Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/326 E. 2026/1534 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/326
Karar No
2026/1534
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/326 KARAR NO : 2026/1534

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.01.2026 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/1108 Esas DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 23/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/06/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin borç açıklamalı olarak davalıya dekontla On Milyon TL göndermesine ve TBK'nun 392.maddesi uyarınca, ihtarname ile verilen süre geçmesine rağmen davalının parayı iade etmediğini, borcun belirli olup karşı yanca kabul edildiğini, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/213-Hukuk Değişik İş sayılı dosyasında yaptıkları ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verildiğini, sonrasında yeni vakıalar oluştuğunu, alacağın tahsili için yaptıkları icra takibine davalının itiraz ederek takibin durmasını sağladığını, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını, davalı tarafın verdiği cevabında havalenin varlığını ve ticari defterlerine işlediğini ve bedelin kendi uhdesinde olduğunu, zımnen ikrar ettiğini, ceza soruşturmasına ilişkin iddiaların davanın konusu olmadığını, müvekkilinin yaklaşık ispat kuralının da ötesinde sunulu dekont ve ihtarname ile alacağın varlığını ispatladığını, ihtarname ile davalının temerrüte düştüğünü ve alacağın ihtilafsız hale geldiğini, karşı tarafın mallarını kaçırma çabasında olduğunu, dekont, ihtarname ve karşı yanın cevap dilekçesindeki zımnen ikrarlar ile yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiğini, müvekkilinin alacağı tahsil etmemesi halinde iktisadi anlamda mahvına neden olacağını, karşı yanın mal kaçırması, menkul ve gayrimenkullerini devretmesi, alacaklarını başkalarına temlik etmesi, diğer şirketlere mal varlığını kaydırması halinde telafisi mümkün olmayan zararların doğacağını, karşı yanın ihtara cevap vermemiş olması, borcunu inkar dahi edememesi, taraflar arasında mutabık kalınan ve belirlenen sürenin geçmesine rağmen ödemeden kaçması sebepleriyle ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu bildirmiş borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına, bankalardaki mevduatlarına ve diğer bütün hak ve alacaklarına On Milyon TL tutarında ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...İstem; görülmekte olan dava içinde davalının temerrüte düşürülmesine, alacağın muaccel olmasına ve dava konusu alacağın takipten önce iade edilmesinin gerekmesine rağmen iade edilmediği, davalının mal kaçırma işlemlerinde bulunduğu iddiasıyla davaya konu alacak miktarı kadar davalının mal varlığının ihtiyaten haczi istemine ilişkindir. Dava; davacı tarafça, davalıya borç olarak verilen dava konusu alacağın iade edilmediği iddiası ile alacağın tahsili amacıyla davacı tarafın, davalı hakkında yaptığı icra takibinde davalının borca ve ferilerine ilişkin itirazının iptali istemine ilişkindir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haczin hukuki niteliği gerek doktrin, gerekse uygulamada tartışma konusu olup Yargıtay içtihatlarında ihtiyati haczin geçici bir haciz, dava veya icra takiplerine takaddüm eden emniyet tedbiri olduğu, bir icra takip işlemi olmadığı belirtilmekte, doktrinde ise muhafaza ve emniyet tedbiri, ihtiyati tedbirin özel bir nevi, koruma tedbiri, teminat tedbiri olarak tanımlanmaktadır. İhtiyati hacze karar vermenin ön koşulu İİK 258(1) maddesi ikinci cümlesinde de belirlendiği üzere ihtiyati haciz sebeplerinin varlığının istekçi tarafından mahkemede kanaat oluşturacak şekilde dosyaya sunulmasıdır. Bu anlamda ihtiyati haczin olağan haciz yolu olmaması nedeniyle her vadesi gelen alacak ya da ilamla hükmedilmiş bir alacak doğrudan ihtiyati haciz kararına konu olmaz. İstekte bulunanın alacağın varlığı ile borçlunun mal varlığına önceden el konulmasını gerektiren nedenlere ilişkin ikna edici nitelikte ihtiyati haciz sebeplerini bildirmesi ve bu konudaki delil ve belgelerini istemine ekli olarak sunması zorunludur. İİK'nun 260 (3) maddesinde de ihtiyati haciz kararında, haciz konulmasının sebebinin yazılmak zorunda olduğu gösterilmiştir. Bu düzenlemeden ister vadesi gelsin ister gelmesin olağan haciz yolu dışında ihtiyati haciz kararı vermeyi gerektirir nedenlerin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu, bu bağlamda talep eden tarafın bu nedenleri dosyaya sunması gerektiğinin arandığı açıktır. İİK'nun 257 (1) maddesinde muaccel, ikinci fıkrasında ise henüz muaccel hale gelmemiş alacaklıların ihtiyati hacze konu olması düzenlenmiştir. Dosyada toplanan delil ve belge örnekleri, dava dilekçesi ile cevap dilekçesi içeriği dikkate alınarak, davacı tarafın, davalı tarafa 25/06/2025 tarihinde borç açıklaması ile davaya konu asıl alacağı havale ettiği, iadesi için keşide ettiği ihtarnameye davalı tarafça cevap verilmediği, davacı tarafça değişik iş dosyasından talep edilen ihtiyati haciz isteminin reddine karar verildiği, davacı tarafça yapılan ilamsız icra takibinde davalının, asıl alacağa ve ferilere itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığı, davacı tarafça değişik iş dosyasından talep edilen ihtiyati haciz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar taraflar arasında davalı tarafın zımni ikrarı ve yapılan mutakabat ile alacağın varlığının kanıtlandığı iddia edilmiş ise de, cevap dilekçesinde dile getirilen iddia ve istemler göz önünde tutulduğunda, davacı vekilinin dilekçesindeki bu yöndeki iddiaların dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı, davaya konu dekontta yazılı açıklamanın yalnız borç sözcüğünü içerdiği, davacı tarafın değişik iş dosyası üzerinden yaptığı ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilip, davalı tarafça, davaya konu icra takibindeki asıl alacağa ve ferilerine itiraz edilip cevap dilekçesinde ileri sürülen iddia ve istemlere göre davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirdiği, dosyada toplanan delil ve belge örneklerinin, yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde, davacı tarafça iddia edildiği gibi ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir nitelikte ve yeterlilikte bulunmadığı, davacı tarafça, davalının mal kaçırma işlemleri yaptığına ilişkin ileri sürülen iddianın soyut olarak ileri sürülüp bu konuda yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde, hiçbir delil ve belge örneğinin dosyaya sunulmadığı açık ve anlaşılır olmakla İİK'nun 257.maddesinde belirtilen yasal koşulların oluşmaması nedeniyle davacı tarafın ihtiyati haciz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. '' gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerektirici Nedenlerle: 1-İhtiyati haciz isteminin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İİK m.257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz talebinin kabulü için, alacağın varlığına dair ciddi emarelerin ortaya konulması anlamına gelmekte olup, bu aşamada mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmesi ve tam bir yargılama yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, somut olayda; Borcun “borç” açıklaması ile banka havalesi yoluyla karşı yana gönderildiği, karşı yanın bu bedelleri ticari defterlerine işlediği, karşı yanın ihtarnameye cevap vermediği, davaya verdiği cevap dilekçesinde borcu açıkça inkar dahi edemediği, hususları birlikte değerlendirildiğinde alacağın varlığının yaklaşık ispatın da ötesinde ispatlanmış durumda olduğunu, yerel mahkemece bu aşamada “alacağın varlığı ve tutarı yargılamayı gerektirir” gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddedilmesinin, ihtiyati haciz müessesesinin amacına ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, borçlunun mal kaçırma tehlikesinin somut olayda açık ve ciddi olduğunu, karşı yan şirketin dosya kapsamı ve safahatı gözetildiğinde; borcu ödememekte, ihtarnameye cevap vermemekte ve icra takibine dayanaksız şekilde itiraz ederek süreci uzattığını, alacağın büyüklüğü karşısında malvarlığını üçüncü kişilere devretme riskini barındırdığını, alacağın miktarı itibariyle (10.000.000,00 TL) müvekkili şirket açısından telafisi mümkün olmayan zararların doğmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, ihtiyati haciz müessesesinin dayandığı yaklaşık ispat ilkesinin somut olayda gerçekleştiğinin açık olduğunu, noter ihtarnamesi ile borçluya açıkça süre verildiğini, ihtarın usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, buna rağmen borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi ihtara da cevap verilmediğini, bu durumun, borcun vadesinin geldiğini ve borçlunun temerrüde düştüğünü tartışmasız hale getirdiğini, ihtiyati haciz talebinin hiçbir teminat değerlendirmesi yapılmaksızın tamamen reddedilmesinin, hem kanunun açık hükmüne hem de ihtiyati haciz kurumunun koruyucu amacına aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep: İhtiyati haciz talebinin reddi kararının kaldırılması istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." İhtiyati haciz kararına itirazı düzenleyen İİK.'nın 265.maddesinde de ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri mevcuttur. Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından somut olayın özelliklerine göre alacağın olup olmadığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olmasına, ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.01.2026 tarih, 2025/1108 Esas sayılı dosyasında İhtiyati haciz isteminin REDDİNE, ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 23/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/326, K. 2026/1534, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-326-e-2026-1534-k-76b11fa0d14a