Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1429 E. 2026/2001 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1429
Karar No
2026/2001
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1429 KARAR NO : 2026/2001

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/11/2022 NUMARASI : 2018/1074 2022/950 DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 21/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 21/09/2026

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü TARAFLARIN İDDİA, SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 27.07.2018 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki, .. adına kayıtlı ... plakalı aracın neden olduğu trafik kazasında yaya haldeki ...’ın ağır şekilde yaralandığını ve 30.07.2018 tarihinde vefat ettiğini, olayın meydana gelmesinde davalı sürücünün tamamen kusurlu olduğunu, SGK emeklisi olan ....’ın kaza tarihinde 1.713,43 TL emekli maaşı aldığını ve gerek eşi ....’ın gerekse davacı oğlu ...’ın onun ölümü ile desteğinden yoksun kaldıklarını zira ....’ın devamlı bir işi olmadığını, eşinden boşandığını ve çocuklarının velayetinin eski eşine verildiğini, çocuklarına ödemesi gereken nafakayı ölen annesinin emekli maaşı ile karşıladığını, bu nedenle müvekkillerinin en az 127.000 TL gelir kaybı olduğunu, açıkladığı nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte şimdilik 140.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, müvekkilleri için ayrı ayrı 12.500,00'er olmak üzere toplam 25.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte yalnızca davalılar .... ve ....nden müşterek ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davacıların iddialarını kanıtlamaları gerektiğini, zorunlu arabuluculuk görüşmeleri için başvuruda bulunulmayıp müvekkili ile iletişime geçilmeden dava açıldığını, talep edilen tazminatların fahiş olduğunu, sorumluluklarının araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limiti ile sınırlı bulunduğunu, açıkladığı nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve 1/5 oranında hükmedilecek olan vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle ; kazanın ve araç sürücüsünün.....A.Ş.nin sorumluluğunda olduğunu, kazanın meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığını, ayrıca davacılardan ...ın 40 yaşında olduğunu ve annesinin desteğinden çıkmış bulunduğunu, kendisinin 76 yaşındaki annesine destek olması gerektiğini talep edilen tazminatların fahiş olduğunu, açıkladığı nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle ; kazada kusurunun olmadığını, davacının taleplerinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, DYK koşullarının oluşmadığını, açıkladığı nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sonucu verilen kararda özetle; davalı sürücünün kazada tam kusurlu olduğunun kabul edildiğini , davacıların maddi tazminat davalarının dava dışı sulh olunması nedeniyle esas hakkından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini , davacıların desteğinin ölümü ile sonuçlanan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında davalı sürücünün kusur oranı, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacıların desteğini ölümünedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak, davacıların, davalı sürücü ve araç maliki hakkındaki manevi tazminat talebinin kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği gerekçesi ile 12.500,00-TL' er manevi tazminatın kaza tarihi 27.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ....ve ....'ndan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. DELİLLER : İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2019/39 esas sayılı dosyası , Kaza tespit tutanağı , bilirkişi raporları , tüm dosya kapsamı. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı.... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkili idarenin hiçbir. kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını , davalı sürücünün işvereninin.... A,Ş olduğunu , davalı sürücü de dahil olmak üzere işçi temini yapılan şirketlerin işçilerine gerekli eğitimlerin verildiği ve iş güvenliğine ilişkin tüm önlemlerin alındığının bilindiği , hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğundan bahisle kararın manevi tazminat yönünden kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E: Uyuşmazlık, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle; maddi tazminat yönünden karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ....vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bilindiği üzere; sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49. Maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı ve sorumluluk sigortacısına karşı dava açabilir. İşleten ve sürücü zarar görenlere karşı müteselsilen sorumludur. Aynı Kanunun, 56 ıncı maddesi uyarınca bedensel zarar gören ve yakınları kendisine uygun bir paranın manevi tazminat olarak ödenmesini isteyebilir. 2918 Sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişinin "araç sahibi" ve araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişinin "işleten" olduğu düzenlenmiş ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğinun ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğunun ispat edilmesi halinde ise; bu kimsenin işleten sayılacağı belirtilmiştir. Araç sahibinin işleten olması, “aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde eylemli olarak egemenliği kullandığı” karinesine dayanır. Bu nedenle, tersi kanıtlanmadıkça araç maliki işletendir. Araç sahibinin işleten olduğunun, eylemli olguya dayanmasına göre, tersinin her türlü kanıt ile ispat edilebilmesi mümkündür. Asıl olan işletenin sorumluluğudur. Kamusal kayıtlara göre araç maliki olan, aracı mülkiyeti koruma (muhafaza) kaydıyla sattığını ya da kiraya ya da ariyet ya da rehin olarak verdiğini ya da araç üzerinde ekonomik çıkarın ve eylemli egemenliğin bir sözleşmeyle veya haksız eylemle varsayımsal işletene geçtiğini ileri sürerek işleten olmadığını kanıtlayabilir. 2918 Sayılı Kanun'un 85. maddesinde, işletenin sorumluluğu düzenlenmiş olup, araç işletenin sorumlu tutulabilmesi için, araç işletme faaliyeti ile zarar arasında uygun illiyet (nedensellik) bağının bulunması gerekir. 2918 sayılı Kanun açısından uygun illiyet bağı, motorlu araç işletme faaliyetinin bir zarara sebep olmasıdır. Zararın motorlu aracın işletilmesi nedeniyle meydana geldiği kabul edilebiliyorsa, başka bir ifade ile araç işletilmeseydi zarar meydana gelmezdi denilebiliyorsa, bu durumda uygun illiyet bağının varlığı kabul edilir. Meydana gelen zarar ile motorlu araç işletme faaliyeti arasında ilgi bulunmasına rağmen, işletme faaliyeti zararın sebebini oluşturmuyorsa diğer bir deyişle işletme faaliyeti o zararın doğumu için yetersiz kalıyorsa bu durumda uygun illiyet bağı bulunmadığı için işleten sorumlu tutulamayacaktır. Kural olarak, 6098 Sayılı TBK'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır. (Yargıtay HGK'nun 17/09/2008 tarih, 2008/4/564 Esas, 2008/536 Karar). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından HAGB kararı kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimi bakımından bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Somut olayda, 27.07.2018 günü saat 15.30 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki .. plaka sayılı kamyoneti ile.. sokakta yolun kapalı olması nedeniyle geri manevra yaptığı esnada kamyonetinin arka kısımları ile; .. sokaktan karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya .. .'a çarpması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir. İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2019/39 E. 2020/407 K. 23.09.2020 tarihli kararından .. ..' ın da vefat ettiği kaza nedeniyle ... aleyhine Taksirle ölüme neden olma suçundan açışan kamu davasında mahkumiyet kararı verildiği, kararın 02.10.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu hali ile sabit olan maddi olguya göre , davalı sürücü ....'in gündüz vakti meksun mahal içi yolda geri manevra ile seyrederken geldiği olay mahallinde sevk ve idaresindeki otomobil ile geri manevra yaptığı esnada yola gereken dikkatini vermesi, manevra alanını yeterince kontrol altında bulundurması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek aksine hareketle manevraları düzenleyen genel şartlara uymadan dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde geri manevrada bulunduğu esnada dahil olduğu olayda %100(yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu, yaya ...'ın bulunduğu yerden karşıdan karşıya geçmek istemekle taşıt yoluna girdiği esnada solundan trafiğe kapalı yoldan geri manevra yaparak gelen sürücü sevk ve idaresindeki kamyonetin kendisine çarpması neticesinde dahil olduğu olayda kural ihlali görülmediğinden kusursuz olduğu kabulü ile karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalı tarafça , ... ile dava dışı .... A.Ş.'nin yapmış olduğu “Personel Temini Hizmet Alımı” işinin ihale sözleşmesine göre dava dışı yüklenici şirket işçisi olduğundan sorumluluklarının bulunmadığı savunulmuş ise de ;..... plakalı aracın işleteninin ...olduğu , adam çalıştıran sıfatına bakılmaksızın işleten sıfatı ile sorumluluğunun bulunduğu sabit olmakla bu yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 56 maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Ölenin yaşı, davacılara yakınlığı, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davalı sürücünün asli ve tam kusurlu bulunması, davacılar yakınının kusurunun olmaması , TBK ' nun 51. Ve 52. Maddesi gereği tazminattan indirim yapılmasını gerektirir durum bulunmaması ,ceza mahkemesinin kararı, yukarıda açıklanan ilkeler, davalıların eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde; İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı fazla olmayıp , hakkaniyete uygun olmakla istinaf edenin sıfatına göre manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalı .... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı .... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 427,00 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 1.707,75‬ TL'den mahsubuyla, bakiye 1280,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacıların gider avansından yapılan 126,00 TL istinaf masrafının davalı ....' ndan alınarak davacıya verilmesine 4-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 21/09/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1429, K. 2026/2001, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1429-e-2026-2001-k-127a030fd194