Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/906 E. 2026/1038 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/906
- Karar No
- 2026/1038
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/906 Esas
KARAR NO:2026/1038
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:27/04/2026
NUMARASI:2026/116 Esas, 2026/296 Karar
DAVA:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:09/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı sigorta şirketinin, müvekkili ile arasında ... Hastane Hizmet Sözleşmesi akdedilen ... A.Ş.'nin (...) anlaşmalı kurumlarından olup çözüm ortağı ve anlaşmalı sigorta şirketi olarak faaliyet gösterdiğini, ...'nin, sağlık kurumları ile sigorta şirketlerini bir araya getirdiğini, bu kapsamda sigorta şirketleri ile de anlaşma yaparak sözleşme imzaladığını ve anlaşmalı kurum olarak bünyesinde yer verdiğini, sözleşmenin hastalara sunulan sağlık hizmetini konu aldığını, buna göre ...'nin, sağlık kurumları ile sigorta şirketlerini bir araya getirdiğini, sözleşmeye istinaden sunulan sağlık hizmetleri sonucu oluşan giderlerin sağlık kurumuna ödenmesi yükümlülüğünün davalı şirkete ait olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmesel yükümlülük kapsamında hastalara sağlık hizmeti sunularak buna ilişkin faturalar kendisine iletilmesine rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Beykoz İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin de davalının itirazı üzerine durduğunu, sözleşmede, davalı sigorta şirketinin, faturaların kendisine iletilmesini mütekaip 30 gün içerisinde ödeme yapması gerektiği düzenlendiğinden vade gününün açıkça belirlenmesi sebebiyle icra takibi kapsamında her bir fatura başına temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi talep edildiğini, ... Hastane Hizmet Sözleşmesi'nin 17. maddesinde, işbu sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklarda İstanbul (Merkez Çağlayan) Mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırıldığından kesin yetki söz konusu olduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ihtilafın çözümünde mahkemenin yetkisiz olup yetkili mahkemenin genel yetki kuralı uyarınca müvekkilinin adresi itibariyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı ... Hastane Hizmet Sözleşmesinin 17. maddesinde yer alan yetki şartına dayanmış ise de, müvekkili şirketin söz konusu sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkili ile dava dışı ... A.Ş. arasında 15/01/2021 tarihli ... Hizmetler Sözleşmesi imzalandığını, davaya dayanak olarak gösterilen sözleşmenin ise davacı ve dava dışı ... A.Ş. arasında imzalanan 18/12/2013 tarihli sözleşme olduğunu, süresi 1 yıl olan bu sözleşmenin uzatıldığına veya yenilendiğine ilişkin bir belgenin dosyaya sunulmadığını, ...'nin, müvekkili sigorta şirketi adına provizyon süreçlerini yönetmek, tıbbi gereklilikleri denetlemek, fatura ve eklerini kontrol etmek ve ödeme bordrolarını oluşturmakla yetkilendirilmiş teknik bir otorite olduğunu, davacı hastanenin, sunduğu sağlık hizmetinin bedeline hak kazanabilmesi için, öncelikle ... sistemi üzerinden tıbbi onay (provizyon) alması, hizmet sonrasında ise fatura ve eki olan tüm tıbbi belgeleri (epikriz, tetkik sonuçları, reçete vb.) eksiksiz ve hatasız bir şekilde ...'ye ulaştırması gerektiğini, icra takibine dayanak olarak sunulan tabloda yer alan 1169 adet kayıttan 32 adedinin, müvekkili şirkete değil, dava dışı ... A.Ş.'ye ait olduğunu, geriye kalan 1137 adet faturanın 1106 adedinin bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, 31 adet kaydın ise 21 adedi (toplam 29.831,28 TL) ödenebilir statüde olmasına rağmen, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle ödenemediğini, zira müvekkilinin taraf olduğu sözleşme gereği ödemenin yapılabilmesi için fatura ve eklerinin müvekkiline uygun şekilde ulaştırılmasının şart olduğunu, ancak davacı, fatura asıllarını ve tıbbi ek belgeleri müvekkiline teslim etmediğinden bu eksiklikler nedeniyle müvekkili tarafından ödeme yapılmadığını, 9 adet kayda ilişkin ödemenin ise, sunulan sağlık hizmetlerinin sigortalıların sahip olduğu poliçe teminatları kapsamında yer almaması sebebiyle yapılmadığını, 1 adet faturanın da, davacının talebi üzerine iptal edilerek davacı tarafından bu işleme ilişkin iade faturası düzenlendiğini, davacının dava konusu talebine ilişkin ispat yükü davacıya ait olup müvekkili şirketin taraf olduğu sözleşmenin 19. maddesi uyarınca ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğunu, davacının ise, talebine konu ettiği sözleşme ile ... sistemi üzerinden işlem yapmayı kabul ederek bu delil hiyerarşisine tabi olduğunu, müvekkiline gönderilmiş usulüne uygun bir temerrüt ihtarı bulunmadığından müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle takip tarihinden itibaren işlemiş faiz talep edilemeyeceğini, icra inkar tazminatına ilişkin şartların oluşmadığını belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacı tarafından, yetki hususunda ... Hastane Hizmet Sözleşmesinde yer alan yetki anlaşması ileri sürülmüş ise de, davalı sigorta şirketinin sözleşmeye taraf olmadığı, bu nedenle davalının taraf olmadığı bir sözleşmede bulunan yetki kaydından sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, tarafların yerleşim yeri uyarınca da mahkemenin yetkili olmadığı ve taraflar arasında yetki sözleşmesinin bulunmadığı gerekçelerine istinaden mahkemenin yetkisizliği sebebiyle davanın usulden reddine, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun tespitine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ... Hastane Hizmet Sözleşmesinde açıkça İstanbul Mahkemeleri yetkili kılınmasına rağmen verilen yetkisizlik kararının hukuka aykırı olduğunu, işbu davanın da, davalının bu sözleşmeyi ihlal etmesine dayandığını, bu sözleşme uyarınca, müvekkili tarafından düzenlenen ve kendisine iletilen fatura bedellerini ödemekle yükümlü olan davalının ise ödeme yapmadığını, sözleşmenin tarafları müvekkili ile ... A.Ş. ise de, işbu sözleşmeye göre borç altına giren ve ödeme yükümlülüğü altında olan tarafın, ...'nin bünyesinde yer aldığından davalı sigorta şirketi olduğunu, davaya konu faturaların da zaten davalı sigorta şirketi adına düzenlendiğini, davalının sözleşmeye taraf olmamasının, işbu sözleşmeden kaynaklı kesin yetkinin uygulanmayacağı anlamına gelmediğini, zira davalı sözleşme uyarınca edimini yerine getirmediğinden oluşan ihtilafın da sözleşmenin uygulanmasına yönelik olduğunu, bu nedenle yetki kaydının uygulanması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında Beykoz İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 312.514.44 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, takibin durdurulması üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Takibin dayanağı, 13/09/2024 ile 03/01/2025 tarihleri arasındaki (264 adet faturadan kaynaklı) cari hesaptan kaynaklı alacak olarak gösterilmiştir.Davacı taraf, ... Hastane Hizmet Sözleşmesi ile yetkili kılındığından bahisle davayı İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olup mahkemece, bu sözleşmeye taraf olmadığından davalının adresi itibariyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğu gerekçesi ile yetkisizlik sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Uyuşmazlık, ... Hastane Hizmet Sözleşmesinde yer alan yetki şartının somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı, buna göre mahkemece tesis edilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.6100 sayılı HMK'nun 17. maddesi "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmünü içermektedir."...HMK'nın 17. maddesinin“Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” şeklindeki ikinci cümlesi hükmüne göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin, kanunda bu tabir kullanılmamış ise de münhasır yetkili mahkeme olacağı kabul edilmelidir. Münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. Görüldüğü üzere, HUMK hükümlerinden farklı olarak HMK uygulamasında, taraflar salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırabilmektedirler. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. (Yargıtay HGK'nın 2017/(13)3-1991 Esas, 2020/803 Karar sayılı kararı).İtirazın iptali davası yönünden özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenecektir.İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmez. Dolayısıyla davalı borçlu açılan itiazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edebilir (Yargıtay 17 HD'nin 2014/6945 Esas 2016/1011 Karar sayılı ilamı).Dosya kapsamından, davacı şirket (... Hastanesi) ile dava dışı ... A.Ş. (...) arasında imzalanan ... Hastane Hizmet Sözleşmesinin konusu "... tarafından oluşturulacak, Hastane,Sigorta Şirketi/Sandık/Vakıf ve Hasta üçlüsünün, sigorta poliçesi kapsamında hak ve menfaatlerinin kullanılmasında, işlemlerin sıhhatli şekilde yürütülmesi amacıyla, Hastanenin, ... sistemi içinde yer alması amacına matuf şartların belirlenmesidir. İşbu sözleşme ile Hastane, ... tarafından Sigorta Şirketleri/Sandıklar/Vakıflar ile yapılacak anlaşmalar çerçevesinde sisteme dahil olmayı kabul etmiş sayılacaktır. Bu sözleşme ile ... sistemine dahil Sigorta Şirketlerinin/Sandıkların/Vakıfların sigortalılarının, bunlara alt ödemelerin yapılması,bu sözleşmenin konusunu oluşturmaktadır." şeklinde açıklanmıştır.Sözleşmenin 5. maddesinde, davacının (hastane), bu sözleşmede belirtilen hükümlere uygun şekilde verdiği ve faturalarını ...'ye ulaştırdığı hizmetlerinin karşılığını, faturaların ve tüm ekli dokümanların ...'ye ulaşmasını takiben 30 gün içinde sigorta şirketinden/sandıktan/vakıftan alma hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup bu kapsamda davacı, verdiği hizmetin karşılığının davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek başlattığı icra takibine itiraz üzerine işbu davayı açmıştır.Somut olayda, davacı şirketin işbu davaya dayanak yaptığı ... Hastane Hizmet Sözleşmesini 17. maddesinde, bu sözleşmenin tatbikinden dolayı taraflar arasında çıkabilecek her türlü ihtilafa düşüldüğünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu düzenlenmiştir. Madde içeriğinde aksine bir hüküm bulunmadığından yetki şartında gösterilen mahkemenin münhasır yetkili olarak belirlendiğine şüphe yoktur.Ancak söz konusu sözleşme davacı şirket (... Hastanesi) ile dava dışı ... A.Ş. (...) arasında imzalanmış olup yetki şartına yönelik sözleşme maddesinin, sözleşmeye taraf olmadığı anlaşılan davalı sigorta şirketi bakımından geçerli olduğu söylenemez.O halde, 6100 sayılı mahkemenin 6/1 maddesinde, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak belirlenmiş olup davalı vekili de, yasal süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile müvekkilinin adresi itibariyle İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirttiğine göre bu doğrultuda mahkemece sözleşmenin yetki şartına ilişkin hükmü dikkate alınmadan tesis edilen karar isabetli olmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/116 Esas, 2026/296 Karar sayılı ve 27/04/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2026