Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/290 E. 2026/872 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/290
- Karar No
- 2026/872
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/290 - 2026/872 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.2 Mad. Uyarınca Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulmasına)
ESAS NO : 2024/290 KARAR NO : 2026/872
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/01/2024 NUMARASI : 2021/73 Esas - 2024/14 Karar
DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/10/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; davacının davalıların oluşturduğu iş ortaklığına ait travers değişim işini alt yüklenici olarak yerine getirdiğini, hak edişlerinden yapılan kesintilerin koşulları oluştuğu halde iade edilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00TL'nin sözleşmenin bitiş tarihinden itibaren hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, 28/04/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, talebini 144.779,01 TL'ye artırarak, davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmesini istemiştir. SAVUNMA : Davalı ... A.ş. vekili ; Davanın iş ortaklığına karşı açılması gerektiğini, teminatın iadesi koşullarının sözleşmenin 9. Maddesinde belirlendiğini, sayılan koşullan gerçekleşmediği gibi, kesin kabulünde yapılmadığı için talep edilebilir teminat kesintisi olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... A.ş. vekili ; teminatın iadesi koşullarının sözleşmenin 9. maddesinde belirlendiğini, sayılan koşullan gerçekleşmediği gibi, kesin kabulünde yapılmadığı için talep edilebilir bir teminat kesintisi olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Davadaki talep, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca davacı hak edişlerinden yapılan kesintiler ve teminatların yine sözleşmede öngörülen koşulların gerçekleştiği iddiası ile davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Ulaştırma Bakanlığının açtığı ihale ile ilgili olarak davalıların da yer aldığı iş ortaklığı arasında demiryolu yapımını konu alan sözleşme imzalanmıştır. Davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı ile davacı arasında ihaleye konu işin bir bölümü ile ilgili olarak 22/05/2018 tarihli "... Hattı Modernizasyonu " Travers değişimi işleri taşeron sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı taraf sözleşmede belirtilen koşullar oluştuğu halde nakit teminat kesintileri ile teminat bedellerinin kendilerine iade edilmediğini ileri sürmekte, davalılar ise teminatların iadesi koşullarının gerçekleşmediğini belirtip, davanın reddine karar verilmesini istemektedir. Davalılar, davacı ile iş ortaklığı arasında sözleşme imzalandığı için davanın iş ortaklığına karşı açılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, iş ortaklığının tüzel kişiliği bulunduğu için davanın iş ortaklığını oluşturan şirketlere karşı açılması gerektiği, iş ortaklığını oluşturan her bir kişi yada şirket iş ortaklığının borçlarından müteselsilen sorumlu olduğu için alacaklıların ortakların tamamını dava etme hakları bulunduğu gibi, somut olayda olduğu gibi üç şirketten oluşan iş ortaklığının iki ortağına karşı dava açma hakkı da bulunduğu kabul edilmiştir. Yargılama sırasında iş ortaklığının üçüncü şirketinin de davada bulunması zorunlu kabul edilip davacı tarafa üçüncü ortağı davaya dahil etmesi istenilmiş ise de, para borçlarında iş ortaklığının müteselsil sorumlularından biri yada bir kaçı hakkında dava açılması mümkün olup, tüm ortaklara birlikte dava açılması gerekmediği, üstelik iş ortakları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı için davaya dahil edilmelerine de gerek olmadığı kabul edilip, dahili dava etme işlemine hukuki sonuç bağlanmamış, dava edilmeyen iş ortağı yönünden değerlendirme yapılmamış, hakkında hükümde oluşturulmamıştır. Zamanaşımı itirazı ileri sürülmüş ise de, kesin hak ediş ve kesin kabul yapılmadan teminatların talep edilmesi mümkün olmadığı, bunların ise dava devam ettiği sırada tamamlandığı, bu hali ile zaman aşımının söz konusu olmadığı kabul edilmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporuna göre davacının hak edişlerinden 48.259,67 TL nakit teminat kesintisi ile 96.519,34 TL kati teminat kesintisi olmak üzere toplam 144.779,01 TL kesinti yapıldığı taraflar arasında da çekişme konusu değildir. Sorunu bu teminat kesintilerinin davacıya iade koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusu oluşturmaktadır. Kesin teminatın iadesi istemi yönünden yapılan değerlendirmede ; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin teminatlar başlıklı 9. Maddesinin 9.1 bendinin 5. fıkrasında belirtildiği gibi, kesin teminatın, kesin kabulü müteakip alt yüklenici davacının davaya konu iş ile ilgili SGK ilişiksizlik belgesi sunulması ve aynı işte çalışanların işçilik alacağı olmadığına ilişkin ibraname yada ödeme belgelerini sunması halinde davacı alt yükleniciye teminat kesintilerinin ödenmesi gerekmektedir. Dava açıldığında istenilen kayıtlar sunulmamış olmakla birlikte, bir örneği dava dosyasına sonradan sunulan ve 14/07/2019 olarak itibar edilmek kaydı ile geçici ve kesin kabul yapılıp, bu konuda üç sayfadan ibaret tutanak düzenlendiği için kesin teminatın iadesi için gerekli olan ilk koşulun daha sonradan gerçekleştiği kabul edilmiştir. Bir diğer koşul SGK ilişiksizlik belgesi olup, yargılama sürmekte iken SGK Samsun İl Müdürlüğünün 17/02/2023 tarihli yazılarından da anlaşıldığı gibi, davaya konu iş ile ilgili olarak davacının çalışanlarla ilgili prim borcu olmadığı belirtilmiş olup, kesin teminatın iadesi için gerekli olan bir diğer koşulunda gerçekleştiği kabul edilmiştir. Kesin teminatın iadesi için gerekli olan bir diğer koşul, çalışanların tüm alacaklarının ödenmiş olması yada çalışanların alacağı olmadığına ilişkin ibranamenin sunulmasıdır. Bu konudaki sorun davaya konu işte çalışan dava dışı ... ... tarafından iş kazasına bağlı gelişen sakatlık dolayısı ile oluşan alacaklarının tahsili için Ankara 30.İş Mahkemesinde davacımız ve her iki davalı hakkında açtığı 2020/313 Esas 2022/703 Karar sayılı dava olup, eldeki dava açıldığında bu dava sonuçlanmamış ise de, yargılama sürmekte iken mahkeme kararına konu olup, dava dışı ... ...'ın tüm alacağı tüm ekleri ile birlikte davacımız tarafından ödendiği için bu İş Mahkemesi davasının davalılar yönünden tehdit olmaktan çıktığı, davalılar tarafından başkaca işçilik alacağı bulunduğu konusunda iddiaları olmadığı için kesin teminatın iadesi için sözleşmede belirtilen tüm koşulların sonradan da olsa gerçekleştiği kabul edilmiştir. Nakdi teminat kesintilerinin iadesi istemi yönünden yapılan değerlendirmede; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin teminatlar başlıklı 9. Maddesinin 9.3 bendinde belirtildiği gibi, nakdi teminat kesintilerinin kesin hak ediş ve geçici kabulü müteakip alt yüklenici davacının davaya konu iş ile ilgili SGK ilişiksizlik belgesi sunulması ve aynı işte çalışanların işçilik alacağı olmadığına ilişkin ibraname yada ödeme belgelerini sunması halinde davacı alt yükleniciye ödenmesi gerekmektedir. Dava açıldığında istenilen kayıtlar sunulmamış olmakla birlikte, bir örneği dava dosyasına sonradan sunulan ve 14/07/2019 olarak itibar edilmek kaydı ile kesin hakediş yapılıp, bu konuda üç sayfadan ibaret tutanak düzenlendiği için nakdi teminat kesintisinin iadesi için gerekli olan ilk koşulun daha sonradan gerçekleştiği kabul edilmiştir. Bir diğer koşul SGK ilişiksizlik belgesi olup, yargılama sürmekte iken SGK Samsun İl Müdürlüğünün 17/02/2023 tarihli yazılarından da anlaşıldığı gibi, davaya konu iş ile ilgili olarak davacının çalışanlarla ilgili prim borcu olmadığı belirtilmiş olup, nakdi teminat kesintisinin iadesi için gerekli olan bir diğer koşulunda gerçekleştiği kabul edilmiştir. Nakdi teminat kesintisinin iadesi için gerekli olan bir diğer koşul çalışanların tüm alacaklarının ödenmiş olması yada çalışanların alacağı olmadığına ilişkin ibranamenin sunulmasıdır. Bu konudaki sorun davaya konu işte çalışan dava dışı ... ... tarafından iş kazasına bağlı gelişen sakatlık dolayısı ile oluşan alacaklarının tahsili için Ankara 30. İş Mahkemesinde davacımız ve her iki davalı hakkında açtığı 2020/313 Esas 2022/703 Karar sayılı dava olup, eldeki dava açıldığında bu dava sonuçlanmamış ise de, yargılama sürmekte iken mahkeme kararına konu dava dışı ... ...'ın tüm alacağı tüm ekleri ile birlikte davacımız tarafından ödendiği için bu İş Mahkemesi davasının davalılar yönünden tehdit olmaktan çıktığı, davalılar tarafından başkaca işçilik alacağı bulunduğu konusunda iddiaları olmadığı için nakdi teminat kesintilerinin iadesi için sözleşmede belirtilen tüm koşulların sonradan da olsa gerçekleştiği kabul edilmiştir. Dava dışı ... ... tarafından iş kazasına bağlı olarak Yalova İş Mahkemesinde dava açılmış ve o günkü koşullara bağlı olarak tazminat ödemesi yapılmış olup, gelişen sakatlık dolayısı ile oluşan alacaklarının tahsili için Ankara 30. İş Mahkemesinde davacımız ve her iki davalı hakkında açtığı 2020/313 Esas 2022/703 Karar sayılı dava açılmış ve mahkeme kararına konu ödeme davacı tarafından yapıldığı için davalıların dayanak yaptıkları ve davacı ile imzalanan İBRANAME başlıklı belgeye dayanmış iseler de, bu ibranamenin teminat kesintilerinin talep edilmeyeceğini açıkça içermediği için, koşulları oluşmakla davacının nakdi ve kesin teminatları isteme hakkı bulunduğu kabul edilmiştir. Bilirkişi raporu düzenlendikten sonra davacı vekili kısmi dava olarak açtıkları davalarında 28/04/2023 tarihinde harcı tamamlanan diletçe ile talebini ıslah ile raporda belirtilen miktara yükseltmiş, dilekçe davalılara tebliğ edilmiştir. Toplanan delilere göre ; davacının sözleşmede belirtilen kesin teminat ve nakdi teminatın iadesini isteme koşullarının yargılama sürmekte iken gerçekleştiği" gerekçesi ile, davanın kabulüne, 144.779,01 TL'nin davalılardan müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, alacağın 10.000,00 TL'sine 02/02/2021 dava tarihinden itibaren, bakiyesine ise 28/04/2023 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlı avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ...İnşaat vekili istinaf başvuru dilekçesinde; huzurdaki dava ile davacı tarafça talep edilen bedelin belirlenebilir nitelikte olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacının işçisi olan ... ... tarafından davalılara ve davacıya karşı açılmış iş kazasından kaynaklı tazminat davasının, huzurdaki dava tarihi itibariyle derdest olduğunu, bu durumun taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 9.1 ve 9.3 maddesi gereğince teminatların iadesine engel olduğunu, dava tarihi itibariyle davalıların davaya karşı çıkmakta haklı nedenlerinin bulunduğunu bu nedenle, davanın esası hakkında ret kararı verilmemesi halinde dahi yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmaması gerektiğini, davanın açıldığı 02/02/2021 tarihinde, 09/09/2020 tarihinde açılmış olan Ankara 30. İş Mahkemesinin 2020/313 Esas sayılı tazminat davasının halen derdest olduğundan, taraflar arasındaki sözleşmeye konu teminatların iadesinin mümkün olmadığını, teminat alacağının muaccel olmadığını, buna rağmen 31/01/2023 tarihinde kazazede işçiye tazminatın ödenmesi sonrası huzurdaki davanın kabulüne ve dava tarihinde davanın açılmasına sebebiyet vermeyen davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, davanın açıldığı tarihe göre tarafların haklılık ve haksızlık durumuna bakılmasının hukuki bir gereklilik olduğunu, dava tarihi itibariyle muaccel olmayan bir alacağın talep edilmesi halinde davalıların cevap dilekçesinden itibaren huzurdaki davaya karşı çıkmasının, muaccel olmayan bir alacağı ödemeyi reddetmelerinde hukuken bir isabetsizlik bulunmadığını, taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 9.1 maddesine göre; kesin kabul yapılmaksızın kesin teminatın iade edilmeyeceği, bununla birlikte aynı sözleşmenin 8.6 maddesi gereğince; işveren idare tarafından kesin kabul yapılmadan müvekkili şirketin taşeronun işleri hakkında kesin kabul yapmasının da mümkün olmayacağının kararlaştırıldığını, dolayısıyla da idare tarafından kesin kabul yapılmadan teminatların iade edilmeyeceğini, yerel mahkemece dava konusu proje kapsamında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına müzekkere yazılarak, kesin kabulün yapılıp yapılmadığının sorulduğunu, idarece gönderilen 25/05/2021 tarihli cevabi yazıda; işin kesin kabulünün yapılmadığının açıkça belirtildiğini, sözleşmenin 8.6 maddesi kapsamında idare tarafından kesin kabulün yapılmaması halinde taşeronun işlerinin de kesin kabulünün yapılamayacağı düzenlemesi karşısında, somut olayda davacı şirketin kesin kabulünün yapılmasının da mümkün olmadığının ortada olduğunu, mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde; huzurdaki dava ile davacı tarafça talep edilen bedelin belirlenebilir nitelikte olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacının işçisi olan ... ... tarafından davalılara ve davacıya karşı açılmış iş kazasından kaynaklı tazminat davasının, huzurdaki dava tarihi itibariyle derdest olduğunu, bu durumun taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 9.1 ve 9.3 maddesi gereğince teminatların iadesine engel olduğunu, dava tarihi itibariyle davalıların davaya karşı çıkmakta haklı nedenlerinin bulunduğunu bu nedenle, davanın esası hakkında ret kararı verilmemesi halinde dahi yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmaması gerektiğini, davanın açıldığı 02/02/2021 tarihinde, 09/09/2020 tarihinde açılmış olan Ankara 30. İş Mahkemesinin 2020/313 Esas sayılı tazminat davasının halen derdest olduğundan, taraflar arasındaki sözleşmeye konu teminatların iadesinin mümkün olmadığını, teminat alacağının muaccel olmadığını, buna rağmen 31/01/2023 tarihinde kazazede işçiye tazminatın ödenmesi sonrası huzurdaki davanın kabulüne ve dava tarihinde davanın açılmasına sebebiyet vermeyen davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, davanın açıldığı tarihe göre tarafların haklılık ve haksızlık durumuna bakılmasının hukuki bir gereklilik olduğunu, dava tarihi itibariyle muaccel olmayan bir alacağın talep edilmesi halinde davalıların cevap dilekçesinden itibaren huzurdaki davaya karşı çıkmasının, muaccel olmayan bir alacağı ödemeyi reddetmelerinde hukuken bir isabetsizlik bulunmadığını, taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 9.1 maddesine göre; kesin kabul yapılmaksızın kesin teminatın iade edilmeyeceği, bununla birlikte aynı sözleşmenin 8.6 maddesi gereğince; işveren idare tarafından kesin kabul yapılmadan müvekkili şirketin taşeronun işleri hakkında kesin kabul yapmasının da mümkün olmayacağının kararlaştırıldığını, dolayısıyla da idare tarafından kesin kabul yapılmadan teminatların iade edilmeyeceğini, yerel mahkemece dava konusu proje kapsamında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına müzekkere yazılarak, kesin kabulün yapılıp yapılmadığının sorulduğunu, idarece gönderilen 25/05/2021 tarihli cevabi yazıda; işin kesin kabulünün yapılmadığının açıkça belirtildiğini, sözleşmenin 8.6 maddesi kapsamında idare tarafından kesin kabulün yapılmaması halinde taşeronun işlerinin de kesin kabulünün yapılamayacağı düzenlemesi karşısında, somut olayda davacı şirketin kesin kabulünün yapılmasının da mümkün olmadığının ortada olduğunu, mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı taşeron, davalılar yüklenicidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalılar tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 22/05/2018 tarihli sözleşme ile, davalıların yüklenimindeki işin trapez değişim kısmını davacı üstlenmiştir. Davacı işi yapıp teslim ettiğini ancak, hakedişlerden yapılan nakdi teminat kesintilerinin ödenmediğini belirterek alacak talep etmiştir. Davalılar ise, kesin kabulün yapılmadığını, teminatın iadesi koşullarının oluşmadığını savunmuşlardır. 1-Taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 9. maddesinde taşeronun % 10 tutarında teminat mektubu vereceği, taşeron hakedişlerinden % 5 oranında nakdi teminat kesintisi yapılacağı, nakdi teminat kesintisinin kesin hakedişin ve geçeci kabulün yapılmasına müteakip, taşeronun SGK borçsuzluk belgesini ibraz etmesi, taşeron işçilerinin ücret veya tazminat alacaklarının ödendiğinin belgelenmesi halinde taşerona ödeneceği öngörülmüştür. Dava dışı işçi ... ...'ın davamız davacısı ve davalılarımız aleyhine artan maluliyeti nedeni ile açtığı ve Ankara 30. İş Mahkemesinin 2020/313 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen davanın işbu davamız açıldığında derdest olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, yargılama esnasında davacının bahse konu 30. İş Mahkemesi dosyası üzerinden hükmedilen tazminatı 31/01/2023 tarihinde ödediği görülmektedir. Davacının sözleşmenin 9. maddesi doğrultusunda bir SGK ilişiksiz belgesi sunmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Ancak, mahkemece SGK'ya yazılan müzekkereye verilen 17/02/2023 cevapta; davacının davaya konu iş nedeni ile SGK'ya herhangi bir borcunun bulunmadığı bildirilmiştir. Geçici kabul tarihinden itibaren yaklaşık iki yıllık sürenin geçtiği, taraflar arasında kesin kabulün yapılamadığı, davacının bir eksik ve kusurlu işinin de bulunmadığı sabittir. Tüm bu nedenler ile, dava tarihi itibari ile, teminatın iadesi koşullarının oluşmadığı ancak, yargılama aşamasında teminatın iadesinin koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda aşağıdaki bendin dışında kalan hususlarda bir isabetsizlik görülmemiştir. 2-Davalıların yargılama harç ve giderleri ile ilgili istinaf itirazları incelendiğinde; Mahkemece yargılama harç ve giderleri davalı üzerinde bırakılmış, davacı lehine de vekalet ücretine hükmedilmiştir. Dava tarihi itibari ile teminatın iadesi koşulları oluşmamıştır. Davalı taraf, dava tarihi itibari ile, davaya karşı çıkmakta haklıdır. Bu nedenle, yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerinde bırakılması, davacı lehine bir vekalet ücreti de taktir edilmemesi gerekir. İlk derece mahkemesinin davalıları yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutması doğru olmamıştır. Bu nedenle, dairemizce davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ancak, yargılama harç ve giderleri davacı üzerinde bırakılmıştır. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK.'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/73 Esas, 2024/14 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile, 144.779,01 TL'nin davalılardan müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, hükmedilen miktarın 10.000,00 TL'sine 02/02/2021 dava tarihinden; bakiye 134.779,01 TL'sine ise 28/04/2023 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, 4-Alınması gereken 9.889,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 2.400,00 TL toplamı 2.570,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.319,07 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Taraflar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 7- Davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 8-Arabuluculuk için ödenen 1.360,00TL'nin 6325 sayılı yasanın 18/A (11) (13) maddesi uyarınca davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-HMK. 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde, artan gider ve delil avansının yatıran tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 10-Davalı... ve San. A.Ş. tarafından ödenen 2.473,00 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde bu davalıya iadesine, 11-Davalı .... A.Ş. tarafından ödenen 2.473,00 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde bu davalıya iadesine, 12-Davalı taraflarca ayrı ayrı ödenen 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıdan alınarak, ayrı ayrı davalılara iadesine, 13-Davalılardan .... A.Ş. Tarafından istinaf yargılaması aşamasında ödenen 200,00 TL dosya gönderme masrafının davacıdan alınarak, bu davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan E-imzalıdır
Üye E-imzalıdır
Üye E-imzalıdır
Katip E-imzalıdır