Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1513 E. 2026/1743 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1513
- Karar No
- 2026/1743
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/1513
KARAR NO: 2026/1743
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/04/2026
NUMARASI: 2025/293Esas- 2026/394Karar
DAVANIN KONUSU: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 23/09/2026
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/293 Esas 2026/394 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... A.Ş. arasında akdedilen ... , ... ve ... tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri ile şirkete kredi kullandırılmış olmakla davalı/ borçlunun işbu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefili olduğunu, söz konusu kredi hesabının ... tarihinde kat edilmiş olduğunu, borçlu ve kefillere kredi alacağının ödenmesi ve gayrinakdi kredi bedelinin depo edilmesini teminen Kayseri ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ... tarihli muacceliyet ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine alacağın muaccel hale geldiğini, gönderilen ihtara rağmen kullandırılan kredi taksidinin vadesinde ödenmemesi üzerine, davalı/kefil aleyhine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile hakkında genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibine karşı davalı tarafça yapılan itiraz üzerine, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın haksız olduğunu beyan ederek Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapmış oldukları itirazlarının iptali ile takibin devamına ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı banka tarafından, geçmişte müvekkili tarafından imzalanan bir kredi sözleşmesine dayanılarak kefil sıfatıyla sorumlu tutulduğu ileri sürülerek dava açıldığını, ancak müvekkilinin söz konusu krediye verdiği kefalet, süreli ve belirli miktarla sınırlı olarak verilmiş olup, Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi uyarınca açık bir şekilde sona erdiğini, müvekkilinin bu borç ilişkisinde hiçbir şekilde yeni bir taahhütte bulunmadığı ve kefalet yenilenmediğini, dahası, söz konusu borç nedeniyle "Kayseri/... ... Mah. ... Ada, ... Parsel" konumunda kayıtlı taşınmaza ipotek tesis edilmiş, daha sonra da borcun ödenmesine ve kefalet ilişkisinin sona ermesine binaen ipotek fek edilmiş olduğunu, bu durumun, hem borcun teminatının ortadan kalktığını, hem de müvekkilinin kefalet ilişkisinden hukuken çıkmış olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin kefaleti son bulduğu ve artık bankaya karşı bir sorumluluğu söz konusu olmadığından taşınmaz üzerindeki ipotek kaldırılmış olup bu kapsamda müvekkilinin sorumluluğunun da sonlandırıldığını, dikkat edilmesi gereken en önemli hususun müvekkilinin kefil olduğu kredi sözleşmesinin iptal olduğunu, asıl borçluların kredi sözleşmesinin iptal olduğunu, bankanın da bu kişilerle yeni kredi sözleşmesi imzaladığını, yeni kredi sözleşmelerinde müvekkilinin bu yeni KSS'lerde hiçbir şekilde imzası bulunmadığını, bankanın tümüyle tek taraflı bir şekilde yaptığı hesaplama ve uyguladığı fahiş faiz kapsamında icra takibi başlatmış olup bu takibin likit olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin söz konusu ... tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kefil sıfatıyla sorumlu tutulamayacağını, her ne kadar davacı tarafça 2011 tarihli sözleşmenin çerçeve sözleşme olduğu belirtilmiş ise de, 2012 tarihli sözleşmenin bağımsız bir sözleşme olduğu ve limit artırımına dayalı yeniden yapılandırma sözleşmesi olmadığını, borçlularla yeni kredi sözleşmesi imzalanmış olduğunu, tüm bunlara ek olarak faiz oranının %90 olarak belirlenmesin de kabul edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; " Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinin davalı ... tarafından ( ... tarihli 1.000.000,00 TL + ... tarihli 6.600.000,00 TL+ 07.04.2022 tarihli 20.000.000,00 TL ) toplam 27.600.000,00 TL tutarında müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı görüldüğünden, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. firmasından icra takip tarihi itibariyle nakit ve gayrınakit kredilerden kaynaklanan 118.537.033,55 TL asıl alacak +40.365.883,96 TL işlemiş faiz + 2.018.294,20 TL BSMV Genel Toplam 160.921.211,71 TL alacağından, kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere, toplam 160.921.211,71 TL tutarındaki alacağın 27.600.000,00 TL'lik kısmına davalı ... 'nün müteselsil kefaletinin bulunduğu, davalı ... bakımından icra takip tarihinden başlamak üzere tahsil tarihine kadar 27.600.000,00 TL alacak tutarına % 90,00 oranında temerrüt faizi işletilebileceği tespit edilmiştir.Hemen burada belirtmek gerekir ki davalı ... ... Mah. ... ada ... parselde kain ... nolu bağımsız bölüm üzerine ... A.Ş.'nin borçları için davacı ... Bankası lehine ... tarih ... yevmiye no 520.000,00-TL bedelli ipotek tesis edildiği, ancak davacı bankanın ... tarihli talebi doğrultusunda alacağın tahsil edildiği belirtildiğinden ipoteğin ... tarihinde terkin edildiği tespit edilmiştir. Ancak ipotek senedi incelendiğinde ipoteğin davalının kefaletini kapsamadığı yalnız asıl borçlu şirketin borcuna yönelik olduğu görülmekle kefalet sorumluluğuna bir etkisi bulunmamaktadır. Netice itibariyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkşi heyeti raporu hükme esas alınarak davanın kabulü ile toplam 27.600.000,00 TL alacak yönünden davanın kabulüne, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talep etmiştir. İİK 67/1.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Anılan şartlar incelendiğinde takibe konu alacağın likit olduğu ve davalının itirazının haksız olduğu gözetilerek davalı aleyhine itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek...." gerekçesiyle DAVANIN KABULÜ ile, 1-Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında; Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklanan (... tarihli 1.000.000,00 TL + 07.12.2021 tarihli 6.000.000,00 TL + 07.04.2022 tarihli 20.000.000,00 TL) toplam 27.600.000,00 TL müteselsil kefalet limiti gözetilerek davalının itirazının iptali ile takibin aynen devamına, 2-İtirazın iptali ile takibin devamına karar verilen 27.600.000,00 TL alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 uyarınca davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İstinaf dilekçesi ekte sunulan itirazların ve özellikle de adli yardım talebinin değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilin herhangi bir geliri(emekli maaşı, ücret geliri vs.) bulunmadığını, müvekkilin SGK kaydı sayın mahkemenizce sistem üzerinden incelendiğinde keyfiyet görüleceğini, ekte yer alan e-devlet görüntülerinden görüldüğü üzere müvekkilin herhangi bir taşınır/taşınmaz mal varlığı da bulunmadığını, sayın mahkemece müvekkilin mal varlığı yine e devlet üzerinden sorgulandığında herhangi bir malı olmadığı görüleceğini, son durumda da kirada oturan müvekkilin iş bu davanın istinaf harçlarını ve masraflarını karşılama gücü olmadığını, ayrıca yaşı itibariyle de çalışabilecek durumda olmayan müvekkilin adalete erişim ve adil yargılanma hakkı gereği adli yardım talebinin kabulü gerektiğini, aksi halde müvekkilin adil yargılanma hakkı elinden alınacak olup bunun kabul edilmesi mümkün olmadığını, her vatandaş yargıya erişme ve hakkını arama özgürlüğüne sahip olduğunu, maddi durumu yeterli seviyede olmayan kişilerin de yargı karşısında eşit işlem görmesi gerekmekte olup bu sebeple herhangi bir aktif/pasif geliri olmayan müvekkilin adli yardım talebinin kabul edilmesi gerektiğini, açıklanan ve re’sen gözetilecek sebeplerle, yerel mahkemenin 2025/293E. Sayılı kararının kaldırılmasını, 2024/18977 - Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi dosyasının celbi(Eski ... ) (HMK. M 220 UYARINCA) ... - Kayseri Gayrimenkul Satış İcra Dairesi dosyasının celbi(Eski ... dan tefrik edildi) (HMK. M 220 UYARINCA)... - Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi dosyasının celbi(HMK. M 220 UYARINCA) ... - Kayseri 12. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava dilekçesinin celbi(HMK. M 220 UYARINCA) ENERGATE şirketinin davacı şirketteki ... arasındaki banka dökümlerinin celbi (inceleme yapıldığında 2023 yılında kredinin , hesapta duran paradan çekilerek kapatıldığı görülecektir) (HMK. M 220 UYARINCA) ENERGATE’nin ... tarihine kadar yaptığı/hesaptan re’sen kesilen kredi ödemelerinin (HMK. M 220 UYARINCA) celbi ile eksiklikler tamamlandıktan sonra davanın reddini yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini, adli yardım talebinin kabulünü talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla müteselsil kefile karşı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi heyet raporu ve bilirkişi ek raporu sonucunda davacı yanın alacak miktarının belirlendiği, bilirkişi hesaplamasının yerinde olduğu, bu rapor sonucuna göre hüküm tesisinin yerinde olduğu görülmekle davalının istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalının yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/293 Esas 2026/394 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Adli yardım talebi kabul edildiğinden peşin olarak alınmadığından ve davalıdan alınması gereken 1.885.356,00 TL istinaf karar harcı ile 2.002,00TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davalıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
Davalı tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına ,
İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 23/09/2026