Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2291 E. 2026/2490 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2291
- Karar No
- 2026/2490
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2026/2291 KARAR NO : 2026/2490
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.09.2024 NUMARASI : 2024/18 Esas, 2024/560 Karar MAHKEMESİ : TURGUTLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17.11.2023 NUMARASI : 2023/278 Esas, 2023/535 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 22.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22.10.2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi ile Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; İİK'nın 67. maddesi uyarınca davacı tarafından başlatılan ilamsız icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali istemidir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... hibe desteği başvuru ve takip sürecinde danışmanlık hizmeti verdiğini, davalının da ... hibe desteğinden faydalanmak amacıyla müvekkili şirkete danışmanlık hizmeti almak için başvuruda bulunduğunu, müvekkil şirketin danışmanlığında davalı adına ... hibe desteği için başvuruda bulunulmuş olup, ... İzmir Müdürlüğü'nün İleri Girişimci Destek Programı Kurulunun 02.02.2022 toplantı tarihli, 2022-692-12 toplantı numaralı, 14 karar numaralı kararı ile davalının destek programından faydalanabileceğine ve toplamda 84.950,00 TL hibe desteğinde bulunulmasına karar verildiğini, davalı tarafından müvekkil şirketten alınan danışmanlık hizmeti neticesinde müvekkili tarafından davalı adına fatura kesildiğini, ancak ödeme yapılmaması nedeniyle Turgutlu İcra Müdürlüğünün 2022/3275 E. sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafça borca itiraz edilmesi ile takibin durdurulduğunu, taraflar arasında ticari alacak uyuşmazlığı söz konusu olduğundan arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak arabuluculuk sürecinin görüşme yapılmadan anlaşamama şeklinde sonuçlandığını belirterek, davanın kabulü ile Turgutlu İcra Müdürlüğü’nün 2022/3275 E. sayılı dosyasına karşı davalı tarafından yapılan itirazların iptaline, icra takibinin devamına; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere icra dosyasından doğan dava tarihi itibariyle 5.900,00 TL'nin (anapara alacağı olup faiz, vekalet ücreti, harç ve masraflar dahil değildir) takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/278 Esas, 2023/535 Karar sayılı, 17.11.2023 tarihli ilamı ile, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olan anlaşmada, davalının aldığı danışmanlık hizmeti karşılığında ödeme yapmadığı iddiası ile davacının başlatmış olduğu icra takibine davalının itiraz ettiği, davacının itirazın iptali amacıyla Mahkememize dava açtığı anlaşılmaktadır. Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin kurulması ile birlikte bu davaların ilgili Mahkemede açılmasının ve görülmesinin gerektiği belirtilerek, görevli Mahkemenin Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmiş ve karar 02.01.2024 tarihinde kesinleşmiştir. Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/18 Esas, 2024/560 Karar sayılı, 25.09.2024 tarihli ilamı ile, davaya ilişkin uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da düzenlenen işlerden olmadığı, yine aynı yasanın 4/1 maddesindeki bentler halinde sayılan yada özel kanunlarında belirlenen mutlak ticari davalardan da olmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/3 fıkrası uyarınca dava tarihi itibariyle Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, somut olayda uyuşmazlık hizmet alım ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Davacı tacir olsa da davalı taraf Bergama Vergi Dairesi Müdürlüğü, Bergama Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabı yazıları ve davalının ...'den hibe alarak işletme faaliyetine başladığı, dolayısıyla davalının küçük esnaf statüsünde olduğu hususu anlaşılmakla davalının tacir olmadığı, bu nedenle nispi ticari dava koşulları sağlanamamıştır. Ayrıca eldeki dava Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari davalardan da olmadığı gerekçesiyle, davaya bakmaya Manisa Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiş, karar 09.09.2026 tarihinde kesinleştikten sonra görev uyuşmazlığının çözümü için dosya Dairemize gönderilmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır; Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin 21.07.2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177/1. fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup, bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan araştırmalarda, davalının çeşitli gıdaların imalatı olarak 2021 yılından itibaren esnaf kaydının bulunduğu, tacir olduğuna dair bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda gelen resmi yazı cevapları esas alındığında; davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, nispi nitelikteki ticari davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın da tacir olması gerektiği anlaşılmakla davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22.10.2026