Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/453 E. 2026/1322 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/453
- Karar No
- 2026/1322
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/453 - 2026/1322 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/453 KARAR NO : 2026/1322
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2024 NUMARASI : 2022/526 Esas 2024/736 Karar
DAVACILAR : 1- VEKİLLERİ : Av.
DAVALI :1 -
DAVALI :2 - VASİ :
DAVALI :3 - VEKİLİ :Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24/09/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 28/09/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 15.12.2021 tarihinde gündüz vakti... caddesi üzerinde ...'a ait ... plakalı otomobilin müvekkilinin eşiyle birlikte karşıdan karşıya geçmek isterken müvekkiline çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini, aracın şehir içi hız kurallarına uymadan işlek bir caddede şeridinden çıkarak sollama yaparak yaya müvekkilinin hiç beklemediği bir yerden gelerek hızını da hiç kesmeden müvekkiline çarpması suretiyle meydana gelen ve müvekkilinin defalarca taklalar atarak ağır yaralanmasına sebebiyet veren elim olaya kaza demenin mümkün olmadığını, aracın sürücüsünün müvekkilini olay yerinde bırakıp kaçtığını, davalının abisi ...'un kazadan birkaç dakika sonra emniyete aracın hırsızlandığına yönelik ihbarda bulunduğunu, kaza sonrasında düzenlenen 15.12.2021 tarihli kaza tespit tutanağında kaza yerini terk eden araç sürücüsüne KTK'nun 46/2-H maddesinde yer alan "tek yönlü karayollarında araçlarını ters istikamette sürmemek" kuralını ihlal ettiğinden kusur atfedildiğini, müvekkiline ise herhangi bir kusur atfedilmediğini, yine Eskişehir C.Savcılığının 2021/57688 sayılı soruşturma dosyasında yer alan bilirkişi raporunda ... plakalı aracın sürücüsü...'un tamamen kusurlu olduğu, müvekkili ...'ın ise kusurunun olmadığının açıkça belirtildiğini, soruşturma sonrasında Eskişehir 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/810 esas sayılı dosyasıyla ceza davası açıldığını, müvekkilinin geçici, sürekli iş göremezlik ile bakıcı gideri dahil tedavi giderlerinden oluşan maddi zararların karşılanması için kaza anında kazaya kusuruyla sebebiyet veren aracın ZMSS bulunmadığından davalı ...na müracaat ettiklerini, ancak olumlu bir netice alamadıklarını, 62 yaşında ve ev hanımı olan müvekkilinin kaza sonrası hayatının çekilmez hale geldiğini belirterek, iş göremezlik zararı için şimdilik 100,00 TL, sürekli iş göremezlik zararı için şimdilik 100,00 TL, tedavi giderleri için şimdilik 100,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkillerinin uğradığı manevi zararlara karşılık olmak üzere müvekkili ... için 250.000,00 TL, ... için 150.000,00 TL, diğer davacılar ..., ..., ... ve ...'ın her biri lehine 75.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet ve derdestlik itirazlarının bulunduğunu, dava öncesi şirketlerine yazılı başvuru şartı yerine getirilmediğini, geçerli başvuru olmadığından davanın usulden reddini istediklerini, davacının maluliyeti nedeniyle talep ettiği tazminat için müvekkili şirkete yazılı başvuruda bulunduğunu, fakat eksik belgeleri tamamlamadığını, dolayısıyla eksik başvuru tamamlanmadan dava açılarak dava şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortasız araç sürücüsünün kusuru oranında ve kaza anındaki poliçe limiti sınırı ile sınırlı olduğunu, bu nedenle davacının kusur durumunu ispat etmesi gerektiğini, davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde sigortasız araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, kazaya ilişkin Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/810 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını istediklerini bildirerek, davanın reddini istemiştir. Davalılar ... ve...; davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 15/12/2021 tarihinde davalı...'un sevk ve idaresindeki, davalı ...'un işleteni olduğu ... plaka sayılı aracın davacı ...'a çarpması sonucu ...'ın yaralandığı, kaza tarihinde 62 yaşında ve ev hanımı olan davacının sol kolunda kırıklar meydana geldiği, kırılan kol kemiklerine cerrahi müdahalede bulunulduğu, Adli Tıp Kurumu İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 11/04/2023 tarihli raporunda davacı ...’ın 15/12/2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih, 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; kişinin tüm vücut engellilik oranının %10 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, 22.04.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, davacı ...'ın geçici işgöremezlik zararının 106.673,95 TL olduğu, sürekli işgöremezlik zararının 338.163,24 TL olduğu, toplam işgöremezlik zararının 444.837,19 TL olduğu, kaza tarihinde ... teminat limitinin 430.000,00 TL ile sınırlı olduğu, tedavi giderinin 18.874,00 TL, ilaç giderinin 12,87 TL, ulaşım giderinin 167,00 TL olduğunun bildirildiği, ayrıca sigorta poliçesi gereği sürekli ve geçici iş göremezlik aynı teminatı ile tedavi gideri yönünden ise ayrı bir teminat bulunması da dikkate alınarak davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile 444.837,19 TL maddi tazminatın davalılar ... ve...'dan 15.12.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalı ...dan 22.02.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte (... 430.000 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden teminat limitini aşan kısma yönelik talebin reddine, davacı ...'ın tedavi giderine yönelik ise 19.313,87 TL tedavi giderinin davalılar ... ve...'dan 15.12.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalı ... 22.02.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği, meydana gelen trafik kazası sonucu davacı ... için manevi tazminat isteme şartlarının oluştuğu ve davacı ... için 80.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'ın manevi tazminat talepleriyönünden ise, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/25545 Esas, 2024/576 Karar sayılı örnek ilamı gereğince ''...6098 Sayılı TBK'nun 56/2. fıkrasına göre ağır bedensel zarar halinde zarar görenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir paranın ödenmesine karar verilebileceği, somut olayda davacının yaralanmasının ağır bedensel zarar olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği kanaati ile “1-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile 444.837,19 TL maddi tazminatın davalılar ... ve...'dan 15.12.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalı ... 22.02.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte (... 430.000 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden teminat limitini aşan kısma yönelik talebin reddine, 2-Davacı ...'ın tedavi giderine yönelik talebinin 19.313,87 TL tedavi giderinin davalılar ... ve...'dan 15.12.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalı ... 22.02.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 80.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve...'dan 15.12.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 4-Davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'ın manevi tazminat taleplerinin reddine.” karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dosyada mevcut 29/03/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda yalnızca müvekkilin sol kolunda meydana gelen kırıklar dikkate alınarak maluliyet hesabı yapıldığını, söz konusu rapora süresi içinde itiraz edilmişse de yerel mahkemece müvekkilin itirazları gözetilmeksizin eksik ve hatalı bir şekilde düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre hüküm kurulduğunu, müvekkili ...’ın 18 aylık sürede iyileşeceği yönündeki tespitin somut olaya uygun düşmediğini, ...’ın aylarca yatmak zorunda kaldığını ve kendisine eşi ile çocukları tarafından refakat edildiğini, Adli Tıp Kurumu raporunda ...’ın bakım ihtiyacı bulunmadığı yönündeki tespitin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kazanın oluş şekli ve yaralanmanın derecesi itibariyle davacı ... yararına hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük olduğunu, diğer davacılar yararına da manevi tazminat koşulları oluşmadığı yönündeki kabulün usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu kazada davacının maluliyetinin oluştuğu ve sürücünün kusuru bulunduğu yönündeki tespiti kabul etmediklerini, müvekkilinin güveni kötüye kullanma ve hırsızlık suçları kapsamında teminat sunmadığını, davacı iş bu davayı açarken araç sahibi ...’un sigortasız olan aracı sebebiyle sorumluluktan kurtulmak için aracının çalındığı ihbarında bulunduğunu beyan ederek, somut olaya konu aracın, araç sahibi tarafından sürücüye teslim edildiği yönünde beyanda bulunduğunu, müvekkilinin böyle bir durumda teminat sunmadığını, davalı araç sahibi hakkında suç uydurma suçu kapsamında yargılamanın devam ettiğini, somut olayda hırsızlık suçunun mevcut olup olmadığı noktasında kesin bir olgu bulunmadığını, bu sebeple yerel mahkeme tarafından müvekkili hakkında açılan davanın husumet yokluğu kapsamında reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığını, dava öncesi yazılı başvuru şartı yerine getirilmediğini, bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, zira davacının emekli ve ev hanımı olduğunu, maluliyete ilişkin tespitin uzman kurumca yapılmadığını, davacının kaza tarihindeki yaşı ve başkaca hastalıkları teşhis edilmeden hüküm kurulduğunu, kusur tespiti yapılmadan aktüer inceleme yoluna gidildiğini, müvekkili şirketin tedavi giderlerinden sorumluluğu bulunmadığını, kazaya karışan aracın hurdaya karışıp karışmadığı, sigorta yapma zorunluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında dosyada herhangi bir tespit yahut araştırma yapılmadan karar verildiğini, kazaya konu aracın sigorta yaptırma zorunluluğu mevcut değilse, müvekkil şirketin de sorumluluğu yoluna gidemeyeceğini ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından; davalılar ... ile...’un abi kardeş oldukları, olay tarihi olan 15/12/2021 günü davacı ...’ın eşi olan diğer davacı ... ile birlikte ... Caddesi üzerinde karşıdan karşıya geçtikleri esnada, davalı...’un kardeşi olan ...'a ait ... plakalı araç ile karşıdan karşıya geçmekte olan davacı ...’a şerit ihlali yaparak aracın ön kısmıyla çarptığı ve meydana gelen kazada davacı ...’ın yaralanması nedeniyle eldeki maddi ve manevi tazminat istemli davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu kaza nedeniyle Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesine açılıp, 2022/810 Esas sayılı dosya üzerinden görülen kamu davasının yapılan yargılaması sonunda sanık...’un taksirle yaralama suçu nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği ve söz konusu kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı ... vekili tarafından dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın çalındığı yönündeki iddialar nedeniyle müvekkilinin meydana gelen kazada sorumluluğu bulunmadığı iddia edilmiş ise de; davalı ... adına tescilli ... plakalı aracın olay günü saat 13:35 sıralarında davacı yaya ...’a çarparak sürücünün olay yerinden kaçması üzerine, davalı ...’un olaydan kısa süre sonra 112’yi arayarak aracının olay öncesinde çalınmış olduğuna ilişkin ihbarda bulunduğu, adı geçen davalının araç sürücüsü olan kardeşi davalı...’u adli bir soruşturma/koğuşturma işleminden kurtarmak maksadıyla kolluk birimlerine ihbarda bulunduğu, bu sebeple davalı ... hakkında Eskişehir 9. Asliye Ceza Mahkemesine suç uydurma suçu nedeniyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda mahkemece 2022/1134 Esas 2023/563 sayılı karar ile sanık ...’un suç uydurma suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları CMK’nın 231. maddesi kapsamında teknik anlamda bir mahkumiyet kararı değil ise de; tüm dosya kapsamı ve ceza dosyasında bulunan maddi olgulardan davalı ... adına tescilli bulunan aracın davalı...’un sevk ve idaresinde iken dava konusu kazaya karıştığı, kaza sonrasında davalı ...’un kendisi ve kardeşini adli bir tahkikattan kurtarmak maksadıyla aracının çalındığı yönünde ihbarda bulunduğu sabit olup, davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarına gelince; 1-Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden; davalılardan ...’un yerel mahkeme tarafından karar verilmesinden sonra 23/10/2025 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 55. maddesinde “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Bu durumda mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 55. maddesi uyarınca işlem yapılarak taraf teşkili sağlanması gerekmektedir. 2-Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında, kusurun doğru şekilde belirlenmiş olması önemlidir. Kazanın oluş şekline göre kusurlu eylem sabit değil ise ve/veya kazanın oluş şekline göre durumunun değişme ihtimali mevcut ise görülmekte olan davada kazanın oluş şekline göre kusur raporu alınmaksızın davanın esası hakkında karar verilmemelidir. Bu kapsamda, TBK'nın 74. maddesi kapsamda ceza mahkemesince tespit edilen kusur oranı ve beraat kararları hukuk hakimini bağlamamakla birlikte, ceza mahkemesi tarafından verilen kesinleşmiş mahkûmiyet kararı maddi vakanın ve haksız fiilin sübutu açısından hukuk hakimini bağlar. Kusur durumunun eldeki tazminat davasında uyuşmazlık konusu olması halinde kusura yönelik tarafların hukuki iddia ve savunmaları değerlendirilmeden, ceza mahkemesinde maddi vaka olarak gerekçede de yer verilerek kabul gören kusur durumu dikkate alınmadan davanın esası hakkında karar verilmemelidir. Somut olayda; kazanın oluş şekline ilişkin kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile belirlenen maddi vakanın hukuk hakimini bağlayacağına ilişkin hükümler çerçevesinde, ceza/soruşturma dosyasındaki olayın oluş şekline yönelik kabul ve deliller ile dosya kapsamında yer alan kanıt ve belgeler çerçevesinde, kazanın meydana geldiği yer, zaman, oluş şekli ve olayın gerçekleşmesine etki eden tüm unsurlar dikkate alınmak suretiyle kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kusura ilişkin ilişkin rapor alınmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. 3-Dava konusu kaza nedeniyle davacının maluliyet durumu ile geçici iş göremezlik ve bakıcı ihtiyacı olup olmadığı huşunda yerel mahkemece Adli Tıp İkinci İhtisas Kurulundan alınan 11/04/2023 tarihli raporda “... doğumlu, ...’n 15/12/2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih, 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; I.Kas-İskelet Sistemi, Üst ekstremiteye ait sorunlar, Brakial pleksusun birleşik kayıpları, üst trunkus, Tablo 2.13’e ve kuvvet testine göre yapılan değerlendirmede göre üst ekstremite engellilk oranı %81 x 1/5 = %16, II.Kas-İskelet Sistemi, Üst Ekstremiteye ait sorunlar, omuz eklemi hareket kısıtlılığı, Şekil 2.11’e göre üst ekstremite engellilik oranı %1, Balthazard formülüne göre; %17 olup Tablo 2.3’e göre; 1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %10 (yüzde on) olduğu, 2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur.” şeklinde görüş bildirildiği, bakıcı ihtiyacına ilişkin olarak alınan 20/09/22023 tarihli ek raporda “Mevcut belgelere göre; ... doğumlu, ...’ın 15/12/2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği kararına varıldığı, başka birisinin sürekli ve geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur.” şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Yukarıda bahsedilen Adli Tıp İkinci İhtisas Kurulu’nun 11/04/2023 tarihli raporunun sonuç kısmında davacının engel oranı belirlenirken balthazard formülü uygulanmak suretiyle engel oranının %17 olarak belirlenmesinden sonra, netice itibariyle kişinin tüm vücut engel oranının %10 olarak tespit edildiği ve yerel mahkemece de bu oran benimsenmek suretiyle tazminat tutarının hesaplandığı anlaşılmış olup, anılan raporun kendi içerisinde çelişkili olduğu ve ayrıca davacının iyileşme süresinin de 18 aya kadar uzayabileceği gözetildiğinde bu süre içerisinde başka birinin geçici olarak bakımına ihtiyaç duyup duymayacağı hususunun da yeniden değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda yerel mahkemece Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulunun 11/04/2023 tarihli raporundaki çelişkinin giderilmesi ve bakıcı ihtiyacının tekrar değerlendirilmesi için Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulundan ek rapor alınması, çelişkinin giderilmemesi halinde gerektiğinde Üst Kuruldan da denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken böyle bir inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir. 4-Trafik kazası sebebiyle yaralanma halinde, yaralananın yakınlarının olağan şartlarda maddi tazminat isteme hakları yoktur. Ancak, yaralanma ağır bedensel zarar meydana getirmişse yaralananın yakınları da manevi tazminat talep edebilir (TBK md. 56/2). Bu kapsamda ana, baba, karı, koca, çocuk gibi çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü bozulmuşsa onların da manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Somut olayda; dava konusu trafik kazasında yaralanan davacı ...’ın maluliyet oranının tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmesinden sonra belirlenen maluliyet oranının, TBK’nın 56/2. maddesi kapsamında ağır bedensel zarar teşkil edip etmeyeceği ve ...’ın eşi ile çocukları olan diğer davacılar ..., ..., ..., ... ve ... yararına manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, adı geçen davacılar yararına manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluştuğunun kabul edilmesi halinde kazanın meydana geldiği yer ve zaman, gerçekleşme biçimi ve sonuçları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile manevi tazminat takdirine ilişkin yerleşik Yargıtay uygulamaları da nazara alınarak hakkaniyete uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 5-Kabule göre de; davalı ... kaza tarihi itibariyle geçerli olan poliçe teminat limitleri kapsamında sorumlu olduğu gözetilmeden teminat limitini aşar şekilde tazminata hükmedilmesi isabetli değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesinde; mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmadan kesin olarak karar verileceği hususu düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esası incelenmeksizin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre kararı istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekili ile davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 16/10/2024 tarihli, 2022/526 Esas - 2024/736 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden davacılar vekili ile davalı ... vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden taraflarca yatırılan "istinaf karar harcının" istek halinde yatırana iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 6-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Eksişehir 3. İcra Dairesi'nin 2023/517 Esas sayılı dosyasına depo edilen 833.063,18 TL teminatın YATIRAN TARAFA İADESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.