Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2290 E. 2026/2536 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2290
Karar No
2026/2536
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2026/2290 KARAR NO : 2026/2536

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15.06.2026 NUMARASI : 2026/611 Esas, 2026/591 Karar MAHKEMESİ : KIRKAĞAÇ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25.03.2026 NUMARASI : 2026/257 Esas, 2026/46 Karar DAVA : MUVAZAAYA DAYALI TAŞINMAZLARIN VE ŞİRKET HİSSE DEVRİNİN İPTALİ, TENKİS KARAR TARİHİ : 27.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 28.10.2026

Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi ile Kırkağaç 2. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; muris muvazaası nedeniyle taşınmazlar ile şirket hisse devrinin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemine yöneliktir. Davacı vekili dava dilekçisinde özetle; davacının murisler ... ve ...'ün mirasçısı olduğunu, murislerinin sağlığında davalılar ... ve ... lehine hareket ederek malvarlıklarının önemli bölümünü devrettiklerini, davacının aile içerisindeki yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen murislerin davalıları kayırdığını, dava konusu taşınmazlar ile ... Şirketi'ndeki payların gerçekte bağış niteliğinde olmasına rağmen görünürde satış işlemleri ile devredildiğini, işlemlerin muris muvazaası niteliğinde bulunduğunu, ayrıca muris ...'ün devirler sırasında fiil ehliyetinin bulunmadığını, murislerin ekonomik ihtiyaçlarının bulunmamasına rağmen davalılar lehine tasarruflarda bulunduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline, şirket payı devirlerinin iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline, bu taleplerin kabul edilmemesi halinde tenkis hükümlerinin uygulanmasına, taşınmazlar ve şirket payları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir. Davanın açıldığı Kırkağaç 2. Asliye Hukuk Mahkemesince, eldeki dava, muvazaa nedeniyle öncelikle Limited Şirketi hisselerinin satışının iptali ve tescili olmazsa tenkis talebine ilişkindir. Limited Şirketler ile ilgili hükümler 6102 Sayılı TTK'nun da yer almaktadır. Aynı yasanın 4. maddesine göre mutlak ticari davalar arasında limited şirketi hisselerinin satışlarının iptali davaları da vardır. Çünkü limited şirketlere ilişkin hükümlerin satışların iptalinde uygulanması gerekmektedir. Öncelikle buna ilişkin taleplerin değerlendirilmesi bunlar olmadığı takdirde tenkis ile ilgili talepler açısından inceleme yapılması gerekir. Limited şirketin hisselerinin satışının iptaline yönelik davada dava mutlak ticari dava olduğundan görevli özel yetkili mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Genel muvazaa veya muris muvazaası hükümlerine göre açılan muvazaalı şirket payı devri işleminin iptali ile miras payı oranında tesciline ilişkin TBK'nın 19. maddesine dayalı ve muris muvazaasına dayalı olarak açılan davalara bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu (Benzer doğrultudaki emsal kararlar için bkz: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2024/1361 esas, 2024/1835 karar sayılı ilam; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2020/1250 esas, 2020/980 karar sayılı ilam; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 2025/1392 Esas, 2025/1631 karar sayılı ilam (genel muvazaa); İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2024/109 esas, 2024/93 karar sayılı ilamı) gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ve karar 28.04.2026 tarihinde kesinleşmiştir. Dosyanın gönderildiği Manisa Asliye Ticaret Mahkemesince, somut olayda davacının iddiası, murisin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla hareket ederek dava konusu taşınmazlar ile şirket paylarını muvazaalı işlemlerle devrettiği ve işlem tarihinde tasarruf ehliyetinin bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı tarafından şirket yönetimine, ortaklık sıfatından kaynaklanan haklara, genel kurul kararlarına, pay sahipliği haklarının kullanılmasına, şirket organlarının işlemlerine veya Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektiren herhangi bir uyuşmazlığa dayanılmamıştır. Şirket paylarının devrine ilişkin istem de bağımsız bir ortaklık veya şirketler hukuku uyuşmazlığı niteliğinde olmayıp, murisin gerçekleştirdiği ileri sürülen muvazaalı tasarrufların iptali isteminin bir parçası olarak ileri sürülmüştür. Bu nedenle şirket paylarına ilişkin talebin muris muvazaasına dayalı miras hukuku uyuşmazlığından ayrılarak ayrı bir ticari uyuşmazlık olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemiş, uyuşmazlığın bir bütün halinde miras hukuku kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için murisin gerçek iradesinin, mirasçılardan mal kaçırma kastının bulunup bulunmadığının, tasarruf ehliyetinin mevcut olup olmadığının ve miras hukukuna ilişkin ilkelerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yönüyle uyuşmazlığın ağırlık merkezini ticaret hukuku değil, miras hukuku oluşturmaktadır. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 05.11.2015 tarih, 2015/13537 Esas, 2015/11598 Karar sayılı ilamında muris muvazaasına dayalı şirket hisse devrinin iptali istemlerinde uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.02.2025 tarih, 2025/470 Esas, 2025/1012 Karar sayılı ilamı ile 31.03.2026 tarih, 2025/5308 Esas, 2026/1834 Karar sayılı ilamında da muris muvazaasına dayalı şirket hisse devri uyuşmazlıklarında verilen kararlar esastan incelenmiş olup, uyuşmazlık miras hukuku çerçevesinde değerlendirilmiştir. Benzer şekilde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 16.07.2024 tarih, 2023/719 Esas, 2024/1103 Karar sayılı kararında da muris muvazaasına dayalı şirket hisse devri uyuşmazlığı Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp incelenmiştir. Bu itibarla dava konusu şirket hisselerine ilişkin istemlerin de muris muvazaası ve miras hukuku kapsamındaki taleplerden ayrılmasını gerektiren bir durum bulunmadığı, uyuşmazlığın bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği, davanın Türk Ticaret Kanunu'ndan kaynaklanan mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiş, kararın 09.09.2026 tarihinde kesinleşmesinden sonra merci tayini için dosya Dairemize gönderilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre, bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Dava dilekçesinde, davacı taraf, murisleri ... ve ...'ün sağlığında davalılar ... ve ... lehine hareket ederek malvarlıklarının önemli bölümünü devrettiklerini, davacının aile içerisindeki yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen murislerin davalıları kayırdığını, dava konusu taşınmazlar ile .... Şirketi'ndeki payların gerçekte bağış niteliğinde olmasına rağmen görünürde satış işlemleri ile devredildiğini, işlemlerin muris muvazaası niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline, şirket payı devirlerinin iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline, bu taleplerin kabul edilmemesi halinde tenkis hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmektedir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesi getirilmiştir. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir. HMK'nın 2/1 maddesinde ''dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.'' hükmü yer almaktadır. Somut olayda davacı, murislerinin muvazaalı olarak şirket hisselerini ve taşınmazlarını davalılara devrettiğini, devrin danışıklı olması nedeni ile geçersiz olduğunu, bu kapsamda taşınmazların ve şirket hisse devrinin iptali, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini talep etmiş olup, muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri) 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmayacağı, davanın (iddianın) temelinin muris muvazaası olduğu, genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muvazaaya konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, taraflarının hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığıdır. Uyuşmazlığın bir bütün halinde miras hukuku kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, murisin gerçek iradesinin, mirasçılardan mal kaçırma kastının bulunup bulunmadığının, tasarruf ehliyetinin mevcut olup olmadığının ve miras hukukuna ilişkin ilkelerin değerlendirilmesi gerekmekte olup, bunu değerlendirme görevinin de 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Kırkağaç 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (Yargıtay 1. HD'nin 2014/11204 E. 2015/14214 K., 2014/3824 E. 2015/12948 K., İstanbul BAM 12. HD'nin 2020/230 E. 2020/835 K., İzmir BAM 6. HD'nin 2024/2633 E. 2024/2461 K., Denizli BAM 3. HD'nin 2026/342 E. 2026/479 K., sayılı kararları vb.) Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Kırkağaç 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Kırkağaç 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27.10.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2290, K. 2026/2536, T. 27.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2290-e-2026-2536-k-78e3f47a0fd4