Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1328 E. 2026/2029 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1328
Karar No
2026/2029
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1328 KARAR NO : 2026/2029

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2023 NUMARASI : 2022/488 Esas - 2023/69 Karar DAVA : Haksız İcra Takibi/Haciz-Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 21/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 21/09/2026

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkilinin aleyhinde 2.191,19-TL tutarında mal sattığını ve teslim ettiğini, davalı belirtilen miktarın kendisine ödenmediği gerekçesiyle İzmir 13. İcra (doğrusu 21) Müdürlüğü'nün 2020/3567 Esas sayılı takip dosyasıyla müvekkili aleyhinde icra takibi başlattığını, müvekkilinin borca karşı itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu, davalının bunun üzerine İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/563 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali ve takibin devamına ilişkin dava açtığını, borcun muhatabının müvekkili olmadığı nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, asıl borçlunun isim benzeri olan ..... Şti. Olduğunu, İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2021/4118 sayılı dosyası ile ikinci kez takibe geçtiğini ve yine müvekkilini borçlu olarak gösterdiğini, tekrar itiraz ettiklerini ve müvekkilinin dosyada pasif kayda alınmasına karar verildiğini, müvekkilinin ticari onurunun ve ekonomik saygınlığının zedelendiğini, açıkladığı nedenlerle; 75.000,00-TL manevi tazminat dava tarihinden itibaren yasal faiz birlite davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibinin asıl borçlu şirkete ait olan 6300360... vergi numarası ile açıldığını ancak adresin sehven yanlış gösterildiğini, talebin doğru şirket için olduğunu fakat icra memurunun kendi sorumluluğu olan kontrol yükümlülüğünü yerine getirmediğini bu yüzden davacı şirketin adresine hacze gidildiğini, davacının yapılan işlemlerden kaynaklanan ticari kredi puan düşmesi durumu var ise bunun ispat edilmesini, yapılan işlemlerle ilgili bir sorumluluk varsa bu sorumluluğun İcra Müdürlüğü'ne ait olduğunu, icra takibi alacağın 2.100,00-TL olmasına rağmen talep edilen 75.000,00-TL manevi tazminat isteminin yanlış olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Takip dosyaları, hukuk dava dosyası, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Somut olayda davalının, İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3567 Esas sayılı dosyasında başlattığı ilk icra takibi sonrası takibe konu borcun borçlusunun İzmir 3. ATM 2020/563 Esas, 2021/400 Karar sayılı dosyada gerçek borçlunun .... Şti. olduğu, davacının borçlu olmadığı, davacının ve dava dışı gerçek borçlu ile ticari unvanlarının benzer olduğu, bu benzerlik nedeniyle icra takibi yapıldığı, davacı ile davalı arasında ticari ilişki olmadığının kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmasına rağmen, davalının davacı adına aynı faturadan kaynaklanan aynı miktardaki alacak için ikinci kez İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2021/4118 Esas sayılı dosyada takip başlattığı, haciz ihbarnameleri gönderdiği ve fiili haciz uyguladığı, davalının bu eylemlerinin haksız olduğu, ayrıca tacir olan davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 10.000.00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek hesap (yasal) faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 10.000,00 TL manevi tazminatın yetersiz kaldığını, İDM kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın dava dilekçesindeki talepler doğrultusunda tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kararının kaldırılarak davanın öncelikle usulden, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Taraflar karşılıklı olarak diğer tarafın istinafına cevap vermemişlerdir. G E R E K Ç E Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız icra takipleri ve haksız haciz nedeniyle manevi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. (I) İstinaftan Feragat; Davalı vekili Av .... tarafından UYAP üzerinden gönderdiği 10/05/2023 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusundan feragat ettiğini bildirmiştir. Davalı vekilinin Bornova Noterliğinin 20/01/2020 tarih ve 2036 Yevmiye sayılı vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 6100 Sayılı HMK 349/1. fıkra gereğince; taraflar, ilamın kendilerine tebliğinden önce, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat edemez. 2. fıkraya göre; başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur. Tüm dosya içeriğine göre; henüz dosya Dairemizce istinaf incelenmesi tamamlanmadan davalı vekilinin vekaletname yetkisine binaen istinaftan feragat etmesi nedeniyle, davalı vekilinin istinaf inceleme isteğinin 6100 Sayılı HMK'nun 349/2. maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. (II) Davacı Vekilinin İstinafı; 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Takibin ve Haczin Haksızlığı; Haksız icra takibi ve haciz nedeniyle manevi tazminat talep edilebilmesi için davalı tarafın davacı aleyhine başlattığı icra takibinde ve yaptığı hacizlerin kötüniyetli ve/veya kusurunun varlığının davacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Manevi tazminat istemi yönünden; haksız icra takibi ve haciz alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olduğundan, manevi tazminat yönünden 6098 Sayılı TBK 58, (49 madde) maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması da gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/11350 E 2018/7319K). Haksız hacizde kötü niyet olgusunu belirlerken yalnızca takip talebi anındaki iradeyi değerlendirmekle yetinmeyip, süreç içerisindeki genel tutum ve davranışa bakarak, alacaklının haksız yere haciz uygulayıp uygulamadığını tespit etmek gerekmektedir. Somut olayda; İlk takibe karşı açılan itirazın iptali davasının redle sonuçlanarak kesinleştiği tarihte , üstü kapalı olarak sonradan feragat edilen ikinci takibin mükerrer olarak yapıldığı ve hacizlerin konulmasının gerçek boçluya ödeme emrinin gönderilmesini talep edildiği anda icra takibini ve hacizlerin haksız olduğu ve davalının kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Manevi Tazminat Tutarı; 6098 Sayılı TBK'nun 58. maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı,takip tutarı,ilk takibe karşı yapılan itirazın iptali isteminin reddedilmesi, unvan benzerliği, ikinci takibin tarafı olmadığı gerekçesiyle pasif kayda alınması, ödeme emrinin iptal ettirilmesi, üstü kapalı davacı hakkındaki takipten feragat edilmesi sonucunun doğuracak şekilde gerçek borçlu hakkında ödeme emri gönderilmesinin talep edilmesi, gerçek borçlu yerine yine davacının adresinde haciz uygulanmasına rağmen menkullerin davacıya yediemin olarak bırakılması, davacının şikayet veya istihkak davası açma yoluna gittiğini iddia etmemiş olması,ikinci takipte 3. Kişi konumda olan davacı şirkete haciz ihbarnamesi gönderilmemesi yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın somut olaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin manevi tazminat tutarına yönelen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Hüküm fıkrasında dava tarihinden itibaren işleyecek "hesap" faizi ile birlikte ibaresinde geçen "hesap" kelimesinin "yasal" olarak karar yerinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olduğu anlaşıldığından sadece yapılan yanlışa işaret etmekle yetinilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; 1-Davalı vekilin istinaf başvurusu bakımından; Dairemizce istinaf incelenmesi tamamlanmadan davalı vekilinin vekaletname yetkisine binaen istinaftan feragat etmesi nedeniyle, davalı vekilinin istinaf inceleme isteğinin 6100 Sayılı HMK'nun 349/2. maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine; 2-Davacı vekilin istinaf başvurusu bakımından; İDM'nce taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf inceleme isteğinin 6100 Sayılı HMK'nun 349/2. maddesi uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Davacı tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 732,00 TL'den mahsubuyla, bakiye 552,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 21/09/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1328, K. 2026/2029, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1328-e-2026-2029-k-e6c3a3139e8b