Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/904 E. 2026/1061 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/904
- Karar No
- 2026/1061
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/904 Esas
KARAR NO:2026/1061
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:27/02/2026
NUMARASI:2025/627 Esas, 2026/214 Karar
DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:09/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin inşaat ve yapılara denetim hizmeti sunduğunu, davalılara da denetim hizmeti verilmesine rağmen hakedişin ödenmediğini, bu nedenle İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalıların takibe haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalılar takibe itiraz ettikten sonra asıl alacak kadar bir tutarı ödemişlerse de, faiz, masraf ve icra vekalet ücretini ödemediklerini ileri sürerek davalıların takibe itirazın iptali ile takibin ödenmeyen kısım yönünden devamına, asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevabında; yapı denetim sözleşmesinin tarafı olmayan davalı ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, davacının 21/06/2019 tarihinde muaccel hale gelmeyen alacaklar için takip başlattığını,daha sonra 17.09.2019 tarihli sözleşme yapılarak hak ve borçlar için mutabık kalındığını ve mutabakat kapsamında tarafların yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının kötüniyetli takip başlattığını savunarak davanın reddine ve % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; yapı denetim sözleşmelerinin davalı ... AŞ adına yetkilisi davalı ... tarafından imzalandığı, sözleşmenin tarafı olmayan davalı ...'a husumet yöneltilemeyeceği, davacı ile davalı şirket arasında birden fazla yapının denetim hizmeti ile ilgili yapılan sözleşme doğrultusunda karşılıklı edimlerin yerine getirildiği ve davacının takip tarihi itibari ile talep edebileceği alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden ise yapı denetim bedellerinin ödenmiş olması nedeniyle talep edilebilir alacak bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Karar, yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sundukları hakediş evrakları ile yapı denetim hizmet sözleşmelerinde davalı ...'ın yapı sahibi olarak yer aldığını, bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın ödeme definde bulunmamasına ve hatta takibe itiraz sonrasında asıl alacağa ilişkin sözleşme yapılmasına rağmen, alacağın takip öncesinde ödendiğini içeren raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, sadece faiz, icra vekalet ücreti ve icra giderine yönelik takibe itirazın iptalini talep ettiklerini, bu kalemlerin tutarının 19.856,16 TL olduğunu, ancak mahkemenin tüm takip tutarını esas alarak davalı lehine vekalet ücretine hükmettiğini, hükmedilen vekalet ücretinin alacak miktarını aşamayacağını, takipten sonra yapılan 17.09.2019 tarihli sözleşme kapsamında ise sadece tapu devir işlemlerinin yapıldığını, ödemelerin yapılmadığını, takipten sonra asıl alacak tutarı ödenmişse de, faiz, masraf ve vekalet ücretinin ödenmediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, işlemiş faiz, icra masrafları ve icra vekalet ücreti yönünden borçlunun icra takibine vaki itirazının iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacının toplam 107.756,61 asıl alacak ve işlemiş faizin tahsili için İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında takip başlattığı, davalıların yasal süresinde takibe itiraz ettiği, davacının takipten sonra asıl alacağın ödendiğini beyanla işlemiş faiz, icra gider ve vekalet ücreti yönünden davalıların takibe itirazının iptali ve takibin devamı için iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.İlk olarak İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... AŞ yönünden ise talep edilebilir alacak bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hükmün istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 46. HD'nce davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.Görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesince davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... AŞ yönünden ise talep edilebilir alacak bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davalı ...'a husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, faiz, icra vekalet ücreti ve icra gideri yönünden takibin devamına karar verilmesi gerekip gerekmediği, davalılar lehine takdir edilen vekalet ücretinin isabetli olup olmadığı hususlardında toplanmaktadır.
1-Davacı ... şirketi, davalı ...'a yapı sahibi olarak husumet yöneltilmelerinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek hükmü istinaf etmiştir.4708 sayılı Yapı Denetim Yasa'sının 2. maddesinde, “...yapı denetim hizmeti, yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütülür.Yapı sahibi, yapım işi için anlaşma yaptığı yapı müteahhidini vekil tayin edemez.” düzenlemesine yer verilmiş olup, bu yasal düzenleme dikkate alındığında, yapı denetim hizmet sözleşmesinin, yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi ya da vekili (yapım işi için anlaşma yaptığı yapı müteahhidi hariç) arasında yapılması zorunludur.Somut olayda, belediye yazısı ve hakediş tutanaklarında davalı şirketin yanında davalı ...'da yapı sahibi olarak görüldüğünden, mahkemece davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir. Ancak aşağıda açıklandığı üzere davanın her iki davalı yönünden esastan reddi gerektiğinden, hükmü istinaf eden davacı aleyhine kararın kaldırılması mümkün olmadığından ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine dair kararda isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davacı vekili, takipten sonra asıl alacağın ödendiğini belirterek faiz, icra masraf ve vekalet ücretin yönünden takibin devamını istemiştir.Davacı ... şirketi 21/06/2019 tarihinde takip başlatmış olup, taraflar takipten sonra düzenledikleri 17.09.2019 tarihli sözleşme ile yapı denetim işine ilişkin karşılıklı hak ve borçlarını belirlemişlerdir.Görevsiz mahkemede alınan bilirkişi rapora göre, taraflar sözleşmede kararlaştırılan edimlerini yerine getirmişler ve davacıya hizmet karşılığında daire verilmiştir.Takipten sonra yapılan ve tarafların yapı denetim işinde karşılıklı hak ve borçlarını belirleyen sözleşmede, takibe konu faiz ile icra masraf ve vekalet ücreti ile ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.Dosya kapsamına göre taraflar arasında yapı denetim işi dışında başka herhangi bir hukuki ilişki de bulunmayıp, 17.09.2019 tarihli mutabakat ile taraflar arasındaki ticari ilişkide,hak ve borçların karşılıklı belirlenmesi amaçlanmıştır.17.09.2019 tarihli mutabakat ile tarafların hak ve borçlarının belirlenmesi amaçlandığına göre, yapı denetim hizmeti karşılığı olarak belirlenen daire devrinin, alacağın ferileri niteliğinde olan faiz ve icra masrafları ile vekalet ücretini de kapsadığının kabulü gerekir.Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davalı şirket yönünden alacak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3-İlk derece mahkemesi davalılar yararına 45.000,00 TL vekalet ücretine hükmetmiş olup, davacı vekili bu yönden hükmü istinaf etmiştir.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1.2 fıkraları; "Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." hükmünü düzenlemektedir.Somut olayda davacı sadece faiz, icra vekalet ücreti ve icra giderine yönelik takibe itirazın iptalini talep etmiş olup, bu kalemlerin tutarı 19.856,16 TL olarak açıklanmıştır.O halde mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin reddedilen tutarı geçemeyeceği gözetilerek davalılar lehine karardaki gibi vekalet ücretine hükmetmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. Ayrıca davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedildiği ve hükmün bu nedenle istinaf edilmediği gözetildiğinde, davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmiştir.Sonuç olarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 3. madde de belirtilen neden ile kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında yukarıda yazılı gerekçeler ile davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden davanın reddine, davacının kötü niyetli takip başlattığına dair bilgi ve belge bulunmadığından davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 3. maddede belirtilen nedenlerle KABULÜ ile İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/627 Esas, 2026/214 Karar ve 27/02/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,
2.a-Davalı ... yönünden husumet nedeniyle davanın REDDİNE,
b-Davalı .... A.Ş (devralan .... Şti) yönünden talep edilebilir alacak mevcut olmadığından davanın REDDİNE,
c-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
d-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 677,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
e-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
f-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
g-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 19.856,16 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
İstinaf Giderleri Yönünden
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
4-Davacı tarafından karşılanan 435,00 TL istinaf yargılama giderleri ile 2.734,00 TL istinaf harçları olmak üzere toplam 3.169,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2026