Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1325 E. 2026/2019 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1325
Karar No
2026/2019
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1325 KARAR NO : 2026/2019

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2023 NUMARASI : 2022/703 Esas - 2023/102 Karar DAVA : Trafik Kazası - Hasar Bedeli - Değer Kaybı - Kazanç Kaybı KARAR TARİHİ : 21/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 21/09/2026

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.05.2022 tarihinde, müvekkili şirkete ait ... plakalı araç ile davalı şirkete ait ve diğer davalının sevk ve idaersindeki ... plakalı araçların çarpışması neticesinde maddi hasarlı, çift taraflı trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu, araçta meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı ve kazanç kaybına ilişkin olarak İzmir 5.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2022/95 D.İş. sayılı dosyası ile tespit yapıldığı, davalıların zmms sigortacısı tarafından kısmi ödeme yapıldığı, davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirterek 100,00 TL hasar bedeli, 10,00 TL değer kaybı, 10,00 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 120,00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazlarının bulunduğu, görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, araçlarının zmms ve imms poliçelerinin bulunduğu, davacının bir zararı var ise zararın bu poliçeler kapsamında tazmin edilmesi gerektiği, .... plakalı aracın dava dışı ... A.Ş 'ye uzun süreli olarak kiralandığı, işleten sıfatının bu şirkete ait olduğu, meydana gelen kaza ve hasardan sorumluluklarının bulunmadığı, ayrıca davacı sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, kendilerinden herhangi bir talepte bulunamayacağı, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Görev ve yetki itirazında bulunduğu, görevli ve yetkili mahkemelerin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, meydana gelen kazada kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Kaza Tespit Tutanağı, Tespit Dosyası, Kiralama Sözleşmesi, Sigorta Tahkim Komisyonu Dosyası, kusur raporu, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Mahkemelerince alınan bilirkişi raporuna göre davacı sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kavşakta geçiş önceliğine uymamak, kavşağa yaklaşırken hızını yavaşlatmamak ve trafik işaret ve levhalarına uymamak kurallarını ihlal ettiği, asli ve tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise kazanın önlenmesinde alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığı ve kusursuz olduğu, davacı tarafından söz konusu rapora itiraz edilmiş ve yeniden kusur incelemesi yapılması talep edilmiş ise de davaya konu kazanın T biçimindeki kontrolsüz kavşakta meydana geldiği, davacı sürücüsünün tali yoldan kavşağa bağlandığı, davalı sürücünün ise anayolda seyir halinde olduğu, davacı sürücüsünün kavşağa bağlandığı sokak başında DUR levhasının bulunduğu, davacı sürücüsünün söz konusu uyarı ve levhayı dikkate almaksızın mevcut hızı ile kavşağa giriş yaptığı, davalı sürücüsüne geçiş önceliği tanımadığı, bilirkişi tarafından yapılan kusur değerlendirilmesinin kaza mahali ve olayın oluşuna uygun olduğu, kaza tespit tutanağında söz konusu DUR levhasının dikkate alınmamış olması nedeniyle kaza tespit tutanağında yapılan kusur değerlendirilmesi ile mahkememizce alınan bilirkişi raporu arasında çelişkiden söz edilemeyeceği, bu nedenle yeniden kusur incelemesi yapılmasının yargılamaya katkı sağlamayacağı, davalı sürücü kusursuz olduğundan sorumluluğunun bulunmadığı, Davalı .... A.Ş yönünden yapılan değerlendirme ise ... plakalı araç her ne kadar adı geçen davalı adına kayıtlı ise de davalının cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu kira sözleşmesine göre söz konusu aracın dava dışı ... A.Ş'ye 19/10/2019 tarihinde 3 yıl süre ile kiralandığı, bu hususun İzmir İl Emniyet Müdürlüğünün 08/02/2023 tarihli cevabı yazısı ile de teyit edildiği, söz konusu araç uzun süre ile dava dışı şirkete kiralandığından davalı şirketin işleten sıfatının bulunmadığı ve sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçeleriyle, Davalı sürücü yönünden davanın esastan reddine, davalı şirket yönünden ise pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurlu hareketlerinin neden olduğunu, İDM'nce alınan 21/01/2023 tarihli rapora itiraz edildiğini, bilirkişinin görevini aşar şekilde yüzdelik dilimi gösterir biçimde değerlendirme yapamayacağını, hakimin yerine geçilerek rapor tanzim edildiğini, çelişkiler nedeniyle ATK'dan rapor alınmasını talep edilmesine rağmen eksik inceleme ile bu talebin reddedilerek karar verildiğini, yine tanık.... 'in dinlenilmediğini, ihbar olunması gereken dava dışı ...AŞ isimli şirkete uzun dönem araç kiralama sözleşmesi ile kiralandığı hususunun arabuluculuk görüşmelerinde gizlendiğini, bu sebeple davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet nedeniyle ret kararı verilmesi ve lehine vekalet ücreti verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Her iki davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. G E R E K Ç E Taraflar arasındaki uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle hasar bedeli, değer kaybı ve kazanç kaybının tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle maddi tazminat isteminin sürücü bakımından esastan , malik davalı şirket bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. (I) Kusur 1-18/05/2022 tarihli kaza tespit tutanağının incelenmesinde; Sürücü ...'in sevk ve idaresindeki .... sayılı aracı ile.... Sokak istikametinden sola .....Sokak istikametine dönüş yapmak istediği esnada sol ön kısımları ile .. Sokakta seyretmekte olan sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sağ ön kısımları ile çarpışması sonucu kazanın meydana geldiği, ... plaka sayılı aracın çarpmasının etkisi ile aracının sol ön kısımları ile yolun sağında park halinde bulunan ... plakalı aracın sol arka yan kısımlarına çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, Kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'in doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kuralını, ... plakalı araç sürücüsü ...'in aracının hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak kuralını ihlal ettiğinden kusurlu oldukları kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 2-İDM'nce 19/01/2023 tarihinde yapılan keşif sonrası düzenlenen 21/01/2023 tarihli trafik bilirkişisi ...'nın raporunda; ... plakalı araç sürücüsü ....'in kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, araçlarının hızlarını yol, hava ve trafik durumuna uygun kullanmama kurallarına aykırı seyretmesi gerekçesiyle %100 ASLİ TAM KUSURLU, buna karşılık ... plakalı araç sürücüsü ...'in kazada ATFI KABİL BİR KUSURUNUN OLMADIĞI, .... plakalı servis aracının park eden sürücünün kazanın oluşumunda KUSURSUZ OLDUĞU mütalaa edilmiştir. Davacı vekili 30/01/2023 tarihli dilekçesi ile, kaza mahallinde keşif yapılarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması, yeniden rapor alınması, kabul edilmediği takdirde dosyanın ATK'na gönderilmesini talep etmiştir. Görüldüğü üzere kaza tespit tutanağı ile İDM'nce keşif yapılarak alınan trafik bilirkişisi raporu arasında çelişki mevcut olup; İDM'nce kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişkiden söz edilemeyeceği ve yeniden kusur incelemesi yapılmasının yargılamaya katkı sağlayamayacağına ilişkin gerekçesi ile karar verilmiştir. Öte yandan, kaza ile ilgili Sigorta Takim Komisyonuna başvurulduğu fakat 2022/263610 başvuru sayılı 21/07/2020 tarili dosyadan henüz bir karar verilmediği bildirilmiştir. Özetle;Öncelikle davacının tanığı ....'in dinlenmesi,Sigorta Tahkim Komisyonun dosyasının getirtilmesi, ondan sonra dosyanın talep doğrultusunda İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kaza tespit tutanağı ile İDM'nce alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi yerine çelişki bulunmadığı gerekçesiyle tek bilirkişi raporu ile yetinilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. (II) İşleten; Bilindiği üzere; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Husumet (sıfat),dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, husumet(sıfat) dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Husumet (sıfat) usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.Husumet (sıfat) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece re’sen dikkate alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.(Yargıtay HGK’nun 2010/4-4 Esas - 4 Karar Sayılı 03/02/2010 Tarihli kararı). Taraf sıfatı (husumet) bir dava şartı değildir. Davalı vekili müvekkilinin araç maliki olduğunu, ancak uzun süreli kiraya verildiğini, işleten sıfatının kiracıya ait olduğunu,.... plakalı aracın kaza tarihinde ...AŞ isimli müşteriye kiraya verildiğini savunarak müvekkili hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini ve davanın kiracı şirkete ihbarını talep etmiştir. Davalının cevap dilekçesinin ekinde sunduğu adi yazılı 19/11/2019 tarihli "Uzun Dönem Taşıt Kiralama ve Hizmet Sözleşmesi"nin incelenmesinde; kiralayanın davalı şirket olduğu ve sözleşmede ... şeklinde anılacağı, kiracının ise .... AŞ olarak gösterildiği, sözleşmenin 9. maddesinde kira bedeli ve ödeme şartları bakımından evrak olarak ekteki belgelere atıf yapıldığı, Ek-1 Sözleşmesinde davacı şirket tarafından kiralama süresi boyunca kiralanan araçla ilgili olarak ZMMS yapmayı taahhüt ettiği saptanmıştır. Ek'te bulunan Ek-2 Belgesinde kiralanan araçlar arasında ... marka, ...model ... adet aracın 36 ay süre ile araç başına 2.100,00 TL aylık kiralama bedeli ile kiralandığı yazılıdır. Ayrıca kiralama sözleşmesinin Ek'inde sunulan ... plakalı araç için teslim etme ve alma formu düzenlendiği, teslim eden olarak sadece "..." teslim alan olarak "...." isminin yazıldığı, tarih olarak 19/12/2019 tarihinin atıldığı anlaşılmaktadır. İDM'nce sorulması üzerine İzmir Valiliği Emniyet Müdürlüğünün 08/02/2023 tarihli cevabı yazısında ... plakalı aracın Kiralık Araç Bildirim Sistemi (KABİS)nde kayıtlı olduğu, kira alış tarihinin 24/12/2019, kiraya geliş tarihinin 14/12/2022 tarihi olarak, kiracının ise .... AŞ olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. İDM'nce sadece KABİS kaydı esas alınarak davalı hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği saptanmıştır. 2918 Sayılı KTK'nın 3.md tanımlanan işleten sıfatı belirlenmesinde şekli ve maddi olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinden malik görünen kişi işletendir. Maddi ölçüte göre trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta önemli olan araç üzerinde fiili hakimiyet araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve katlanma gibi ölçütlerdir. Bu yasal düzenleme karşısında kazaya karışan araçların meydana getirdiği zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de bu araç sahiplerinin herhangi bir sebeple yararlanılmasının başka bir kimseye devredilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti bulunduran ve ondan ekonomik olarak yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması bunun sonucunda araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Özetle; işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Yargıtay kararlarında vurgulandığı gibi davalı ile dava dışı kiracı şirket arasında kiralama sözleşmesinin ıslak imzalı bir örneğinin temin edilmesi, bu sözleşmenin uzun süreli ve üçüncü kişileri bağlayacak biçimde kira sözleşmesi olup olmadığı, araç için düzenlendiği anlaşılan 19/12/2019 tarihli Teslim Etme Ve Alma Formunda teslim eden olarak gösterilen "..." ifadesinde geçen kişinin kim olduğu, davalı şirket adına teslim etmeye yetkisi bulunup bulunmadığı, yine aynı belgede teslim alan olarak gösterilen....'un kiracı şirketin yetkilisi olup olmadığı, kira sözleşmesinde geçen .. .marka ...model .. adet aracın içerisinde ... plakalı aracın bulunup bulunmadığı, 36 aylık kira bedeli olarak gösterilen 2.100,00 TL bedelin kiracı tarafından davalıya ödenip ödenmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde davalı malik ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin yukarıda belirtilen toplanması istenen deliller ile fatura ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı işletenlik sıfatının devam edip etmediği araştırılmadan salt KABİS'e kayıtlı olduğu gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır. Aşağıdaki durumlar arasında; (a-6) bendinde; "mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” sayılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin (kaza tespit tutanağı ile kusur raporu arasındaki çelişki giderilmeden ve işleten sıfatı bakımından gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan) davanın davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu, davalı gerçek kişi yönünden davanın kusuru bulunmadığı gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacı vekilinin davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/703 Esas - 2023/102 Karar sayılı, 15/02/2023 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı vekilinin davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik istinaf başvurusunun bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Davacının peşin yatırdığı 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 492,00 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi uyarınca 21/09/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1325, K. 2026/2019, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1325-e-2026-2019-k-70e73f2e5a2c