Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/7 E. 2026/1444 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/7
Karar No
2026/1444
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/7

KARAR NO: 2026/1444

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (kapatılan) Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 10/10/2022

NUMARASI: 2021/907 Esas - 2022/882 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı .... Şti. ("...") ile müvekkili şirket arasında ticari mal alım satımına ilişkin ticari ilişki kurulduğunu, söz konusu ticari ilişkiden kaynaklanan alacak-borç ilişkisinin teminatı olarak diğer davalı ve aynı zamanda borçlu şirket yetkilisinin kardeşi ... adına kayıtlı İstanbul İli, ... İlçesi, ... pafta, ... parsele kain bahçeli ev ve samanlık nitelikli taşınmazdaki hissesine 13.03.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile 500.000,00 TL ipotek tesis edildiğini, borçlu şirket tarafından borçların vadesinde ödenmediğini, akabinde alacağın tahsili amacıyla tarafımızca .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamsız İcra Takibi başlatılmış olduğunu, davalıların yetki itirazı ile ... İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğini, ve.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takibe devam olunduğunu, davalılar tarafından ilgili takibe de haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz edildiğini iddia ederek, davalıların itirazının iptaline, %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili savunmasında özetle; dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, yerleşik Yargıtay kararlarında yer aldığı üzere itirazın iptali davalarında tebligat icra dosyasında vekil olan avukata yapılması gerektiğini, vekile yapılmayan tebligatın usulsüz olduğunu, zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, taraflar arasında 2014 tarihinde yapılmış olan ibraname ve fesih sözleşmesi bulunduğunu, tarafların bu ibranameyi yaparken cari hesap sözleşmesini de yapmış bulunduklarını, yani taraflar arasına en son 2014 tarihinde cari hesap yapıldığını, davacının müvekkili nezdinde her hangi bir alacağı bulunmadığını, aksine müvekkilinin davacının edimini yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğratılmış olduğunu, ticari itibarının zedelendiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olduğunusavunarak, davanın reddine ve %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yapılan inceleme neticesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı defterlerine göre davalıdan 374.031,24 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davalının davacıya 711.213,06 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır.

Davalı her ne kadar taraflar arasında ibraname düzenlendiğini ve alacak borç ilişkisinin sona erdiğini iddia etmişse de söz konusu ibranamenin 2014 tarihli olduğu, söz konusu feshin ise ileriye dönük fesih olduğu, diğer değişle 2014 tarihi için hüküm ifade etse de tarafların 2015 yılı ve devamı yıllarında da ticari ilişkilerinin bulunduğu, bu tarihten sonra da ticari ilişkilerine devam ettikleri anlaşılmakla bu savunmaya itibar edilmemiştir.

Ayrıca taraflar tacir olup, aralarında akdedilen bayilik sözleşmesinin incelenmesinde 8-A maddesinde davacı tarafa ait defter belgelerindeki kayıtların delil olarak kabul edileceği hüküm altına alınmış olup, hem incelenen ticari kayıtlar hem de sunulan sözleşmedeki delil şartı göz önüne alındığında davalı defterlerindeki kayıtlara göre her ne kadar davacıya daha fazla borçlu görünse de davacı kayıtlarındaki miktar itibariyle davacı kayıtları ile davalı kayıtlarının örtüştüğü, bu durumda uyuşan kayıtlarına göre davacının davalıdan icra takibine konu miktar kadar alacaklı olduğu, alacağın likit olduğu anlaşılmakla..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının aleyhine yapılan.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, hüküm altına alınan alacağın %20'sine tekabül eden icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın davacı şirketin bayisi olmadan önce 2009 yılına kadar ..... AŞ yani ... markasının üretici bayiliğini yaptığını, dolayısıyla müvekkilinin birçok firmadan bayilik teklifi aldığını, ancak sözleşme uyarınca ... bayiliği bırakıp başka bir markaya geçtiklerinde 50.000,00 Dolarlık bir cezai müeyyide ödeyecekleri hususunda sözleşme bulunduğundan müvekkili firmanın gelen teklifleri kabul etmeyip reddettiğini, ... üretici bayiliğini 2009 yılının Şubat ayı sonu itibarile iptal ettirdiğini, ... markası ile çalışmaya başladığını, davacı ile yapılan anlaşma sonrasında ... Markasının müvekkili aleyhine 50.000,00 Dolar tutarında tazminat davası açtığını ve müvekkili aleyhine sonuçlandığını, iki adet takip başlatıldığını, söz konusu takiplerden haberdar olan müvekkilinin ... yöneticisi ile irtibata geçtiğini, anlaşmaya göre bu borcun onlar tarafından ödenmesi gerektiğini bildirdiğini, bunun üzerine davacı yöneticilerin henüz davanın bitmediğini, Yargıtay aşaması olduğunu söylediklerini, yeni vekaletname çıkarıldığını, davanın kesinleştiğini, haciz işlemleri başladığını, davacı ile müvekkili arasında tarafların cari hesap üzerinden mahsuplaşacakları yönünde anlaşma bulunduğunu bu nedenle davaların sonunda çıkan ödemeler ile alakalı davacı taraftan talepte bulunduğunu, anlaşma gereğince borcun davacı tarafça ödenmesi gerekirken davacının borcu ödemediğini, borcun tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, taraflar arasında 2014 tarihinde yapılan ibraname ve fesih sözleşmesinin bulunduğunu, cari hesap bulunduğunu, TTK 101.maddesi kapsamında cari hesabın 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, müvekkilinin zarara uğratıldığını, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin zorunlu şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, müvekkili ile davacı arasında yapılan sözleşmenin 2009 yılında imzalandığını, ipoteğin müvekkili ... tarafından o tarihte verildiğini, ipoteğin verildiği dönemde şirket yetkilisi olmadığını, ayrıca imza yetkisininde bulunmadığını, 2012 yılında imza yetkilisi olduğunu, ...'ın imzaya yetkili olmadığını, ... adına borçlanmaya ya da ipotek vermeye yetkili olmadığını, ipoteğin geçersiz olduğunu, kabul etmemekle birlikte 2009 tarihli sözleşme geçerli olsa dahi imza yetkilisinin ... olup yetkinin süreli olduğundan 2012 yılında imza yetkisinin sona erdiğini, hükme esas alınan rapora karşı itirazlarının aynı zamanda istinaf sebepleri olduğunu, rapordaki hesaplamanın eksik inceleme ve değerlenmeye dayandığından hükme esas alınacak nitelikte olmadığını, yalnızca defter incelemesi yapıldığını, deftere yansımamış olsa bile taraflar arasında fesih ve ibraname sözleşmesinin imzalandığını, müvekkilinin bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafça kabul edildiğini, borcu bitiren ortadan kaldıran belge niteliğinde fesih ve ibraname belgesinin inceleme dışı bırakıldığını, raporun eksik ve hatalı olduğunu, 2015- 2016 yıllarına ait tüm defterlerde müvekkilinin davacı firmadan alacaklı gözüktüğünü, sehven oluşan hata neticesinde davacı firmaya borçlu gözüktüğünü, ayrıca bilirkişinin defter kayıtlarının tamamını istemediğini, sadece ön ve arka sayfaların fotoğraflarını istediğini, müvekkilinin davacı firmaya borçlu olmadığını aksine davacıdan 711.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edileceğini, yeniden rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişiye gönderilmesi talep edilmiş ise de talebin değerlendirilmediğini, eksik ve hatalı raporun hükme esas alındığını iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Taraflar arasında, davacı ve davalılardan ...... Ltd Şirketi arasında profil satış sözleşmesinin varlığı, sözleşme kapsamında ipotek belgesinin düzenlenmiş olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.

Uyuşmazlık, ipotek belgesini düzenlediği belirtilen davalı ...'ın davalı şirket yetkilisi olup olmadığı, ipotek resmi senedinin geçerli bulunup bulunmadığı, bilirkişi raporu gereğince davacı şirketin davalıdan alacaklı olup olmadığı, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayanıp dayanmadığı, davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 2014 tarihli , davalı şirket imzasını taşımayan, davacı şirket adına atılan imzanın ise kime ait olduğuna dair herhangi bir bilginin mevcut olmadığı fesih ve ibraname başlıklı adi yazılı belgenin geçerli olup olmadığına ilişkindir.

Dosya kapsamından, davacı ve davalı şirket arasında 16.03.2009 tarihinde ... Profil Satış Sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede satıcının davalı şirket olduğu, sözleşmenin konusunun 2.maddede, ... Marka profilden PVC pencere ile kapı profillerinin alım satımı ile satıcının kuracağı atölyede PVC kapı ve pencere sistemlerinin satıcı tarafından üretilmesi, kullanılacak profil ve diğer tamamlayıcı malzemelerin satıcı tarafından ... satın alınması, satışın temel koşullarını içereceği hususlarına yer verildiği, sözleşmede, sözleşmenin kapsamı, üretim ve montaj koşulları satış ve ödeme koşullarının ayrıca düzenlendiği, satış ve ödeme koşullarına 5.maddede yer verildiği, sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil olarak imzalayanların sorumluluğunun belirtildiği, davacı şirket tarafından davalılara gönderilen ve .... Noterliğinde düzenlenen ....05.2016 tarihli ihtarnamede; yetkili satıcılık sözleşmesinden kaynaklı cari hesap borcunun ödenmemesi halinde 13.03.2009 tarihli ipoteğin paraya çevrilmesi ile işlemlerin başlatılacağı hususunun belirtildiği, ihtarnamede; borçlara karşılık verilen kıymetli evrakların karşılıksız kalması, cari hesap borcunun vadesinde ödenmemesi nedeniyle cari hesabın 30.03.2016 tarihi itibariyle kat edildiği, tüm borçların muaccel hale geldiği, 399.318,00 TL tutarındaki cari hesaptan kaynaklı borcun 8 gün içerisinde ödenmemesi halinde ...'ın taşınmazı üzerindeki hissesinde yer alan 500.000,00 TL bedel ile 1.dereceden ipotek konusu gayrimenkulün satışının isteneceğinin belirtildiği, ipotek kayıt tarihinin 13.03.2009 olduğu, ipotek resmi senedinde ...'ın ipoteğin konduğu zemin maliki olarak yer aldığı, borçlu şirket yetkilisi olduğuna dair herhangi bir ifadenin bulunmadığı, ipotek bedelinin 500.000,00 TL olarak belirlendiği, davacı şirket tarafından cari hesaptan kaynaklanan 374.031,24 TL alacağın tahsili amacı ile davalılar hakkında ihtarname sonrasında 12.03.2021 tarihinde.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, ipotek konusu taşınmazın ... parsel sayılı 415,50 m2 yüz ölçümlü bahçeli ev ve samanlık niteliğinde taşınmaz olduğu, takip dayanağının 13.03.2009 tarihli ipotek belgesi olduğu, davalılar tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazı iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır.

Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.

10.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusunun, davacının, davalı ile olan ticari ilişkisi dolayısıyla oluşan cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali olduğu, davacının 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davalıdan 374.031,24 TL alacaklı olduğu, davalının 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davalının davacıya 711.213,06 TL borçlu olduğu, taraf ticari defterlerinin karşılaştırılması neticesinde; takip tarihi itibariyle taraflara ait ticari defterlerin davacının davalıdan 374.031,24 TL alacaklı olduğu noktasında uyumlu olduğu, neticeten; taraf ticari defterlerinin de teyit ettiği üzere takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 374.031,24 TL alacaklı olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarının mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.

Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; alınan rapor ile müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunun sabit hale geldiğini, HMK 193.maddesi doğrultusunda taraflar arasında delil sözleşmesi akdedildiğini, profil satış sözleşmesinin 13.maddesine göre uyuşmazlık halinde müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğinin taraflarca kabul edildiğini, davalıların itirazlarını kötü niyetli olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Davalılar vekili rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında cari hesap üzerinden mahsuplaşacakları yönünde anlaşma bulunduğunu, 2014 tarihinde yapılmış olan ibraname ve fesih sözleşmesi olduğunu, ibranameyi yaparken cari hesap sözleşmesininde yapılmış olduğunu, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını ayrıca imza itirazlarının olduğunu, zorunlu şekil şartlarının sözleşmede olmadığını, sözleşmenin 2009 yılında imzalandığını, müvekkili ...'ın 2012 yılında imza yetkilisi olduğunu, borçlanma veya ipotek vermeye yetkili olmadığını belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir.

Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.

Davacı ve davalı şirket arasında profil satış sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme tarihi 16.03.2009'dur. Her iki taraf tacir olup sözleşme tarihinden davacının alacak ihtarname tarihi olan 30.05.2016 tarihine kadar davalı şirket tarafından sözleşmenin aykırılığına yönelik iddiada da bulunulmamıştır. Özgür iradeleri ile tacirler arasında gerçekleşmiş olan sözleşmenin geçersiz olduğuna dair davalı şirket iddialarının soyut ve yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan her ne kadar davalılardan ...'ın ipotek düzenlendiği tarihte davalı şirket yetkilisi olmadığı ve sözleşmenin geçersiz olduğu belirtilmiş ise de davalı ... ipotek senedinde ipoteğin konduğu zeminin maliki olarak yer almıştır.

Davalı şirkete yönelik temsilcilikle herhangi bir beyanı mevcut değildir. Bir an için davalı ...'ın şirket yetkilisi olmadığı ve söz konusu sözleşmenin davalı şirket yönünden bağlayıcılığı tartışılsa dahi sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK'nın 38.madde kapsamında yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu hukuki işlem onandığı takdirde temsil olunanı bağlayacaktır.

Sözleşmenin süresi ve süre içerisinde taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişki göz önünde bulundurulduğunda davalı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Her iki şirketin usulüne uygun şekilde düzenlenen ticari defter ve kayıtlarına göre davacı şirketin takip konusu alacağının olduğu tespit edilmiştir.

Davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen fesih ve ibraname başlıklı 2014 tarihi yazılı olan adi yazılı belge davalı şirketçe imzalanmamış olduğu gibi davacı şirketin unvanın altına atılı olan parafların veya parafın kime ait olduğu da belli olmadığı gibi davacı tarafça kabul edilmemiştir. Bilirkişi raporuna göre ise ticari ilişkinin 2014 yılından sonra da devam etmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda mahkemece davalı savunmasının reddi ile davacı alacağını sübuta erdiği ve kabulüne yönelik verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 12.694,33 TL istinaf karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/7, K. 2026/1444, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-7-e-2026-1444-k-85e844495686