Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/3433 E. 2026/2773 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/3433
Karar No
2026/2773
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

36. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/3433

KARAR NO: 2026/2773

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/07/2024

NUMARASI: 2024/46 E. - 2024/617 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 15.09.2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın, alacaklarının tahsili için davalı .... A.Ş aleyhine; 12.04.2016 tarih ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyalarından icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin her iki dosya da davalıya 14.04.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafından her iki icra takibine de 18.04.2016 tarihinde itiraz edildiğini, ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali için ... 1. Sulh Hukuk Mah.’nin 2016/1182 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını yargılama neticesinde verilen kararın, İstanbul BAM 36.HD. 09.12.2022 T. 2020/2012 E. 2022/2681 K. Sayılı kararı ile kaldırılarak ... İcra Müd. ... Esas Sayılı icra dosyasının 110.192,30 TL+KDV'si üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına karar verildiğini, davalı tarafından 07.02.2023 tarihinde ... Esas icra dosyasına 345.000 TL ödediğini, 3.039,50 TL fazla ödemenin icra müdürlüğü tarafından borçlu vekiline reddedilerek dosyada 341.960,50 TL tahsilat yapıldığını, tahsilatın 130.025,91 TL'si ana para (110, 192,30 TL. Anapara + %18 KDV), 128.578,69 TL.'si 12.04.2016 - 07.02.2023 t. arasında anaparaya işlemiş avans faizi olduğunu, geç ödenen bu bedellerin işlemiş avans faizi müvekkilinin gerçek zararını karşılayamadığını, davalının, müvekkilinin temerrüt faizi ile karşılanamayan, 12.04.2016 - 07.02.2023 tarihleri arası gerçekleşen aşkın zararını da TBK 122. Maddesi gereği gidermekle yükümlü olduğunu, ... Esas (Eski Esas ... E.) dosyasına yapılan itirazın iptali için ise ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1181 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, yargılama neticesinde verilen kararın, İstanbul BAM 36.HD. 05.12.2022 T. 2020/2063 E. 2022/2616 K. Sayılı kararı ile kaldırılarak ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasının 27.291,42 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına karar verildiğini, davalı tarafından 11.01.2023 tarihinde ... E. (Eski esas ... E.) icra dosyasına 70.382,39 TL ödediğini, tahsilatın; 27.291,42 TL'si ana para, 26.770,63 TL.'si 12.04.2016 - 11.01.2023 t. arasında anaparaya işlemiş avans faiz olduğu, geç ödenen bu bedellerin işlemiş avans faizi müvekkilinin gerçek zararını karşılayamadığını, davalı müvekkilinin temerrüt faizi ile karşılanamayan, 12.04.2016 - 07.02.2023 tarihleri arası gerçekleşen aşkın zararını da TBK 122. maddesi gereği gidermekle yükümlü olduğunu, davalının borçlu ve temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu, istinaf incelemesinden sonra kesinleşen mahkeme kararları ile sabit olduğunu, bu sebeple davalının sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile, ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası alacağı nedeniyle, takip tarihi 12.04.2016 ile ödeme tarihi 07.02.2023 arasında müvekkilin, temerrüd faizi ile karşılanamayan, şimdilik 25.000TL. munzam zarar tazminatının arabuluculuk başvuru tarihi olan 10.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile ... İcra Müdürlüğü ... Esas (Eski Esas ... E.) dosyası alacağı nedeniyle, takip tarihi olan 12.04.2016 ile ödeme tarihi olan 11.01.2023 arasında müvekkilinin, temerrüd faizi ile karşılanamayan, şimdilik 5.000 TL. munzam zarar tazminatının arabuluculuk başvuru tarihi olan 10.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın, basit yargılama usulüne tabi huzurdaki dava kapsamında iddialarını ve taleplerini somutlaştırmaya dönük hiçbir bilgi ve belge sunamadığı gibi Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119/1-e kapsamında taleplerini herhangi bir somut vakıaya dahi dayandıramadığını, bu nedenle davacı tarafın dava dilekçesinin usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süreler bakımından da resen inceleme talep edildiğini, davacının munzam zarar taleplerini ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası ile ... Esas (Eski Esas ... E.) dosyası alacağına dayandırmakta ise de, söz konusu talepler müvekkili şirket tarafından kiralanan iş makinelerinin hor kullanıldığı iddiasına dayanmakta olup zararın tespitinin yargılamayı gerektirdiğini, bu kapsamda, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1181 Esas sayılı dosyası ile 2016/1182 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan itirazın iptali talepli davalarla yargılamalar yapıldığını, her iki dosyada da davaların kısmen kabulüne karar verilmiş olup alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiğini, bu kapsamda, kısmen devamına karar verilen takip üzerine müvekkil tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına 07.02.2023 tarihinde 341.960,50-TL ve ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına 11.01.2023 tarihinde 70.382,39-TL ödeme yapıldığını, müvekkil tarafından likit bir alacağın ödenmesinde temerrüte düşülmüş olmadığı gibi, davacının alacağına geç kavuşmasında müvekkilin herhangi bir kusuru da bulunmadığının, bu halde, munzam zarar talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça her ne kadar gerçek zararının temerrüt faizi ile karşılanmadığı iddia edilmekte ise de ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1182 Esas 2020/63 K. sayılı kararının taraflarca istinaf edilmesinin akabinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin kısmen kabul yönündeki 2020/2012 E. 2022/2681 K. sayılı kararı temyiz edilmediğini, gerçek zararının temerrüt faizi ile karşılanamadığını iddia eden davacının söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmasının bekleneceğini, davayı ve talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının faiz ve faiz başlangıç tarihine ilişkin talepleri hukuka aykırı olduğunun, açıklanan sebeplerle; müvekkilinin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; davanın öncellikle usulden reddine, davanın esastan reddine, davanın her halükarda tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin, alacaklının bu parayı nasıl kullanacağını somut delille ispatlaması gerektiğine dair "soyut ispat" görüşünün, AYM’nin mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında kurulması gereken "adil denge" prensibi ile çelişmekte olduğunu, dengeyi davacı aleyhine bozduğunu, mahkemenin "katı ispat" yaklaşımının, AYM’nin güncel ve bağlayıcı tespitiyle doğrudan çelişmekte olduğunu; mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini, zamanında ödenmeyen bir para alacağının, ödeme anına kadar geçen sürede ciddi ölçüde değer kaybetmesinin, alacaklıya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini, bu durumun ise mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında kurulması gereken adil dengeyi alacaklı aleyhine bozduğunu, davacının 2016 yılından 2023 yılına kadar geçen 7 yıllık süreçte tahsil edemediği alacağının, yasal faizle telafi edilemeyecek derecede eridiğini, yerleşik ve hakkaniyetli içtihatlar uyarınca, munzam zararın hesaplanmasında; USD, Euro, Altın, TÜFE ve Mevduat Faiz oranlarının ortalamasından oluşan bir "sepet hesabı" yapılması gerektiğini, alacağın temerrüt tarihindeki değeri ile ödeme tarihindeki satın alma gücü arasındaki farkın, bu objektif verilerle teknik bilirkişi incelemesi yoluyla belirlenmesi gerektiğini, mahkemenin hiçbir teknik inceleme yaptırmaksızın, sadece genel ekonomik verilere dayanıldığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen yüksek enflasyon oranları nedeniyle alacaklıların zararının temerrüt faiziyle karşılanmasının mümkün olmadığının aşikar olduğunu, gecikme nedeniyle faizle karşılanmayan zararın varlığı kabul edilerek, zararın davalılar tarafından karşılanması gerekirken davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Dava; kira alacağının geç ödenmesinden kaynaklı munzam zarara ilişkin alacak talebine ilişkindir.

Taraflar arasında 25.08.2014 tarihli iş makinesi kira sözleşmesinin akdedildiği bu kira sözleşmesinden kaynaklı alacak için yapılan icra takiplerine yönelik itirazlar nedeniyle alacağın geç ödenmesinden kaynaklı ekonomik değerlerde meydana gelen enflasyon olguları nedeniyle alacaklının zararının temerrüt faiziyle karşılanabilmesinin mümkün olmadığından munzam zararın oluştuğu, bunun ödenmesi gerektiği iddiası ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre; kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda "Sulh Hukuk Mahkemesi" görevlidir.

Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.

Somut olayda; taraflar arasında temel uyuşmazlık iş makinesi kira ilişkisinden kaynaklanmakta olup, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca, dava değerine bakılmaksızın davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne aittir. Bu nedenle Ticaret Mahkemesince Sulh Hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esas hakkında karar verilmesi hatalı olduğundan kararın görev yönünden kaldırılması gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun görev nedeniyle KABULÜNE,

2-İlk derece mahkemesinin kararının HMK’nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dairemiz kararı doğrultusunda davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

4-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı yargılama giderlerinin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/3433, K. 2026/2773, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-3433-e-2026-2773-k-21e082749b1f