Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/832 E. 2026/961 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/832
- Karar No
- 2026/961
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/832
KARAR NO: 2026/961
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/511
KARAR NO: 2026/212
DAVA TARİHİ : 17/07/2025
KARAR TARİHİ: 11/03/2026
DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 01/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili.... AŞ ile ... AŞ arasında 17.06.2024 tarihinde ''Sigorta Poliçesi'' imzalandığını, Müvekkili şirketin servis otoparkında onarım için bekleyen bir aracın 23.08.2024 tarihinde yaşanan şiddetli fırtına sebebiyle, aracın yanında bulunan kabinin, aracın sağ arka kapısına ve sağ ön çamurluğuna çarpması sonucu hasar gördüğünü, hasarın giderilmesi için onarım süreci başlatıldığını ve 15.11.2024 tarihinde aracın onarım işlemlerinin tamamlandığını, davalı tarafından sigortalı müvekkili şirkete, iş yeri otoparkında bekleyen araçlarda meydana gelebilecek hasarlar için teminat verildiğini, fakat davalının sözleşmeye aykırı davranarak, yapması gereken ödemeleri yapmadığını, edimlerin yerine getirilmemesinden ötürü; .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatılmış ise de davalı tarafından haksız olarak itiraz edilidğini, takibe yapılan itirazın haksız olması nedeniyle itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu hakkında dava hakkı bulunmadığını, şayet davacının poliçedeki 3. kişilere ilişkin verilen zarar klozundan başvuruda bulunmakta olup, davacının 3. kişi değil sigortalı olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddia ve taleplerinin yerinde olmadığını, davanın haksız olduğunu, bu nedenle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "...Mahkememizin 10/12/2025 tarihli ara kararı ile,"...-Dosyanın, İş yeri otoparkında bulunan araçta meydana gelen hasarın sigorta poliçesi kapsamında giderilmesinden doğan onarım hizmet bedelini talep edip edemeyeceği, .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında alacaklı olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmesi için dosyanın ... Kürsüsünde görevli akademisyen makine mühendisi bilirkişi ve sigorta bilirkişisine tevdiine, bilirkişiler için ayrı ayrı için 7.000,00 TL toplam 14.000 TL ücret taktirine, ücretin davacı yanca 2 haftalık kesin süre içerisinde karşılanmasına, verilen kesin süre içerisinde masraf yatırılmadığı taktirde bilirkişi incelemesinden vazgeçileceğinin ve dosyanın mevcut delil durumuna göre değerlendirileceğinin ihtarına (ihtarat yapıldı )...." karar verildiği ara kararın davacı vekilinin hazır olduğu duruşmada tefhim edildiği, verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen bilirkişi ücretinin süresi içerisinde yatırılmadığı görülmüştür. Bilirkişi incelemesi yapılmadan meydana gelen hasarın sigorta poliçesi kapsamında giderilmesinden doğan onarım hizmet bedelini talep edip edemeyeceği ve miktarının tespiti mümkün olmadığından ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi ücretinin kesin süreden sonra ancak duruşmadan 2 gün önce yatırıldığını, celse kaybına sebebiyet verilmediğini, emsal Yargıtay kararlarında kesin süreden sonra ancak duruşmadan önce ücretin yatırılması halinde davanın reddinin hatalı olduğuna dair karar verildiğini, yargılamayı uzatma amaçlarının olmadığını, ara kararda bilirkişi ücretinin yatırılmasına karar verilmiş olunsa da masrafın gider avansına ilişkin mi yoksa delil avansına ilişkin mi olduğu net bir şekilde belirtilmediğini, dava açılışında yatırılan ve dosyada mevcut olan 2.500,00 TL gider avansının mahsup edilmesiyle bakiye miktarın yatırılmasına karar verilmesi gerekmesine rağmen mahkemece dosyadaki avansın dikkate alınmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, üçüncü kişiye ait olup, servis hizmeti verilmek üzere davacı işyerinde bulunan aracın çıkan fırtına neticesinde hasara uğraması ve onarımının davacı şirket tarafından yerine getirilmesi sebebiyle, onarım bedelinin taraflar arasındaki sigorta poliçesindeki üçüncü şahıs sorumluluk teminat çerçevesinde karşılanması talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama neticesinde kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bilirkişi incelemesi yapılmadan meydana gelen hasarın sigorta poliçesi kapsamında giderilmesinden doğan onarım hizmet bedelini talep edip edemeyeceği ve miktarının tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişi incelemesi yönünde oluşturulacak ara kararda verilecek kesin sürenin tüm unsurları ile açıklanması ve sonucunun ihtar edilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/06/2021 tarihli 2017/3-3179 E. 2021/806 K. sayılı kararında; "...Her ne kadar Mahkeme ile Özel Daire arasındaki çekişme eksik delil avansının belirtilen kesin süreden sonra ancak talik edilen duruşmadan önce yatırılması hâlinde ihtar edilen sonuçların diğer taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı noktasında düğümlenmekte ve uyuşmalık da bu çerçevede belirlenmiş ise de konumuzun çözümlenmesi için öncelikle Mahkemece verilen kesin sürenin usulüne uygun olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
Mahkemenin 29.05.2013 tarihli duruşmasında verilen ara karar incelendiğinde; bilirkişi incelemesinin belirli bir şekilde hangi konuda yapılacağı anlaşılamadığı gibi tayin edilecek bilirkişilerin ve heyetin kaç kişiden teşekkül edeceği, hangi uzmanlık alanına sahip kişilerden oluşacağı ve her bir bilirkişiye ödenecek ücretin ne kadar olduğu ayrı ayrı belirtilmemiştir. Zira çözümü; uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez.
Ayrıca ara kararda verilen süreye uyulmaması durumunda davacı tarafın bu istekten vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine karşın, mahkemece diğer deliller incelenmeden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla mahkemenin bilirkişi ücretinin süresi içerisinde yatırılmaması durumunda uygulanacak olan yaptırıma ilişkin ihtarı dahi isabetsiz olmuştur.
Eş söyleyişle, davacıya verilen kesin süre HMK’nın 94. maddesi ile yargısal uygulamada öngörülen şartları taşımadığından hukukî bir sonuç doğurmaz.
O hâlde, Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde HMK’nın 94. maddesinde belirtildiği gibi usulüne uygun olarak bilirkişi incelemesi amacıyla ara karar kurulup, müteakip işlemler de tamamlanmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olmayan kesin süreye sonuç bağlamak suretiyle davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetsizdir...." şeklinde açıklanmıştır.
HMK'nın 273.maddesine göre mahkemenin bilirkişi görevlendirilmesine ilişkin ara kararında; inceleme konusu bütün sınırlarıyla ve açıkça belirlemesi, bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara yer vermesi ve raporun verilme süresini göstermesi zorunludur.
Mahkemece verilen ara kararda bilirkişilerin inceleme konusu sınırları çizilerek açıkça gösterilmediği gibi hangi soruların cevaplanması gerektiği, raporun verilmesi süresi ve incelemenin yapılacağı gün tespit edilmemiştir. Bu durumda verilen kesin sürenin usulüne uygun olduğu söylenemeyecektir.
Yine dosyada davacı tarafından daha önce yatırılan 2.500,00 TL avans mevcut olduğu da nazara alınarak bakiye kalan tutar yönünden davacı vekiline kesin süre verilmesi gerekirken, dosyada mevcut avans miktarı dikkate alınmadan yatırılacak miktar açık ve net olarak belirtilmeden karar verilmiş olması da usule aykırı olup bu hususta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 28/12/2016 tarihli 2014/14862 E. 2016/12005 K. sayılı kararında; "...11.03.2014 tarihli ara kararı ile bilirkişiye emek ve mesaisine karşılık 350,00 TL ücretin ve sair giderler için 50,00 TL ücretinin tamamını gider avansı kabul ederek, bu giderlerin yatırılması için iki haftalık kesin süre verilmiş, yatırılmadığında ise, davanın usul yönünden reddedileceği ihtar edilmiştir.
Mahkemenin ara karar kurduğu tarih olan 11.03.2014 tarih itibari ile mahkeme veznesinde 311,85 TL avans bulunduğu, 400 TL olarak belirlenen avanstan 311,85 TL mahsup edilerek bakiye 88,15 TL avansın tamamlanması yönünde ara karar kurulması gerekirken yazılı şekilde 400 TL avans istenmesi doğru olmadığı gibi, bilirkişi ücreti delil avansı olduğu halde bunu da gider avansı kabul etmek suretiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi, doğru görülmemiştir..." yönünde karar verilmiştir.
Ayrıca söz konusu ücret, kesin süreden sonra ancak duruşmadan önce davacı tarafça dosyaya yatırılmış olup aşağıda yer verilen emsal kararda da açıklandığı gibi davacı celse talikine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet vermediğinden, mahkemece kesin süre gerekçe gösterilerek verilen karar hatalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2015 tarihli 2014/5852 E 2015/2020 K. sayılı kararında; "...mahkemece gider avansının ikmal edilmesi hususunda davacıya kesin süre verilmiş ise de, talep edilen giderin bilirkişi ücret gideri olduğu mahkemenin 13.11.2013 tarihli ara kararından anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece depo edilmesi istenen avansın 6100 Sayılı HMK.nun 324.maddesi gereği delil ikame gideri olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı kurum tarafından 2 haftalık kesin süre geçtikten sonra 09.01.2014 tarihinde 300,00 TL bilirkişi ücretini yatırıldığı dosyada mevcut tahsilat makbuzundan anlaşılmaktadır.
Davacı kurum vekili, ödenek sıkıntısı nedeniyle bilirkişi ücretinin süresinde yatırılamadığını belirtmiştir. Davacı son celseden önce bilirkişi ücreti yatırdığına göre davanın da uzamasına sebep olmadığı dikkate alınarak HMK 324 uyarınca işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..."Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/04/2022 tarihli 2021/1326 E. 2022/3365 K. sayılı kararında; "...Somut olayda, mahkemece, 09.10.2019 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen bilirkişi ücretinin yatırılması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince de 2 haftalık kesin süre sonrasında 23.01.2020 tarihinde gider avansı yatırılmıştır. Her ne kadar davacı vekilince kesin süre bittikten sonra masraf yatırılmış ise de, masrafın kesin sürenin verildiği celse ile bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celse atlanmasına ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediğinden mahkemece, kesin süre içinde bilirkişi masrafının yatırılmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir..." Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2018 tarihli 2017/2840 E. 2018/155 K. "...Somut olayda mahkemece gider avansının ikmal edilmesi hususunda davacıya kesin süre verilmiş ise de, talep edilen giderin bilirkişi ücret gideri olduğu mahkemenin 16/09/2015 tarihli ara kararından anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece depo edilmesi istenen 70,00 TL avansın 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi gereği delil ikame gideri olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından 2 haftalık kesin süre geçtikten sonra 17/11/2015 tarihinde 70,00 TL eksik gider avansının yatırıldığı dosyada mevcut tahsilat makbuzundan anlaşılmaktadır.
Davacı son celseden önce eksik gider avansının tamamladığına göre davanın da uzamasına sebep olmadığı dikkate alınarak HMK'nın 324. maddesi uyarınca işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..."
Açıklanan nedenlerle; mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/... E. 2026/.... K. sayılı ve ...../03/2026 karar tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/07/2026