Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/652 E. 2026/1058 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/652
- Karar No
- 2026/1058
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/652
KARAR NO : 2026/1058
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/03/2025
NUMARASI : 2024/37 Esas, 2025/263 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkili şirketin hastane inşaatı ince işçiliği hususunda anlaşıldığını ve davalı şirket ile belirlenen standartlar çerçevesinde çalışmalarını yaptığını, müvekkili şirkete inşaat nedeniyle bir takım ödemeler yaptığını ancak 174.000,00 TL kalan bakiyenin davalı tarafça ödenmediğini, iş bu endenle alacağın tahsili amacıyla Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin haksız ve dayanaksız olarak itiraz ederek icra takibini durduğunu ve tüm bu nedenlerle davalı şirket tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında müvekkiline ait özel hastanede duvar örüm işleri, çatı yapım işi, izolasyon yapım işleri ve iç yapım işleri için sözleşmeler akdedildiğini, sözleşme uyarınca davacı tarafından yapılan işlerin karşılığında hesaplanan hak ediş bedellerinin 21/02/2017 tarihinde davacının hesabına yapıldığını, davacının sözleşmeler kapsamında tamamlaması gereken işleri yarım ve eksik bıraktığından müvekkil tarafından başka firmalara yaptırıldığını, müvekkil şirket tarafından davalı tarafa faturaların çok daha üzerinde ödeme yapıldığını ve tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
Mahkemece, taraflar arasında eser sözleşmesi imzalandığı, bu kapsamda davacı tarafça bir kısım işlerin yapıldığı, davalı tarafça da bir kısım ödemelerin yapıldığı, bilirkişi rapor ve ek raporuna göre, davacı tarafın takip alacağının en fazla 42.141,00-TL olabileceğinin tespit edildiği, tespit olunan 42.141,00-TL üzerinden davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, takibin 42.141,00 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, asıl alacak 42.141,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI
"..., Davalı her ne kadar davacı yüklenicinin işi yarım bıraktığını, işin 3. Kişilere tamamlatıldığını savunmuş ise de, dosyada bu hususta yapılan bir tespit ve ihtar bulunmadığından davalı yüklenicinin iş yarım bıraktığını ispatlayamamıştır. Davacı faturaları davalı ticari defterlerinde kayıtlıdır. Davalı bir kısım işleri 3. Kişilere yaptırdıklarını bedellerini 3. Kişilere ödediklerini savunarak bir kısım ödeme makbuzu ve faturalar dosyaya sunmuş ise de bu ödeme makbuzu ve faturaların davaya konu işe ilişkin olduğunu ispatlayamamıştır.
Davalı vekili, sözleşmeler kapsamında yapılan işe ilişkin 21/02/2017 tarihli hak ediş düzenlendiğini, bu hak edişte yapılan iş bedelinin yazılı olduğunu savunmuş olup söz konusu hak ediş olduğu belirtilen belgenin fotokopisi dosyaya sunulmuştur. Bilirkişiler raporlarında söz konusu hak edişte taraf imzalarının bulunmadığı bu nedenle söz konusu belgenin dikkate alınmadığını belirtilmiştir, mahkemece de bunun üzerine söz konusu belge incelenmeden bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermiştir. Ancak davalının sunduğu fotokopi belgede imza bulunmakta olup, her ne kadar belgede tek imza bulunmakta ise de davalı imzanın davacıya ait olduğunu savunduğundan ve belge davalı tarafça sunulduğundan bu fotokopi belgenin davalıdan aslı istenerek, sunulması halinde anılan belgedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda davacı asil isticvap edilerek, davacının imzayı inkar etmesi halinde usulüne uygun imza incelemesi yaptırılarak belgede atılı imzanın davacı eli ürünü olup olmadığının araştırılması, davacı eli ürünü olduğunun tespiti halinde anılan belgede değerlendirilmek suretiyle bilirkişiler aracılığı ile taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında yapılan iş ve ispatlanan davalı ödemeleri değerlendirilerek iş nedeniyle davacı alacağının olup olmadığının tespiti gerekirken, davalı tarafça dosyaya usulüne uygun olarak sunulan ve taraflar arasında yapılan işe ilişkin hak ediş belgesi olduğu ve davacı tarafça imzalandığı belirtilen bu belge ve davalının bu savunması değerlendirilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur." şeklinde gerekçe ile, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI
Mahkemece, istinaf ilamından sonra sunulan hakediş belge aslında yer alan imzanın davacıya ait olduğu, alınan ek raporlarda davalı yanın 21.02.2017 tarihli hak ediş bedelinden daha fazla tutarda ödeme yaptığı, davacı yanın takibe konu bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; imza incelemesine esas bilirkişi raporuna karşı itirazların değerlendirilmeden karar verildiği, hükme esas alınan raporlar arasında çelişki olduğu gerekçeleriyle, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
VII. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı yüklenici davalı iş sahibine ait hastanenin ince işlerinin yapılması konusunda yapılan anlaşma kapsamında tamamlanan iş karşılığı bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptalini talep etmiş, davalı iş saihibi ise davacının işi yarım bıraktığını, kalan işleri 3.kişilere tamamlattırdıklarını, davacının yaptığı iş bedelinden fazla ödemeleri bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davanın 42.141 TL asıl alacak yönünden kısmen kabulüne dair kararın istinaf incelemesi neticesinde yukarıda içeriği açıklandığı şekilde kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, kaldırma kararında belirtilen 21/02/2017 tarihli hak edişteki imzanın davacıya ait olduğunun tespiti ile, hak edişte belirtilen toplam 317.973 TL bedele karşılık davalının davacıya toplam 376.700 TL ödeme yaptığı ve sonuç olarak davacının bakiye alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yargılamada taraflarca sunulan belgedeki yazı veya imzanın inkarı halinde sıralı şekilde izlenmesi ve yapılması gereken işlemler ile prosedürün nelerden ibaret olduğu HMK'nın 208-209-211.maddelerinde gösterilmiştir.
Ayrıca Y. HGK'nın 2025/11-344 Esas ve 2026/118 Karar sayılı ilamında ise, imza ve yazı incelemelerinin bu konuda gerekli bilgi, tecrübe ve donanıma sahip uzmanlar olan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi, Kriminal Polis Laboratuarları, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı, bu konuda ihtisaslaşmış üniversiteler yahut bilirkişilik sisteminde yer alan grafoloji uzmanları gibi kişi ve kuruluşlar tarafından yapılması gerektiği, incelemenin yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi gerektiği içtihat edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; kaldırma kararı sonrasında dosyaya sunulan ihtilaf konusu hak edişte yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığına ilişkin grafolog bilirkişisince rapor tanzim edilmiş, rapora karşı davacı vekilince ileri sürülen itiraz teknik olarak karşılanmaksızın işbu rapor hükme esas alınmış ise de, davacı vekilinin rapora yönelik itirazının yeni veya ek rapor alınmak suretiyle karşılanmadığı gibi, hükme esas alınan rapor içeriğinin az yukarıda içeriği açıklanan içtihat gereklerini de karşılamadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece yapılacak iş; davacı asilden incelemeye esas olacak şekilde, yazı ve/veya imza örnekleri de alınarak, taraf itirazlarını karşılar mahiyette ve istinaf denetimine elverişli yeni veya ek rapor almak olmalıdır. Davalı vekilinin bu kapsamdaki istinaf talebinin kabulü ile, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.
Ayrıca, İstanbul 18. SHM'nin 2019/1313-2020/104 E-K sayılı ilamı ile davacının hükümlülük sebebiyle yargılama aşamasında kısıtlandığı, vasi tarafından verilen vekaletnameye istinaden davanın sürdürüldüğü ancak, TMK'nın 462/1-8 madde bendi uyarınca vasi tarafından alınmış husumete izin kararı dosyaya ibraz edilmeksizin karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, davacının kısıtlılık halinin halen devam edip etmediği araştırılarak, devam ettiğinin anlaşılması halinde vesayet makamından husumete izin kararı almak için vasiye imkan tanınması, alınacak kararın dosyaya kazandırılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair istinafları incelenmeksizin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 26/03/2025 tarih, 2024/37 Esas, 2025/263 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.