Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2022/5858 E. 2025/7164 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/5858
Karar No
2025/7164
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5858 Karar No : 2025/7164

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ... adına velayeten ... ve ... VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'ün 09/09/2011 tarihinde götürüldüğü Nizip Devlet Hastanesinde görevli doktorlar tarafından zamanında ve gerekli müdahale yapılmaması nedeniyle engelli hale gelmesinde (serebral palsi) davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık her biri için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile 1.175.440,53 TL ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 303.000,00 TL tazminatın olay tarihinden tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyada var olan bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunun birlikte değerlendirilmesinden, küçük ...'in 04/09/2011 tarihinde doğumunun gerçekleştiği, doğumundan sonraki 5. günde hastalanması sonucu Nizip Devlet Hastanesi acil servisine başvurulduğu, yapılan muayene ve tetkikler neticesi bilirubin değerinin yüksek olduğunun belirlenerek sarılık teşhisi konularak hasta sevk kağıdıyla aile kucağında Gaziantep Çocuk Hastanesine sevk edildiği, küçük ...'in engellilik sebebinin yenidoğan çocuklarda gerçekleşen sarılık hastalığına geç müdahaleden kaynaklandığının anlaşıldığı, yenidoğan bebeklerin doğumdan sonra 3. gün kontrol amacı ile hastaneye başvurması gerektiği halde küçüğün doğum sonrası 5. güne kadar hastane başvurusu olmadığı anlaşılmakla, ailenin 3. gün bebeği getirmemesinin nedeninin ilgili hekimler tarafından önerilmiş olup olmadığının tespiti amacıyla 28/03/2019 tarihli ara kararıyla davacı ...'ün 04/09/2011 tarihinde doğumu sonrası yapılan yenidoğan muayenesine ait tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği, ... tarih ve ... sayılı Nizip Devlet Hastanesi Başhekimliği cevabi yazısında ...'e ait yeni doğan muayenesine ait herhangi bir tıbbi evrakın bulunmadığının bildirildiği, doğuma ait tıbbi kayıtlar dosya içerisinde mevcut olmadığından davalı idare tarafından dava dosyasına sunulamayan yenidoğan kayıtlarına ulaşılamaması nedeniyle ailenin 3. gün bebeği getirmemesinin nedeninin ilgili hekimler tarafından önerilmemiş olup olmadığının anlaşılmadığı, ilgili kayıtların tutulmamasından dolayı idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanan hizmet kusuru etkisiyle de birlikte gerçekleştiği sonucuna varılarak davalı idarenin %50 kusurlu bulunduğu, küçük ...'in davacı anne ve babanın üçüncü çocukları olması nedeniyle hastaneye 5. gün başvurmasında kusurlu bulunduğu kabul edilerek, buna göre kusur oranının tespiti yönünde yapılan değerlendirmede, davacı anne ve babanın olay nedeniyle %50, davalı idarenin ise %50 kusuru olduğu, 02/04/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda davacı ...'ün iyileşme (iş göremezlik) süresinin devamlı surette başkasının bakım ve yardımına muhtaç olduğu, %100 meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı yönünde rapor düzenlendiği, davacılar ... ve ... için istenilen ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi tazminat taleplerinin değerlendirmesinden; davacılar tarafından maddi tazminat taleplerine ilişkin fatura, delil niteliğinde bilgi ya da belge sunulmadığı, ispatla yükümlü olan davacıların bu iddialarını ispatlayamadığı, davacı ... için istenen 1.000,00 TL maddi tazminatın değerlendirilmesinden; olay nedeniyle davacı ...'ün iyileşme (iş göremezlik) süresinin devamlı surette başkasının bakım ve yardımına muhtaç olduğu, %100 meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağına yönelik hazırlanan maluliyete bilirkişi raporu esas alınarak davacının maddi zararının hesaplanması için 28/04/2021 tarihli ara karar ile (tazminat miktarından tespit edilen %50 kusur indirimi yapılarak hesap edilmesi istenilmiştir) ve davacı ...'e engellilik durumu nedeniyle evde bakım hizmeti karşılığı yapılan ödemelerin bakıcı yardımından hesaplanacak tazminattan düşülerek davacının işgücü kaybına bağlı olarak oluşan zararlarının tespiti amacıyla aktüerya bilirkişisi aracılığı ile dava dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine bilirkişi tarafından düzenlenerek sunulan 20/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda hesaplanan maddi tazminat miktarından tespit edilen %50 kusur indirimi yapılarak ve evde bakım hizmeti karşılığı yapılan ödemelerin bakıcı yardımından hesaplanacak tazminattan düşülerek davacının maluliyete tekabül eden zararının 1.094.948,00 TL olarak ve bakıma muhtaçlık maddi zararının 80.492,53 TL olmak üzere toplam 1.175.440,53 TL olarak hesaplandığı, dava konusu olayda manevi tazminatın koşullarının bulunduğu, hizmet kusurunun ağırlığı, duydukları üzüntü ve ızdırabın karşılığı olarak ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, idarenin sorumluluğunu ortaya koyacak ve aynı zamanda zenginleşmeye de sebebiyet vermeyecek düzeyde bir manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... tarafından talep edilen toplam 1.173.440,53 TL maddi tazminatın kabulüne, hükmedilen 1.173.440,53 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 26/01/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, daha önceki döneme ilişkin yasal faiz işletilme talebinin reddine, davacılar ... ve ...'ün ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi tazminat istemlerinin reddine, davacıların toplam 300.000,00 TL manevi tazminat talebinin toplam 50.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 26/01/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle kabulüne, geriye kalan 250.000,00 TL manevi tazminat talebi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dosyada var olan bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunun birlikte değerlendirilmesinden, ...'in 04/09/2011 tarihinde doğumunun gerçekleştiği, doğumundan sonraki 5. günde hastalanması sonucu Nizip Devlet Hastanesi acil servisine başvurulduğu, yapılan muayene ve tetkikler neticesi bilirubin değerinin yüksek olduğunun belirlenerek sarılık teşhisi konularak hasta sevk kağıdıyla aile kucağında Gaziantep Çocuk Hastanesine sevk edildiği, ...'in engellilik sebebinin yenidoğan çocuklarda gerçekleşen sarılık hastalığına ailenin hastaneye geç başvurmasından kaynaklandığının anlaşıldığı, yenidoğan bebeklerin doğumdan sonra 3. gün kontrol amacı ile hastaneye başvurması gerektiği halde küçüğün doğum sonrası 5. güne kadar hastane başvurusu olmadığı anlaşılmakla, ailenin 3. gün bebeği getirmemesinin nedeninin ilgili hekimler tarafından önerilmiş olup olmadığının tespiti amacıyla ilk derece mahkemesinin 28/03/2019 tarihli ara kararıyla davacı ...'ün 04/09/2011 tarihinde doğumu sonrası yapılan yenidoğan muayenesine ait tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği, ... tarih ve ... sayılı Nizip Devlet Hastanesi Başhekimliği cevabi yazısında ...'e ait yeni doğan muayenesine ait herhangi bir tıbbi evrakın bulunmadığının bildirildiği, doğuma ait tıbbi kayıtlar dosya içerisinde mevcut olmadığından davalı idare tarafından dava dosyasına sunulamayan yenidoğan kayıtlarına ulaşılamaması nedeniyle ailenin 3. gün bebeği getirmemesinin nedeninin ilgili hekimler tarafından önerilmemiş olup olmadığının belirlenemediğinin anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun raporunda bebeğin rahatsızlanması üzerine ilk müdahaleyi yapan acil doktorunun eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu, küçüğün yüksek bilirubin değerleri ile 112 sevk zincirinde transferinin sağlanması gerekmesine rağmen bu eksikliğin zarar üzerinde etkisinin bulunmadığı hususlarının açıkça tespit edildiği, zarara sebebiyet veren vakıanın, ailenin bebeğin doğumunun 5. gününde hastaneye müracaat etmesi olduğu, ailenin 3. gün bebeği getirmemesinin nedeninin ilgili hekimler tarafından önerilmiş olup olmadığının tıbbi kayıtların tutulmaması nedeniyle tespit edilemediği, davacıların idari başvuru ve dava dilekçesinde de bebeğin 3. gün getirilmesi gerektiğinin bahsedilmediği yönüyle çocuk doktoru hakkında herhangi bir isnatta bulunulmadığı görülmekle, uygulanan tedavide sağlık hizmetinin sunulmasında idarenin sorumlu tutulmasını gerektirecek hizmet kusurunun varlığından söz edilemeyeceğinin anlaşıldığı, bu durumda; idarenin sağlık hizmeti sunumu ile zarar arasındaki illiyet bağının açıkça kurulamaması nedeniyle, davacıların maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, bu doğrultuda davacıların istinaf başvurusunun reddine ve davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davanın, manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince; bünyesinde risk barındıran sağlık hizmetlerinin sunucusu olan davalı idare hizmetinin hiç ya da gereği gibi sunulup sunulmadığı hususunun yargılamasının yapılamama nedeninin idarenin iç işleyişindeki aksama (tıbbi kayıtların eksik tutulması) nedeniyle kaynaklandığı, bir başka deyişle ailenin 3. gün bebeği hastaneye kontrole getirmemesinin nedeninin ilgili hekimler tarafından önerilmiş olup olmadığının tıbbi kayıtların tutulmaması nedeniyle tespit edilemediği göz önüne alındığında zararlı sonuç ile idari hizmet arasındaki nedensellik bağının araştırılmasının önüne geçen davalı idare aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı anne ... için 20.000,00 TL ve davacı baba ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 26/01/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, bu doğrultuda davacıların istinaf başvurunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine ve davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat istemleri yönünden davacıların istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurunun kabulüne, maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, bu yönden İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, manevi tazminat istemleri yönünden davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı anne ... için 20.000,00 TL ve davacı baba ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 26/01/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, bu yönden İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, yapılan tahkikat neticesinde küçük ...'ün doğumu sonrası gerekli takibinin ilgili hekimlerce yapılmadığı, ailenin yeni doğan sarılığı ile ilgili uyarılmadığı, doğumdan sonraki 3. gün kontrolü için aileye herhangi bir bilgi verilmediği, bu sebeple yeni doğan sarılığına uygulanacak tedavide geç kalındığı, bu sebeplerle zararın meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun açıklığa kavuşturulduğu, rutin kontrollerle ilgili olarak gerekli bilgilendirmenin yapılmadığı, tedavide geç kalınıldığı, doğumun gerçekleştiği gün hiçbir işlem yapılmadan gönderildikleri, doğum sonrası gözetim, denetim ve takibinin yapılmadığı, doğumdan sonra yapılması gereken 3. gün kontrolünün yapılmaması sebebiyle bebekteki bilirubin seviyesinin yükseldiği, temyize konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı idare tarafından, Adli Tıp Kurumu raporunda da yer verildiği üzere illiyet bağının ve hizmet kusurunun bulunmadığı, dolayısıyla olay bakımından tazmin şartlarının oluşmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden, davacılar ... ve ...'nın müşterek çocuğu olan davacı ...'ün Nizip Devlet Hastanesi'nde 04/09/2011 tarihinde doğumunun gerçekleştiği, 09/09/2011 tarihinde rahatsızlanması üzerine acil poliklinik başvurusunda bulunulduğu, acil serviste yapılan muayene ve tetkikler sonucunda yeni doğan sarılığı olduğu tespit edilerek hastanın Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'ne sevkinin yapıldığı, takip ve tedavisinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan ...'ün engelli hale geldiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmini için 25/01/2016 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda; -özetle- "davacı ...'ün Nizip Devlet Hastanesinin 04/09/2011 tarihli yenidoğan işlem formunda kayıtlı olduğu, Nizip Devlet Hastanesinin 09/09/2011 tarihli acil poliklinik muayenesinde, bilirubin (direkt), bilirubin (total), konsültasyon, şeklinde kayıtlı olduğu, Nizip Devlet Hastanesi'nin 09/09/2011 tarih, 07:25 numune, 08:09 sonuç saatli laboratuvar sonuç formunda, direkt bilirubin 1,5H (0,00-0,50), total bilirubin >25,0H(0,18-1,20), şeklinde kayıtlı olduğu, Nizip Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. M.T. kaşeli imzalı ... tarih, ... no'lu reçetede, "Tanı; indirekt hiperbilirubinemi, Çocuk Hastalıkları Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine sevki uygundur." şeklinde kayıtlı olduğu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M.K. ve Dr. Y.Ş. imzalı ... tarihli tutanakta; 'Hastanemize Nizipli Devlet Hastanesinden hasta Bebek Gümüş, Bilirubin değeri ht üzeri olarak belirlenmesine rağmen hasta sevk kağıdıyla ilgili hekime bilgi verilmeden aile kucağında gönderilmiştir.' şeklinde kayıtlı olduğu, Gaziantep Çocuk Hastanesinin 09/09/2011-15/09/2011 yatış-çıkış tarih, ... protokol no'lu yenidoğan yoğun bakım servisi epikriz raporunda; 'Nizip Devlet Hastanesinden sarılık nedeniyle ailesinin kucağında hasta sevk edilmiş, NYV ile 36 haftalık olarak doğmuş, postnatal 3.günde sarılığı başlamış, genel durumu kötü, baş geriye atık durumda, her iki akciğer solunuma eşit katılıyor ral, ronküs yok, batın rahat HSM yok, haricen erkek, tiz sesli ağlaması var, DTR canlı, baştan topuğa kadar ikterik görünümde Yenidoğan refleksleri zayıf, emme zayıf. Opollotanal pozisyonunda. Hastaya yoğun fototerapi başlandı. Kan Kültüründe üreme olmayınca antibiyotik kullanıldı. Pediatrik nöroloji ile konsülte edildi. Takip önerildi. Klinik düzelme sağlanınca önerilerle taburcu edildi.' şeklinde kayıtlı olduğu, 09/09/2011 tarihinde sarılık nedeniyle Nizip Devlet Hastanesine başvurusunda bilirubin değerinin çok yüksek tespit edildiği, aile kucağında Gaziantep Çocuk Hastanesine sevk edildiği, kernikterus geliştiği ve sekel kaldığı bildirilen ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde, 04/09/2011 tarihinde 3400 gram ağırlığında, APGAR skoru 9 olarak doğan bebeğin, 09/09/2011 tarihinde beslenememe ve ağlama şikayeti ile Nizip Devlet Hastanesi'ne götürüldüğü, acil serviste saat 07:25’te alınan kan tahlilinin saat 08:09’da sonuçlandığı, direkt bilirubin 1,5 (0-0,5), total bilirubin >25 (0,18-1,20) tespit edildiği, saat 09:18’de çocuk hastalıkları konsültasyonu istendiği, yoğun bakım ünitesi sevkinin uygun görüldüğü, doktorun ifadesinde sevk için 112 komuta merkezinin arandığının belirtildiği, ancak inceleme raporunda o tarihte arandığına dair kayıt olmadığının bildirildiği, ailenin imkanlarıyla bebeğin Gaziantep Çocuk Hastanesine götürüldüğü, Gaziantep Çocuk Hastanesinde yapılan muayenesinde genel durumu kötü, baş geride, tiz ağlama mevcut, baştan topuğa kadar ikterik durumda, yenidoğan refleksleri zayıf olduğu, yoğun fototerapiye başlandığı, saat 11:26’da alınan kan örneğinden direkt bilirubin 1,84 (0-0,5), total bilirubin 31,38 (0,2-1) tespit edildiği, exchange (kan değişimi) yapıldığı, takibinde klinik durumun düzelmesi üzerine 15/09/2011 tarihinde taburcu edildiği, 11/02/2014 tarihinde Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde yapılan muayenesinde; kernikterus sekeli, baş kontrolü orta, destekli yada desteksiz oturamadığı, konuşması ve yürümesi olmadığı, hipotonisite, bilişsel gelişimde gecikme olduğunun tespit edildiği, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde 11/08/2014 tarihinde bilateral sensörinöral işitme kaybı nedeniyle koklear implant yerleştirilmesi ameliyatı yapıldığı, aynı hastanede 28/05/2018 tarihinde yapılan muayenesinde ise; baş kontrolü orta, arada arkaya doğru distonik patern gösterdiği, destekli oturabildiği, destekli otururken dört ekstemitede koreiform hareketler mevcut olduğu, yürüme ve konuşma olmadığı, bu bulgularla distonik tip (koreiform) serebral palsi düşünüldüğü anlaşılmakla, Kurumun ... ve ... tarih-karar nolu müzekkerelerinde talep edildiği halde anne ... adına kayıtlı gebelik takipleri ve 04/09/2011 tarihli doğuma ait tıbbi kayıtların gönderilmemiş olduğu, bu şekilde yapılan değerlendirmeye göre; yenidoğan bebeklerin hiç bir şikayetleri olmasa dahi doğumdan sonra 3. gün kontrol amacı ile hastaneye başvurması gerektiği, küçüğün doğum sonrası olay tarihine kadar hastane başvurusu olmadığı, doğuma ait tıbbi kayıtlar dosya içerisinde mevcut olmadığından ailenin 3. gün bebeği getirmemesinin nedeninin ilgili hastanece kayıtların tutulmaması sebebiyle (ilgili hekimler tarafından önerilmemiş olması, yada ailenin önerilmesine rağmen ihmal etmesi vb.) anlaşılamadığı, bu durumun adli tahkikat ile aydınlatılması gerektiği, ilk olarak doğumunun 5. gününde sarılık ve beslenememe nedeniyle Nizip Devlet Hastanesine başvurduğu, daha önce başvurusunun olmaması nedeniyle bilirubin değerinin çok yükseldiği, acil hekimi tarafından kan tetkiki istenerek Çocuk Hekimine konsülte edildiği, acil serviste görevli hekimin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, çocuk hekimi tarafından yapılan değerlendirmesinde bu bulgularla (yüksel bilirubin değerleri) yenidoğan yoğun bakım ünitesi bulunan bir üst merkeze sevkinin uygun olduğu, ancak dosyada mevcut tutanakta ailenin küçüğü kucağında Gaziantep Çocuk Hastanesine götürdüğünün ve burada uygun tedavisinin yapıldığının anlaşıldığı, küçüğün yüksek bilirubin değerleri ile 112 sevk zincirinde transferinin sağlanması gerektiği, bunun sağlanmamış olması eksiklik olmakla birlikte, mevcut dosya içeriğinden bu durumun sebebinin net olarak anlaşılamadığı (ailenin tercihi, hekimin sevk için başvurmaması vb.), ayrıca ailenin kendi imkanlarıyla hastaneye gitmesi ile 112 ambulansı ile küçüğün transferi arasında süre farkı olmasının beklenmediği, 112 ile transfer sırasında olayın seyri ve dolayısıyla küçükte oluşan zarar üzerine etkisi olabilecek tedavi (fototerapi, kan değişimi vb) uygulanamayacağı da dikkate alındığında; bahse konu eksiklik ile çocukta ortaya çıkan durum arasında illiyet bağı olmadığı, dolayısıyla bu durumun tıbbi bir hata olarak değerlendirilmediği, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği" yönünde görüş bildirilmiştir. İdare Mahkemesince söz konusu bilirkişi raporu hükme esas alınmış, davacıların maddi tazminat istemlerinin hesaplanması amacıyla dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bu bilirkişi raporuna göre davacıların maddi zararına, %50 kusur oranının uygulanması suretiyle yapılan hesaplamaya dayanılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesince, davacıların istinaf başvurunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine ve davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat istemleri yönünden davacıların istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurunun kabulüne, maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, manevi tazminat istemleri yönünden davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacı küçük ... için 50.000,00 TL, davacı anne ... için 20.000,00 TL ve davacı baba ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 26/01/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde, yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyiz istemine konu kararın, manevi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat istemine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyiz istemine konu kararın, maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır. Bakılan davada, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda uygulanan tedavi bakımından her ne kadar dava konusu olayda; küçüğün yüksek bilirubin değerleri ile 112 sevk zincirinde transferinin sağlanması gerektiği, bunun sağlanmamış olması eksiklik olmakla birlikte, mevcut dosya içeriğinden bu durumun sebebinin net olarak anlaşılamadığı (ailenin tercihi, hekimin sevk için başvurmaması vb.), ayrıca ailenin kendi imkanlarıyla hastaneye gitmesi ile 112 ambulansı ile küçüğün transferi arasında süre farkı olmasının beklenmediği, 112 ile transfer sırasında olayın seyri ve dolayısıyla küçükte oluşan zarar üzerine etkisi olabilecek tedavi (fototerapi, kan değişimi vb) uygulanamayacağı da dikkate alındığında; bahse konu eksiklik ile çocukta ortaya çıkan durum arasında illiyet bağı olmadığı, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir; -Davacıların da iddia ettiği üzere ...'ün 09/09/2011 tarihinde ilk olarak başvurduğu Nizip Devlet Hastanesinde ilk müdahalenin zamanında ve eksiksiz yapılıp yapılmadığı, ...'ün doğumunun 5. gününde sarılık ve beslenememe nedeniyle Nizip Devlet Hastanesine başvurduğu, daha önce başvurusunun olmaması nedeniyle bilirubin değerinin çok yükseldiği dikkate alındığında bilirubin değerinin yüksekliğinin ve beslenememe durumunun ...te meydana gelen serebral palsi hastalığına etkisinin, bebek ...'ün doğumundan sonra kontrole çağrılıp çağrılmadığına dair tıbbi kayıtların bulunmadığı görüldüğünden ...'ün doğumundan sonraki 3. gün kontrole gelmemesi durumunun engel oranına etkisi hususlarının açıklanmadığı görülmektedir. Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla ilgili Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan, davacıların iddialarının göz önünde bulundurulduğu, tıbbi sürecin bir bütün halinde ele alındığı, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulüne ve kısmen reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemine yönelik kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminat istemine yönelik kısmının ONANMASINA, maddi tazminat istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2022/5858, K. 2025/7164, T. 31.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2022-5858-e-2025-7164-k-92648c0af34d