Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/598 E. 2026/1056 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/598
Karar No
2026/1056
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/598

KARAR NO : 2026/1056

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/02/2025

NUMARASI : 2024/132 Esas, 2025/112 Karar

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

KARAR TARİHİ : 24/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... Genel Müdürlüğünden kendisine ihale edilen Ankara ili ... İlçesi ... ve .... için sözleşme imzalandığını, ihale konusu işte davalının alt yüklenici olarak çalışabilmesi için müvekkili şirket ve davalı arasında 23/05/2013 tarihli sözleşe imzalandığını, davalının sözleşme kapsamında doğmuş 398.879,08 TL cari hesap alacağı ve sözleşmenin 6.8. Maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle doğduğunu iddia ettiği 500.000 TL cezai şart alacağı için İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkilinin borca itiraz ettiğini, itirazdan sonra taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda müvekkili ve davalı arasında 06/08/2015 tarihli mutabakat metni imzalandığını, tarafların sözleşme kapsamında doğan karşılıklı alacakları takas ve mahsup edildikten sonra müvekkili şirketin mutabakat metni tarihi itibariyle 400.337,29 TL borcu olduğunu kabul ettiğini, mutabakatın imzalanmasından sonra davalı taarfça İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/836 esas 2020/647 karar sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, mahkeme kararında takibin 398.879,08 TL üzerinden devamına, aslı alacağa mutabakat metni tarihi olan 06/08/2015 tarihinden itibaren yıllık %10,50 oranını geçmemek üzere faiz işletilmesine, davadan sonra yapılan ödemelerin tahsil aşamasında dikkate alınmasına ve hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında hasaplanan 79.775,81 TL icra inkar taziminatı ödenmesine karar verildiğini, karara karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, İstanbul BAM 15. Hukuk dairesinin 2018/591 esas 2020/647 kararı ile, kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kablüyle icra dosyasına vaki itirazın kısmen iptaline ve takibin 398.879,08 TL üzerinden devamına ve davadan sonra yapılan ödemelerin tahsil aşamasında dikkate alınmasına karar verildiğini, tarafların karara karşı yaptıkları temyiz başvurularının reddedildiğini ve BAM kararının kesinleştiğini, davalı tarafın BAM kararını icra dosyasına sunarak sözleşme kapsamında müvekkili şirketin doğmuş alacaklarını dikkate almaksızın yani takas ve mahsup etmeksizin haciz işlemlerine devam edilmesini talep ettiğini, oysa ki davanın açılmasından sonra sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından mal ve hizmet sağlanması suretiyle düzenlenen faturalar sonucu davalının 01/07/2016 tarihi itibariyle sadece 29.414,09 TL alacağının kaldığını, BAM kararı gereği taraflarınca icra dosyasına davanın açıldığı tarihten sonra sözleşme kapsamında mal satışı ve hizmet sağlanması suretiyle yapılan tüm ödemelerin tahsil aşamasında takas ve mahsup edilmesi suretiyle dikkate alınması gerektiği bildirilerek cari hesap dökümlerinin dosyaya sunulduğunu ve bilirkişi incelemesi talep ettiklerini, bilirkişi incelemesinde davacı ve davalının 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin resmi defterlerin incelenmesini ve bu incelemenin sonrasında davadan sonra yapılan ödemelerin hesaplanabileceğini, bu hesaplama sonrasında nihai rakamın net olarak ortaya çıkabileceğini bildirdiğini, davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz ettiğini, bunun üzerine dosyanın yeni bir bilirkişiye verilerek davadan sonra yapılan ödemelerin tahsil aşamasında dikkate alınmasına hükmüne aykırı olarak davadan sonra müvekkili şirketçe mal satışı ve hizmet sağlanması suretiyle yapılan ödemelerin mahsup edilmeden 398.879,08 TL asıl alacak ve 22/07/2022 tarihi itibariyle 306.266,18 TL işlemiş reeskont avans faizi üzerinden işlem gerçekleştirildiğini ve taraflarınca dosyaya talep sunularak bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, icra müdürlüğü tarafından taleplerinin red edildiğini, icra müdürlüğünü icra hukuk mahkemesine şirkayet ettiklerini ancak davanın red edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme devam etmiş ve sözleşme kapsamında müvekkili şirketin alacağının doğduğunu, davalı tarafların daha önce mutabakat mektubu metni imzalaması aşamasında yaptığı gibi müvekkili şirket alacağını kendi alacağından mahsup ve takas etmek suretiyle kalan bakiye üzerinden haciz talebinde bulunması gerekirken kötüniyetli olarak müvekkili şirket alacağı hiç yokmuş gibi haciz talep ettiklerini, icra dosyasına yapmış oldukları takas ve mahsup talebine itiraz ettiklerini, davalının müvekkili şirketin menfi tespit davası açmaya zorladığını beyanla, takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan icra iflas kanunun 72. Maddesi gereği haksız olarak talep edilen 653.146,58 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine ve bunun %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ... Başkanlığı ile davalı arasında akdedilen Ankara İli ... İlçesi ... ... kapsamındaki işlerin yapımı hususunda müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 23/05/2013 tarihinde alt yüklenicilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin proje kapsamında işçi gücünden yararlanmak amacı ile taşeron olarak ... ticaret ile 08/11/2013 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca birlikte çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin dava konu işin yapımı esnasında taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm görev ve sorumlulukları tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkili şirketin her türlü sorumluluğu yerine getirdiğini ve sözleşmeye konu işi eksiksiz olarak tamamladığını, ... tarafından işin kesin kabulüne dair tanzim edilen Yapım İşleri Kesin Kabul tutanağı onaylı belgeleri ve kesin kabul tutanakları ile sabit olduğunu, davacı yanın bu iş karşılığı müvekkiline ödemesi gerekli olan 10. Hakedişin tamamı olan 952.175,89 TL yi 19/12/2014 tarihinde ...'den aldığını ancak müvekkili şirkete sadece 580.000,00 TL ödeyerek sözleşmenin 8. Maddesini ihlal ettiğini, kötüniyetli ve haksız muameleye karşılık müvekkilinin doğabilecek her türlü zararların önlemesi için davalı şirkete Ankara 38. Noterliğinin 03/07/2014 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini davacı şirket ihtarnameye cevap vermediğini, daha sonra herhangi bir ödeme yapılmadığı için Ankara 22. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, akabinde yetkisizlik kararı ile istanbul 5. İcra Müdürlüğüne tevzi edildiğini, söz konusu ödemeleri ve bu ödemelerin aksatılması sebebi ile taraflar arasındaki sözleşme uyarınca doğan cezai şartın ödenmesi talebiyle icra takibi başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini ve itirazın iptali davası açtıklarını, itirazın iptali davası görülüp karara bağlandığını ve kararın kesinleştiğini, aynı alacak nedeni ile açılan bu davada kesin hüküm engeli olduğunu, kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiğini, ancak kabul anlamına gelmemekle birlikte asıl alacağa ilişkin kısmının eser sözleşmesi niteliği taşıdığını ve 6098 sayılı TBK nın 147/6 hükmü uyarınca zama aşımı süresinin 5 yıl olduğunu, zaman aşımı süresinin dolduğunu, davacı şirketin cari hesaptan kaynaklandığını iddia ettiği takas mahsup talebinin açıkça hukuka aykırı olup bu talebe taraflarının muvafakat etmediklerini beyanla, açılan iş bu davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle usulden reddine ve aksi kanaatte zaman aşımı ve diğer esasa ilişkin hususlar nedeniyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI

Mahkemece, taraflar arasındaki İstanbul 5. İcra müdürlüğünün ... E. (eski ... E.) dosyasına konu alacak yönünden yargılama yapılıp bitirildiği, yapılan ödemelerin mahsubu ve bunun yerine getirilmesine ilişkin uyuşmazlık yeni bir davanın konusu olamayacağı, ancak icra müdürlüğü ve icra mahkemesine talep ve şikayete konu edilebileceği, kesin hüküm olmaması dava şartı sağlanmadığından ve alacağın miktarı ve mahsubu konusunda karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI

Aynı davanın daha önce kesin hükme bağlandığının kabulü için, davanın tarafları, konusu ve talebin aynı olması gerektiği, eldeki dava ile İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/836-2020/647 E-K sayılı dosyasındaki davanın tarafları aynı ise de, konusu ve talep sonucu bir ve aynı olmadığından kesin hükümden bahsedilemeyeceği, bu nedenle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine ilişkin kararın hatalı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI

Mahkemece, son bilirkişi kök ve ek raporu itibariyle davacının İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilgili İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2015/836 esas sayılı dosyasıyla tespit edilen alacaktan sonra ödemeler yaptığı ancak davalının bunu mahsup etmediği, 697.596,80 TL nin fazladan 17/07/2024 tarihinde davalı tarafça tahsil edilmiş olduğu, bunun istirdadı gerektiği gerekçesiyle davanın bu miktar üzerinden kabulüne, geri kalan kısım yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

A)Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen miktar yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

B)Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 14. ATM'de görülüp kesinleşen 2015/836 Esas sayılı itirazın iptali davasının işbu dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu, davacı tarafından o davada ileri sürülen taleplerin reddedildiği, bu sebeple davanın kesin hüküm ve hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddi gerektiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yapılan ödemeler sebebiyle cari hesap alacağının güncellenmesi hususunun tahsil aşamasında dikkate alınması gerektiği, icra takibine davacı tarafça ödeme yapılmadığı, bu sebeple mahkemenin gerekçesinde yapılan fazla ödemelerin mahsup edilmediği belirtilerek fazladan yapılan ödeme yönünden kabul kararının hatalı olduğu gerekçeleriyle, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.

Davacı iş sahibi kendisinin davalı, yüklenicinin ise davacı olduğu Yargıtay temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen İstanbul 14. ATM'nin 2015/836-2017/839 E-K sayılı itirazın iptali istemli davanın dayanağı olan İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas (Yeni ... Esas) sayılı takip dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmış, davalı yüklenici davanın kesin hüküm nedeniyle ve esastan reddini savunmuş, kaldırma kararı sonrasında ödeme nedeniyle istirdada dönüşen davada mahkeme 697.596,80 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermiş olup, verilen karar taraflarca istinaf edilmiştir.

Taraf iddia ve savunmaları, kesinleşen itirazın iptali davasında hükmedilen miktar, davaya konu icra dosyasının kaldırma kararı sonrasında yargılama aşamasında ödeme sebebiyle kapatılması, kesinleşen karar içeriği ile icra dosyasına yapılan ödeme itibariyle işbu davaya konu iddia ve savunmanın kesinleşen dosyada dikkate alınıp tartışılan hususlardan olmaması, davalı yüklenicinin takibinde kötüniyetli olduğunun sabit olmaması, bilirkişi raporu, istinafa gelenin sıfatı ve istinaf sebepleri ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, mahkemece verilen karar doğru olduğundan, taraf istinaflarının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 26/02/2025 tarih ve 2024/132 Esas, 2025/112 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Alınması gereken 47.652,83 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 11.913,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.739,62 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

4-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/598, K. 2026/1056, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-598-e-2026-1056-k-78ab85099dc6