Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2239 E. 2026/2527 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2239
- Karar No
- 2026/2527
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2026/2239 KARAR NO : 2026/2527
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07.07.2026 NUMARASI : 2026/691 Esas, 2026/676 Karar MAHKEMESİ : TURGUTLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13.05.2026 NUMARASI : 2025/314 Esas, 2026/183 Karar DAVA : TAPU İPTALİ VE TESCİL, TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 23.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 27.10.2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi ile Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/163-286 EK. Sayılı ilamı ile ... olan ismini ... olarak tashih ettiğini, bilahare müvekkilinin Kemalpaşa 2.Asliye Hukuk mahkemesinin 2021/907 Esas 2022/37 Karar sayılı kararı ile boşandığını ve soyadının ....olarak değiştiğini, bu sebeple taraflar arasında imzalanan "Bağımsız bölüm Satış-devir ve Temlik Sözleşmesi" içeriğinde sözleşme tarafı olarak "....."ın müvekkili ..... olduğunu, müvekkili ile davalı arasında 15.04.2016 tarihi itibariyle "Bağımsız Bölüm Satış-Devir ve Temlik Sözleşmesi" imzalandığını, davacı ile davalı yüklenici şirket arasında imzalanan bağımsız bölüm satış-devir ve temlik sözleşmesi gereği davalı yüklenici şirketin arsa malikleriyle imzalamış olduğu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden arsa maliklerinden devir teslim tescil yoluyla alacağı .. ve.. parselde inşa olunacak .. bağımsız bölümün mülkiyetini müvekkiline devir ve temlik etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkilinin sözleşmenin ifasını beklemiş ise de şirket yetkililerinin karşılaşmış olduğu hukuki engeller nedeniyle sözleşmenin ifasının engellendiğini, davalı şirketin, taraf olduğu sözleşmenin ifasına başladığı tarihten itibaren davacı müvekkilden ödeme talep ettiğini, müvekkilinin davalı şirketin bu anlamda her türlü taleplerini 2022 yılı dahil olmak üzere karşılayarak yüklenici şirketin arsa maliklerine karşı sorumluluğunu % 90'dan fazla oranda tamamlamasını sağladığını belirterek müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan "Bağımsız Bölüm Satış-Devir ve Temlik Sözleşmesi" gereği, davalı yüklenici şirketin arsa malikleriyle imzalamış olduğu "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi"ne istinaden arsa maliklerinden devir-teslim-tescili talebiyle derdest Turgutlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/466 Esas sayılı dava dosyasına konu .... ve ... parselde inşa olunacak kat irtifakı kurulu ... bağımsız bölümün/parsellerin bedeli ödenmiş olmakla Manisa ili, Turgutlu ilçesi, ... ada ... ve ... parsellerde kat irtifakı kurulu; Manisa ili, Turgutlu ilçesi,...ada ... parsel ...kat...Kat ....kat ... Kat.. nolu bağımsız bölümler, Manisa ili, Turgutlu ilçesi,... ada ... parsel ... kat ... Kat ....kat .... Kat .. nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline, davacı müvekkilin sözleşme gereği bedelini ödediği toplam .. bağımsız bölümün piyasa rayiç satış bedeli için şimdilik yasal faizi ile birlikte 2.000.000 TL'nin, sözlemenin cezai şartı için şimdilik yasal faiziyle 100.000 TL'nin müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin, davacı yüklenici şirketin üçüncü şahıslara olan borcu nedeniyle ödediği ancak sözleşme konusu ... bağımsız bölüm bedelini aşan fazla ödemeler toplamı için şimdilik 150.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 2025/314 Esas, 2026/183 Karar sayılı kararı ile, İzmir Ticaret Sicil müdürlüğünden verilen müzekkere cevabına göre dava konusu bağımsız bölüm Satış-Devir ve Temlik Sözleşmesinin yapıldığı tarihte davacının, davalı şirketin ortağı olduğu, kendi ortağı olduğu şirket ile sözleşme yaptığı, ticaret sicil kaydına göre davacının tacir olduğu, davalının da tacir olduğu, somut olayda 16 adet bağımsız bölümün devri konusunda olması nedeniyle kişisel kullanımın çok üzerinde olduğu, dava konusu olayın da TTK'nın 3. 4. ve 5. maddesi nazara alındığında ticari bir uyuşmazlık olduğu ve bu durumda ticaret mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmış olup, nispi ticari dava niteliğindeki eldeki davaya, 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca asliye ticaret mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu, HMK'nın 114/c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlendiği, davanın tarafları tacir olup, dava tarihinin 02.09.2024 tarihi olduğu, HSK'nın 07.07.2021 tarih 608 Sayılı kararına göre, 01.09.2021 tarihinden sonra açılan ticari davalarda, yargı çevresi gereği davaya bakma görevi Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesi ile görevli ve yetkili Manisa Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve karar 23.06.2026 tarihinde kesinleşmiştir. Dosyanın gönderildiği Manisa Asliye Ticaret Mahkemesince, somut olayda dava konusu edilen hukuki ilişki, yüklenici şirketin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğduğu ileri sürülen şahsi hakkını davacıya devretmesine ilişkin alacağın temliki ilişkisinden ibaret olup, tarafların ticari işletmeleriyle ilgili bulunduğunun ispat edilemediği, bu nedenle uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı gibi nispi ticari dava niteliğini de taşımadığı, dava genel hükümlere tabi olup görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, dosyanın gönderildiği Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın ticari dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, yukarıda açıklanan nedenlerle mahkememizce uyuşmazlığın genel mahkemelerin görev alanında kaldığı sonucuna ulaşıldığı belirtilerek, görevli mahkemenin Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmiş olup, kararın 09.09.2026 tarihinde kesinleşmesinin ardından dosya merci tayini için Dairemize gönderilmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır; Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, davacı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan davalı yüklenici ile yapılan satış, devir ve temlik sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedel ve cezai şart talebinde bulunduğu, davacı sözleşme tarihinde davalı şirketin ortağı ise de, dava tarihi itibariyle ortaklığını sonlandırdığı, uyuşmazlık konusu hususun tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğunun tespit edilmediği, TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari dava olmadığı, nispi nitelikteki ticari davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiği, bir tarafın ticari işletmesi ile ilgili havale, vedia gibi dava türünün de olayda mevcut olmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23.10.2026