Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1452 E. 2026/1909 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1452
- Karar No
- 2026/1909
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1452 KARAR NO : 2026/1909
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2026 NUMARASI : 2026/194 D.İş Esas - 2026/193 D.İş Karar TALEP : İhtiyati Tedbir BAM KARAR TARİHİ : 16/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026
Talep eden vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından;....Bankası A.Ş. nezdindeki hesaba ait 21680 Çek Numaralı, 30/06/2026 keşide tarihli 3.000.000 TL bedelli çek ile yine ... Bankası A.Ş. nezdindeki hesaba ait 23070 Çek Numaralı, 30/08/2026 keşide tarihli, 2.000.000 TL bedelli çeklerin, davalı lehtara herhangi bir borç ilişkisine dayanmaksızın tamamen "hatır çeki" mahiyetinde verildiğini, çeklerin, müvekkili şirket tarafından yalnızca imzalanarak boş olarak davalı lehtara teslim edildiğini; çeklerin üzerindeki bedel, keşide tarihi ve diğer unsurların müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında, aradaki anlaşmaya aykırı olarak davalı..... Şirketi tarafından sonradan doldurulduğunu, müvekkili şirketin, çeklerin üzerine hangi tarihin atıldığını, hangi bedelin yazıldığını ve çeklerin kime/hangi kuruma verildiğini ancak davalı şirket yetkilisi ile sonradan yapılan görüşmeler neticesinde öğrenebildiğini, müvekkili şirket ile davalı lehtar arasında mal teslimi veya hizmet ifası bulunmadığını, çekler, taraflar arasındaki ticari güvenin tesisi amacıyla verilmiş olup, çeklerin verilmesine dayanak teşkil eden herhangi bir temel alacak doğmadığını, müvekkilinin, davalı lehtara hiçbir borcu bulunmadığı halde, davalı lehtarın çekleri iade etmek yerine kötüniyetli olarak diğer davalı bankaya (.....Bankası A.Ş.) kredi teminatı olarak ciro ve teslim ettiğini, davalı lehtarın piyasadaki birçok çeki karşılıksız çıkmış olup, ödeme gücünün bulunmadığını, davalı bankanın, basiretli bir tacir ve profesyonel bir finans kuruluşu olarak, lehtarın bu mali durumunu, karşılıksız çeklerini ve piyasadaki ödeme aczini ../..sistemleri üzerinden görebilecek ve bilebilecek durumda olduğunu, özellikle davalı lehtarın 01.06.2026 da çekinin karşılıksız çıkmasına rağmen davalı bankanın çeki teminat olarak elinde tuttuğunu, müvekkilini teminat olarak almasına rağmen ödemeye zorladığını, yine davalı bankanın, herhangi bir mal veya hizmet satışına dayanmayan hatır çeklerini teminat olarak kabul etmesini, çeklerin keşide tarihi ile lehtarın mali acze düştüğü tarih arasındaki kronolojik uyumsuzluğu incelememesi, çekleri devralırken iyiniyetli olmadığını ve TTK m. 687/2 anlamında bile bile müvekkilinin zararına hareket ettiğini, en azından ağır kusurlu olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bu kapsamda, davalı bankanın çekleri hangi hukuki ilişkiye (temlik/rehin/tahsil) dayanarak devraldığının tespiti amacıyla, banka nezdindeki çek tevdi bordrolarının ve ilgili kredi sözleşmelerinin ivedilikle mahkemenizce celbini talep ettiklerini, müvekkili şirket açısından çeklerin ihdasına neden olan bir temel alacak mevcut olmadığını, bu durumun davalılar açısından da bağlayıcı olduğunu, davalının, elindeki bedelsiz senedi haksız bir zenginleşme aracı olarak kullanma gayretinde olduğunu, dava konusu çekin teminat amacıyla verildiğinin ve müvekkilinin borçlu olmadığının, yapılacak yargılama ve ticari defter incelemeleri neticesinde sübut bulacağını, çeklerin, herhangi bir borca karşılık değil, ileride doğabilecek muhtemel yükümlülüklerin teminatı olarak verildiğini; ancak bu yükümlülükler doğmadığı halde iade edilmeyerek kötüniyetle elde tutulduğunu, çekin çekin vade tarihinin yaklaşması ve davalının kötü niyetli tutumunu, telafisi imkansız zararların doğma riskini hat safhaya çıkardığını, müvekkilinin ticari itibarının zedelenmemesi ve haksız icra takipleriyle karşı karşıya kalmaması adına, çekin bankaya ibrazı halinde ödenmesinin durdurulması ve icra takibine konu edilmesinin engellenmesi gerektiğini, dava konusu çekin davalı lehtar tarafından diğer davalı bankaya kredi teminatı olarak verilmiş olmasının, müvekkilinin bedelsizlik def'ini ileri sürmesine engel teşkil etmediğini, profesyonel finans kuruluşlarının temlik aldıkları alacağın gerçek bir temel ilişkiye dayanıp dayanmadığını kontrol etmekle ve "araştırma ve özen yükümlülüğünü" yerine getirmekle mükellef olup, bu yükümlülüğe aykırı davranan ve lehtarın durumunu bilerek hareket eden bankaya karşı bedelsizlik iddiasının ileri sürülmesinin hukuken zorunlu olduğunu, çeklerin ibraz tarihlerinin yaklaşması sebebiyle arabuluculuk sürecinin sonucunu beklemeye tahammülün olmadığını, bu nedenle, zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanıp asıl dava açılıncaya kadar geçecek sürede müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramaması adına talepte bulunduklarını, tedbir kararının verilmesi akabinde derhal zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulacağını, asıl davanın ikame edileceğini, o aşamaya kadar müvekkilinin ticari itibarının korunması için ivedilikle tedbir kararı verilmesi hukuki bir zorunluluk olduğunu bildirmiş, öncelikle teminatsız, aksi halde teminat karşılığında talebe konu çeklerin davalılar tarafından muhatap bankaya ibrazı halinde ödenmesinin tedbiren durdurulması, davalılarca, müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmış ise durdurulması, başlatılmamış çeklerin takibe konulmasının tedbiren durdurulması, ihtiyati haciz uygulanmasının arabuluculuk süreci sonrası asıl dava açılıncaya kadar ihtiyaten tedbiren durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...İstem; hatır çeki olarak karşı taraf .... Şirketine boş ve imzalı olarak verilip, talep edene iadesi gerekmesine rağmen anlaşmaya aykırı olarak doldurularak diğer karşı taraf bankaya ciro edilerek verildiği, karşı taraf bankanın kötüniyetli olarak çekleri teslim aldığı iddiası ile açılacak menfi tespit davası öncesi talebe konu çeklerin ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi, icra takibine konu edilmiş olması halinde takibin durdurulması, ihtiyati haciz kararının uygunlanmasının önlenmesi konularında ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. İİK'nin 72(2) maddesinde; icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında, icra takibinin durdurulmasına karar verilebileceği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise takipten sonra açılan davada takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. TTK'nun 818(son maddesinin yollamasıyla), TTK'nun 757 (1) maddesi hükmü ile İİK'nun 72 ve HMK'nun 389.maddeleri birlikte değerlendirildiğinde icra takibinden önce açılan menfi tespit davalarında dava konusu edilen çekler yönünden ödeme yasağı kararı verilmesi mümkündür. HMK'nun 390(3) maddesinde ihtiyati tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. HMK'nun 390(2) maddesinde hakimin karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebileceği düzenlenmiştir. Dilekçe içeriği ve ekli belge örneklerine göre karşı tarafa tebligat yapılarak dinlenmelerinin ve delil toplanmasının mümkün bulunmadığı, karar verilmesi için karşı tarafın dinlenmesi konusunda bir gerekliliğin varlığının da bulunmadığı dikkate alınarak karşı tarafın dinlenmesi yoluna gidilmemiştir. Talep dilekçesinde, talebe konu çeklerin ciro edilemeyeceğine ilişkin çekler üzerinde bir kayıt bulunduğu iddia edilmediği gibi talep dilekçesine ekli olarak sunulan çeklerin arka yüz görüntülerinde böyle bir kaydın yer almadığı, göz önünde tutulduğunda, yasal koşulların oluşması ve yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde talep eden tarafın HMK'nun 390(3) maddesi uyarınca, iddiasını kanıtlayacak yeterlilikte ve nitelikte delil ve belgelerini sunmuş olması halinde yalnız karşı taraf şirket yönünden, üçüncü kişileri bağlamayacak nitelikte ve teminatlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi mümkündür. Talep dilekçesine ekli olarak, iki sayfadan ibaret whatsapp yazışması ile talep konusu olduğu bildirilen iki adet çekin arka yüz görüntüleri ve açık cari hesap ekstresi örneği sunulmuş bundan başkaca yazılı bir delil sunulmamıştır. Talep dilekçesinde çeklerden birinin 30/06/2026 diğerinin 30/08/2026 keşide tarihli olduklarının her iki çekin talep eden tarafça, karşı taraf ..... Şirketine imzalanarak boş olarak verilip . .. Şirketinin karşı taraf..... Şirketine her iki çeki ciro ederek teslim ettiğinin iddia edilmesine rağmen çeklerden birinin 01/06/2026 tarihinde diğerinin ise 01/05/2025 tarihinde ibraz edildikleri ile her iki çekin ilk cirantalarının talepte bulunan şirket olup karşı tarafların her ikisinin ciro zinciri içinde yer almadıkları görülmekle talep dilekçesindeki anlatımın çekin arka yüz görüntüleriyle uyuşmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte talep dilekçesindeki iddiaların yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde iddiaları kanıtlar nitelikte ve yeterlilikte delil ve belgelerin dilekçeye ekli olarak sunulmadığı, dilekçeye ekli olarak sunulan belge örneklerinin talep edilen nitelikte ihtiyati tedbir kararları verilmesinin gerektirir nitelikte ve yeterlilikte olmadığı birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbire ilişkin yasal koşulların somut talep yönünden varlığının bulunmaması nedeniyle talep eden tarafın tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Talep eden tarafın, tüm ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece dosyaya sunulan delilleri dava konusu asıl çekler ile karıştırarak fahiş bir maddi hata neticesinde taleplerini reddettiğini, ilk derece mahkemesinin dava konusu çekler ile delil olarak sunulan çekleri birbirine karıştırarak maddi hata yaptığını, ilk derece mahkemesinin ret gerekçesinde; çeklerden birinin 01/06/2026 tarihinde, diğerinin ise 01/05/2025 tarihinde ibraz edildiğini, ciro zincirinin uyuşmadığını ve talep dilekçesindeki anlatımın çekin arka yüz görüntüleriyle örtüşmediğini belirterek taleplerini reddettiğini, oysa bu gerekçenin, mahkemenin dosya kapsamındaki evrakları tamamen yanlış değerlendirmesinden kaynaklandığını, dava konusu edilen asıl çeklerin müvekkili .... tarafından keşide edilen, ... Bankası A.Ş. nezdindeki 21680 numaralı, 30/06/2026 keşide tarihli 3.000.000 TL ve 23070 numaralı, 30/08/2026 keşide tarihli 2.000.000 TL bedelli çekler olduğunu, mahkemenin gerekçesinde bahsettiği ve ibraz edildiğini iddia ettiği çeklerin ise, davalı ... şirketinin ticari piyasada karşılıksız çıkan ve ... kayıtlarında yer alan kendi çekleri olduğunu, mahkemenin delil mahiyetindeki evrakı davanın asıl konusu zannederek hüküm kurmasının, hukuki denetimi imkansız kılan ağır bir usul hatası olduğunu, HMK M. 390/3 uyarınca yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla sağlandığını, dosyaya sundukları cari hesap dökümleri ve davalı şirket yetkilisinin müvekkiline gönderdiği, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde telafisi imkansız zararların doğacağını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep: İhtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; talep edenin ihtiyati tedbire konu çeklerin hatır çeki olarak boş olarak verildiğini ve karşı taraf bankanında bunu bilerek kötüniyetli olarak diğer taraftan ciro yoluyla aldığını yaklaşık olarak ispat edememiş olmasına, yaklaşık ispat koşulunun oluşmamasına göre talep eden vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/07/2026 tarih, 2026/194 D.İş Esas ve D.İş 2026/193 Karar sayılı kararına karşı talep edenin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 16/09/2026