Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2200 E. 2026/2416 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2200
- Karar No
- 2026/2416
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/2200
KARAR NO :2026/2416
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:11/03/2026
NUMARASI:2026/140 D.İŞ - 2026/166 K
DAVANIN KONUSU:İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ :22/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Talep eden vekili dilekçesinde özetle ;" ihtiyati tedbir talep eden tarafça müvekkilinin faaliyet gösterdiği iş yerinin atık su bağlantı sorunu nedeniyle suyunun kesileceğinin taraflarına bildirildiği, alınan bu kararın hukuka aykırı olduğunu ve uygulanması halinde telafisi imkansız zararlar doğacağından bahisle suyun kesilmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği"Mahkemece ; (verilen ihtiyati tedbir kararının neye ilişkin olduğu belirtilmeden ) "Tedbir talebinin Mahkemece takdiren 300.000,00-TL teminat karşılığında, ihtiyati tedbir konulmasına"şeklinde ara karar verilmiştir.Karşı taraf itirazının incelenmesi sonucunda 09/06/2026 tarihli ek karar ile " karşı tarafın itiraz dilekçesinin incelenmesi neticesinde ihtiyati tedbir talep eden tarafından yapılan eylemlerin toplum sağlığı açısından tehlike arz ettiği, idare tarafından alınan tedbirlerin uygulanması için yaptırım uygulanmasının zorunlu olduğu, toplum sağlığının, davacının ticari faaliyetinden üstün tutularak " gerekçesiyle ; İ"htiyati tedbire itirazın kabulü ile mahkememizce verilen tedbir kararının kaldırılmasına, şeklinde karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu ;Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkeme, davalı ...’nin soyut, kamusal yetkiyi kötüye kullanan ve manipülatif itiraz dilekçesindeki iddiaları hiçbir somut bilirkişi incelemesine veya keşfe dayandırmadan "toplum sağlığı" gibi ucu açık, altı doldurulmamış genel bir kavramın arkasına sığınarak kabul etmiştir. Mahkeme, ihtiyati tedbir kurumunun ruhunu oluşturan HMK m. 389'daki "telafisi imkansız zarar" şartını ilk kararında haklı olarak teslim etmişken, ek kararında müvekkilin ticari hayatını tamamen bitirecek su kesme eylemine onay vermiştir. Temel bir insan hakkı ve ticari işletmenin (lokanta) hayati fonksiyonu olan"SU" unsurunun kesilmesi, yargılama sonuna kadar telafisi imkansız zararı doğrudan doğuracaktır. Yerel mahkemenin ek kararı gerekçesiz olup, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkını ağır şekilde zedelemektedir. İhtiyati tedbire itiraz süreci HMK m. 394/4 uyarınca duruşmalı olarak yapılmışsa da, mahkeme teknik bilgi gerektiren "kanalizasyon aksı","bağlantıların usulsüzlüğü iddiaları" ve "yağ oranları" hususunda hiçbir bilirkişi incelemesi yaptırmamıştır. İdarî kurumların tek taraflı tuttuğu tutanaklar ve yazdığı yazılar, mahkemeler nezdinde kesin delil vasfı taşımaz. Mahkeme, teknik bir uyuşmazlığı tamamen varsayımlar ve ...'nin "duygu sömürüsü" içeren beyanları doğrultusunda neticelendirerek usul hatası yapmıştır. Davalı idare, ALO 185 arıza kayıtlarını delil göstererek altyapıda sürekli sorun olduğunu iddia etmiştir. Ancak bu kayıtların yoğunlaştığı dönem, ...'taki yol çökmesi dönemine aittir. Yol onarıldıktan sonra sistem normale dönmüştür. Müvekkil işletme, üzerine düşen basiretli tacir yükümlülüğünü yerine getirerek her ay düzenli olarak özel vidanjör getirtmekte, yüksek bedeller ödeyerek kanallara su bastırmakta ve olası tıkanmaların önüne kendi imkanlarıyla geçmektedir. Sorunun kaynağı idarenin eski, yüzyıllık ve rehabilite edilmemiş altyapısıdır. Kendi kusurundan dolayı aboneyi cezalandırmak Türk Medeni Kanunu m. 2'deki dürüstlük kuralına açıkça aykırıdır.Davalı ..., Kasım 2025 tarihinde ...'ta meydana gelen yol çökmesi ve kendi altyapı yetersizliği sebebiyle oluşan boru hasarlarını müvekkil işletmeye yüklemeye çalışmaktadır." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Mahkemece, suyun kesilmemesine ilişkin tedbir yönünden yapılan değerlendirmede;suyun kullanıldığı yerin işyeri olduğu, su kesintisi halinde işletmenin faaliyetinin yerine getirilemeyeceği açık olup, mahkemece HMK 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.Mahkemece, verilen ihtiyati tedbir kararı itiraz üzerine kaldırılmıştır.karşı taraf ... tarafından dosyaya mevcut duruma ilişkin olduğu beyan edilen fotoğraflar sunulmuştur.İhtiyati tedbir kararı verilirken ,HMK 389. Maddedeki koşulların varlığı halinde ,iki taarfın da hak ve menfaati gözetilerek karar verileceği açıktır.Bu sebeple, mahkemece itirazın değerlendirilmesi için ,işin teknik yönü de gözetilerek ,mahallinde ivedi olarak keşif veya yerinde uzman (çevre mühendisi) bilirkişiye inceleme yetkisi verilmek suretiyle itirazın değerlendirilmesi gerekirken,soyut ve genel bir gerekçe ile itirazın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.Bu sebeple, mahkemece itirazın teknik yönden alınacak uzman bilirkişi raporuna göre değerlendirilmesi için gerekli işlemlerin yapılması için, itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasına,dosyanın bu sebeple mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/09/2026