Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/722 E. 2026/889 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/722
Karar No
2026/889
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/722

KARAR NO:2026/889

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:12/01/2026

NUMARASI:2025/638 Esas 2026/13 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, karkas et alım ve satım işi yaptığını, davalı ile arasındaki anlaşma gereğince toplam 1.237,3737 kg karkas et alımı konusunda anlaştığını, bunun neticesinde de müvekkili şirket tarafından davalının hesabına 490.000 TL ödeme yapıldığını, ödeme yapılmasına rağmen davalı tarafından müvekkiline ne hayvan ne de et teslimi yapılmadığını, ödemiş olduğu miktarın da iade edilmediğini, müvekkilinin alacağını tahsil için İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, davalı borçlu tarafından dosyaya itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, bu çerçevede, 09/04/2025 tarihinde İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosuna başvuruda bulunulduğunu, ancak yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle; davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı , savunmasında özetle; icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itiraz etmiş ve hukuka aykırı olarak açılan davanın esas bakımından da reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"...Mahkememizce davalı tarafın uyuşmazlık konusu alacağın gerçekleştiği iddia edilen 2024-2025 yılına ait vergi kayıtlarının ilgili vergi dairesinden istendiği, davalıya ait vergi kayıtlarının incelenmesinde davalının yalnızca potansiyel mükellef olduğunun belirtildiği, davalının davacıdan hayvan satın aldığı, bu haliyle yapılan alım satım işleminin ticari faaliyet kapsamında gerçekleştirildiğinden ve davalının tacir sıfatının bulunduğundan söz edilemeyeceği, neticeten huzurdaki davanın nisbi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği ve aynı zamanda mutlak ticari davalardan da olmadığı anlaşılmakla davanın Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olup görev yönünden davanın usulden reddine " gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, HMK'nın 20. maddesindeki prosedür çerçevesinde talep hâlinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra dosyasına itiraz dilekçesinde de belirttikleri üzere, ikametgah adresinin İzmir ili Kiraz ilçesi olduğunu, bu nedenle dosyaya öncelikle yetki itirazında bulunduğunu, ardından borcun ve takibin tüm ferileri ile birlikte durdurulması talebinde bulunduğunu, bu konularda öncelikle icra dairesi tarafından bir karar verilmeden dosya yetkili ve görevli Kiraz İcra Müdürlüğüne gönderilmeden bir karar verilerek itirazın iptali davası açılmasının da haksız, yersiz ve kötü niyetli olduğunu, dosyada usuli eksiklikler tamamlanmadan yetkili icra dairesine gönderilmesinin hatalı olduğunu, icra dosyası İzmir ili Kiraz ilçesine gönderilmeden açılan davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, alım satım ilişkisi kapsamında faturaya bağlı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tarafça, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile arasındaki anlaşma gereğince toplam 1.237,3737 kg karkas et alımı konusunda anlaştığını, bunun neticesinde de müvekkili şirket tarafından davalının hesabına 490.000 TL ödeme yapıldığını, ödeme yapılmasına rağmen davalı tarafından müvekkiline ne hayvan ne de et teslimi yapılmadığını, ödemiş olduğu miktarın da iade edilmediğini ileri sürmüş; davalı ise icra dairesinin yetkili olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davalının tacir olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığı, görevli mahkemenin hangisi olduğuna ilişkindir. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı olan satım sözleşmesi TTK'da düzenlenen bir konu olmadığından, dava, mutlak ticari davalardan değildir. Bu durumda somut uyuşmazlıkta davanın nispi ticari dava olup olmadığının tespiti gerekir. TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.Öte yandan, görev konusundaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle başta TTK olmak üzere, 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2007/12362 sayılı"Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin'' Bakanlar Kurulu kararı ve VUK'un ilgili maddeleri uyarınca davacının tacir mi yoksa esnaf mı olduğunun belirlenmesi gerekir.

TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir. Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.Eldeki davada, dava konusu faturanın düzenlendiği yıl olan 2025 yılına ilişkin olarak mahkemece vergi dairesine yazı yazılmış ve davalı gerçek kişinin yukarıdaki kriterlere göre tacir mi esnaf mı olduğunun tespiti için gerekli bilgiler talep edilmiştir. İzmir Defterdarlığı tarafından 21.11.2025 tarihi itibarıyla yapılan sorgulamada davalının potansiyel mükellef (gelir getirici kazancı olmayan) olduğu bildirilmiştir.

Hâl böyle olunca, somut olayda davalı gerçek kişinin tacir olmaması sebebiyle eldeki davanın nispi ticari dava da olmadığı ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğu anlaşıldığından, mahkemece verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygun görülmüştür.Davalı taraf, icra dosyası İzmir ili Kiraz ilçesine gönderilmeden açılan davanın reddi gerektiğini ileri sürmekte ise de; icra dosyasının yetkisine ilişkin hususlar görevsiz mahkemece değerlendirilmeyeceğinden, davalının bu husustaki istinaf nedeninin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.05.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/722, K. 2026/889, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-722-e-2026-889-k-13843fba074d