Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1120 E. 2026/1717 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1120
- Karar No
- 2026/1717
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1120 KARAR NO : 2026/1717
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2026 NUMARASI : 2026/442 Esas DAVA : MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ : 08/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/442 Esas sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili tarafından keşide edilen çek ile ilgili müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu çekin dava sonuna kadar bankalarca davalıya ödenmemesi ile ilgili tedbir uygulanmasını talep etmiştir. MAHKEMECE: "...İhtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesinde; HMK' nun 389. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK' nun 390/3 bendi ile ispat koşulları düzenlenmiş olup buna göre tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkında iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun ''uyuşmazlık konusu hakkında'' diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (madde 398/1). Ancak özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Talep dilekçesi ve ekleri incelendiğinde davacının iddiasının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat şartlarının şu aşamada mevcut olmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bu zamana kadar ticari ilişkilerinden doğan inşaat malzemesi, araç ticareti, alacak/verecek ilişkisi gibi birçok ticari iş ve işlemler gerçekleştirildiğini, ticari ilişkinin uzun yıllardır devam ettiğini, ticaretlerinden kaynaklı olarak taraflar arasında sözlü olarak 10 tır alçı (1.250.000TL karşılık gelmektedir), 150 tane musluk bataryası (500.000TL karşılık gelmektedir) ve 220 torba çimento (250.000TL karşılık gelmektedir) şeklindeki malzemelerin satışı hususunda 2.000.000TL karşılığında satışı ve teslimi konusunda anlaşıldığını, anlaşma uyarınca davalı şirketin söz konusu malzemelerin müvekkili şirkete teslimini, müvekkili şirkette söz konusu bedeli davalı yana ödeme yükümlülüğünü üstlendiğini, söz konusu malların müvekkiline teslim edilmediğini, taraflar arasında yapılan anlaşma sonrasında davalı şirket yetkilisi....'nun tutuklanarak Silivri cezaevine sevk edilmesinden dolayı davalı şirket tarafından başta müvekkili şirket olmak üzere muaccel durumda olan hiçbir borç ve yükümlülüğünü yerine getiremediğini, müvekkili şirket tarafından düzenlenen çeke karşılık teslimi gereken malzemelerin teslimini yapmadığı ve işbu durum neticesinde davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğinden dolayı müvekkili şirketin dava konusu çek uyarınca davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirkette malların teslimi sağlanmadığından 3. Kişilere karşı yerine getirmesi gereken sorumluluklarını yerine getiremediğini ve büyük bir mağduriyet yaşadığını, davalı tarafın, malların teslim edilmesine karşılık gelen çekin vadesinin gelmesi ve derhal haksız olarak icra kanalıyla tahsiline gidebileceğinden ötürü söz konusu çekin dava kesinleşinceye kadar ödenmemesi için çek üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve bahse konu çekin iptal edilmesini ve müvekkili borçlu olunmadığının tespitini talep etme zarureti hâsıl olduğunu, bu sebeple istinaf başvurusunun kabulü ile davalı şirketi ya da çekleri ciro ettiği üçüncü kişiler tarafından bahsedilen çekin icraya konulup takibe başlanması söz konusu olabileceğinden teminatlı veya teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, davacı tarafından açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir.HMK'nın 389. maddesine göre "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir". Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir.HMK'nın 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır. Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır. İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. HMK'nın 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme gereği tedbir talep eden tarafın talebi dışında resen başkaca bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. İhtiyati tedbir kararına itiraz HMK'nın 394/2.maddesinde; ''İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. HMK'nın 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir. Yüksek yargı kararlarında belirtildiği üzere; Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi ara kararlarının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; istinafa konu ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için gerekli şartların sağlanamamış olduğunun anlaşılmasına ve yargılamayı esastan yürütüp sonuçlandıracak olan ilk derece mahkemesinin, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle mevcut deliller ışığında bu kapsamda ortaya koyduğu takdirine göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarih ve 2026/442 Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbirin reddine ilişkin olarak verilen 30/04/2026 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 08/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi