Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/736 E. 2026/887 K. – İhya

Konu: İhya

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/736
Karar No
2026/887
Karar Tarihi
Konu
İhya

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/736

KARAR NO:2026/887

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:25/12/2025

NUMARASI:2025/707Esas 2025/958 Karar

DAVANIN KONUSU:Şirketin sicil kaydının ihyası

Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memuru tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından, İstanbul 42. İş Mahkemesinin 2024/416Esas sayılı dosyasında davalı ... Şirketi aleyhine açılan tespit davasının derdest olduğunu ancak dava devam ederken, davalı şirketin Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından 08.03.2025 tarihinde terkin edildiğinin tespit edildiğini, iş mahkemesi tarafından taraflarına 30.06.2025 tarihli duruşma zaptı ile şirketin ihyası için süre verildiğini, terkin edilen şirketin İstanbul 42. İş mahkemesinde taraf olabilmesi için TTK 547.maddesi hükümlerince ihyasına karar verilmesi gerektiğini belirterek ... Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir .Dahili davalı Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğünün TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili müdürlük yönünden davanın reddini talep etmiştir.Dahili davalı tasfiye memuru vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 27/12/2023 tarihinde, ... Şirketi'nin tasfiyesi sürecinde aksi karar alıncaya kadar tasfiye memuru olarak atandığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 08/03/2025 tarihinde TTK madde 547 ve devamı uyarınca usulüne uygun bir şekilde re'sen terkin edildiğini, adres tespitinin, faal olmama, yoklama ve ilan prosedürlerinin tamamen yerine getirildiğini, terkin işleminin hukuka uygun olarak gerçekleştirildiğini, davacının terkin işlemine karşı süresinde gerekli itiraz ve başvuruları yapmadığını, bu nedenle ihya talebinin kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın ihya talebini, İstanbul 42. İş Mahkemesi'nin 2024/416 E. Sayılı dosyasında taraf olabilmek amacıyla ileri sürdüğünü, davacının ihyası istenen şirketten kaynaklandığını iddia ettiği alacağına ilişkin hiçbir fatura, sözleşme, teslim tutanağı, cari hesap dökümü veya benzeri belge dosyaya sunmadığını, belirsiz, soyut ve sadece yargılamada taraf yaratma amacına yönelik taleplerinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre ihya sebebi oluşturmayacağının benimsendiğini, davacı tarafın ihya talebinin TTK. Madde 548'de aranan haklı sebep ölçütünü hiçbir şekilde karşılamadığını, şirketin ihyasının somut bir menfaat yerine yalnızca İş Mahkemesi dosyasında davacının iddiasını ilerletmeye yönelik olduğunu, ihya kurumunun amacına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "İhyası istenen Tasfiye Halinde ... Şti'ye ait sicil kaydı alınıp incelendiğinde, adresinin ...Kağıthane/İstanbul olduğu ve mahkememizin yetkili olduğu ayrıca TTK 547. Maddesi gereğince 08/03/2025 tarihinde tasfiyesine karar verildiği, en son tasfiye memurunun ise... olduğu görülmüştür.İstanbul 42. İş Mahkemesinin 2024/416 esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden alınarak dosyamız içerisine bırakılmış ve dava tarihinin 30/08/2023 olduğu, mahkeme tarafından davalı şirketin ihyası için davacıya süre verildiği görülmüştür.TTK'nın 547. Maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." denilmektedir.Toplanan tüm deliller ve TTK 547.maddesi kapsamında, davacının ihyasını istediği şirket hakkında İstanbul 42. İş Mahkemesinin 2024/416 esas sayılı dosyasında açmış olduğu dava da taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın yürütülmesi, verilecek kararın tebliği ve kesinleştirme işlemleri, verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olmak kaydıyla ...nde ... sicil no ile kayıtlı Tasfiye Halinde ... Şti'nin ihyasına, ihya edilen şirkete tasfiye memuru olarak, son tasfiye memuru olan ...'ın atanmasına karar vermek gerekmiştir. İhyası istenen şirket TTK 547.maddesi kapsamında tasfiye neticesinde 08/03/2025 tarihinde kaydının sicilden silindiği, ihyaya konu olan İstanbul 42 İş Mahkemesine ait davanın ise açılış tarihinin 30/08/2023 olduğu, ihyası istenen şirket hakkında İstanbul 42 İş Mahkemesinde dava görülürken , İş Mahkemesinde davalı olan şirketin ihyasına karar verildiği , mevcut dava var iken tasfiye kararı verilemeyeceği, dolayısıyla tüm bu hususlar dikkate alınarak davacı lehine davalı tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine" gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile İstanbul 42. İş Mahkemesinin 2024/416 Esas sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması, davanın yürütülmesi, çıkacak kararın tebliği ve kesinleştirme işlemleri, verilecek kararın icra takibi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak kaydıyla İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğnüde ... sicil no ile kayıtlı ...'nin ihyasına, tasfiye memuru olarak ... (TCKN: ...) 'ın atanmasına, karar kesinleştiğinde, davacı tarafından yazılı olarak talep edildiğinde, masrafı davacıya ait olmak üzere kararın tescil ve ilanı için ...ne yazı yazılmasına, ... yasal hasım olduğundan aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Dahili davalı tasfiye memuru vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının yasaya ve usule aykırı olarak hukuken var olmayan tasfiye olmuş şirkete dava yönelttiğini, dava açarken davacıdan ehliyet durumunu araştırması gerektiğini, davacının Ticaret Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltmesi gerekirken şirketin terkin olduğu bilindiği hâlde hatalı bir şekilde şirkete husumet yönelttiğini, İlk derece mahkemesinin 01/10/2025 tarihli tensip tutanağının 8-b nolu ara kararı ile davanın ... 'e açılması gerektiğini, davacı vekiline tebligat çıkarılarak tebligatın alındığı tarihten itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve...'i davalı gösterir şekilde dilekçe sunması aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğini ihtar ettiğini, mahkemenin hukuken dava ve taraf ehliyeti olmayan kişiliği terkin ile sona eren tüzel kişiye dava açılamayacağı için davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken hatalı bir değerlendirme ile HMK'nın 119. madesi uyarınca davacıya süre vermesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davada karşı tarafın muvafakati aranmaksızın taraf değişikliğine sebebiyet verdiğini, müvekkiline doğrudan yöneltilen bir dava olmadığı gibi taraf değişikliğine muvafakatleri olmadığı halde mahkemece süre verildikten sonra davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde de yine müvekkiline husumet yöneltilmediğini, davacı tarafın ihya talebini, İstanbul 42. İş Mahkemesi'nin 2024/416 E. Sayılı dosyasında taraf olabilmek amacıyla ileri sürdüğünü, ancak ihya kurumunun amacının, bir şirketin yaşamaya devam etmesini gerektiren somut bir hak ve alacağı korumak olduğunu, salt devam eden bir dava için taraf yaratmanın, üstelik işçilik dosyası gibi şahsi nitelikte bir davada, ihya için haklı bir sebep olarak kabul edilemeyeceğini, davacının, ihyası istenen şirketten kaynaklandığını iddia ettiği alacağına ilişkin hiçbir fatura, sözleşme, teslim tutanağı, cari hesap dökümü veya benzeri belgeyi dosyaya sunmadığını, şirketin ihyasında hukuken korunmaya değer bir menfaati bulunmadığını, müvekkilinin adres tespiti, faal olmama, yoklama ve ilan prosedürleri tamamen yerine getirdiğini, terkin işlemini hukuka uygun olarak gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru tarafından, yasal süresi içinde, istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 Sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre belirli bir tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması ya da şirketin taraf olduğu derdest davaların varlığı bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir.Somut olayda ihyası istenen şirketin, tasfiye sonucu sicilden terkin edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın, ticaret sicil müdürlüğüne ve tasfiye memuruna yöneltilmesi gerekirken, tüzel kişiliği sona ermiş ve taraf ehliyeti bulunmayan şirketin hasım gösterilerek davanın açıldığı anlaşılmaktadır.HMK'nın 124. maddesi gereği maddi hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan, dava dilekçesinde tarafın yanlış ve eksik gösterilmesinin kabul edilebilir yanılgıya dayandığı durumlarda, hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği yaparak yargılamaya devam etmesine olanak sağlayan düzenleme, usul ekonomisi ilkesi gereği getirilen bir düzenlemedir. Bu düzenleme ile ancak davada gösterilen yanlış taraf, davanın tarafı olmaktan çıkartılarak yerine doğru kişi taraf olarak alınarak yargılamaya devam edilebilecektir. Bunun haricinde, davada hataen taraf gösterilmemiş kişi davaya eklenerek ve bu şekilde taraf teşkili sağlanıp davaya devam olanaklı değildir. Diğer taraftan, dava dilekçesinde husumetin yanlış yöneltildiği durumlarda HMK'nın 119.maddesine dayanarak tarafın değiştirilmesi yahut yeni taraf eklenmesi de mümkün değildir. Davada hasım gösterilen şirket dava tarihi itibariyle, ticaret sicilinden terkin edilmiş ve tüzel kişiliği sona ermiş durumdadır. Bu nedenle, davalı gösterilen şirketin taraf ehliyeti yoktur. HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunması dava şartıdır. HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, davalı şirket hakkındaki davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekir.Diğer bir deyişle, eldeki dava, açıldığı anda, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gereken bir dava olup, böyle bir davaya yeni hasım ithal ederek usul ilişkisinin kurulması mümkün değildir. Bu nedenle, mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yeni hasım dahil ettirilerek yargılamaya devam edilmesi usule aykırı olmuş ve davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın, taraf ehliyetine dair dava şartı bulunmadığından usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Taraf ehliyetine dair dava şartı bulunmadığından, davanın usulden reddine,

2-Alınması gerekli 732,00 TL ilam harcından, peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Dahili davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak dahili davalılara verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Bakiye gider ve delil avanslarının yatıran taraflara iadesine,

6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; peşin istinaf karar harcının ise talep hâlinde kendisine iadesine,

b-Davalı tarafından yapılan 2002,00 TL istinaf başvuru harcı gideri, 60,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2062,00 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalı tasfiye memuruna verilmesine,

7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 07.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.ç maddesi uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/736, K. 2026/887, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-736-e-2026-887-k-35c39e513e4a