Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/253 E. 2026/1356 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/253
Karar No
2026/1356
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/253

KARAR NO : 2026/1356

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/12/2025

NUMARASI : 2023/741 Esas - 2025/867 Karar

DAVA: Anonim Şirket OrtaklığınınTespiti

DAVA TARİHİ: 18/09/2018

Birleşen İstanbul 12. ATMnin 2024/689 Esas, 2025/260 Karar Sayılı Dosyası;

DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 14/11/2024

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026

Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin verilen kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili, ... AŞ'nin 05.09.2018'de yapılan olağan genel kurul toplantısına müvekkilin ortaklığını ispatlayamadığından katılımının engellendiğini, şirketin ... aile bireylerinden oluştuğundan, müvekkili ailesine duyduğu güven sebebiyle hiçbir zaman hamiline yazılı pay senetlerini teslim almamış ise de müvekkilinin şirket ortağı olduğu, müvekkili 2015 yılından bu yana paylarını ve/veya pay senetlerini hiç kimseye devretmediğini, 8.12.2010 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar ile sermayenin 15.000.000-TL'den 30.000.000-TL'ye çıkartılmasına karar verildiği, hisselerin hamiline yazılı olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 483. maddesinin 2. fıkrasında hamiline yazılı pay senetlerinin çıkartılması için öncelikle sermayenin tamamının ödenmesi gerektiği ve yönetim kurulunca pay senedi çıkartılmasına ilişkin alınacak kararın tescil ve ilan edilmesi gerektiği hükmolunduğunu, taahhüt edilen sermaye miktarının ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığını,usulüne uygun çıkarılmayan hamiline yazılı pay senetlerinin şirket ortaklarına teslim edildiği ve/veya bu senetlerin ortaklığı gösterdiğinin düşünülmesinin mümkün olmadığını, ortak ...'in, 23.12.2016 tarihinde vefat ettiğini,şirkette sahip olduğu payların mirasçılarına intikalinin yapılması için yönetim kurulu üyelerine Beyoğlu 7. Noterliğinin 14 Ağustos 2018 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, buna rağmen, yönetim kurulu kararı alınmadığı, pay devrinin yapılıp yapılmadığı hususu belirsiz bırakıldığını, ...'in sağ kalan eşi sıfatıyla mirasçısı olduğundan şirketteki payı da mirasçı olduğu oranda arttığını, bu artışa ilişkin hamiline yazılı pay senetleri müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin ...'in, ... .... AŞ'de ortak olduğunun ve pay oranının tespiti ile ortak olduğunun pay defterine kaydedilmesine karar talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, 12.01.2009 ve 07.01.2011 tarihli "İnançlı Temlik (Hisse Devri) ve İnşaat Sözleşmeleri" kapsamında %88,5 hissesi müvekkili şirket yetkilisi ...'e ait olan şirket hisselerinin tamamının, bu şirketin aktifinde yer alan ... Merkez Mah ... ada,3 parsel sayılı taşınmazda,davacı tarafından yapılacak inşaatta (...) idari süreçleri kolaylıkla tamamlaması amacıyla devredileceğini, inşaatın tüm iskan ve ruhsatları alınarak, en geç 31.12.2012'de teslime hazır olması ile birlikte %40'ına tekabül eden hisselerin müvekkili ...'e iade edileceğini, "..." projesinin, davacının ruhsat ve eklerine aykırı şekilde inşa ettiği, ilgili belediye tarafından inşaatın defalarca mühürlendiğini, yıkım kararları alındığını ve bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisi ...'in, şirketin hamiline yazılı hisse senetlerini talep ettiğini,hisse senetlerini müvekkiline iade ettiklerini, hisse senetleri davacıya imzası karşılığında teslim edilmekle birlikte, gerek "teslim tutanakları" gerek "ihraç kararları" gerekse 08.12.2010 tarihli genel kurulda taahhüt edilen sermayenin ödendiğine ... tasdik raporları genel kurula sunulduğunu, sermayenin 15.000.000-TL'den 30.000.000-TL'ye arttırılmasına yönelik YK kararından sonra taahhüt edilen 15.000.000-TL'de müvekkili şirkete ödendiğini, pay sahibi olmaması nedeniyle ... vekilinin toplantıya katılma ve oy kullanma hakkı söz konusu olmadığını, pay defterinin pay sahipliğinin tespiti konusunda hiçbir önemi bulunmadığını, ...'in hamiline yazılı pay senetleri, Kevser hanım'ın vefatından önce davacıya devir ve teslim edildiğini, ...'in payları vefatından bir süre önce ...'e hamiline yazılı senetlerin teslimi ve satışı ile devredildiğini, hamiline yazılı senetleri ibraz edemeyen vekillerin toplantıya katılmalarına muvafakat edilmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili; asıl davadaki maddi vakıaları tekrar ederek müvekkili ...'in, davalı ... ... ... .... A.Ş'nin kurucusu ve hissedarı olduğunu, ortaklığın tespiti amacıyla İstanbul 14. ATM nin 2018/855 E. sayılı dosyasında görülen ortaklığın tespiti davasını açtığını, İstanbul 20.ATM nin müvekkile ait hisse senetlerinin zayi nedeniyle iptali ile yeniden basılarak müvekkile teslim edilmesi yönünde ki ilamı davalı şirkete tebliğ edildiğini, dava dışı ..., zayi kararının iptali davasını kaybetmesinin akabinde mal kaçırma kastıyla sahibi olduğu hisse senetlerini muvazaalı bir şekilde davalı eşi ...'e devrettiğini, müvekkiline ait hisse senetlerini o sırada elinde bulunduran dava dışı ... verilen zayi kararı sonrasında sermaye artırımı yapmak için alelacele Olağan Genel Kurul Toplantısı kararı aldığını, ilgili şirket hissedarları, müvekkilinin hissedar olduğunu bilmesine rağmen müvekkilini genel kurul toplantısına davet etmediğini, bu nedenlerle davacının elinden rızası dışında çıkan 810.300-TL bedelli hamiline yazılı hisse senetlerinin istirdadına ve müvekkile teslimine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı vekili; davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, 04.09.2018 tarihli genel kurul toplantısında tutanağa geçen beyanlardan anlaşılacağı üzere; 04.09.2018 tarihli Genel Kurul toplantısından önce (6102 sayılı TTK. m.484 vd. ve yönetmeliğin 18. maddesi uyarınca yasal sürelere uyulmak suretiyle) pay sahipliğinin ispatı açısından genel kurul toplantı tarihinden önce payların temsil edildigi hamiline yazılı pay senetlerinin ibrazı için tüm muhataplara yazılı bildirimde bulunulmuş ancak toplantıya katılma talebinde bulunanlar tarafından paylarının temsil edildiği hamiline yazılı pay senetleri hiçbir şekilde ibraz edilmediğini, 04.09.2018 tarihli genel kurulda; hazır bulunanlar listesinin birinci sirasında bulunan ... ... AŞni temsilen ..., toplantıya katıldığı yönetim kurulu tarafından onaylı temsil belgesinin sunulduğu, hazır bulunanlar listesinin tetkikinde, hamiline yazilı şirket paylarının 30.000.000- TL toplam itibari değerinden ve 30.000.000 adedinden (6102 sayılı TTK nın 484 vd.) mülga T.T.K nin 415 ve 417. Maddeleri 28.11.2012 tarih ve 28481 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarnın Usul ve Esasları ile bu toplantilarda bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki yönetmeliğin l6 ve 18.maddeleri uyarınca hamiline yazılı pay senedi sahiplerinden giriş kartı alanlara göre yönetim kurulu tarafından hazırlanan hazır bulunanlar listesine göre; toplam itibari değeri 28.875.000- TL olan 28.875.000 adet payın temsilen, toplam itibari değeri 219.300- TL olan 219.300 adet payın asaleten toplam itibari değeri 95.400- TL olan 95.400 adet payın ise vekaleten olmak üzere toplam itibari degeri 29.189.700- TL olan 29.189.700.00 adet payın toplantıda olduğu tespit edildiğini, TTKnın 658’maddede hamiline yazılı pay senedinin senedin metin veya şeklinden hamili kim ise o kimsenin pay (hak) sahibi sayılacağı anlaşılan pay senedi olduğu belirtildiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI :Mahkemece, ilk olarak davacı tarafın hisse senetlerini hisse senedi teslim tutanakları ile teslim aldığının sabit olduğu, aksinin yazılı delil ile ispatlanamadığını, ...'e ait 129.150 pay hisse senetlerinin 04.06.2016 tarihli YK kararında ...'e devrettiğinin karara bağlandığı, hamiline hisse senetlerinin basılmasının sonuçta geçerliliği ve bu hisse senetlerinin davacıya teslim edildiği olgusu karşısında, hamiline hisse senetlerinin devir şekilleri de dikkate alındığında davacının halen ortak olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, bu hususun ancak bu hamiline hisse senetlerini elinde bulundurana karşı davacının açacağı dava ile çözülmesi gerektiğini, açılacak bu davanın da eldeki dava ile irtibatının bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça İstanbul 20. ATM nin 2020/236 Karar sayılı ilamı ibraz edilmiş ise de hasımsız açılmış zayi nedeniyle iptal kararı olup, davalı şirketi bağlayıcı bir özelliği bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemizce verilen kaldırma kararı üzerine mahkemece ; Dava, 810.300-TL bedelli hamiline yazılı hisse senetlerinin istirdadına ilişkin olup, hukuki niteliği itibarıyla TMKnın 989. maddesi kapsamında bir istirdat davası olduğu ,istirdat davasının kabulü için,davacının dava konusu taşınır mal üzerinde malik veya sınırlı ayni hak sahibi olarak önceki meşru zilyet olduğunu ; ikinci olarak,zilyetliğin, davacının rızası dışında elden çıktığını ve davalının kötü niyetli zilyet olduğunun ispatı gerektiği ,TTK nın 489. maddesi uyarınca, hamiline yazılı pay senetlerinin devri, senedin zilyetliğinin devri ile gerçekleşeceği ,bu devir için, şirketin onayına veya pay defterine kayda gerek bulunmadığı, davacının zilyetliği nasıl kaybettiği konusunda tutarlı, inandırıcı ve somut açıklamalar yapması, ispat yükünü yerine getirebilmesi bakımından daha da önem taşıdığı,aksi takdirde, hamiline yazılı senetlerin doğası gereği el değiştirmesinin kayıt altına alınmaması, davacının iddiasının ispatlanması önünde ciddi bir engel oluşturacağını ,taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, dava konusu 810.300- TL bedelli hamiline yazılı hisse senetlerinin, davacının rızası dışında mı elinden çıktığı, yoksa taraflar arasında imzalandığı iddia edilen 12.01.2009 ve 07.01.2011 tarihli protokoller kapsamında meşru bir şekilde mi el değiştirdiği noktasında toplandığını ,davalı ise, dava konusu hisse senetlerinin, protokoller kapsamında inançlı temlik yoluyla ...'den davacıya devredildiğini, davacının protokol yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yedieminler tarafından ...'e iade edildiğini ve sonrasında kendisine devredildiğini savunduğu,

Dosya kapsamında, davacının imzasını taşıyan beş adet 25.06.2009, 01.09.2010, 10.05.2011, 10.05.2011 ve 10.06.2011 tarihlerinde çeşitli tertiplere ait hamiline yazılı hisse senetlerini teslim aldığı ve eski ilmühaberleri yönetim kurulu huzurunda iptal ederek teslim ettiği görüldüğü ,teslim tutanaklarının tamamında davacının imzası bulunmakta olup, davacı tarafından bu imzaların kendisine ait olmadığı yönünde sahtelik def'i ileri sürülmediği,. davacıya teslim tutanakları hakkında açıklama yapma imkânı tanınmış, davacı vekili 03.06.2025 tarihli beyan dilekçesinde de imzaların sahteliğini ileri sürmediği ,Bu halde, davacının hisse senetlerini şirket yönetim kurulundan teslim aldığı hususu, davacının imzalı beyanı ile sabit olduğu ,teslim tutanaklarının varlığı, davacının en azından belirli bir dönem dava konusu hisse senetlerinin zilyedi olduğunu gösterdiği, Davacının, dava konusu hisse senetlerinin elinden nasıl çıktığı konusundaki beyanları incelendiğinde, ciddi ve temel bir tutarsızlık ile karşılaşıldığı,davacı, iş bu davadaki dava dilekçesinde "ailesine duyduğu güven nedeniyle sahibi olduğu hamiline yazılı pay senetlerini teslim almadığını ve senetlerin kendisinde olmadığını" beyan ettiği,bu beyan, davacının hamiline yazılı hisse senetlerini hiçbir zaman fiziki olarak teslim almadığı anlamına geldiği oysa ki iptal davasında senetleri arayıp bulamadığını ifade ettiği Bu iki beyan arasında açık bir çelişki bulunduğu,eğer davacı hisse senetlerini hiçbir zaman teslim almadıysa, bu senetleri evinde ve bürosunda aramasının mantığı olmadığı,teslim almadığını bildiği bir şeyi arayan kişinin bu davranışı, mantıksal bir tutarlılıktan yoksun olduğu ,16.05.2025 tarihli ara kararı ile, davacının bu çelişkili beyanlarını gidermesi ve tutarlı bir açıklama yapması için davacıya süre verildiği "davacının "ailesine duyduğu güven nedeniyle hisse senetlerini hiçbir zaman teslim almadığı" iddiası ile zayi davasındaki "evinde ve bürosunda yaptığı aramalarda hisse senetlerine ulaşamadığı" beyanı arasındaki çelişkinin açıklanması istendiği ;davacı vekili, 03.06.2025 tarihli beyan dilekçesinde bu çelişkiye ilişkin olarak "Karşı yanın sunduğu teslim tutanakları üzerine müvekkil hata yapmamak için evinde, bürosunda arama yapmış ve hisse senetlerine tahmin ettiği gibi ulaşamamıştır. Müvekkil hisse senetlerinin kendisine teslim edilmediğini bildiği halde karşı tarafın sunduğu teslim belgelerine uygun hareket etmiştir."denildiği

Davacının yaptığı açıklama, çelişkiyi gidermekten uzak olup, aksine durumu daha da belirsiz hale getirdiği, hamiline yazılı hisse senetlerinde zilyetlik, pay sahipliğinin kullanılmasında merkezi bir öneme sahip olduğu ,zilyetliğin nasıl kaybedildiğinin açıklanması, istirdat davasının en temel unsuru olduğu ;davacının, zilyetliği hiç elde etmediği mi, yoksa elde ettikten sonra mı kaybettiği konusunda tutarlı bir açıklama yapamaması, zilyetliğin rıza dışında elden çıktığı iddiasının ispatı önünde ciddi bir engel oluşturduğunu ,istirdat davasını açan davacı, TMKnın 989. maddesi kapsamında, önceki meşru zilyet olduğunu, zilyetliğin rızası dışında elden çıktığını ve davalının kötü niyetli zilyet olduğunu ispat etmekle yükümlü olup bu ispat yükü, davacının iddiasından kaynaklanmakta olup, davalının savunmasından bağımsız olduğu ,gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili;Müvekkili davacının davalı şirketin kurucusu ve hissedarı olduğu ;bu durum dilekçemiz ekinde yer alan 04.05.2018 Tarihli 9571 sayılı ve 09.09.2015 Tarihli 8902 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları ile sabit olduğu,davalı şirket hisseleri hamiline düzenleniş olup, ortaklığın tespiti için zilyet olunan hamiline yazılı senetlerin ibrazı gerektiği ,müvekkilinin 05.09.2018 tarihinde davalı şirket merkezinde yapılan 2015-2016-2017 yılları olağan genel kurul toplantısına ortaklığını ispatlayamadığından alınmadığı,müvekkilinin dava dilekçesinde sunduğu beyanlarında, ailesine duyduğu güven nedeniyle sahibi olduğu hamiline yazılı pay senetlerini teslim almadığını ve senetlerin kendisinde olmadığını belirttiği ,bunun karşısında davalı şirket yetkilileri sundukları belgeler ile müvekkilin hisse senetlerini teslim aldığını hatta hisse senetlerini 3.kişilere teslim edilmesinden endişe duyduklarını beyan etmeleri üzerine, evinde ve bürosunda gerekli aramaları yapmış fakat ilgili senetlere ulaşamadığı,hisse senetlerini devretmesi de söz konusu olmadığından, hisse senetlerinin zayi nedeniyle iptali için İstanbul 20.ATMnin 2019/1279 esas sayılı dosyası ile dava açmak zorunda kaldığını ,mahkemece hisse senetlerinin iptaline ve yeniden basılarak müvekkile teslimine karar verilip kararın kesinleştiği ,gerekçeli kararın 7.sayfasının 8.maddesinde görüleceği üzere "Dolayısıyla (yönetim kurulu karan tarihi olan) 4.6.2016 tarihi itibariyle davacı ...'in davalı şirkette 810.300,00TL itibari değeri haiz 810.300 adet hamiline yazılı hisseye sahip olduğu anlaşılmaktadır." müvekkilin davalı şirketin ortağı olduğu sabit olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE : Dava, anonim şirket ortaklığının tespiti ve pay defterine kaydı istemine ilişkindir.

Davanın reddine ilişkin kararın davacı tarafça istinafı üzerine Dairemizin 2021/347

Esas,2023/1621karar sayılı ilamı ile "Davacı 05.09.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına hamiline yazılı hisse senetlerini ibraz edemediğinden katılamadığını, hamiline yazılı hisse senetlerini hiç teslim almadığını, sermayenin tamamı ödenmeden hamiline hisse senetleri çıkarılamayacağını, kendisinin şirket ortağı olduğunu ve ayrıca ölen eşi şirket ortağı ...'den intikal eden şirket hisselerinin de bulunduğunu belirterek şirket ortaklığının tespiti gerektiğini iddia etmekte iken davalı şirket ise davacının hamiline yazılı hisse senetlerini bizzat teslim aldığını, sermayenin tamamen ödenerek hamiline yazılı pay senedi çıkarıldığını,YK başkanı olarak davacının imzası bulunduğunu, ...'in hisselerini davacıya devretmesi nedeniyle miras yoluyla intikal eden şirket hissesi olmadığını savunmuştur.

Davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda şirket sermayesinin 15.000.000-TL'den 30.000.000-TL'ye artırılmasına karar verildiği davalı şirketin, 08.12.2010 tarihli genel kurul sonrası davacının sermaye artışından hissesine isabet eden sermaye taahhüdünü tamamen ödediği, davalı şirketin paylarının hamiline yazılı hisse senedine bağlandığı, hamiline yazılı hisse senedi ihraçlarının yapıldığı, davacının hamiline yazılı hisse senetlerini teslim aldığı, ...'in 129.150 payı karşılığı hamiline hisse senedi bulunduğu; ancak 04.06.2016 tarihli YK kararında bu payların tamamını davacıya devrettiğinin karara bağlandığı;bu tarih itibariyle ...'in payının bulunmadığı ve fakat aynı tarih itibariyle davacının 810.300 adet hamiline yazılı hisseye sahip olduğu tespit edilmiştir.

İstanbul 20. ATM'nin 2019/1279 Esas - 2020/236 Karar sayılı dosyasında davacının hasımsız olarak hisse senedi iptali davası açtığı, davacıya ait 810.300-TL bedelli hamiline yazılı hisse senetlerinin zayi nedeniyle iptaline karar verildiği, kararın kesinleştiği,yargılama sırasında dosyaya ibraz edilen 22.09.2020 tarihli şirket olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetveli ve toplantı tutanağına göre tüm hamiline yazılı hisse senetlerinin ibraz edildiği anlaşılmaktadır.

Hamiline yazılı hisse senetlerinin devir şeklinin senedin zilyetliğinin teslimi yoluyla gerçekleştirilmesi ve pay defterindeki kayıtların kurucu değil bildirici etkiye haiz olması göz önünde tutularak delillerin incelenmesinde her ne kadar 4.6.2016 tarihinden sonra ...'in hamiline yazılı hisse senetlerini uhdesinde bulundurmaya devam edip etmediği tespit edilememiş ve İstanbul 20. ATM'nin 2019/1279 E.-2020/236 K.sayılı dosyasında bu hisse senetlerinin iptaline karar verilmiş ise de iptal kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği,davada taraf olmayan şirketi bağlayıcı etkiye haiz olmadığı gibi 22.09.2020 tarihli şirket olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetveli ile sabit olduğu üzere davacının iddia ettiği hamiline yazılı senetlerin ... tarafından ibraz edildiği, bu yöndeki talep bakımından verilecek olan karar, davada taraf olmayan adı geçen kişinin hukukunu etkileyeceğinden, hukuku etkilenecek bu kişinin davada taraf olarak yer almaksızın, uyuşmazlığın sonuçlandırılıp bir karar verilmesi mümkün değildir.

Bu itibarla mahkemece, davacı tarafa, davalı şirketin ortaklık durumunun tespiti bakımından hamiline yazılı hisse senetlerin elinde bulunduran kişiye karşı istirdat davası açmak üzere mehil verilmesi, belirtilen dava ikame edildikten sonra işbu dava dosyası ile birleştirilerek usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yapılacak değerlendirme sonrasında hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, kararın re’sen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf nedenleri bu aşamada incelenmeksizin , davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle dava yeniden görülmek üzere kararın kaldırılmasına dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

Bu aşamadan sonra davacı 20. ATM de açılan 2019/1279 esas sayılı zayi nedeniyle iptal davasında, "evinde ve bürosunda gerekli aramaları yapmış fakat ilgili senetlere ulaşamadığı" beyan edilerek hamiline yazılı senetlerin zayi nedeniyle iptali talep edilmiş ,mahkemece davanın kabulüne karar verilerek hisse senetlerinin iptaline karar verilmiştir.

Akabinde pay senetlerini elinde bulunduran ... tarafından iptal kararının iptali talep edilmiş, İstanbul 7 ATM nin 2020/555 Esas - 2022/744 Karar 24.11.2022 tarihli kararı ile " davacının ... A.Ş nin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğu, davalının öncesinde şirketin ortağı olduğu, davacı vekilinin son celse beyanında da belirttiği üzere şirketin bir aile şirketi olup, davacının davalı ile aralarında baba-oğul ilişkisi bulunduğu bu kapsamda gerek aile bağları gerekse şirketin aile şirketi olup ortak sayısının azlığı dikkate alındığında davacının, senetlerin davalının rızası dışında elden çıktığını bilmesi gereken kişilerden olduğu kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 13 HD nin 2023/450 Esas 2026/202 Karar sayılı 05/02/2026 ilamı ile "İstanbul 14 ATMnin 2018/855 esas sayılı dosyası kapsamından; İş bu dosya davalısının, dava dışı ... Şirketi'nde kurucu ve pay sahibi olduğu, şirketin paylarının hamiline yazılı paylara bağlandığı ve hamiline yazılı pay senetleri çıkartıldığı, şirketin çıkardığı hamiline yazılı pay senetlerinden kendi payına denk düşen senetler ile muris Kevser'den kendisine kalan miras payı karşılığı hamiline yazılı pay senetlerinin kendisine teslim edilmediği, şirketin 05/08/2019 tarihli genel kurul toplantısına pay senetlerini ibraz edemediği gerekçe gösterilerek alınmadığı iddialarına dayalı olarak, davalı ... ... Şirketi ortağı olduğunun ve payının tespitine karar verilmesi istemli dava açtığı, davalı şirket tarafından hamiline yazılı pay senetlerinin davacıya teslim edildiğinin savunulduğu, davacının senetleri üçüncü kişilere devretmiş olmasından endişe edildiğinin beyan edildiği, mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile davacı ...'in kendisine tutanakla teslim edilen hamiline yazılı pay senetleri karşılığında davalı şirkette 04/06/2016 tarihi itibariyle 810.300-TL karşılığı 810.300 adet paya sahip olduğunun, ancak hamiline yazılı senetlerin devrinin zilyetliğin devri yoluyla gerçekleşmesi nedeniyle dava tarihi itibariyle davacının halen pay sahibi olup olmadığının pay defteri kayıtları ile tespit edilemeyeceğinin belirtildiği, mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu, dairemizce UYAP sistemi üzerinden yapılan inceleme neticesinde kararın İstanbul BAM 12 HD'nin 2021/347 esas, 2023/1621 karar sayılı, 23/10/2023 tarihli ilamı ile davada husumetin yalnızca şirkete yöneltilmesinin yeterli olmadığı, dava konusu ve davacının hakkını dayandırdığı 810.000 adet hamiline yazılı senedi elinde bulundurduğu anlaşılan ...'e husumet yöneltilmesi gerektiği, mahkemece davacı tarafa hamiline yazılı hisse senetlerin elinde bulunduran kişiye karşı istirdat davası açmak üzere mehil verilmesi, belirtilen dava ikame edildikten sonra işbu dava dosyası ile birleştirilerek usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yapılacak değerlendirme sonrasında hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kaldırıldığı ve mahkemesine geri gönderilerek 2023/741 esasını aldığı, aynı zamanda kaldırma ilamı sonrasında ... tarafından İstanbul 12 ATM'nin 2024/689 esası üzerinden açılan davanın, İstanbul 14 ATM'nde devam eden dava ile birleştirildiği anlaşılmış olup, dosyanın bundan sonraki akıbeti sistem üzerinden tespit edilememiştir.

TTKnın 658/1 fıkrası uyarınca, senedin metninden veya şeklinden, hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile veya hamiline yazılı senet sayılır. TTK'nun 489/1 fıkrası uyarınca anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesi ile hüküm ifade eder. Hamiline yazılı senetlerin iptali TTK'nun 661 ve devamı maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olup, TTK'nun 661/1 fıkrası uyarınca hamiline yazılı pay senetlerinin iptaline hak sahibinin istemi üzerine mahkemece karar verilir. Hükmün üçüncü fıkrası TTK'nun 663 maddesi uyarınca dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolundaki iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması halinde belli olmayan hamili ilan yoluyla, senedi belirli bir süre içinde ibraz etmeye çağırır ve aksi takdirde senedin iptaline karar verileceğini ihtar eder. Sürenin en az altı ay olarak belirlenmesi gerekir; bu süre ilk ilan gününden itibaren işlemeye başlar. TTK'nun 666/1 fıkrası uyarınca mahkeme, belirlenen süre içinde ibraz edilmeyen senedin iptaline karar verir veya gerekli görürse başka önlemler de alabilir. Tüm bu düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, anonim şirket hamiline yazılı pay senedinin zilyetliğini elinde bulunduran kişi kural olarak o senetten doğan hakkın yani payın da sahibi sayılır. Bu durumda hamiline yazılı pay senedinin zayi nedeniyle iptali kararının kaldırılmasına ve muarazanın giderilmesine yönelik eldeki davada ispat yükü de senetlerin zilyetliğini elinde bulunduran davacıda değil, senetlerin rızası hilafına elinden çıktığını ve senetlerin meşru hamilinin kendisi olduğunu iddia eden davalıdadır. Bu dosya davalısı ...'in davacısı olduğu İstanbul 14 ATM nin 2023/741 Esas sayılı dosyası ile o dosya ile birleşen davada devam eden yargılamada, senetlerin meşru hamilinin kim olduğunun yargılama konusu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece bu dosyanın akıbeti araştırılıp, bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu hisselerin davalı ...'den ...'e devredildiğine dair bir iddia ve savunma bulunmadığı, bu nedenle davalının dava konusu senetlerin zilyedi olduğunu, fakat senetlerin rızası dışında elinden çıktığını kabul etmek gerektiği yönündeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile,kararın 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma ilamı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

Böylelikle zayi nedeniyle iptal kararının iptaline ilişkin davada verilen karar kesin nitelikte istinaf kararı kaldırıldığı ;zayi nedeniyle iptal kararı kesinleşmiş olsa da ,iptal davası hasımsız açıldığından hamilin açtığı iptal kararının iptali kararı elde ki bu davanın neticesi beklenmek üzere kaldırılmasına karar verilmekle davacının hamiline yazılı hisselerin sahibi olup olmadığının elde ki bu davada çözümlenmesi gerekmektedir.Davacının her iki davada ki çelişkili beyanları karşısında hisse senetlerinin davacının elinden rızası dışında çıktığı iddiası inandırıcı olmayıp kanıtlanamamıştır:Davacının hamiline yazılı hisseleri teslim aldığı ise sabittir.Hisse senetlerinin rızası dışında elinden çıktığı kanıtlayamayan davacının ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerindedir.

Davacının 5 ayrı teslim tutanağı şirketten teslim aldığı hamiline yazılı hisse senetlerinin 22.09.2020 tarihli olağan genel kurulda hamilinin ... iken birleşen dava dilekçesinde hamilin hisselerini eşi ...'e devir ettiği beyan edilerek istirdat davasında husumet yöneltildiği,...'in de hisselerini zilyetliğinde olduğunu beyan etmesi karşısında taraf teşkilinin tamamlandığı anlaşılmaktadır. Birleşen davada davalı ... elinde olduğu, davacı tarafından hisse senetlerinin elinden rızası dışında elinden çıktığını ve davalı ...'in kötüniyetle ele geçirdiği ispatlanamadığından asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamış , davacı vekilinin karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 1.464-TL istinaf karar harcının asıl ve birleşen davada davacı tarafından peşin yatırılan 14.612-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 13.148-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde asıl ve birleşen davada davacıya iadesine,

Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/253, K. 2026/1356, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-253-e-2026-1356-k-84a5f8fb2882