Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1261 E. 2026/1219 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1261
- Karar No
- 2026/1219
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1261
KARAR NO:2026/1219
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08.05.2026 tarihli ara karar.
NUMARASI:2024/899 E.
DAVANIN KONUSU:Şirketin Feshi ve Alacak
Taraflar arasında görülen şirketin feshi ve ortaklık payı alacağının tahsili talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle davacı vekili ile davalı ... vekilinin şirkete yönetim kayyımı atanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 08.05.2026 tarihli ara karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın davacının abisi olduğunu, davacının da davalı ... Şirketi'nin hissedarı olduğunu, şirket kuruluşunda her iki kardeşin % 50'şer payla ortaklık kurduğunu, davacıya 02.12.2021 tarihinde zor ve şiddet uygulanarak şirketin Eskişehir şubesinde bulunan fabrikasına ve iş yerine girmesinin engellendiğini, bu sebeple davalı ... hakkında Eskişehir 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/485 Esas sayılı dosya ile kamu davası açıldığını, kendi şirketine sokulmayan müvekkilinin yaptığı araştırmalarda geçmiş dönemde yapılan genel kurul toplantılarında kendisinin adına sahte imzalar atıldığını, alınan kararlar ile şirketteki payının sermaye artırımı yoluyla hileli bir şekilde eritildiğini, kendisi üzerinden sahte imzalarla bir çok usulsüz işlem yapıldığını öğrendiğini, bu konularla ilgili de suç duyurusunda bulunduğunu, Eskişehir ... Noterliğinin 31.12.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şüphelinin yönetimindeki şirkete 6102 sayılı TTK'nın 634. maddesi gereğince şirketin tüm defter ve belgelerinin incelenmek üzere şirketin Eskişehir OSB 21. Cd Odunpazarı/ Eskişehir adresinde bulunan şubesinde hazır edilmesi yönünde ihtar gönderildiğini, davalı tarafından bu ihtara cevap verilmediği gibi yaptığı usulsüzlüklerin belge ve delillerini yok etmek amacıyla şirket merkezinin bulunduğu İstanbul ilinde şirketin defter ve belgelerinin (özellikle pay defterinin) zayi olduğu iddiasıyla İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret dava açıldığını, bunun öğrenilmesi üzerine dosyaya müdahale talebinde bulunulduğunu, daha sonra pay defterini bulduklarını beyan ederek açtıkları davadan feragat ettiklerini, davacının davalı ...'in zor ve cebir içeren eylemleri ile iş yerine sokulmadığını, şirketin defter ve delilleri şüpheli tarafından yok edildiğini, şirketin mal varlığının şüpheli ve suç ortakları tarafından fiilen ve fiziken kaçırıldığını, şüpheliler tarafından suç işlendiğini, bu konuyla ilgili de Eskişehir C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu (... Sor.No) davalı ...'in diğer şirketi olan ... AŞ'de de benzer işlemler ile diğer bir kardeşi olan ...aleyhine de aynı hileli işlemleri yaptığını, davacının bu ortaklık yapısı içinde gecesini gündüzüne katarak büyük fedakarlıklarla şirkette çalıştığını, davacının İstanbulda imalattan sorumlu olduğu için sürekli üretimin başında olmasından ve Eskişehir'e taşınmasından sonra Eskişehir de olmasından dolayı bir çok belgenin davacının adına atılan sahte imzalar ile düzenlendiğini, geçen zaman zarfında ...'in oğlu olan diğer bir davalı...'ın da büyüdüğünü, onun da şirketlere ortak olarak sokulmaya başlandığını, yıllar öncesinden ustaca hazırlanan planın adım adım devreye sokularak uygulandığını, sahte genel kurullar yapılarak sahte imzalarla müvekkilinin payının iç edildiğini, ancak davalılardan ...'in eşi ...'ın ölümünden sonra olayların patlak vermesi üzerine konunun açığa çıktığını, davacının kurucu ortak ve hissedar olması sebebiyle birçok kez şirket hakkında ve şirketin hissedarı olduğu sair şirketler hakkında (mali durum, yatırımlar, kar payı, finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve kâr dağıtımı vb. konularda) bilgi ve belge istemiş olmasına rağmen bugüne kadar davalılar tarafından hiçbir bilgi ve belge verilmediği gibi kanunen zorunlu genel kurul toplantılarının dahi yapılmadığını, şirketin tüm defter ve belgelerinin incelenmek üzere şirketin Eskişehir OSB 21. Cd Odunpazarı/ Eskişehir adresinde bulunan şubesinde hazır edilmesini ve ayrıca müvekkili adına sahte imzalar atılarak yapılan genel kurul toplantılarında %50 seviyesinden eritilen paylarının kendisine geri verilmesini (Eski hale getirilmesini)" ihtar edildiğini, fakat davalı tarafından söz konusu ihtara her hangi bir cevap verilmediğini, davacının zor ve cebir içeren eylemleri ile iş yerine sokulmadığını, şirketin defter ve delilleri şüpheli tarafından yok edildiğini, buna rağmen hakkını yasal yollardan aramaya çalışan müvekkilimin gönderdiği ihtarların sonuçsuz kaldığını, bir de bunun üzerine ortağı olduğu şirketin mal varlığı şüpheli ve suç ortakları tarafından fiilen ve fiziken kaçırıldığını, davalıların TCK kapsamında suç teşkil eden resmi evrakta sahtecilik, sahte imza, hizmet suretiyle emniyeti suistimal vb. muvazaalı iş ve işlemler sebebiyle müvekkilinin Eskişehir C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu (2022/15768 sor.) sahte imzalarla yapılan genel kurullarda alınan kararlar doğrultusunda müvekkilinin hisselerinin eritildiğini, şirkete yeni ortaklar alınarak müvekkilinin azınlık hisseye düşürüldüğünü, bu nedenle mevcut hissedarlar aleyhine de dava açıldığını, zira hali hazırda şirket ortaklarının şirket tüzel kişiliğinin dışındaki diğer davalılardan oluştuğunu, sahte imzalar ve yapılan muvazaalı işlemler ile müvekkilinin payı eritildiği için genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespitinden sonra şirket paylarının eski hale getirilmesini ve müvekkili adına tescil edilmesin talep ettiklerini, şirketin feshini de talep ettiklerini, izah edildiği üzere tüm bu gelişmelerden sonra şirket ortaklarının ortaklığa devam etmelerinin imkanı kalmadığını, haklı nedenlerden dolayı şirketlerin feshine karar verilmesini gerektiğini, ayrıca tedbir de istediklerini, tüm bu olaylara sebep olan kişi davalı ...'ın şirket müdürü olarak görev yaptığını, büyük bir hızla şirketin içini boşaltma faaliyetinde olduğunu, dolaysıyla bir an önce yetkilerine son verilmesi gerektiğini, müdürlük görevini kötüye kullandığını, davalı ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair tedbir kararı verilmesi gerektiğini, aradan geçen zaman zarfında şirket tarafından hiç bir kâr payı dağıtılmadığını, davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığını, oysa bu süreçte şirketin sürekli büyüdüğünü, kâr paylarının da davacıya ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı ... Şirketi'nin tüm genel kurul kararlarının usule aykırılığının tespitine ve iptaline, atılan sahte imzalar ve yapılan muvazaalı işlemler ile müvekkilinin payı eritildiği için genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespitine, şirket paylarının eski hâle getirilmesine ve davacı adına tescil edilmesine, şirket ortaklarının ortaklığa devam etmelerinin imkânı kalmadığından şirketin feshine, fazlaya dair her türlü ıslah, dava ve talep hakları saklı kalmak ve sonradan artırmak kaydıyla şimdilik, ... Şirketi'nin gerçek değerinin keşif ve bilirkişi incelemesi suretiyle tespiti ile davacının .... Şti.’ndeki başlangıçta yer alan % 50 oranındaki hisselerinin değerinin ve bugüne kadar ödenmeyen kâr paylarına karşılık şimdilik 500.000,00 TL'nin işlemiş ve işleyecek ticari faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; alacak davası açma zamanaşımı süresi olan 5 yılın geçtiğini, netice ve talebin açık olmadığını, husumetin doğru yöneltilmediğini, şirketin idaresinde bizzat sorumluluğu ve yetkisi olan kişinin alınan kararlara 9 yıl sonra dava açmasının kötü niyetin göstergesi olduğunu, davanın bir hak arama davasından ziyade şirketleri işleyemez hale getirmeyi hedefleyen bir dava olduğunu, davacının haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Davacı vekili, 06.05.2026 tarihli duruşma sırasında özetle; davalılardan ...'ın usule aykırı olarak yaptığı genel kurul kararı ile şirket merkezini Eskişehir'e taşıdığını, taşınmış olan şirket merkezinin hali hazırda boş bir depo olduğunu, şirket makinelerinin nerede olduklarının belli olmadığını, kendisi hakkında yaptıkları şikayete istinaden İstanbul Anadolu 91.ASCM'de 2026/61 esas sayılı dosya da resmi belgede sahtecilik suçundan yargılamasının devam ettiğini, bu kişinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, şirkete yönetici kayyım atanmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili,5.05.2026 tarihli talep dilekçesinde özetle; davalı .... Şti.yönünden "şirket feshi"de dahil olmak üzere birçok konuda yargılamaya devam ettiğini, anılı dosyanın tefrik edilmiş olduğu İstanbul Anadolu 12. ATM'nin 2022/673 Esas sayılı dosya kapsamında ise davalı .... Şti.'nin genel kurullarının sahte imza nedeniyle yoklukla malulluğuna karar verildiğini, mahkemece de davalı .... Şti.'nin taşınmaz malvarlığı üzerine tedbir kararı verildiğini, karar istinaf makamınca incelenerek kesinleştiğini, huzurdaki dava ve tefrik edilen 2022/673 Esas sayılı dosya kapsamında diğer ortak olan müvekkilinin hukuki haklarının korunması gerektiğini, davalı .... Şti.'nin kötü niyetli ve şirketi zarara uğratma amaçlı hareketlerinin devam ettiğini, bu kapsamda davalı şirket müdürü tarafından şirket merkezinin- diğer hiçbir ortağın haberi olmadan / çağrısız ve kanuna aykırı şekilde- İstanbul'dan Eskişehir'e taşındığını, merkeze taşıma kararının öğrenilmesi üzere yasal süresi içerisinde Eskişehir ATM'nin 2025/252 Esas sayılı genel kurul iptali konusununda dava ikame edildiğini, görüldüğü üzere davalı şirket taşınmazlarına tedbir konulması hali dahi davalı şirketin yönetimine etki etmemekte olup aykırı işlemlerin davalı şirket içerisinde devam ettiğini, gerek 2022/673 Esas sayılı dosya gerekse huzurdaki dosya kapsamında verilmiş / verilecek ve istinaf incelemesi görecek kararın doğrudan ortak olan müvekkilinin hisse oranını ve şirketin geleceğini etkileyeceğinden müvekkilinin ortaklık ve gelecekteki muhtemel kazanımlarını korumak amacıyla HMK m.389 kapsamında tedbir talep edildiğini, şirketin yeni merkezinin atıl bir depoya taşındığını, şirketin ticari itibarı ve işlemleri yönünden zarar yaratacak şekilde bir merkezin seçildiğini, atıl şekildeki depo incelendiğinde ise önceki merkezde yer alan taşınır/makina/ekipmanların yeni merkezde gözükmediğini, söz konusu üretim ekipmanlar /makinaların nerede olduklarının belli olmadığını, şirketin olumsuz duruma düşüp ve telafisi imkansız zararlara maruz kalacağını,davalı ... şirketinin aleyhine sahte imzalı genel kurul kararlarının iptali yönünde karar ve de taşınmazları yönünde tedbir kararı varken bir de hiçbir ortağa dahi haber verilmeden şirket merkezinin Eskişehir'e hukuka aykırı olarak taşınmasının, taşınan yeni merkezin atıl bir depo olması ve şirketin ticari itibarını zedelemesi, şirketi zarara uğratacak olması ve de şirkette ait taşınır malların (makine, üretim, hammadde vs gibi) nerede olduğu dahi belli olmamasının yaklaşık ispatı da aşan tedbir sebepleri olduğunu ileri sürerek, davalı .... Şti'ne kayyım atanmasını (yönetim ve gerekli görülürse temsil için) talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince 08.05.2026 tarihli ara kararda özetle; "...Talep, 6102 sayılı TTK 636/3.maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi davasında, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. 6100 sayılı HMK'nınn 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.6102 Sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Yine aynı maddenin 4. Fıkrası uyarınca fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.TTK’da kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmayıp TMK 403/2 maddesinde kayyımın belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için atanacağı, 427. madde ile de bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamış ise kayyım atanır hükmünü içermektedir. Ticaret şirketleri özel hukuk alanında faaliyet gösteren, kar elde etmek gayesiyle kurulan ve genel kurul tarafından seçilen yöneticileri tarafından yönetilmesi gereken kurumlardır. Mahkemelerce zorunluluk olmadıkça yönetim yetkisine müdahale edilmemelidir. Mahkememizce yapılan tüm dosya kapsamı ile celp edilen ticaret sicil kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davalı şirkette hali hazırda organ boşluğunun bulunmadığı anlaşılmakla, asıl olan şirketlerin genel kurul tarafından seçilen yöneticileri tarafından yönetilmesi olup, davalı şirkette yönetim boşluğu bulunmadığından yönetim kayyımı atanmasının koşulları oluşmadığı kanaatiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir."gerekçesiyle, davacı vekili ile davalı ... vekilinin, davalı şirkete yönetim kayyım atanması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tedbir taleplerinin sebebinin organ yokluğu değil, mevcut organın kötü niyetli ve zarar doğurucu işlemleriyle şirket malvarlığının ve ortaklık haklarının süratle aşındırılması olduğunu, TTK 636/3 kapsamında haklı nedenle fesih ve tasfiye istemli bir dava olup, aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince mahkemenin “taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri” alma yetkisini haiz olduğu bir yargılamadır. Bu hüküm, fesih davasının sonuçsuz kalmaması, şirket malvarlığının korunması, ortaklık haklarının boşalmasının önlenmesi ve uyuşmazlık sonuna kadar telafisi güç zararın engellenmesi için öngörüldüğünü, bu sebeple geçici koruma rejimi, salt organ yokluğu olup olmadığına indirgenemeyeceğini, mahkemenin ara kararında TTK’da kayyım atanmasına ilişkin açık düzenleme bulunmadığı belirtildiğini, devamında TMK 403/2 ve 427 hükümleri üzerinden yalnızca organ yokluğu ekseninde değerlendirme yapıldığını, oysa somut olayda talebin yalnızca TMK 427/4 anlamında bir “organ boşluğu” iddiasına değil TTK 636/4 ve HMK 389 ve devamı hükümleri çerçevesinde, müvekkili değişen hisse oranı kapsamında şirketin mevcut kötü niyetli yönetimden korunmasına, malvarlığının akıbetinin denetlenmesine ve yargılama sonunda verilecek kararın etkisiz kalmamasına yönelik olduğunu, Tefrik edilmiş bulunan İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/673 E. sayılı dosyasında, davalı ... Şirketi’nin genel kurullarının sahte imza nedeniyle yoklukla malul olduğuna karar verildiğini, aynı süreçte şirketin taşınmaz malvarlığı üzerine verilen tedbir kararının da istinaf denetiminden geçerek kesinleştiğini, bu olgunun tek başına, şirket bünyesinde sıradan bir yönetim tartışması değil, sahte imza ile karar üretilebilen ve yönetimsel iradenin güvenilirliğini kaybetmiş bir yönetim ile karşı karşıya bulunulduğunu gösterdiğini, buna ek olarak, şirket müdürü tarafından şirket merkezi diğer hiçbir ortağın haberi olmaksızın, çağrısız ve kanuna aykırı biçimde İstanbul’dan Eskişehir’e taşındığını, bu merkez nakline ilişkin kararın öğrenilmesi üzerine Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/252 E. sayılı dosyasında genel kurul iptali davası açıldığını, merkez naklinin kendi başına, ortakları devre dışı bırakan ve şirketin fiilî kontrolünü denetimden uzaklaştıran bir araç hâline getirildiğini, tarafların menfaat dengesinin ve şirketin menfaatlerinin korunması gerektiğini, ara kararın hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davalı şirketin feshi ve tasfiyesi ile hisse bedelinin ve kâr payının tahsili istemlerine; istinaf başvurusu ise esas dava içinde şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması isteminin reddine dair ara karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekili ile davalı ... vekilinin, davalı şirkete yönetim kayyım atanması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine dair 08.05.2026 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, davacı ... tarafından ilk olarak 20.09.2022 tarihinde, mahkemenin 2022/673 Esas sayılı dosyası ile davalılar ..., ..., ... ... AŞ, ....Şti.ile davalı .... Şti.aleyhine açılmış, ilk derece mahkemesince 04.12.2024 tarihli duruşmada verilen ara karar ile yargılamanın daha sağlıklı yürütülebilmesi ve açılan davaların niteliği göz önünde bulundurularak davalılardan .... Şti.'ne yönelik fesih ve tasfiye ile şirket hisse bedeli ve kâr payının tahsiline ilişkin açılan davanın tefrikine karar verilmiş, dosya mahkemenin 2024/899 Esasına kaydedilmiştir.Buna göre istinaf incelemesi, mahkemenin tefrik kararı ile açılan 2024/988 Esas sayılı dosyasında verilen 08.05.2026 tarihli ara karara ilişkin olup, bu dava dosyasının davacısı ..., davalı ise .... Şti., dava konusu da davalı şirketin feshi, tasfiyesi ve hisse bedeli ile kâr payının tahsili taleplerine ilişkindir. Görüldüğü üzere davalı ... eldeki 2024/988 Esas sayılı dava dosyasında davalı olarak yer almayıp, mahkemenin 2022/673 Esas sayılı dosyasında davalı konumdadır.Eldeki davada davalı ... davalı olarak yer almadığından, ihtiyati tedbir talep edemeyecektir. Bu sebeple, bu talebin reddine ilişkin ara karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Mahkemece verilen 04.12.2024 tarihli tefrik kararı sonrasında yeni esas alan eldeki dava dosyasında davalı taraf sadece .... Şti. olmasına rağmen, istinafa konu 08.05.2026 tarihli ara karar başlığında diğer davalılara yer verilmesi de doğru olmamıştır. Nitekim, mahkemenin 2022/673 Esas 2025/383 Karar sayılı kararının UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemesinde de, tefrik kararı verildiği kararda belirtilmiş, .... Şti.'ne yönelik olarak şirketin feshi, tasfiyesi ve hisse bedeli ile kâr payının tahsili taleplerinin tefrik edildiği belirtilmiştir. Ancak bu hususun mahallinde düzeltilmesi gerekli maddi hata niteliğinde olması sebebiyle kaldırma sebebi yapılmamış, ancak Dairemizce karar verilirken bu husus dikkate alınarak Dairemizin karar başlığı da bu şekilde düzenlenmiş ve sadece davalı .... Şti'ne yer verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine,
2-Davalı ... vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Davalı ... tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.25.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.