Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/941 E. 2026/541 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/941
Karar No
2026/541
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2025/941 Esas

KARAR NO: 2026/541

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 12/09/2023

NUMARASI: 2018/231 E. - 2023/161 K.

Mahkemenin 2017/504 Esas Sayılı Birleşen Dava Dosyası

DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)|Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/04/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

ASIL DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Markaların devri olmadığı takdirde hükümsüzlüğü davasına ilişkin tensiben ve öncelikle, internet (dijital) ortamdaki delillerin kaybolmaması bakımından, www...tr, ...-....com, ....com.tr alan adlı internet siteleri üzerinde resen atanacak bir bilişim/bilgisayar uzmanı bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılarak, anılan web sitelerinin kim adına hangi tarihte kayıt edildiği (...) kuruluşlarından itibaren içeriklerindeki marka/logo kullanımlarının ve değişiklerin tespiti (... araştırması) buna ilişkin sayfaların çıktılarının alınması ve rapora eklenmesi ayrıca CD ortamına kaydı için bilirkişi incelemesi yaptırılması ile terditli olarak, davalı adına tescil edilmiş bulunan ...,...., ... sayılı markaların 556 sayılı KHK m.17 maddesi uyarınca müvekkil şirkete devrine, devrin marka tesciline işlenmesi için kesinleştikten sonra bir örneğinin TPMK ya gönderilmesine ,devir talebi kabul edilmemesi halinde kötü niyetli olarak tescil edilen markaların tümüyle hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ile 556 sayılı KHK 11 madde uyarınca dava süresince ve karar kesinleşinceye kadar ...,..., ... sayılı çekişmeli markaları, bizzat veya bu markalara dayalı olarak müvekkili dahil başkalarına karşı tedbir veya ihlal davaları açmak suretiyle kullanmasının, tedbiren önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, müvekkili ...’a ait olan ve davacı şirket henüz kurulmadan çok uzun yıllar önce alınan “...” markasının müvekkiller tarafından kullanılmamasını istediğini, “...” markası 13.01.... – ... Marka Numarasıyla; “... ...” markası 25.03.2009 – ......marka numarasıyla müvekkil ... adına kayıtlı olduğunu, her iki markada, görüldüğü üzere davacı şirket kurulmadan önce koruma altına alındığını, davacıya, müvekkil ... tarafından “... ...” markasının kullanılmasına dair 05.05.2015 tarihli muvafakatname verilmişse de; .... Noterliği 24.10.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile bu izin kaldırıldığını, bu iznin kaldırılmış olmasına ve sonrasında müteaddit kereler ihtar edilmesine rağmen haksız ve mesnetsiz olarak davacının marka kullanımı devam ettiğini, müvekkili ..., davacı şirketin kurucu ortağı olup, 06.06.2016 tarihine kadar Yönetim Kurulu Başkanı, 09.06.2016 tarihine kadar Yönetim Kurulu Üyesi olduğunu, müvekkili halen davacı şirket ortağı bulunmasına rağmen yönetimde yer almadığını, 06.06.2016 tarihinde yönetimi devralan ...piyasaya açılmak, iş almak, ihalelere girmek gibi ticari faaliyetler yerine müvekkil ... ile şahsi uğraşıya başlamış, yıllardır birlikte iş yaptığı ve uzun yıllar ortağı olduğu .... A.Ş.’yi haksız rekabet ile suçlama yoluna gittiğini, davacı şirket web sitesinde açık olarak görülebileceğini,

Web sitesinde yapılan işler, tarihçe ve başarılar kısımlarına bakıldığında 2015 yılı sonrasında hiçbir faaliyet görülemeyeceğini, müvekkili şirket, davacı şirketten 18 yıl önce kurulduğunu, davacı şirket henüz kurulmadan önce yerli rüzgar türbini ürettiğini, daha da önemlisi “...” ve “... ...” markaları müvekkil ...’a ait markalar olduğunu, davacı bu durumu bilmiyormuşçasına müvekkilleri suçladığını, müvekkilleri ihalelere girmekle, iş almakla suçlayan davacının aynı ihalelere neden girmediği ise sanırız kötü yönetim ile ilgili olduğunu, markalar müvekkiline ait ve müvekkili tarafından kullanıldığını, tüm bu nedenlerle her türlü talep, cezai ve hukuki dava , şikayet haklarımız saklı kalmak kaydıyla, açılmış davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA:

Davacı vekili birleşen dava dilekçesini duruşmada tekrarla özetle; müvekkili şirketin 26.05.2011 tarihinde kurulduğunu; faaliyet alanının yerli rüzgar tribünlerinin üretimi, pazarlanması ve ihracını yapmak olduğunu; 2015 yılında ilk çatı tipi rüzgar enerjisi uygulamasını gerçekleştirdiklerini, ayrıca Konsantre Güneş Panelini de (CSP) geliştirmiş olduğunu, müvekkili şirketin 650 kriterden geçerek Uluslararası Sertifikasyon sürecini de tamamlamış olduğunu, müvekkili şirket 26.05.2011 tarihinde kurulmuş ise de, geçmişinin 07.08.2008 tarihli "Ortaklık ve Müşterek Yatırım Sözleşmesi"ne dayandığını, belirtilen sözleşmenin müvekkili şirketin beş kurucusundan biri olan ... ve diğer kurucu ortak ...arasında imzalanmış olduğunu, sözleşme uyarınca ...'ın müvekkil şirketin faaliyet konularıyla ilgili kendisi tarafından tasarlanmış ve ileride tasarlanacak tüm ürünler, patentler, tasarımlar, ... projelerini şirkete ayni sermaye olarak koymayı kabul ve taahhüt etmiş olduğunu, ...'ın ... yılında ".... Şti" unvanı olan ve değişiklik sonrası "... ...A.Ş." unvanını alan davalı şirketi eşi ... ile birlikte kurmuş olduklarını, davalı şirketin faaliyet alanının "Elektronik ve elektrikli cihaz dizayn ve projelendirilmesi, bu cihazların imal, satış ve pazarlaması" olduğunu, çerçeve sözleşmenin imzalanmasından sonra, ancak müvekkil şirketin henüz kurulmamış olduğu dönemde ...'ın ... ve ........ no.lu markaları müvekkili şirketin faaliyet alanında yer alan malları da içerecek şekilde 07, 09, 11. sınıflarda kendi adına tescil ettirmiş olduğunu, kuşkusuz ...'ın bu markaları müvekkili şirketin kuruluşundan sonra devretmek koşuluyla ve faaliyet alanlarına uygun biçimde kullanması için 556 sayılı KHK m.8/2, 11, 17. maddeleri anlamında temsilci veya vekil sıfatıyla adına tescil ettirmiş olduğunu, zira marka başvuru tarihinde müvekkili şirketin henüz tüzel kişiliği olmadığını, ...'ın müvekkil şirketin kurulmasından sonra da ... no.lu marka için 07, 09, 11, 40. sınıflar için başvuruda bulunduğunu ve markanın tescil edilmiş olduğunu, ancak müvekkili şirketin kuruluşundan sonra 06.06.2016 tarihine kadar şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı ... olduğundan, müvekkili şirketin hiçbir engelle karşılaşmadan markaları ürettiği mal ve sunduğu hizmetlerde kuruluşundan itibaren kullandığını ve markalar üzerinde MarKHK 8/3 ve SMK 6/3 TTK m.54 uyarınca hak elde etmiş olduğunu, ... no.lu markanın tescili için gerekli olan tüm masraf ve giderler ödemesinin davacı şirket tarafından yapılmış olduğunu, davalı şirkete ait ....com.tr alan adlı web sitesinde firmanın yeni bir yapılanma içine girdiği izlenimi yaratıldığını, bu hususların, ...'ın 06.06.2016 tarihinde davacı şirket yönetim kurulu başkanlığı ve temsil yetkisinin sona ermesinden sonra, İstanbul Anadolu 2. FSHHM'nin 2016/98 D.iş sayılı dosyası üzerinden 22.07.2016 tarihinde yapılan keşifle tespit edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin ... no.lu marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun 27.03.2017 tarihinde 37. sınıf hizmetler için ilan edilmiş olduğunu, davalı şirketin http://www...com.tr alan adı içeriğinde, rüzgar ve güneş enerjisi tribünleri hizmetlerinde, bu ürünlerin bakım ve onarımı hizmetlerinde, ilan ve reklamlarında "..." ibaresini kötüniyetli olarak kullanmasının müvekkilin ... no.lu marka başvurusuna tecavüz (SMK m.29/l/a, 7/2/, 7/3) ve haksız rekabet (TTK m.55/l/a) teşkil ettiğini, ...'ın her iki taraf şirketi temsile yetkili olduğu dönemde müvekkili şirketin 07.08.2014 tarih ....sayılı yönetim kurulu kararı ile, davalı şirkete "tek yetkili satıcılık" yetkisi verilmiş olduğunu; bu hususun markalar üzerinde gerçek hak sahibi olan davacıyı temsilen gerçekleşen kullanımlar olduğunu belirterek, davalının "...+logo" ibareli markasal kullanımlarının, davacıya ait "... ...+Logo" ibareli markalarına ve ticarette fiilen kullanılarak kendisine bağladığı işaretlerine tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, ihlallerin durdurulmasına ve tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasına (refine), muhtemel yeni kullanımların önlenmesine (menine), bu kapsamda davalının tecavüz ve haksız rekabet oluşturan internet, fiziki ortam ve benzer her türlü ortamdaki tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının muhtemel ve ileride ortaya çıkabilecek tecavüzlerinin önlenmesine, tecavüzün mevcut tüm sonuçlarının, tabela, evrak,internet ortamı, ilan ve reklam vb. ortamlardan kaldırılmasına, internet ortamındaki ihlallerin içerikten çıkartma yoluyla, bu mümkün olmazsa erişimin engellenmesi suretiyle kaldırılmasına, tecavüz ve haksız rekabet oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara el konulmasına, 10.000,00 TL manevi tazminatın ve belirsiz alacak davası olarak şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, kararın masrafı davalıdan alınarak Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA:

Davalı vekili cevap dilekçesini duruşmada tekrarla özetle; .... A.Ş.nin; 1993 yılında ... tarafından kurulmuş bir şirket olup, bugüne dek faaliyetlerine kesintisiz devam ettiğini ve etmekte olduğunu, kuruluşundan bu yana bir çok proje geliştirdiğini ve çeşitli sektörlerde Ar-ge ve üretim gerçekleştirmiş olduğunu, Türkiye'nin ... destekli ilk rüzgar türbin projesini müvekkili .... A.Ş nin başarıyla gerçekleştirdi ğini, 2004 yılında 4kW ilk rüzgâr türbini uygulamasının ...'de yapıldığını, yine aynı yıl ... ihalesi kazanıldığını ve Telekomünikasyon Sistemleri ve Radyolink hatları için akülü ...sistemlerinin kurulduğunu, davacı şirket Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın müvekkili .... A.Ş.'ye ortak olduğu 2008 yılında, ....... 10 kw türbin uygulamasının yapıldığını, ...'ın müvekkili şirket ortaklığı devam ederken Amerika Birleşik Devletlerine ilk Türbin ihracatının gerçekleştiğini, 2010 yılında; henüz davacı şirket kurulmadan ve ...'ın ortaklığı devam etmekteyken, .......'a 50 kW rüzgâr türbini uygulamasının yapıldığını, aynı yıl müvekkili şirket tarafından ilk prototip Konsantre Güneş Kolektörü (KGS) üretiminin tamamlandığını, iş bu yapılan üretimler ve Ar-Ge çalışmalarının davacı şirketin kullandığı www...tr url uzantılı web sitesinde de yer aldığını, bir başka deyişle davacının iş bu üretimleri ve çalışmaları bilmiyor olmasının mümkün olmadığını, zira, her iki şirketin muhasebe kayıtlarının aynı mali müşavirlik firması tarafından yetki alarak sürüdürüldüğünü, müvekkili ...'ın, davacı şirketin kurucu ortağı olup, 06.06.2016 tarihine kadar Yönetim Kurulu Başkanı, 09.06.2016 tarihine kadar Yönetim Kurulu Üyesi olduğunu, davacının, müvekkili şirketin web sitesinde, yapılan işlerin kendisi tarafından yapılmış olmasına rağmen müvekkili şirket tarafından yapılmış gibi gösterildiğini iddia ettiğini, bu durumun gerçek olmadığını, tam tersi; davacı tarafından kullanilan www...tr web sitesinde tarihçe bölümünde 1993 yılından bu yana yapılan işlerin sıralandığını, 1993, 2001, 2004, 2008, 2009, 2010 şeklinde sıralanan işlerin davacı şirket henüz kurulmadan müvekkili şirket tarafından yapılan işler olduğunu, bir diğer meselenin ise "... ..." markasının müvekkili ... tarafından tescil edilmiş ve davacının haksız kullanımı meselesi olduğunu, konuyla ilgili olarak davacı şirket yetkililerine müteaddit kereler uyarıda bulunulduğunu, sonuç alınamayınca ihtarname keşide edilerek gönderildiğini fakat muhatapın haksız kullanıma devam ettiğini, "..." markasının 13.01.... - ... Marka Numarasıyla; "... ..." markasının 25.03.2009 -.....-....... marka numarasıyla müvekkili ... adına kayıtlı olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesi kararıyla; davacının dava konusu tescilli markalarının davacı tarafa ait şirketin kuruluşundan ve davacının marka tescilinden önce olduğu, yine davacıya ait markalar ile davalının markalarının ayrı sınıflarda olduğu, bir kısım faaliyetlerinin benzer olduğu ve müşterilerce karıştırılma olasılığı olsa dahi davalının marka tescillerinin öncelikli olduğu ve kullanıldıkları dikkate alındığında davacı tarafın tecavüz yönündeki iddialarını da ispat edemediği kabul edilmiş ve bu talepleri yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafın davalıya ait markaların kullanılmama sebebiyle hükümsüzlüğüne dair talepleri de değerlendirilmiş; davalı tarafın dava konusu markalar olan ... nolu “...” markasının, ...nolu “...” markasının, ... nolu “... ...” markasının ve ... nolu “... ...” markalarını, ortağı olduğu ... ....... A.Ş. Kanalı ile kullandığı, bu haliyle SMK'nın 25. Maddesi gereği hükümsüzlük hallerinin gerçekleşmediği kabul edilmiş ve bu talebin de reddine karar verilerek asıl davanın tümden reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafın birleşen dava olan Mahkememizin 2017/504 E. Sayılı davasındaki talepleri de değerlendirilmiş; davalı adına tescilli bulunan ... nolu “...” markasının, ...nolu “...” markasının, ... nolu “... ...” markasının ve ... nolu “... ...” markasının, davacı adına tescilli ... tescil numaralı ... ...markasına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabet teşkil edip etmediği tecavüz ya da haksız rekabet oluşturması halinde tazminatın gerekip gerekmediği hususları değerlendirildiğinde, davalı markalarının davacı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı ... ...markasının koruması kapsamında markalar oldukları, ancak az yukarıda ifade edildiği üzere davalı markalarının davacı şirketin kuruluşundan önceki tarihte tescil edilmiş olmaları, davacı şirketin de kendi beyanları ile sabit olduğu üzere davalı adına tescilli olan markaları kullandığının sabit olduğu, bu haliyle davalı tarafın değil davacı tarafın davalıya ait markalara tecavüzde bulunduğu ve bu duruma davalının suskun kalarak rıza gösterdiği dikkate alındığında davalının davacı tarafa ait markaya bir tecavüzünden söz etmek mümkün olmayacağından davacının davalının marka hakkına tecavüz ettiği hususunu ispat edemediği kabul edilmiştir.

Davacı tarafın birleşen davadaki haksız rekabete yönelik talepleri de değerlendirilmiş, davacının önceki tescilden doğan üstün hakkının bulunmadığı, bulunsa dahi, ticaret sicilleri aleni olup, davalının davacı şirketin ortağı oldu, davalının dava dışı ... ....... A.Ş.'nin de ortağı olduğu, marka haklarını bu şirket aracılığı ile ve yine davacı şirket tarafından kullanıldığının tarafların kabulünde olduğu, uzun yıllardan beri aynı konuda faaliyet gösteren iki şirketin ortaklarının bir kısmının da aynı olduğu gerçeği karşısında davacının davalıdan haberdar olmaması mümkün değildir.

Kaldı ki, davalının tescillerinden ve kullanımlarından yaklaşık 10 yıl sonra birleşen davayı ikame ettiği ve bu sürede davalının kullanımlarının davacı şirket tarafından bilindiği dikkate alındığında MK 2 anlamında davacının hakkını kullandığının kabul edilemeyeceği, Zira uzun bir süre sessiz kalma, zımmi bir icazet anlamına geldiği gibi, davacının başta karşı çıkması halinde davalının başka bir hareket tarzını seçebileceği ihtimal dahilinde kabul edildiğinden, uzun bir süre sonra böyle bir dava açılmasının hakkın kötüye kullanımını oluşturduğu değerlendirilmiştir.

Nitekim, Y.11 HD'nin 05/05/2005 gün 6610 E, 4677 K sayılı ilamı ve yine 30/06/2000 gün 5841 E, 6238 K sayılı ilamları da bu doğrultudadır. Davacı, salt markalrın kullanılması sebebi ile bunun haksız rekabet olduğu iddiasına dayanmış olup, davalının bunun dışında haksız rekabet oluşturabilecek başkaca eylemlerine dayanmamıştır. Her ikisi de sicile tescilli ve aynı iş kolunda faaliyet gösteren şirketlerin faaliyet konuları ile ilgili web sitesi kurmaları ve tescilli unvanlarını, bu sitede kullanmaları, bu unvan ile fatura kesmeleri ve broşür bastırmaları yaptıkları işin doğal sonucu olup, bu durum haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin markalar üzerindeki gerçek hak sahipliğini, taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesini ve davalının kötü niyetini göz ardı ederek verdiği ret kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin kuruluş aşamasında imzalanan 07.08.2008 tarihli sözleşme uyarınca davalı ...'ın patent, tasarım ve projelerini şirkete ayni sermaye olarak koymayı taahhüt ettiğini, davalının bu süreçte "..." ibareli markaları henüz kurulmamış olan müvekkil şirket adına ve onun kullanımına tahsis etmek üzere ticari temsilci/vekil sıfatıyla kendi üzerine tescil ettirdiğini, ancak şirket kurulduktan sonra bu markaları devretmeyerek sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve yönetimden ayrılınca bu tescilleri müvekkile karşı bir tehdit aracı olarak kullanmaya başladığını, ... sayılı markadaki logonun masraflarının müvekkilce karşılandığını ve müvekkilin kuruluştan itibaren markaları kesintisiz kullanarak üstün hak sahibi haline geldiğini, davalının markaları ciddi bir biçimde kullanmadığını, davalı tanıklarının beyanlarının ise objektiflikten uzak ve uyuşmazlığın ispatı için yetersiz olduğunu, davalının "....com.tr" üzerinden gerçekleştirdiği kullanımların müvekkilin tescilli markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, asıl ve birleşen davaların tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, uyuşmazlık konusu "..." ve "... ..." markalarının davacı şirket kurulmadan çok daha önce müvekkil ... adına tescil edildiğini ve müvekkilin ortağı olduğu ... ...şirketi aracılığıyla 1993 yılından bu yana kesintisiz olarak kullanıldığını, davacı şirkete marka kullanımı için verilen muvafakatnamenin noter kanalıyla iptal edilmesine rağmen haksız kullanımın devam ettiğini, davacı şirketin Ayvalık Sulh Hukuk Mahkemesi’nin tespit dosyasında sabit olduğu üzere gayrifaal olduğunu ve herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, yerel mahkemece ve bilirkişi heyetince yapılan incelemelerde markaların devri veya hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığını, aksine tescil önceliği bulunan davalının markalarına davacı tarafından tecavüz edildiğinin saptandığını, davacının uzun yıllar boyunca davalının marka kullanımlarından haberdar olmasına rağmen sessiz kalmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının mülkiyet haklarını teyit ettiğini belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık asıl dava bakımından; davalı taraf adına tescilli bulunan ... nolu “...” markasının, ...nolu “...”markasının, ... nolu “... ...” markasının ve ... nolu “... ...” markasının davacı şirkete devri şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı tarafça markaların kullanılmaması sebebiyle hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı, davacı tarafın ...+Şekil markasını kullanmasının davacı tarafın marka hakkına tecavüz teşkil oluşturup oluşturmadığı,

Birleşen dava yönünden, davalı adına tescilli bulunan ... nolu “...” markasının, ...nolu “...” markasının, ... nolu “... ...” markasının ve ... nolu “... ...” markasının, davacı adına tescilli ... tescil numaralı ... ...markasına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabet teşkil edip etmediği tecavüz ya da haksız rekabet oluşturması halinde tazminatın gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.

Mahkemece asıl davada, davalı markasının davacı şirket kuruluşundan önce tescil ettirildiği,

SMK 10. Madde de düzenlenen markaların devri koşulların oluşmadığı, kullanmama nedeniyle iptal davası yönünden ise, davalının markalarını ortağı olduğu ... ....... A.Ş. Kanalı ile kullandığı, bu haliyle SMK'nın 25. Maddesi gereğince iptal koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Mahkemece birleşen markaya tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklanan davada, davacının sessiz kaldığından bahisle davanın reddine karar verildiği, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin, asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.

TPMK kaydına göre; ... tescil numaralı ŞEKİL markasının 07, 09 ve 11 sınıflarda davalı adına 12/08/2008 tarihinde, ... tescil numaralı ŞEKİL markasının 07, 09 ve 11 sınıflarda 25/03/2009 tarihinde, ...... tescil numaralı ŞEKİL markasının 07, 09 ve 11 sınıflarda davalı adına 25/03/2009 tarihinde, ... tescil numaralı ŞEKİL markasının 07, 09 ve 11 sınıflarda 14/10/2014 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.

Mahkemece alınan bilirkişi raporlarının incelenmesinde;

Bilişim uzmanı...... 26/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" whois.damaintools.com sitesinden yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve tescil bilgileri incelendiğinde sitenin tescil bilgisinde ... .... ... A.Ş. olduğu görülmektedir. Sitenin 01.06.2011 tarihinde oluşturulduğu ve 31.05.2019 tarihinde site yayınının sona ereceği bilgisi görülmektedir. Site alanının ...firmasından alındığı görülmektedir. Sitenin teknik iletişim bilgileri incelendiğinde ... ......A.Ş. ile iletişime geçilebileceği bilgisinin yer aldığı görülmüştür.

Web tarayıcısına site adresi yazılıp siteye girildiğinde, site içeriğini oluşturan dosya ve klasörlerin silindiği veya sitedeki dosya ve klasörlerinin içerik izinlerinin değiştirildiği görülmüştür. Web.... sitesinden arşiv kayıtları incelendiğinde 2012-2018 yılları arasında siteye ait kayıtlar olduğu görülmüştür. Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2012,2013,2014,2015,2016 ve 2017 (Nisan ayı) yıllarında sitede ŞEKİL (dosyaya sunulmuş olan TPK Sicil Kaydı Tescil No: ...) ...../marka kullanıldığı görülmüştür. Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2017 yılının Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında sitede değişiklik yapıldığı, “... ...yerli ve milli markamız .... ...ile sizlere hizmet verecektir” ibaresi ile site içeriğinin ...... ...olarak ŞEKİL görülmüştür. Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2017 yılının Ekim, Kasım aylarında ve 2018 yılında site içeriğini oluşturan dosya ve klasörlerin silindiği veya sitedeki dosya ve klasörlerinin içerik izinlerinin değiştirildiği görülmüştür.

Söz konusu siteye ait web....... görüntülerinde farklı tarihlerdeki aynı görüntüler için raporda birer örnek görüntü sunulmuştur. Her tarih için ayrı ayrı görüntüler CD ye yazılarak söz konusu CD, raparun ekinde sunulmuştur. ...-....com adresi incelendiğinde; ....com sitesinde yer alan bilgiler incelendiğinde sitenin tescil bilgisi incelendiğinde .......Şti. tarafından tescil edildiği görülmektedir. Sitenin 23.04.2012 tarihinde oluşturulduğu ve 23.04.2022 tarihinde yayınının sona ereceği bilgist görülmektedir.

Sitenin kayıt bilgisi incelendiğinde ....com...firması tarafından kayıt edildiği görülmüştür. Web tarayıcısına site adresi yazılıp siteye girildiğinde yukarıdaki görüntü elde edilmiş olup incelendiğinde dosyaya sunulan TPK sicil kaydındaki Tescil No: ...olan logo/markanın ŞEKİL kullanıldığı görülmüştür. Web .... sitesinden arşiv kayıtları incelendiğinde 2011, 2014-2018 yıtları arasında siteye ait kayıtlar olduğu görülmektedir. Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2011 yılında site içeriğinin olmadığı yalnızca çok sayıda reklamın yer aldığı tespit edilmiştir. Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2014 yelı Ekim ayında site içeriğinin silinmiş olduğu görülmüştür. Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2014 (Aralık ayı), 2015, 2016 (Ocak, Mart, Temmuz ayları) yıllarında ŞEKİL dosyaya sunulmuş olan TPK Sicil Kaydı Tescil No: ...) logo//marka kullanıldığı görülmüştür.

Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2017 yılında sitenin yapım aşamasında olduğu bilgisi görülmüştür. Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2016 (Ekim ayı) ve 2018 yıllarında dosyaya sunulan TPK sicil kaydındaki Tescil No: ...olan logo/markanın ŞEKİL görülmüştür. Söz konusu siteye ait web.archive görüntülerinde farklı tarihlerdeki aynı görüntüler için raporda birer örnek görüntü sunulmuştur.

Her tarih için ayrı ayrı görüntüler CD ye yazılarak söz konusu CD raporun ekinde sunulmuştur. ....com.tr adresi incelendiğinde; ....com sitesinden yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve tescil bilgileri incelendiğinde sitenin tescil bilgisinde ... ....... A.Ş. Olduğu görülmektedir. Sitenin 28.04.2000 tarihinde oluşturduğu ve 27.04.2022 tarihinde site yayınının sona ereceği bilgisi görülmektedir. Site alanının ...firmasından alındığı görülmektedir. Sitenin teknik iletişim bilgileri incelendiğinde ... ile iletişime geçilebileceği bilgisinin yer aldığı görülmüştür. Web tarayıcısına site adresi yazılıp siteye girildiğinde yukarıdaki görüntü elde edilmiş olup incelendiğinde dosyaya sunulan TPK sicil kaydındaki Tescil No: ... olan Logo/markanın ŞEKİL kullanıldığı görülmüştür.

Web.... sitesinden arşiv kayıtları incelendiğinde 2001-2005, 2007-2017 yılları arasında siteye ait kayıtlar olduğu görülmektedir. Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2007, 2008 (Mart, Nisan, Haziran ayları) yıllarında dosyaya sunulan TPK sicil kaydındaki Tescil No: ... ... olan loğo/markanın ŞEKİL kullanıldığı görülmüştür. web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2008 (Aralık ayı), 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarında dosyaya sunulan TPK sicil kaydındaki Tescil No: ... olan logo/markanın ŞEKİL kullanıldığı görülmüştür. Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2016 (Ocak, Mart, Nisan) yıllarında site başlıklarında dosyaya sunulan TPK sicil kaydındaki Tescil No: ... oları logonun ŞEKİL kullanıldığı görülmüştür. Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2016 yılı Mayıs ayında site içeriğinde değişiklikler yapılmış olup ... .....A.Ş. ile ilgili herhangi bir logo/marka kullanılmamıştır.

Web.... sitesindeki arşiv kayıtlarında 2016 (Haziran, Temmuz, Ağustos, Kasım, Aralık ayları), 2017 yıllarında dosyaya sunulan TPK sicil kaydındaki Tescil No: ...olan logo/markanın ŞEKİL kullanıldığını" belirtmiştir.

Marka uzmanı ..., sektör bilirkişisi ... ve bilişim uzmanı ..., 01/05/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "davacı firma faaliyetlerinin, davalı adına tescilli olan ... nolu “...” markasının, ...nolu “...” markasının, ... nolu “... ...” markasının ve ... nolu “... ...” markasının koruma kapsamında kaldığı,

Davalıya ait markaların hak sahipliği değişimini gerektirecek şartların oluşmadığı, Davalıya ait markaların hükümsüzlüğünü gerektirecek şartların oluşmadığı, Davalı faaliyetlerinin, davacı adına tescilli olan ... nolu “... ...” markasının koruma kapsamında kaldığını" belirtmişlerdir.

Mahkemece dinlenen tanık beyanlarının incelenmesinde:

Davalı tanığı ... beyanında; daha önce ... ... A.Ş de çalıştığını, İlgili firmadan 2016 yılında ayrıldığını, 1992 yılından beri davalı ile birlikte çalıştığını, 1993 yılında ... ...A.ş kurulunca buraya geçtiğini, Bu şirketi de yine davalı ... kurmuş olduğunu, Bu şirket ikinci bir şirket olarak 2011 yılında ... ... A.ş yi kurduğunu, her iki şirket de birlikte devam ettiğini, ... ...kurulunca bu şirket için de yeni bir marka tescil ettirildiğini, İlk olarak sadece ... markası alındığını, daha sonra ... ...markası akabine de ... ...markaları bizzat ... tarafından alındığını, bu şirketlerde muhasebe bölümünde görevli olduğunu, daha sonra da satış bölümünde çalıştığını, bu nedenle markaların ne zaman ve kimin tarafından alındığını bildiğini, ... ...şirketi davalı ... bey ...tarafından kurulduğunu, daha sonra aralarındaki anlaşmazlık nedeni ile ortaklığı sona erdirdiğini, ancak bildiği kadarı ile bu sona erme sadece fiiliyatta olduğunu, evrak üzerinden halen ortak olarak görüldüklerini bildiğini, markanın alındığı süreçte ...'ın bir katkısının olup olmadığını bilmediğini, olay hakkındaki görgü ve bilgisinin bundan ibaret olduğunu belirtmiştir.

Davalı Tanığı ... beyanında; davalı ...'ın çocukluk arkadaşı olduğunu, bu nedenle kendisiyle zaman zaman görüştüğünü, ...'ın İstanbul'da ... ...isimli bir şirketi olduğunu bildiğini, bu şirket otopark bariyeri ürettiğini, bu şirketle ilgili faaliyetlerinde ... markasını 2000'li yılların başından bu yana kullandığını,

Daha sonra şirketini ...... taşıdığını, ayrıca orada da ... ...isimi başka bir şirket kurarak yeşil ...konusunda faaliyette bulunmaya başladığını, Kendisi de yaşamaya başladığını, ancak daha sonra ...'da yine ... ...şirketi ile ilgili bir ortaklık yaptığını bildiğini, ancak ortaklığın ayrıntıları hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtmiştir.

Davalı Tanığı ... beyanında;1999 veya 2000 yılında ... ...şirketinde mekanik bakım usta başı olarak çalışmaya başladığını, 2008 yılında emekli olarak şirketten ayrıldığını, ... bu şirketin sahibi olduğunu, marka tescilleriyle ya da ... ... A.Ş. İle ilgili bilgisinin olmadığını, Sadece çalıştığı sürece ... ...adıyla şirketin faaliyette bulunduğunu belirtmiştir.

Davalı Tanığı ... beyanında; buzdolabı tamir işi yaptığını, davalı ...'ın davacı şirketin sahibi olduğunu, 2005 ve 2006 yılından itibaren davalıyı tanıdığını, ihtiyaçları olduğu zaman davalının kendisini çağırdığını, bariyer ve rüzgar enerjisi işi yaptıklarını, motorlardan anladığı için bu işlerde kendilerine çağırdıklarında yardımcı olduğunu, iş yerleri ...Mahallesinde olduğunu, kendisinin de orada oturduğunu, kendisine işleri yoğunlaştığı için bu binanın yetmediğini ve ...... taşınarak orada fabrika gibi bir işletme kuracaklarını söylediklerini, ancak hangi yıl olduğunu hatırlamadığını, daha sonra ...... Mahallesindeki iş yerini kapatarak ...... gittiklerini, kendisinin ailesinin ve evinin burada olduğu için onlarla gitmeyi kabul etmediğini, markalarla ilgili bir bilgisinin olmadığını belirtmiştir.

Davacı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6769 sayılı SMK'nın 10. Maddesine göre "Madde 10- (1) Marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil ya da temsilci adına tescilinin yapılması hâlinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir sebebi yoksa marka sahibi mahkemeden, markasının kullanımının yasaklanmasını talep edebileceği gibi söz konusu tescilin kendisine devredilmesini de talep edebilir. " hükmü mevcuttur.

Dosya kapsamına celp edilen resmi kayıtlar ve mahkemece alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlerden; davalı ...'ın yetkilisi ve sahibi olduğu .... A.Ş. Şirketinin 10/02/1993 tarihinde tescil edildiği, bu unvan ile yapılan en eski sicil kaydının 31/01/2001 tarihli 5414 Sayılı Ticaret Sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır.

Davalı ile davacı şirket ortağı arasındaki 06/03/2011 tarihli e-posta yazışmasında; ...'ın "..." konulu e-postada, ..., .........tr, ...-........com, ......tr alan adlarının hepsinin tescilli ve şifrelerinin kendisinde olduğunu, istedikleri an kullanıma açabileceklerini, ...'in 1993'tan beri tescilli olduğunu beyan ettiği görülmüştür.

Davalı ... adına 13/01/... tarihli ... başvuru numaralı 07/09/11. Sınıflarda tescilli markanın taraflar arasındaki 07/08/2008 tarihli "Ortaklık ve Müşterek Yatırım Sözleşmesinden" çok önce davalı adına tescil edildiği ve 25/03/2009 tarihli ... başvuru numaralı markaların 07/09/11. Sınıflarda tescilli olduğu, ... başvuru numaralı markanın .... Sınıflarda tescilli olduğu, davacı şirket adına tescilli ... başvuru numaralı markanın 37. Sınıfta tescilli olduğu, davalı markalarının başvuru tarihlerinin eski olduğu anlaşılmıştır.

Taraflar arasında imzalanan 07/08/2008 tarihli "Ortaklık ve Müşterek Yatırım Sözleşmesinde" markaların şirket kuruluşundan sonra şirkete devredileceğine dair hüküm bulunmadığı görülmüştür.

Davalının davacı şirketin kuruluşundan önce .... A.Ş. unvanlı şirketin yetkilisi ve ortağı olduğu, ... ibareli alan adlarının, ... ibareli markaların davalı adına tescilli olduğu, taraflar arasındaki yazışmalardan (06 Mart 2011 tarihli e-posta), ortaklık çerçevesinde kurulan davacı şirket unvanının ... olması konusunda davalının ısrarcı olduğu, bu ibare üzerinde davalının öncelik hakkı bulunduğu anlaşılmıştır.

Mahkemece alınan bilirkişi raporları ile, dava tarihinde yürürlükte olan 556 Sayılı KHK hükümlerine göre davalının ticari faaliyetlerinde tescilli markasını kullandığının tespit edildiği, davalının ihdas ve istimal eden sıfatıyla öncelik hakkı bulunduğundan ve davacı tarafça gerçek hak sahipliği ispatlanamadığından, asıl davada markanın devri koşullarının, kötüniyetli tescil koşullarının ve markanın davalının izni ile yetkilisi ve ortağı olduğu şirket tarafından marka kullanıldığından kullanmamadan iptal koşulları oluşmadığından asıl davanın reddine ilişkin kararın yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.

Birleşen dava yönünden ise, mahkemece alınan bilirkişi raporları ile, davalı tarafça tescilli markaların, tescil kapsamında kullanıldığı, markaya tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığı tespit edilmekle ve bu gerekçe ile koşulları oluşmadığından davanın reddi gerekirken, sessiz kalma nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, kararın gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir.

Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun birleşen dava yönünden 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine birleşen dava yönünden düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekilinin istinaf isteminin birleşen dava yönünden KISMEN KABULÜ ile,

2- İstanbul Anadolu ... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ..../09/2023 tarih, 2018/.... E., 2023/.. K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3- Asıl davanın REDDİNE,

4- Düzeltilmiş gerekçe ile, Birleşen davanın REDDİNE,

5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

Asıl dava yönünden;

5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 702,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

5/b-Davacı tarafından gerek iş bu davada, gerekse de ....... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/.... D.İş sayılı delil tespiti dosyasından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5/c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5/ç-Davalı tarafından yapılan 99,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5/d-Davacı tarafından İstanbul Anadolu 2. FSHHM nin 2016/98 D.iş sayılı dosyasının delil tespiti dosyasından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 55.00,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

Birleşen dava yönünden;

5/d-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin alınan 256,17 TL harcın mahsubu ile fazlaya ilişkin olan 475,83 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

5/e-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına,

5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça asıl ve birleşen dava yönünden yatırılan istinaf harçlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

6/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından asıl ve birleşen dava yönüden yapılan 3.366,20 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 1.657,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.023,20 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/941, K. 2026/541, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-941-e-2026-541-k-2d5db3953bd3