Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1998 E. 2026/1734 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1998
Karar No
2026/1734
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1998

KARAR NO: 2026/1734

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/06/2026 (Ara Karar)

NUMARASI: 2025/81 Esas

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/09/2026

KARAR YAZIM TARİH: 22/09/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin 17/06/2026 tarihli duruşmada ... ile ... hakkında Kayseri 19. AC 2026/462 Esas sayılı dosyası ile kovuşturma aşamasına geçildiğini, bu dosyanın da istenilmesini talep ettiklerini, ayrıca kişilerin bilgilerini temin ile davanın ihbarını talep ettiklerini, bilirkişi raporunda aleyhe hususları kabul etmediklerini, müvekkili hakkında ödemenin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkeme 17/06/2026 tarihli ara karar ile; "...HMK 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.HMK 390/2 maddesi göre de talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK 392 göre ise mahkemem gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için "Yaklaşık ispat" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerekir. HMK'nın 390/3 maddesinde ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda tam kanaat değil kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğu kabul edilmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimali gözardı edilmemelidir, bu sebepledir ki davacının haksız olma ihtimali dikkate alınarak HMK'nın 392. maddesi uyarınca teminat alınması gerekir. Davacının ödemenin durdurulması tedbir talebin incelenmesinde, HMK madde 389 gereğince ancak uyuşmazlık konusu hakkında karar verilebileceği, dava konusu talebin tazminat olduğu, davacının talebinde haklı olması halinde zaten bedel iadesine karar verileceği, davayı esastan çözecek şekilde tedbir kararı verilemeyeceği, davacının kendisinin isteği halinde davalı bankadaki hesabını sonlandırabileceği dikkate alınarak talebin reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,

2- İş bu müteferrik kararın bir suretinin taraflara tebliğine, ..." şeklinde karar verilmiştir.

Davacı vekili, işbu ara kararını 29/07/2026 tarihinde UYAP tan ilk derece mahkemesine gönderdiği dilekçesiyle istinaf etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Derdest dava, davacının davalı bankadaki hesabından haksız fiil ve dolandırıcılık yoluyla yapıldığı iddia edilen işlemler/hareketler nedeniyle, şimdilik 1.000.TL maddi zararının davalı bankadan tahsili talebine ilişkindir.

Yargılama devam ederken Davacı vekilinin 17/06/2026 tarihli duruşmada ... ile ... hakkında Kayseri 19. AC 2026/462 Esas sayılı dosyası ile kovuşturma aşamasına geçildiğini, bu dosyanın da istenilmesini talep ettiklerini, ayrıca kişilerin bilgilerini temin ile davanın ihbarını talep ettiklerini, bilirkişi raporunda aleyhe hususları kabul etmediklerini, müvekkili hakkında ödemenin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkeme 17/06/2026 tarihli gerekçeli ara kararı ile ;söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili işbu ara kararını 29/07/2026 tarihinde UYAP tan ilk derece mahkemesine gönderdiği istinaf dilekçesiyle istinaf etmiştir.İstinaf harçlarını ise daha önce yani 20/07/2026 tarihinde yatırdığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla istinaf dilekçesini istinaf harçlarını yatırdıktan sonra, 29/07/2026 tarihinde UYAP tan ilk derece mahkemesine gönderdiği görülmüştür.Mahkemece verilen 17/06/2026 tarihli ve ihtiyati tedbir talebinin reddine dair gerekçeli ara karar davacı vekiline 08/07/2026 tarihinde e-tebliğ mazbatası ile tebliğ edilmiştir. Davacı vekili 20/07/2026 tarihinde istinaf harçlarını yatırmışsa da istinaf dilekçesini 29/07/2026 tarihinde UYAP tan ilk derece mahkemesine gönderdiği görülmüştür.İstinaf edilen ara karar davacı tarafça istenen ihtiyati tedbirin reddine ilişkin bir ara karardır. HMK'nın 103/1-a bendine göre: "Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür. a)ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeççi atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi..." şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla istinaf edilen ara kararının niteliği gereğince ve HMK'nın 103/1-a maddesine göre adli tatilde görülen işlerden olduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 104. maddesinde de; "Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır" şeklinde hüküm altına alındığından, adli tatilde görülemeyen dava ve işler yönünden ancak işbu süre uzatımı uygulanabilir. Dolayısıyla Adli tatilde görülebilen dava ve işlerde HMK'nın 104. maddesi gereğince bir süre uzatımı söz konusu değildir. Yargıtay HGK nun 26/02/2025 tarihli,2023/10-304 esas-2025/92 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere :"...40. Sonuç itibarıyla davalı ... A.Ş. vekillerinden Av. ... 'a yargılama sürecinde tebligatların tamamının klasik usulle yapıldığı, direnme kararının da aynı şekille klasik usulle 27.01.2022 tarihinde davalı vekili Av. ... 'a tebliğ edilmesiyle başlayan iki haftalık temyiz süresinin 10.02.2022 tarihinde saat 23.59.59 itibarıyla sona erdiği, temyiz dilekçesinin ise bu süreden sonra sisteme kaydedildiği anlaşıldığından temyiz başvurusunun süresinde yapılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Önemle vurgulamak gerekir ki, davalı vekilince temyiz harcının süresinde yatırılması yeterli olmayıp temyiz dilekçesinin de süresinde verilmesi ve sisteme kaydedilmesi gerekmektedir. Bu itibarla davalı ... A.Ş. vekilinin temyiz başvurusunun süresinde olmadığı açıktır...."Açıklanan nedenlerle, davacı vekilince istinaf edilen ara kararın davacı vekiline e-tebliğ tarihinin 08/07/2026 , işbu ara kararının ihtiyati tedbire ilişkin olması nedeniyle HMK'nın 103/1-a maddesi gereğince adli ara vermede görülebilen işlerden olması, dolayısıyla HMK'nın 104.maddesi gereğince süre uzatımının söz konusu olmaması, HMK'nın 345. maddesi gereğince söz konusu ara karara karşı istinafa başvuru süresi olan iki hafta eklendiğinde 22/07/2026 günü sonunda dolmuş olması, oysa davacı vekilinin istinaf dilekçesini bu süre geçirildikten sonra 29/07/2026 tarihinde UYAP tan ilk derece mahkemesine göndermiş olması, her ne kadar istinaf harcını süresi içinde 20/07/2026 tarihinde yatırmışsa da HGK nun yukarıda yazılı içtihadına göre kıyasen temyiz (istinaf) harcının süresinde yatırılması yeterli olmayıp temyiz (istinaf) dilekçesinin de süresinde verilmesi ve sisteme kaydedilmesinin gerekmesi, istinaf dilekçesinin de iki haftalık yasal süre aşıldıktan sonra UYAP tan sisteme gönderilmesi ve kaydedilmiş olması nedeniyle istinaf başvurusunun yasal süresinden sonra yapıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-c bendi gereğince süresi içinde yapılmadığından usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin derdest 2025/81 E. sayılı dosyasında verilen 17/06/2026 tarihli ara kararına karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun süresi içinde yapılmadığından HMK'nın 352/1-c.maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,

2-İstinaf eden davacının peşin yatırdığı istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvurma harcı ile istinaf posta/yargılama giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,

4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; HMK'nın 359/4 maddesi gereğince de karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f bendi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1998, K. 2026/1734, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1998-e-2026-1734-k-e58a22942a28