Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1529 E. 2026/1633 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1529
- Karar No
- 2026/1633
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1529
KARAR NO : 2026/1633
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 15/06/2026
NUMARASI : 2026/319 Esas - (Derdest)
DAVA: Tapu İptali Ve Tescil
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... Şirketi vekili dilekçesinde özetle; Mahkemenizce verilen 20.04.2026 tarihli söz konusu ara kararın, gerek ihtiyati tedbirin maddi şartları gerekse teminatsız tedbir bakımından kanunun aradığı sıkı ölçütleri karşılamadığını, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yalnızca dava açılmış olması veya davanın ayni hakka ilişkin bulunması yeterli olmadığını, HMK m. 392’ye göre ihtiyati tedbir talep eden tarafın, haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık kural olarak teminat göstermek zorunda olduklarını, teminat alınmaması ancak talebin resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanması veya durum ve koşulların bunu gerçekten gerektirmesi hâlinde mümkün olduğunu,, dava dışı ... tarafından işbu davanın davacısı ...'e karşı açılmış olan benzer bir tapu iptal ve tescil talepli davada İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi ancak 2.500.000,00-TL teminat karşılığında taşınmazın üçüncü kişilere devrinin engellenmesi adına ihtiyati tedbir koyulmasına karar verildiğini, huzurdaki uyuşmazlıkta da bu şekilde kişilerin mülkiyet hakkını kısıtlayacak bir ihtiyati tedbire hükmedilecekse bunun taşınmazın değeri uyarınca uygun bir teminat karşılığında olması gerektiğini, tedbir kararının hatalı olduğunu beyanla, tedbire ilişkin itirazın kabulüne, dava konusu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Bölge/Köyü, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmaz üzerine konulan “satılamaz, devredilemez” şerhi şeklindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, Mahkemece tedbirin tümden kaldırılmaması ihtimalinde, en azından teminatsız tedbire ilişkin kısmın kaldırılarak HMK m. 392 uyarınca davacıdan taşınmazın değerinden az olmamak üzere teminat alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili dilekçesinde özetle; Dava konusu taşınmaz, diğer davalı ... tarafından 10.12.2014 tarihinde müvekkili ...'e tapuda usulüne uygun ve resmi şekilde devredildiğini, müvekkilinin satış bedelini eksiksiz ödemiş; taşınmazı kanunun aradığı tüm koşullara uygun olarak iktisap ettiğini, Satış işleminin üzerinden davanın açıldığı tarihe kadar 11 yılı aşkın süre geçmesine karşın davacı; satışa, satış bedeline, ortaklık yapısına veya şirket kararlarına karşı hiçbir hukuki yola başvurmadığını, davacı ile davalı şirket temsilcileri arasındaki kardeşlik-yeğenlik derecesindeki yakın akrabalık gözetildiğinde, işlemlerden haberdar olunmadığı iddiası hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını, 11 yıllık bu suskunluk; davacının kötüniyetle hareket ettiğini ve muvazaa iddiasının, müvekkilinin emek ve sermayesiyle değerlendirdiği taşınmazı haksız biçimde ele geçirme amacı taşıdığını açıkça ortaya koyduğunu, HMK 389. Maddesi kapsamında tedbir şartları oluşmadığını, davada somut zarar tehlikesinin olmadığını, HMK 390/3 kapsamında yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediğini, davacının somut olayda yaklaşık ispat ölçütünü karşılayan tek bir maddi delile dayanmadığını, tedbir kararının verilmesinin müvekkilini ciddi zarara uğratmakta olduğunu, teminatsız şekilde karar verilmesinin HMK 392 Maddesine aykırı olduğunu, muvazaa için iki tarafın gizli amacı paylaşması gerektiğini, müvekkilinin gizli amacı davacı tarafından ortaya konulmadığını, davacının tutumunun hakkın kötüye kullanılması yasağını ihlal ettiğini beyanla, 20/04/2026 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Davanın tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu, devreden şirket ile devralan şirket ortaklarının akraba olduğu, satışın tapuda baba oğul tarafından şirketleri temsilen yapıldığı, davacının devreden şirketin ortağı olduğu, taşınmazın kullanılmasına yönelik bir tedbir kararı verilmediği, mahkememizce tapu kaydına konulan tedbir şerhinin bu aşamada zarara neden olacak bir kayıt olmadığı, bu nedenle teminat alınmadığı, teminat alınmasını gerektiren bir hal ileri sürülmediği, taşınmazın mevcut durumunun korunmasında davacının hukuki yaranının bulunduğu, henüz delillerin toplanmadığı, bu nedenle tedbirin devamının yerinde olduğu, ileride şartların değişmesi halinde tedbirin kaldırılmasının mümkün olduğu anlaşılmakla, itirazların reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK m. 389 ve m. 390/3’te aranan şartlar oluşmadan verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararında, devreden şirket ile devralan şirket ortaklarının akraba olduğu ve satışın tapuda baba-oğul tarafından şirketleri temsilen yapıldığı hususlarına yer verildiğini, ancak bu olguların, ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunu göstermeye yeterli olmadığını, tedbirin devamına karar verilecekse dahi ihtiyati tedbirin HMK m. 392 uyarınca uygun ve ciddi bir teminat şartına bağlanmasının zorunlu olduğunu, mahkemenin teminat almamaya karar vereceği durumda davalı tarafın teminat gerektiren özel bir hâli ispat edip etmediğine değil; davacının talebinin teminatsız tedbir istisnalarından hangisine girdiğine bakması gerektiğini, teminatın, tedbirin derhâl zarar doğurduğunun ispatı için değil, haksız tedbir ihtimaline karşı öngörüldüğünü, aynı aile içerisinde emsal nitelikteki bir taşınmaz dosyasında daha ağır nitelikteki iddialara rağmen tedbirin teminata bağlandığını, davacının, davalı sıfatıyla yer aldığı emsal dosyada teminatın düşük olduğunu ileri sürmesinin, huzurdaki teminatsız tedbirin ölçüsüzlüğünü daha da açık hâle getirdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ara kararın kaldırılmasına, öncelikle, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Bölge/Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine konulan “satılamaz, devredilemez” şerhi şeklindeki ihtiyati tedbirin tamamen kaldırılmasına, aksi kanaatte olunacak ise, en azından teminatsız tedbire ilişkin kısmın kaldırılarak HMK m. 392 uyarınca davacıdan taşınmazın değerinden az olmamak üzere teminat alınmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Talep; derdest tapu iptali ve tescil davasında ihtiyati tedbir verilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilerek uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerine " tedbirin niteliği dikkate alınarak" teminat alınmaksızın satış ve devrinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmiş, davalılar vekilleri tarafından söz konusu karara itiraz edilmiş, itirazın reddi yönündeki 15/06/2026 tarihli ara karara karşı davalılar vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İhtiyati tedbir HMK'nın 389. Maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusus hakkında ihtiati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Ayn yasanını 390 Maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür
HMK'nın 392. Maddesinde ihtiyati tedbir talep edenin haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermekle zorunlu olduğu belirtilmiş olup, gösterilecek teminat tutarı ve türü HMK 87 maddesine göre hakim tarafından serbestce tayin edilecektir.
İhtiyati tedbir kararına itiraz HMK'nın 394. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 2. Fıkrasına göre ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edilebilecektir. İhtiyati tedbire itiraz sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup bu sebepler dışında bır nedenle ihtiyati tedbire itiraz edilemeyecektir.
Somut olayda; davacının iddiası, ortağı bulunduğu .... Şti.'ne ait taşınmaın genel kurul kararı olmadan önemli miktarda mal varlığının satışının geçersizliği, satış yapan müdürüün yetkisizliği, ve terditli olarak ta satışın muvazaalı olması nedeniyle tapunun iptali ile satış yapan şirket adına tescili istemine ilişkindir. Satış yapan ve yapılan şirket yetkililerini baba oğul odukları iddia edilmektedir. Yine taraflar arasında genel kurul kararının iptaline ve eldeki davanıın davacısının davalı olduğu bir başka tapu iptali ve tescili davası bulunduğu anlaşılmaktadır. Davanın konusu, taraflar arasındaki ilişkiler, ihtiyati tedbirin konusu ve dosyaya sunulan evraklardan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yerinde oluğu anlaşılmaktadır.
Ancak mahkemece HMK'nın 392. Maddesinde ihtiyati tedbir talep edenin haksız çıkması ihtimalinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminata hükmetmemiş olması isabetli olmammıştır.
İlk derece mahkemesince gerekirse sadece dava konusu taşınmazın dolayısıyla dava değerini belirlemek üzere mahallinde keşif yapılarak dava değeri belirlenmeli, karşı tarafın ve 3. Kişilerin ihtiyati tedbir uygulanması nedeniyle uğrayacakları muhtemel zararları karşılar nitelikte teminatın HMK 392 ve HMK 87 maddesine göre takdir edilerek bir karar verilmesi gerekirken teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi isabetli görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece uygun bir teminat alınmadan ihtiyati tedbire karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi ihtiyati tedbire itiraza ilişkin 15/06/2026 tarihli ara kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davalılarca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/09/2026