Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/484 E. 2026/1971 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/484
Karar No
2026/1971
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2026/484

KARAR NO:2026/1971

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ:25/11/2025

NUMARASI:2025/165 Esas - 2025/866 Karar

DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... plakalı çekici tırın maliki olduğunu, bu çekici tırın 30/09/2017 tarihinde trafik kazası geçirerek ağır hasar aldığını, davalının ise bu çekici tırın kasko sigortasını yapan sigorta şirketi olduğunu, çekici tırın bir kamyonla çarpışması ve hasar görmesi üzerine aracın pert olduğunu, davalıya haber verildiğini, sigortalı aracın hasar tarihindeki hasarsız emsalinin piyasa peşin rayiç değerinin 143.000,00-TL olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 143.000,00 TL'nin davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğü 18/11/2017 tarihinden itibaren işleyen ticari faiziyle birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazları olduğunu, davacının tüm evraklarla birlikte davalı sigorta şirketine davadan önce başvurmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, kusur konusunda rapor alınması gerektiğini, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, avans faizinin talep edilemeyeceğine belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;"Davanın kısmen kabulü ile 78.789,00-TL'nin 18/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde açıkça zamanaşımı defi ileri sürülmüş olmasına rağmen mahkeme bu def’i hiç tartışmadığını ve kararında değerlendirmediğini, dava konusu hasar müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen sigorta poliçesi teminat kapsamı dahilinde bulunmadığını, davacı araç ağır hasarlı/pert araç niteliğinde olduğunu, açık mevzuat hükümleri ve yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca davacının gerçek zararının aracın ikinci el değerinden sovtaj değeri düşülerek belirlenmesi gerektiğini, istinaf dilekçesine konu bilirkişi raporunda tespit edilen tutar son derece fahiş olup söz konusu aracın rayiç bedelinin uzman sigorta eksperince belirlenmesinin zaruri olduğunu, Kasko Sigortası Genel Şartları Ve Poliçe Özel Şartları uyarınca hasar tarihinde aracın piyasa rayiç değerinin uzman sigorta eksperince belirlenmesinin zaruri olduğunu, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kazaya karışan araç sürücülerin kusur dağılımına ilişkin olarak en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, faiz talebinin reddi, aksi halde haksız fiil hükümleri kapsamında yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair ilk verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 15/01/2025 tarih, 2022/1444 Esas ve 2025/65 Karar sayılı kararı ile " ...Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/6750 Esas ve 2024/10136 Karar sayılı kararında,"...Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.2.1 maddesi hükmü uyarınca, "Onarım masrafları, sigortalı taşıtın, rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmez ise taşıt tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği taktirde sigortacının malı olur." Hasarlı aracın kimin uhdesinde kalacağı hususunda sigortalıya seçimlik hak tanınmıştır. Sovtajın sigortalı tarafından talep edilmemesi halinde, sigortacıda kalacağı anlaşılmaktadır.Kasko Sigortası Genel Şartları'nın (KSGŞ) B.3.3.1.2. maddesi; "onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere hasar anındaki sigorta değeri ödenir. Bu durumda aracın Karayolları Trafik Yönetmelik'inin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez.Değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur.Onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşsın veya aşmasın ağır hasarlı aracın onarımının mümkün olduğunun eksper raporu doğrultusunda tespit edilmiş olması durumunda aracın Karayolları Trafik Yönetmelik'inin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda trafikten çekildiğine dair "trafikten çekilmiştir" kaşeli tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez" şeklindedir.Yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında hakem heyetince, sovtajın kimde kalacağı konusunda davacının açık beyanı alınarak,hurda çekme belgesi sunulup sunulmayacağı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...." belirlemesinde bulunmuştur.O halde Mahkemece yapılması gereken, davacı vekiline hasara uğrayan sigortalı aracın sovtajının kimde kalacağı ve hurda çekme belgesi sunulup sunulmayacağı hususlarında beyanda bulunmak üzere mehil verilmesi ve sonucuna göre değerlendirilme yapılarak karar verilmesi olmalıdır..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, diğer istinaf sebepleri reddedilmiştir.Dosya kapsamından, davacıya ait olup davalı tarafından genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalanan ... plakalı aracın 30/09/2017 tarihinde karıştığı trafik kazası neticesinde hasarlandığı, davacının perte ayrılan aracın rayiç değerinin tahsili talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.Davalı vekilinin zamanaşımı, hasarın poliçe kapsamında olmadığı, bilirkişi raporu ve kusura dair istinaflarının Dairemizin 15/01/2025 tarih, 2022/1444 Esas ve 2025/65 Karar sayılı kararı ile zaten incelenip reddedildiği anlaşılmakla bu istinaf sebepleri yeniden incelenmemiştir.Davalı vekilinin faizin başlangıcına ve faiz türüne yönelik istinafları bakımından ise; HMK'nun 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Davalı vekili tarafından bozmadan önceki ilk hükme karşı faiz başlangıç ve türü bakımından istinaf yoluna başvurulmamıştır.Bu durumda HMK'nın 357/1 maddesi çerçevesinde faizin başlangıç tarihi ve türü bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan bu yöndeki istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır.Dairemizin kaldırma ilamı sonrasında davacı vekili yazılı beyan dilekçesinde, ... plakalı araç hurdasının kime ait olacağı hususundaki seçimlik hakkını ''sigortalı aracın sovtajının kendi uhdelerinde kalmasına karar verilmesi'' şeklinde kullandığını belirterek aracın rayiç bedelinden sovtaj değeri düşülerek hüküm tesis edilmesini talep ettiği anlaşılmış olup; bilirkişi raporuna göre kaza tarihi itibarıyla aracın rayiç değeri olan 143.000,00 TL'den sovtaj değeri olan 64.211,00 TL'nin mahsubu ile 78.789,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.328,01 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 1332,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/484, K. 2026/1971, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-484-e-2026-1971-k-9f9948faf18d