Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/336 E. 2026/1043 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/336
Karar No
2026/1043
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/336

KARAR NO: 2026/1043

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/11/2025

NUMARASI: 2025/441 Esas - 2025/868 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/05/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla ........ İcra Dairesi'nin ...../..... Esas sayılı dosyasından borçlu hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin dava dışı ...'dan alacağını temlik aldığını, icra takibi dosyasında alacaklı konumunda olduğunu, başlatmış olduğu icra takibine borçlu tarafından itiraz edildiğini, yapılan itirazın açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğundan iptalinin gerektiğini, dava dışı ... ile davalı arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, işbu ticari ilişki neticesinde faturaya konu ticari alım-satım gerçekleştirildiğini, bahse konu ticari alışverişten kaynaklanan alacak borç ilişkisi doğduğunu, bunun karşılığında takibe konu faturaların keşide edildiğini, davalının borçlarını ödememesi üzerine de aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme yaptığına ilişkin herhangi bir ödeme belgesi de ibraz edemediğini, borçlunun itiraz beyanının haksız, kötü niyetli ve alacağın tahsili sürecini uzatmaya yönelik olduğunu, borçlunun yaptığı itirazın maksadının başlatılmış olan icra takibini uzatmak, alacağın tahsilini geciktirmek ve mal kaçırmak olduğunu, müvekkilinin alacağının tehlikede olduğunun kuşkuya mahal vermeyecek şekilde ortada olduğunu, tüm bu nedenlerle, haklı davalarının kabulüne, ....... İcra Dairesi'nin ......./....... Esas sayılı takibine borçlu tarafından yapılan itirazın ayrı ayrı iptaline ve reddine, takibin asıl alacak, takip öncesi ve takip sonrası faizleri, masraf ve ferileri ile devamına, davalının haksız, kötü niyetli itirazı sebebi ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisizlik nedeni ile reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcunun olmadığını, faturanın tek başına alacağın mevcudiyetini ispatlamadığının mahkememizin de malumu olduğunu, takip öncesi işlemiş faiz talebinin yasal karşılığının olmadığını, tüm bu nedenlerle dava konusu takibin yetkisiz icra müdürlüğünden yapılması, yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibi bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine, izah edilen nedenlerle haksız, mesnetsiz ve yasal dayanaktan yoksun ikame olunan davanın reddine, davacının icra takip miktarı üzerinden %20'den az olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " İİK 50. maddesi uyarınca da yetkili icra dairesi borçlunun ikametgâhının olduğu icra dairesidir. Davalı şirketin ticari ikametgâhının ticaret sicil kayıtlarından da anlaşıldığı üzere ....... Mh. ..... Cd. N.... ........ adresi olduğu dolayısıyla yetkili icra dairesinin ........ İcra Müdürlüğü ve yine yetkili Mahkemenin de Trabzon Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, genel kural icra takibinin davalının ikametgahı icra müdürlüğünde başlatılması ve davanın da o yer mahkemesinde açılması olmakla birlikte akdin icra yeri icra müdürlüğü ile mahkemesi de yetkili kabul edilmiştir.

Buna göre eser sözleşmesine konu iş de Beylikdüzü'ndedir. Dolayısıyla işin yapılacağı yer itibarıyla da yetkili icra ...... İcra Dairesi olup davaya konu icra takibinin ..... Merkez ( ..... ) Adliyesinden başlatılması doğru olmamıştır. Nitekim davacı tarafından daha önce ........İcra Dairesinin ....../....... E. Sayılı dosyasıyla takip başlatılmış ve devamında Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/838 E. Sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açılmışsa da Adana BAM 6. HD. 2021/1019 E., 2025/283 K. Sayılı ilamında " Davalının yerleşim yeri adresi Trabzon ilidir. Eser sözleşmesine konu iş de İstanbul'da yapılmıştır. Buna göre icra takibinin Adana İcra Müdürlüğü'nde başlatılması doğru olmamıştır. " gerekçesiyle yetkili icra Müdürlüğünde başlatılmış icra takibi bulunmadığından itirazın iptâli davasının usulden reddine karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle davalı şirketin ticari yerleşim yerinin Trabzon, eser sözleşmesine konu işin yapım yeri ....... İstanbul adresi olup bu husus Adana BAM 6. HD.'nin 2021/1019 E., 2025/283 K. Sayılı kesin nitelikteki kararında açıkça belirtildiğinden davacı ve davalı adresleri itibarıyla mahkememizin yetki alanında bulunmadıkları sabit olduğundan, davalı tarafın süresi içerisinde ileri sürdüğü yetki itirazının kabulü ile, eser sözleşmesine konu işin yapım yeri (......../İstanbul) Bakırköy Ticaret Mahkemeleri yargı çevresinde yer aldığından Bakırköy Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğuna, mahkememizin yetkisiz olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İİK 50. maddesi uyarınca da yetkili icra dairesi borçlunun ikametgâhının olduğu icra dairesi olduğunu, şirketin ticari ikametgâhı; ...... Mh. ....... Cd. N....... ........ olup yetkili icra ..... İcra Müdürlüğü ve yine yetkili Mahkeme de Trabzon Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu Genel kural icra takibinin davalının ikametgahı icra müdürlüğünde başlatılması ve davanın da o yer mahkemesinde açılması olmakla birlikte akdin icra yeri icra müdürlüğü ile mahkemesi de yetkili kabul edildiği, buna göre eser sözleşmesine konu müvekkil şirketin inşaatı .... ilçesinde olduğunu, işin yapılacağı yer itibarıyla da yetkili icra ........ İcra Dairesi olup davaya konu icra takibinin İstanbul Merkez ( ..... ) Adliyesinden başlatılması doğru olmadığını, dava konusu takibin yetkisiz icra dairesinden yapılması ve dolayısıyla geçerli bir icra takibi olmaması ve iş bu davanın da yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle koşulları oluşmayan icra takibine itirazın iptali davasının yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, Hal böyleyken Bidayet Mahkemesi, sanki geçerli bir icra takibi varmış da dava yetkisiz Mahkemede açılmış gibi yanılgılı bir değerlendirmeyle dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mhk.'ne gönderilmesine karar verdiğini, Bidayet Mahkemesi kararı yanılgılı olmakla birlikte Adana BAM 6. HD.'nin 2021/1019 E., 2025/283 K. sayılı kesin nitelikteki ilamına da açıkça aykırı olduğunu, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/441 E., 2025/868 K. sayılı, 25.11.2025 tarihli kararının bozularak kaldırılmasına, dava konusu icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olması ve geçerli bir takibi bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.

GEREKÇE :Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinafa konu uyuşmazlığın; takibin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından davalı aleyhine ..... İcra Dairesinin ..../.... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının yetkiye ve borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, bunun üzerine İİK’nın 67. maddesi uyarınca eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Davalı taraf ise icra dosyasında borca, faize ve icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş; yetki itirazında, davalının yerleşim yerinin Trabzon ili olduğunu, bu nedenle ...... İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür. Dava açıldıktan sonra da hem icra dairesinin hem de mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir.“Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, bu tür uyuşmazlıklardan doğan icra takiplerinde kural olarak İİK'nın 50. maddesi uyarınca HUMK'nın (HMK) yetkiye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. Buna göre takip; davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde başlatılmalıdır.

Bu tür sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73. maddesinin uygulama imkânı bulunmamaktadır. Gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin yalnızca karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre belirlenmesi gerekecek, bu da para borçlarına ilişkin tüm uyuşmazlıkların davacının yerleşim yerinde takip ve dava konusu yapılması sonucunu doğuracaktır.

Oysa gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği gereği iki tarafa borç yükleyen ve karşılıklı edimler içeren sözleşmelerdir. Bu nedenle eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarda, yetkili mahkemenin belirlenmesinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.” (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarih ve 2019/2763 E.-3958 K. sayılı kararı).

Eser sözleşmelerinde, para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesine dayandığı, uyuşmazlığın da davacı yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamında yaptığı işin bedelini tahsil edip etmediğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Genel yetki kuralına göre icra takibinin davalının yerleşim yeri icra müdürlüğünde başlatılması ve davanın da o yer mahkemesinde açılması gerekir (İİK md. 50, HMK md. 6). Bunun yanında HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa yeri icra müdürlüğü ve mahkemesi de yetkilidir.

Somut olayda davalının yerleşim yerinin Trabzon ili olduğu, eser sözleşmesine konu işin ise İstanbul ili Beylikdüzü ilçesinde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. İstanbul ilinin ilçeler itibarıyla farklı icra dairelerinin yetki alanına ayrılmış olması karşısında, takibin ifa yeri esas alınarak başlatılmak istenmesi halinde ..... İcra Müdürlüklerinde başlatılması gerekirken, İstanbul ..... İcra Dairesinde takip başlatılması usule uygun olmamıştır.

Mahkemenin yetkisiyle birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz edilmiş olduğundan, öncelikle icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekir. Davalı vekilinin icra dosyasına yaptığı yetki itirazının yerinde olduğu anlaşılmaktadır.

Yetkili icra müdürlüğünde takip başlatılmaması halinde mahkemece, işin esasına girilmeksizin, yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış geçerli bir takip bulunmadığından itirazın iptali davasının usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davalının yetki itirazının reddedilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğundan bahisle davanın yetki yönünden usulden reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,

2-Başlangıçta peşin olarak alınan 2.619,87 TL harcın işin hitamında alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından, fazla alınan 1.887,87 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa iadesine, 3-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine,

6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,

7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 732,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

c-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/336, K. 2026/1043, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-336-e-2026-1043-k-1cc597c8f2f0