Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/663 E. 2026/1649 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/663
Karar No
2026/1649
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/663 KARAR NO : 2026/1649

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :15/01/2026 NUMARASI :2025/1103 Esas - 2026/48 Karar

DAVACI :... (T.C.No:...) - Osman Yılmaz Mah. 603. Sk. No:27/3 Gebze/KOCAELİ VEKİLİ :Av. ... - Osmaniye Mah. Fabrikalar Cad. No:40 İlker Sit. D Blok D:10 Bakırköy/İSTANBUL DAVALI :... - Osman Yılmaz Mah. 632/1. Sk. No: 4 İç Kapı No:16 Gebze/KOCAELİ VEKİLİ :Av. ... - Hacı Halil Mah. 1207 Sk. No:1/a Match Office K :4/39 Gebze/KOCAELİ DAVA :Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ :29/10/2025

KARAR TARİHİ :25/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ :19/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün 2022 yılının Ocak ayında davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, akabinde davalı şirketin yetkilisi tarafından kendisine şirkete ortak olmak isteyip istemediğinin sorulduğunu, müvekkilinin de bu teklifi kabul ederek şirket yetkilisine 85.000,00-TL sermayeyi teslim ettiğini, buna karşın, ilerleyen süreçte müvekkilinin kendisine kar payı ödenmemesi akabinde yaptığı araştırmada resmiyette ortak olarak ilan edilmediğini fark ettiğini, bunun üzerine şirket yetkilisi ile görüşen müvekkilinin tüm hak ve alacaklarının kendisine teslim edilmesini istemişse de bu taleplerinin karşılanmadığını, müvekkilinin her ne kadar şirketin ortağı pozisyonunda olsa da bu ortaklık sürecinde, müvekkiline hiçbir şekilde kar payı ödemesi yapılmadığı gibi şirketin bilançoları ve yönetim kurulu kararlarının da müvekkilden saklandığını, dolayısıyla, müvekkile yapılmayan ödemeye ilişkin tutarın hesaplanması ancak bilirkişi incelemesinden sonra netleşebileceğini, nitekim bu hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/16024 E. 2015/11483 K. sayılı ve 03.11.2015 tarihli ilamında belirtildiği üzere, "...Dava, kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davacı tarafından aynı alacağa ilişkin olarak davalı aleyhine açılan ve ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/101 Esas, 2012/104 Karar sayılı dosyasında görülerek kesinleşen davada alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna davalı tarafça itiraz edilmiş, anılan mahkemece bu itirazlar karşılanmadan “...davacı tarafça fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile l0.000.00 TL üzerinden dava açılmış olması nedeniyle taleple bağlı kalınması ilkesi gereğince davalının da kadri marufunda olan bu bedel üzerinden davacının kâr payı alacağını istemekte haklı olduğu sonucuna varılmış ve bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerektiği” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/101 E.,2012/104 K. sayılı kararı ile davacının kâr payı alacağının miktarının kesin ve net olarak belirlendiği söylenemeyeceğinden davacının kâr payı alacağının belirlenmesi için mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir..." şirket ortağının şirketin kar payı dağıtıp dağıtmadığını bilemediği durumlarda, şirket defterlerinin incelenerek bu incelemeden sonra hüküm kurulması gerektiğinin belirtildiğini, bu sebeple, bu başlık kapsamında fazlaya ve saire ilişkin her türlü ve delil sunma hakları saklı tutarak inceleme yapılmasını talep ettiklerini, diğer taraftan, malumu olacağı üzere, ayrılma akçesi, diğer adıyla ayrılma payı alacağı ortağın şirket ile finansal bağını keserken alacağı hakkı ifade ettiğini, nitekim bu husus TTK'nın 641. maddesinde düzenlendiğini, sonuç olarak müvekkilinin, ortaklığı boyunca şirkete hem emek hem de menkul şeklinde yardımlarda bulunduğunu, akabinde ise resmiyette kendisinin şirket ortağı olarak gösterilmemesi ve alacaklarının kendisine verilmemesi sebebiyle şirketten ayrıldığını, buna bağlı olarak müvekkilinin şirketten ayrılık akçesi alacağı hakkı bulunduğunu, davalı şirket temsilcisi tarafından müvekkiline sürekli olarak maddi olarak zorlu bir dönem olduğu müvekkilinin sabırlı olması halinde tüm hak ve alacaklarının kendisine eksiksiz şekilde faiziyle ödeneceğinin belirtildiğini, müvekkilinin işverene duyduğu güven ile bu duruma bir süre dayanmışsa da ilerleyen süreçte kendisine ödeme yapılmayacağını anlayan müvekkilinin ortaklıktan çıkmaktan başka bir çare bulamadığını, daha sonra müvekkili adına işverene ihtar çekilmişse de, işveren tarafından bu ihtar da karşılıksız bırakıldığını ve müvekkilinin hakkının ödenmediğini beyanla; kar payı alacağı için şimdilik 100,00-TL olmak üzere (HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olmak üzere ve bilirkişi incelemesi sonucu bedel artırım ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla), her ayın kar payı alacağının muaccel olduğu tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, ayrılma akçesi alacağı için şimdilik 100,00-TL olmak üzere (HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olmak üzere ve bilirkişi incelemesi sonucu bedel artırım ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla) müvekkilin ortaklıktan çıkma tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, ... Pilates Salonu'nda işletmeci ... ile çalışmaya başladığını, (Gebze 8. İş Mahkemesi'nin 2025/396 E. dosyasına delil listesinde sunulan resimlerin bu durumu ispat ettiğini) akabinde de davacının, dava dışı ... ve dava dışı ... ile davalı müvekkili şirketin anlaşarak bir adi ortaklık kurduğunu ve spor salonunu davacı ve diğer iki şahsın işlettiğini, devam eden süreçte, diğer ortaklar ... ve ...'ın ayrılmış olup adi ortaklık süreci davacı ile davalı şirket arasında devam ettiğini, dava konusu uyuşmazlık adi ortaklık ve tasfiyesi ile ilgili olup, adi ortaklığın tasfiyesi konusunda Türk Borçlar Kanunu 622. ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, belirtilen açıklamalar kapsamında iş bu uyuşmazlık için Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girmediğini, bu sebeple; Mahkemece görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettiklerini, açıklamaları neticesinde görevsizlik kararı verilmemesi durumunda; davacı tarafça dava konusu olan "adi ortaklık ve tasfiye süreci" konusunda dava şartı kapsamında arabuluculuk faaliyeti yapılamadığını, yapılan arabuluculuk faaliyetinde sadece "kar payı, katkı payı alacağı, katılma alacağı ve ayrılma akçesi" hususlarında müzakere edildiğini ve tutanaklar tanzim edildiğini, dava konusu olan "adi ortaklık ve tasfiyesi" konusunda dava şartı kapsamında arabuluculuk faaliyeti yapılmadığından herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, 04/11/2025 tarihli tensip tutanağı 2 numaralı ara kararında; "ortaklıktan çıkma davası için ayrı, ortaklık payı davası için ayrı, kar payı davası için ayrı olmak üzere toplam 3 dava için başvurma harcı ve peşin harcı tamamlamak üzere tensip zaptının tebliğinden itibaren iki hafta kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde harcın yatırılmaması halinde ise Harçlar Kanunu'nun 28., HMK'nın 120/1 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına (ihtaratın tebligat ile yapılmasına)" şeklinde karar verildiğini, bu karar kapsamında da davacı tarafça dava şartı arabuluculuk sürecinde ortaklıktan çıkma talebi için arabuluculuk faaliyeti yapılmadığını, dava şartı kapsamında ortaklıktan çıkma konusunda arabuluculuk faaliyeti yapılmadığından herhangi bir işlem yapılmaksızın bu talebin de, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, dava dışı ... ve dava dışı ... ile davalı müvekkili şirket anlaşarak bir adi ortaklık kurduğunu, adi ortaklık sürecinin, davacı hariç diğer ortaklarla sonlandırılması neticesinde; davacının, salonunun işlerini tek başına takip etmeye, kayıtları ve programları yapmaya ve ödemeleri de tahsil etmeye başladığını, davacının, adi ortak olduğu için, bu süreçteki tüm çalışma saatlerini, spor programları ve kayıtlarını istediği gibi belirleyebildiğini, spor salonunun sadece mali yükümlükleri olan kira, elektrik, su, doğalgaz vesair vergisel ödemeler davalı müvekkili şirket tarafından karşılandığını, davacının bu süreçte bu giderlerin hiç birine katılmadığını, dava konusu uyuşmazlığın, adi ortaklık ve tasfiyesi olduğundan tasfiyenin T.B.K. 644. maddesi ve devamı hükümlerine göre gerçekleştirilmesi gerektiğini, kanun maddesinden anlaşılacağı üzere adi ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiyenin, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapıldığını, davacı iş bu huzurdaki dava ile, kar payı ve ayrılma akçesi talep edemeyeceğini, öncelikle adi ortaklığın feshini talep edebileceğini, bu sebeplerle, iş bu dava ve taleplerin tümden reddi gerektiğini, ayrılma akçesi; Türk Ticaret Kanunu'na göre Limited şirket ortağının talep edebileceği bir hak olduğunu, Limited şirketlerde, ortak, şirket sözleşmesinde yer verilen "haklı sebepler" çerçevesinde, genel kurul kararıyla şirketten çıkarılabileceği gibi, şirket sözleşmesinde öngörülmemiş olsa yahut şirket sözleşmesinde öngörülen "haklı sebepler" yer almasa dahi somut durum gerçekliğinde haklı sebep olarak kabul edilebilecek olguların varlığı halinde şirketin istemi üzerine mahkeme kararıyla ortaklıktan çıkarılabilecek ve çıkarma ile beraber şirkete karşı ayrılma akçesi istem hakkını haiz olacağını, davacının, limited şirket ortağı olmadığından böyle bir hakkı söz konusu olamayacağını, davacının ayrılma akçesi talebinin de reddi gerektiğini, ayrıca, davacının, adi ortaklığa ortak olmasından dolayı şahsının da sorumluluğu bulunduğunu, davacı asilin, hem alacaklı hem de borçlu sıfatına sahip olacağını, bu durumda da adi ortaklığa temsilci atanması gibi durumlar söz konusu olduğunu, davacının, tamamen haksız kazanç elde etme çabası içeresinde olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın reddi gerektiğini beyanla; öncelikle Mahkemenin görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine; dava konusu uyuşmazlık, adi ortaklık ve tasfiyesi olduğundan dava şartı kapsamında bu konuda arabuluculuk faaliyet yapılmadığından herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, tüm beyanları doğrultusunda davacının davasının ve taleplerinin reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ile şirket yetkilisi arasında geçen ve dosyaya sunulan Whatsapp mesajlaşmaları dikkate alındığında müvekkilin şirkette bir hissesinin olduğunun şirket yetkilisi tarafından kabul edildiğinin görüleceğini, müvekkilin, kendisine yöneltilen şirket ortaklığı teklifini kabul ettiğini ve bu sebeple şirket yetkilisi ...'ın hesabına 85.000,00-TL sermaye bedeli gönderdiğini ancak yapılan bu anlaşmaya ve akabinde gönderilen sermaye bedeline rağmen davalı şirketçe müvekkilin ortaklığının resmi olarak bildirilmediğini, davalı şirketin sebep olduğu bu durum sebebiyle müvekkilin şirket ortağı olarak resmi kayıtlarda gözükmediğini, ilk derece mahkemesinin de kararında, Türk Ticaret Kanununun 593 vd. maddeleri ile 608. maddesinde düzenlenen haklara sahip olabilmek için ortak sıfatının bulunması gerektiğine değindiğini ancak müvekkilden ortaklığa karşılık olarak sermaye tutarı alan davalı şirketin, müvekkilin ortaklığını bildirmediğini ve müvekkilin hem kar payı hakkından mahrum kalmasına hem de ayrılma akçesi hakkından mahrum kalmasına sebep olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli davranışlarının sonucu olarak müvekkilin hak kaybına uğradığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/01/2026 tarih, 2025/1103 Esas - 2026/48 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; şirket ortaklığı ve ortaklıktan ayrılma nedeniyle kar payı ve ayrılma akçesi alacağı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ...'ün 2022 yılının Ocak ayında davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, akabinde davalı şirketin yetkilisi tarafından kendisine şirkete ortak olmak isteyip istemediğinin sorulduğunu, müvekkilinin de bu teklifi kabul ederek şirket yetkilisine 85.000,00-TL sermayeyi teslim ettiğini, buna karşın, ilerleyen süreçte müvekkilinin kendisine kar payı ödenmemesi akabinde yaptığı araştırmada resmiyette ortak olarak ilan edilmediğini fark ettiğini, bunun üzerine şirket yetkilisi ile görüşen müvekkilinin tüm hak ve alacaklarının kendisine teslim edilmesini istemişse de bu taleplerinin karşılanmadığını belirterek kar payı alacağı için şimdilik 100,00-TL, ayrılma akçesi alacağı için şimdilik 100,00-TL'nin müvekkilinin ortaklıktan çıkma tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava ettiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, tamamen haksız kazanç elde etme çabası içeresinde olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın reddini talep ettiği, Mahkemece davacının davasının aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-d, 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Talep; şirket ortaklığı ve ortaklıktan ayrılma nedeniyle kar payı ve ayrılma akçesi alacağı talebine dayanmaktadır. Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur. TTK'nın 641/1 maddesi uyarınca ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haiz olup, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi içtihatlarına göre ortağın çıkma payının karar tarihine en yakın tarih itibariyle şirketin gerçek değeri üzerinden tespit edilmesi gerekmektedir. Somut olayda: ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi davacının zaten şirketteki resmi olmayan ortaklık anlaşması ve davalı ile yapılan sözleşmeye ilişkin kar payı, ayrılma akçesi talebiyle dava açtığı, dava dilekçesinde de davacının resmi ortaklığının bulunmadığını beyan edildiği, celbedilen Ticaret sicil kayıtlarına göre de davacının davalı şirkette ortaklığının bulunmadığının anlaşıldığı, yukarıda açıklandığı gibi Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusu olduğu, ortaklık sıfatı bulunmayan davacı tarafın ortaklığa bağlı hakları talep edemeyeceği, dolayısıyla davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2026

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/663, K. 2026/1649, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-663-e-2026-1649-k-eaeaf3f2b7ae