte olmadığı, keyfîliğe karşı yeterli güvence içermediği, temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesiyle anılan ibarenin iptaline karar verilmiş, karar 24/12/2025 tarih ve 33117 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi kararıyla dava konusu işleme dayanak olan maddede sayılan suçların yanı sıra bu gibi yüz kızartıcı suçlardan mahkum olmama şartı öngören kuralın, sayılanlar dışında hangi suçların gümrük müşavir yardımcılığı mesleğinin icrasına engel olacağı konusunda belirsizliğe neden olacağı, başka bir anlatımla çalışma hakkına sınırlama getiren kuralın belirli ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiği sonucuna ulaşılması suretiyle "...gibi yüz kızartıcı suçlar..." ibaresinin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, davacının gümrük müşavir yardımcısı izin belgesinin 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde belirtilen suçlardan hüküm giydiğinden bahisle iptal edilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Buna göre, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2.. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2021/5779, K. 2025/6483, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2021-5779-e-2025-6483-k-a8578b7c75b7