Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1154 E. 2026/1713 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1154
- Karar No
- 2026/1713
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1154 KARAR NO : 2026/1713
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2026 NUMARASI : 2026/158 D.İş Esas 2026/157 D.İş Karar DAVA : İHTİYATİ TEDBİR KARAR TARİHİ : 08/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/158 Esas 2026/157 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA İhtiyati tedbir talep eden vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin, yukarıda belirtilen adreste faaliyet göstermekte olup ekte talep dilekçesi (Ek-1) bir örneği sunulmakta olan ve İzmir 29 Noterliği'nden düzenlenme 17/11/2025 tarih ve 17552 yevmiye numaralı "Senede Bağlanmamış Anonim Şirket Pay Devri" sözleşmesi ile müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından ...'dan (T.C.No:...) devir alındığını, müvekkili şirket yetkilisi ..., kendisine ekran resmi gönderilen çek yaprağını incelediğinde, çekin "Adana ilinde bir ....Bankası Şubesine verildiği ve çekten haberdar olup olmadığı" kendisine sorulmuş, bunun üzerine müvekkili yaptığı araştırma .... isimli işyerinde masanın çekmecesinde bulundurduğu çek karnesine ait olan 5507268 seri numaralı çek yaprağının kendisine ait olmayan el yazı ve imza ile 1.500.000 TL bedelle ve 05/07/2026 keşide tarihli olarak olarak doldurulduğunu ve çekin alacaklısı olarak da ...'ın gösterildiğini, çekin ... tarafından bir başkasına ciro edildiğini ve çekin alacaklısı olarak da şüpheli ...'ın gösterildiğini görmüş ve hemen çek karnesini kontrol ettiğinde de, suça konu çek yaprağının yerinden koparılmış olduğunu tespit ettiğini, müvekkili şirket ve yetkilisinin 5507268 seri numaralı çek için 02/03/2026 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, anılı soruşturmanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2026/39536 Soruşturma numaralı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, sunulu tüm bu nedenlerle, talebin kabulü ile açılacak olan davamıza esas olmak üzere, müvekkil şirkete ait ... Bankası ... Şubesi'nin 5507268 seri numaralı ve ödeme tarihi 05/07/2026 olan,1.500.000-TL bedelli çekin bankaya ibrazı halinde ödeme yapılmaması ve icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...6100 sayılı HMK'nun 389. maddesi uyarınca "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." HMK'nun 390/3 maddesine göre "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." Talep dilekçesi ve ekinde sunulan belgeler ile tüm dosya kapsamında incelenmesinde; uyuşmazlığın kiminle doğduğu hususunda açıklama ve karşı taraf gösterilerek açılmış bir talebin bulunmadığı, talep eden tarafından talep dilekçesinde bahsedilen çeklerin keşidecisi olduğu belirtilerek çek hakkında çekin ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesinin talep edildiği, talep eden vekilinin beyanına göre çekin ileri tarihli keşide edilmiş olduğu, çek hamili karşı taraf olarak gösterilmediği, ayrıca çeki keşide ettiği, ele geçirdiği iddia edilen şahsın 17.11.2025 tarihinde pay devri ile davacı şirketi davacıya devrettiğinin beyan edildiği, ileri tarihli keşide edilen ve meblağı belirtilen ancak hamili gösterilmeyen ihtiyati tedbir talep edilen çekin ileri tarihli keşide edildiği ve beyana göre ilgili şahsın pay devrinden evvel talep eden keşideci şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu, mevcut delil durumuna göre karşı taraf gösterilmeden talep edilen ihtiyati tedbir istemine yönelik ihtiyati tedbir istemi yönünden yaklaşık ispat koşulları bulunmadığı ve yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir koşulları bulunmadığı anlaşılmakla; çekin ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.'' gerekçesi ile; KARAR; 1-İhtiyati tedbir talebine konu çekin ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, 2- Talebin mahiyeti gereği harç alınmasına yer olmadığına," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkilisi ..., İzmir 29. Noterliğinin 17.11.2025 tarihli senede bağlanmamış anonim şirket pay devri sözleşmesi ile müvekkil şirketi ... isimli şahıstan devraldığını, devir işleminin ardından müvekkili şirket adına ....bank ....Şubesinden çek karnesi talep edildiğini ve bu karne 01.12.2025 tarihinde teslim alındığını, Şirketi devreden ..., işletmenin işleyişine yardımcı olmak ve işleri müvekkile öğretmek amacıyla 2026 yılı Şubat ayının ortalarına kadar şirket bünyesinde faaliyet gösteren ....isimli restorana gelip gitmeye devam ettiğini, ...'ın işletmeye gelip gitmeyi tamamen kesmesinin üzerinden yaklaşık 16 gün geçtikten sonra, 03.03.2026 tarihinde ...bank ... Şubesi tarafından müvekkili şirket yetkilisi aranmış ve şirkete ait bir çekin Adana ilindeki bir şubeye ibraz edildiğini, bu durumdan haberdar olup olmadıkları sorulduğunu, bu arama üzerine müvekkili, işletmedeki masasının çekmecesinde muhafaza ettiği çek karnesini kontrol etmiş ve 5507268 seri numaralı çek yaprağının yerinden koparılarak çalındığını fark ettiğini, müvekkile ekran görüntüsü gönderilen çek incelendiğinde, çekin 1.500.000 TL bedelli ve 05.07.2026 keşide tarihli olarak doldurulduğunu, lehtar kısmına ... yazılarak bir başkasına ciro edildiği görüldüğünü, çek üzerindeki yazılar ve imza kesinlikle müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığı gibi bu hırsızlık ve sahtecilik eylemi nedeniyle Şüpheli ... . hakkında derhal İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/39536 S. soruşturma numaralı dosyası ile suç duyurusunda bulunulmuştur. söz konusu çekin bankaya ibrazı halinde ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi için ilk derece mahkemesinden ihtiyati tedbir talep edildiğini, Mahkeme, uyuşmazlığın kiminle doğduğu hususunda açıklama bulunmadığı, karşı taraf gösterilerek açılmış bir talebin olmadığı ve yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği gerekçeleriyle talebi haksız ve hukuka aykırı bir şekilde reddettiğini, Mahkemenin yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği yönündeki değerlendirmesi de hatalı olduğunu, olayda sunduğu pay devri sözleşmesi, şüphelinin işletmeye erişimi olduğunu gösteren maddi olgular ve en önemlisi İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen ceza soruşturması, kanunun aradığı yaklaşık ispat koşulunu fazlasıyla sağladığını, müvekkili şirketin rızası ve bilgisi olmaksızın elinden çıkan ve sahte imza ile tedavüle sokulan 1.500.000 TL bedelli çekin ödeme tarihi 05.07.2026 olduğu, bu çekin bankaya ibrazı halinde ödenmesi veya karşılıksız işlemi görerek icra takibine konu edilmesi, müvekkili şirketin ticari itibarını zedeleyecek ve telafisi imkansız çok ağır maddi zararlara yol açacağını, bu nedenlerle ve açılacak olan davanın esas olmak üzere, anılı çekin çekin ödeme gününde bankaya ibrazı halinde ödeme yapılmaması ve icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmek zorunluluğu üzerine yapılan başvurunun reddine verilen kararın kaldırılarak, müvekkili haklarının korunması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, davacı tarafından açılan ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara kararların kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir.HMK'nın 389. maddesine göre "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir". Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir.HMK'nın 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır. Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır. İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. HMK'nın 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme gereği tedbir talep eden tarafın talebi dışında resen başkaca bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. İhtiyati tedbir kararına itiraz HMK'nın 394/2.maddesinde; ''İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. HMK'nın 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir. Yüksek yargı kararlarında belirtildiği üzere; Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi ara kararlarının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; istinafa konu ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için gerekli şartların sağlanamamış olduğunun anlaşılmasına ve yargılamayı esastan yürütüp sonuçlandıracak olan ilk derece mahkemesinin, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle mevcut deliller ışığında bu kapsamda ortaya koyduğu takdirine göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2026 tarih ve 2026/158 Esas 2026/157 Karar sayılı dosyasında ihtiyati tedbirin reddine ilişkin olarak verilen 09.06.2026 tarihli D.İŞ KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 08/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi