Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1466 E. 2026/1910 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1466
Karar No
2026/1910
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1466 KARAR NO : 2026/1910

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/03/2026 NUMARASI : 2026/212 D.İş Esas 2026/217 D.İş Karar TALEP : İhtiyati Hacze İtiraz BAM KARAR TARİHİ : 16/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026

İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: İhtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı vekili dilekçesinde özetle; ''Müvekkilim, borçludan 12.12.2025 tanzim 27.03.2026 vade tarihli 1.400.000,00 TL bedelli bono gereğince 1.400.000,00 TL alacaklıdır. İİK’nun 257. Maddesinin 2. Fıkrasının 2. Bendinde borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye,kaçırmaya veya kaçmaya hazırlanır yahut kaçar yada bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması halinde yanlız borçlu için ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Belirtilen nedenlerle borçlunun menkul ve g.menkul mal varlıklarını kaçırma ihtimali dikkate alındığında bu başvuruyu yapma zorunluluğu hasıl olmuştur. Sunulan nedenlerle talebimizin kabulü ile alacak miktarımız olan 1.400.000,00 TL'nin tahsili için borçlunun menkul ve g.menkul malvarlıkları ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi için ihtiyati haciz kararı verilmesine ve teminat miktarının tarafımızdan tahsiline,yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dilerim'' şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece talep edenin ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir. İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; "Karşı taraf alacaklı, müvekkil şirket aleyhine 1.400.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak Mahkemenizden ihtiyati haciz talep etmiş; Mahkemenizin 2026/212 D.İş, 2026/217 K. sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı verilmiştir. İhtiyati haciz talebine dayanak yapılan bono incelendiğinde, bononun alacaklısının ..., borçlu/düzenleyen tarafının ise ... olduğu görülmektedir. Müvekkil şirketin ticaret sicil adresi ve yerleşim yeri Trabzon/....’dır. Takibe ve ihtiyati hacze konu senet bakımından Manisa ili veya Sarıgöl ilçesi, müvekkil şirketin yerleşim yeri değildir. Senette Manisa veya Sarıgöl mahkemelerini yetkili kılan açık, geçerli ve özel bir yetki kaydı da bulunmamaktadır. Bonoda düzenleme yeri Mersin olarak yazılıdır. Bono üzerinde ayrıca ödeme yeri gösterilmediği takdirde, TTK m.777/3 uyarınca düzenleme yeri ödeme yeri sayılacağından, yetki değerlendirmesinde de bu yer esas alınmalıdır. Somut olayda bu yetki bağlantılarının hiçbiri Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi yönünden mevcut değildir. Müvekkil şirketin yerleşim yeri Trabzon’dur. Bonoda düzenleme yeri Mersin’dir. Senette Manisa veya Sarıgöl mahkemelerine yetki veren bir kayıt yoktur. Buna rağmen ihtiyati haciz talebinin Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ileri sürülmesi ve bu mahkemeden ihtiyati haciz kararı alınması hukuka aykırıdır. Alacaklının yerleşim yerinin Sarıgöl/Manisa olması, tek başına Manisa mahkemelerine yetki sağlamaz. Kambiyo senedinden doğan alacak, TBK m.89/1 anlamında alacaklının yerleşim yerinde ifa edilecek bir para borcu olarak değerlendirilemez. Kambiyo senedine dayalı alacaklar aranacak borç niteliğindedir. Bu nedenle alacaklının kendi yerleşim yerinde ihtiyati haciz talep etmesi mümkün değildir. İhtiyati haciz, borçlunun malvarlığı üzerinde ağır sonuçlar doğuran istisnai ve geçici nitelikte bir hukuki koruma tedbiridir. Bu tedbirin uygulanabilmesi için alacağın ileri sürülmesi tek başına yeterli değildir. Talebin, kanunun öngördüğü görevli ve yetkili mahkemede ileri sürülmesi zorunludur. Yetki kuralları, ihtiyati haciz gibi borçlunun malvarlığına derhal müdahale eden tedbirlerde şekli bir usul meselesi değil, doğrudan hukuki güvenlik ve savunma hakkı güvencesidir. Somut olayda karşı tarafın dayandığı bono Manisa’da düzenlenmemiştir. Müvekkil şirketin merkezi Manisa değildir. Bonoda Manisa mahkemelerinin veya Sarıgöl icra dairelerinin yetkili olduğuna ilişkin herhangi bir açık yetki kaydı bulunmamaktadır. Buna rağmen Mahkemenizden ihtiyati haciz kararı alınmış; bu karara dayanılarak Sarıgöl İcra Dairesi’nin 2026/148 Esas sayılı dosyasında müvekkil şirketin malvarlığına yönelik ihtiyati haciz, yakalama ve muhafaza işlemleri uygulanmıştır. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. MAHKEMECE: "...İtiraz, İİK’nın 265. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararına karşı mahkemenin yetkisine, ihtiyati haciz sebeplerine ve teminata yönelik itiraza ilişkindir. İİK’nın 265/1. maddesi uyarınca borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararına karşı haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebilir. İhtiyati haciz kararlarında yetkinin belirlenmesine ilişkin olarak İİK’nın 258. maddesinde ihtiyati haciz kararının yetkili mahkeme tarafından verileceği düzenlenmiş, İİK’nın 50. maddesinde ise para ve teminat alacaklarına ilişkin takiplerde yetki hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle ihtiyati haciz kararına yönelik yetki itirazlarının değerlendirilmesinde İİK hükümleri ile birlikte HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerinin de gözetilmesi gerekmektedir. HMK’nın 19/2. maddesinde; “Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan düzenleme uyarınca yetki itirazında bulunan tarafın yalnızca dava konusu uyuşmazlıkla bağlantılı olabileceğini düşündüğü yerleri veya yetki sebeplerini ileri sürmesi yeterli olmayıp, yetkili olduğunu ileri sürdüğü mahkemeyi açıkça göstermesi zorunludur. Birden fazla mahkemenin yetkili olduğu iddia ediliyorsa bunlardan hangisinin seçildiğinin de açıkça belirtilmesi gerekir. Somut olayda itiraz eden borçlu vekili, müvekkili şirket merkezinin Trabzon’da bulunduğunu, senette Mersin ibaresinin yer aldığını ve Manisa Mahkemelerinin yetkili olmadığını ileri sürmüş ise de, yetkili olduğunu iddia ettiği mahkemeyi açıkça göstermemiştir. İtiraz dilekçesinde Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nin veya Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yetkili olduğuna ilişkin açık bir seçim yapılmadığı gibi, birden fazla yetki bağlantısının ileri sürülmesine rağmen HMK’nın 19/2. maddesinin aradığı şekilde seçilen yetkili mahkeme de bildirilmemiştir. Bu nedenle borçlu vekilinin yetki itirazının HMK’nın 19/2. maddesinde öngörülen usule uygun şekilde ileri sürülmediği ve bu sebeple yetki itirazının dikkate alınmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Borçlu vekili ayrıca ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını ileri sürmüş ise de, ihtiyati haciz talebine dayanak olarak ibraz edilen bono incelendiğinde senedin kambiyo senedi niteliğini taşıdığı, vadesinin geldiği, alacağın muaccel olduğu ve İİK’nın 257. maddesinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının mevcut bulunduğu anlaşılmıştır. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın tam olarak ispatı değil yaklaşık ispatı yeterli olup, dosya kapsamında sunulan bono ve diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde alacağın varlığı hususunda yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Borçlu vekilinin ihtiyati haczin uygulanma şekline ve araç üzerine konulan haciz, yakalama ve muhafaza tedbirlerine ilişkin itirazları da incelenmiştir. Ancak ihtiyati haciz kararının usulüne uygun olarak verilmiş olması karşısında, kararın infazı amacıyla icra müdürlüğünce gerçekleştirilen işlemlerin tek başına ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. İcra müdürlüğünce yapılan işlemlere yönelik şikayet ve itirazların ilgili icra hukuku yolları çerçevesinde ileri sürülmesi mümkündür. Teminata yönelik itiraz yönünden yapılan değerlendirmede ise, ihtiyati haciz kararı verilirken alacak miktarı, alacağın niteliği ve dosya kapsamı dikkate alınarak uygun miktarda teminat takdir edildiği, mevcut haliyle yatırılan teminatın yetersiz kaldığının veya yeniden belirlenmesini gerektiren bir durumun ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; borçlu vekilinin yetki itirazının HMK’nın 19/2. maddesine uygun şekilde ileri sürülmediği, ihtiyati haciz koşullarının mevcut olduğu, teminat miktarının yerinde bulunduğu ve itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçeye göre; 1-Mahkememizce verilen 31/03/2026 tarihli ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın REDDİNE,," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Karşı taraf vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme 24.06.2026 tarihli ek kararında, müvekkili şirket vekilinin yetki itirazının HMK m.19/2’de öngörülen usule uygun şekilde ileri sürülmediği ve bu nedenle yetki itirazının dikkate alınamayacağının kabul edildiğini, mahkemenin bu kabulünün, itiraz dilekçesinin bütününe, dosya kapsamına ve HMK m.19/2 hükmünün amacına aykırı olduğunu, yetki itirazlarının esasının, borçlu şirketin yerleşim yeri itibarıyla ihtiyati haciz talebinde yetkili mahkemenin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu; ayrıca bonoda ödeme yeri gösterilmediği kabulünde düzenleme/ödeme yeri bakımından dahi yetki bağlantısının Manisa’yı değil Mersin’i işaret ettiği yönünde olduğunu, Mersin ibaresinin, Manisa mahkemelerinin ödeme/düzenleme yeri bakımından da yetkili olmadığını göstermek için ileri sürüldüğünü, müvekkili şirketin yerleşim yerinin ise Trabzon olarak açıkça gösterildiğini, HMK m.19/2 hükmünün amacının, yetki itirazının belirsiz ve denetlenemez şekilde ileri sürülmesini önlemek olduğunu, somut olayda böyle bir belirsizliğin bulunmadığını, usul hükümlerinin, tarafların hak arama özgürlüğünü daraltacak ve açıkça anlaşılabilir bir yetki itirazını etkisiz kılacak biçimde uygulanamayacağını, yerel mahkemece dilekçede hem borçlunun yerleşim yerinin hem de bononun düzenleme yerinin açıkça gösterilmiş olmasına rağmen yetki itirazını HMK m.19/2 gerekçesiyle dikkate almamasının, aşırı şekilci ve hukuka aykırı bir değerlendirme olduğunu, bonoya dayalı ihtiyati haciz talebinde Manisa Asliye Ticaret mahkemesinin yetkili olmadığını, ilk derece mahkemesinin, alacaklının yerleşim yerinden hareketle yetki kurulamayacağını göz ardı ettiğini, ihtiyati haciz isteyen alacaklının adresinin Sarıgöl/Manisa olmasının, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi’ni yetkili hale getirmeyeceğini, kambiyo senetlerine dayalı ihtiyati haciz taleplerinde alacaklının yerleşim yerinin, genel veya özel yetki sebebi olmadığını, yetki itirazının reddinin, ihtiyati haciz kararının doğrudan borçlu malvarlığına müdahale eden sonuçlarını hukuka uygun hale getirmeyeceğini, ilk derece mahkemesinin, ... plakalı araç üzerindeki haciz, yakalama ve muhafaza işlemlerine ilişkin itirazlarını, icra müdürlüğü işlemlerine yönelik şikâyet yolları kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte gördüğünü, bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, itirazlarının yalnızca icra müdürlüğünün teknik infaz işlemlerine yönelik olmadığını, itirazlarının temelinin ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin yetkisiz olması olduğunu, teminat ve ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmenin eksik ve denetlenemez nitelikte olduğunu, İlk derece mahkemesince, teminata yönelik itirazlarını değerlendirirken, ihtiyati haciz kararı verilirken alacak miktarı, alacağın niteliği ve dosya kapsamı dikkate alınarak uygun miktarda teminat takdir edildiğini belirtmekle yetindiğini, bu değerlendirmenin yetersiz olduğunu, ek kararın, Manisa mahkemelerinin hangi yetki bağlantısıyla yetkili sayıldığını ortaya koymadığını, İlk derece mahkemesinin, yetki itirazlarını HMK m.19/2 gerekçesiyle dikkate almadığını, buna karşılık Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi’nin hangi yetki sebebiyle ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili olduğunu somutlaştırmadığını beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep: İhtiyati hacze itiraz istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; karşı taraf vekilinin yetki itirazında hangi mahkemenin yetkili olduğunun, hangi mahkemenin seçildiğinin açıkça belirtilmemiş olmasına, yetki itirazının usulüne uygun yapılmamasına göre karşı taraf vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2026 tarih, 2026/212 D.İş Esas ve 2026/217 D.İş Karar sayılı kararına karşı İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 16/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1466, K. 2026/1910, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1466-e-2026-1910-k-efd916798732