Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/926 E. 2026/650 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/926
- Karar No
- 2026/650
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/926
KARAR NO: 2026/650
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16/04/2025
NUMARASI: 2023/600 E. - 2025/336 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının; 23.12.2018 tanzim 23.12.2021 ödeme tarihli, 30.000 USD bedelli, 20.01.2019 tanzim 20.01.2022 ödeme tarihli 104.000 USD bedelli, 26.01.2019 tanzim 26.01.2022 ödeme tarihli 76.500 USD bedelli senetleri dayanak göstererek İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, müvekkilinin davalıya böyle bir borcu bulunmaması sebebiyle huzurdaki davayı açtıklarını, davacının davalıyı tanımamakta olduğunu, aralarında hiç bir kişisel ve ticari ilişkinin olmadığını, müvekkilinin takip alacaklısına böyle bir borcunun bulunmadığını, takip alacaklısının ödeme emrinden de anlaşılacağı üzere Kıbrıs vatandaşı görülmekte ve adresinin de Kıbrıs olduğunu, takipte alacaklı görünen ve Kıbrıs da avukat olan davalı ile müvekkilinin bu güne kadar hiç karşılaşmadıklarını, aralarında hiçbir ticari veya kişisel ilişkinin olmadığını, bu nedenle müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden davalının emrine bono tanzim etme imkanının da olmadığını, müvekkilinin takip alacaklısına böyle bir borcunun bulunmadığını, takip konusu bononun müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında tanzim edildiğini, müvekkilinin bugüne kadar genelde haftasonları eğlence ve tatil amaçlı KKTC'de bulunmuş olduğunu, Kıbrıs'ta ticari faaliyette bulunmadığını gittiği otellerden dışarı dahi çıkmadığını, müvekkilinin bu sebeple; davaya konu takibe dayanak olan tanımadığı kişinin alacaklı bulunduğu senetlerin üzerindeki yazı ve imzaya itiraz ettiğini,
İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/663 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, müvekkilinin bonoların düzenlendiğinin iddia edildiği dönemde, ...'da bulunan ... Gruba ait...gazinolarının misafiri olarak Kıbrıs'a gittiğini, gazinonun aynı gruba bağlı otellerde misafir ettiği müşterilerine, otel bünyesinde bulunan gazinoda şans oyunları oynatmakta olduğunu, gazinonun şans oyunlarında kullanmaları için misafirlerine avans açmakta olduğunu, ve karşılığında boş senet imzalatmakta olduğunu, müvekkil oynadığını şans oyunlarında kullandığı avanslara karşılık olan parayı gazinoya ödemediğini, ancak imzalanan boş senetlere karşılık açılan avans limitlerinin tamamının her zaman kullanılmayabilmekte olduğunu, bazen avans karşılığında imzalanan boş senetlerin gazinonun elinde kalmakta olduğunu, takibe konulan senetlerin; açılan avans limitlerine karşılık imzalanan ve kullanılmayan limitlere karşı gelen boş senetlerden müvekkiline iade edilmeyerek sonradan müvekkilinin rızasına aykırı olarak doldurulan senetler olma ihtimali ile birlikte, imzaların bazılarının müvekkilinin imzası ile benzerlik göstermediğini çıplak gözle bile bu durumun anlaşıldığını kendisi tarafından imzalanmamış senetlerin de sonradan doldurularak , takibe konmuş olma ihtimalinin olabileceğine karşılık, bu nedenle İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/663 Esas sayılı dosyası ile hem borca hem imzaya itiraz ettiklerini,oyunda avans karşılığında kullanılmak üzere, gazinoya teslim olunan boş senetlerin, verilme nedeninden farklı bir şekilde doldurularak, davalı tarafça hem suçun işlenmiş olduğunun hem de kanun dolanarak takibin yapıldığını, müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığının tespitinin yapılması gerektiğini., takdir edileceği üzere bir kişinin sıralı senetlere dayalı gerçek bir alacağının olması halinde, 3 hafta ara ile iki ayrı takip başlatmasının, ilk takipte her ay düzenlenmiş 2018 yılına ait senetlerin ve son olarak Nisan-2019 ayına ait senedi takibe koymasının, 3 hafta sonra ise Nisan-2019'dan önceki döneme ait olan Aralık-2018 ve Ocak-2019 aylarına ilişkin başka senetleri de takibe koymasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 2. bir takibin yapılacaksa bile öncelikle vadesi gelecek olan senetlerin takibe konmasının olağan olanı olduğunu, aralık ve ocak ayına ait senetlerin dururken nisan ayına ait senedin takibe konmasının tercih edilecek bir yol olmadığını, bu hususun bile boş senetlerin doldurularak sonradan 2. bir takibe konduğunun açık göstergesi olduğunu, senetlerin incelenmesinde yaklaşık bir yıllık zaman diliminde, alacaklı olduğunu iddia eden davalının hemen hemen her ay birbiri ile ilgisiz tutarlarda, oldukça yüksek bedellerde ve sadece cumartesi/pazar ve tatil gününe denk gelecek şekilde müvekkiline borç verdiğini iddia ederek senet düzenlediğini, takibe konu senetlerin, müvekkilinin hafta sonları gazino müşterisi olarak Kıbrıs'ta bulunduğu dönemlerde, gazinoda şans oyunlarında kullanılmak üzere verilen avans için düzenlenmiş senetler olduğunu, ve bu durumun senetlerin tanzim günlerinden de belli olduğunu, zira gerçek ve avans dışında nakit para karşılığında bir borç alınmış olsa dahi müvekkilinin Türkiye'ye dönüşte o parayı da yanında getirmesinin gerekeceğini ne yurtdışı giriş kayıtlarında ne de banka kayıtlarında böyle bir paranın ülkeye veya müvekkilinin hesaplarına girdiğine ilişkin bir kayıt olmadığını, dolayısıyla iddia edildiği gibi pazar günü senet karşılığında borç alınan binlerce/ yüzbinlerce dolarlık gerçek paraların var olması halinde bu paraların bir şekilde kayda da girmesinin gerektiğini,
Bir avukatın, hiç bir ilişkisi olmayan bir kişiye her ay bu kadar yüksek ve birbiri ile alakasız tutarda, hiç bir kaydı olmayan, bankada işlem görmemiş, Türkiye'ye girişi olmamış parayı özellikle pazar günleri, her yerin kapalı olduğu ve hiç bir şekilde işlem yapılamayacağı sabit olan bir günde vermesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kumar ve bahis borçlarının, eksik borç niteliği gereğince borçlunun borcunu ifa etmeye zorlanamadığı bir borç türü olduğunu, borçlunun borcunu ödemediği takdirde, alacak konusunda dava açılamayacağını ve icra takibinin yapılamayacağını, ayrıca kumar borcunun bir adi senet veya kambiyo senedi düzenlemek suretiyle senede bağlansa dahi borçlunun kumar borcunu ödemekle hukuken sorumlu olmadığını,gazinoda oyun oynatılması karşılığında verilen boş senetlerin gerçek bir borç içermediğinden, davacının davalıya tam bir borcunun olmadığının tespitinin ve takibinin iptalinin gerektiğini tüm bu sebeplerle davalarının kabulünü davalı ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir ticari ilişkinin bulunmadığının ve İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nü ... Esas sayılı icraya konu olan takipte müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, mahkemece teminatsız olarak veya yabancı para alacağı için dosya kapsamında alacağı fazlasıyla yetecek kadar taşınmaz haczedildiğinin dikkate alınarak, dosyaya bilirkişi raporu da sunulan İstanbul İlindeki, ... İlçesindeki, ...Mah., ... nolu parselde kain 249.160.797,80-TL değerindeki taşınmazın teminat olarak kabulü ile yada takdir edilecek uygun teminat mukabilinde, takibi durdurmak ve takip sonrası icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini hukuki dayanaktan yoksun gerçek ve tam bir borca dayanmayan icra takibinin iptalini, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişen davalı aleyhine takibe konu alacak miktarının %20’sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dilekçesinde beyan etmiş olduğu olayların tamamıyla gerçeğe aykırı olduğunu, borçtan kurtulmaya dönük bir takım asılsız iddialardan ibaret olduğunu, fiili gerçeklere olduğu kadar yasa ve usule de aykırı olduğunu, iddialarının reddine karar verilmesinin gerektiğini davacının senetlerdeki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle icra hukuk mahkemesi nezdinde yapmış olduğu itirazının haksız olduğunun bilirkişi raporu ile sübuta ermiş olduğunu imzalarının kendisine ait çıkması halinde bu kez boşa imza atmak suretiyle verilmiş olacakları için senetlerin yine geçersiz olacağı yönündeki davacı iddiasının da hukuki bir değerinin olmadığını, bir senedin düzenlenme anında borçlu tarafından sadece imza atılmak suretiyle yani açığa/ boşa imza atılmak suretiyle düzenlenmesinde hukuken bir sakınca olmadığını ancak senedin lehtar veya en son yetkili hamil tarafından tedavüle çıkartılırken zorunlu unsurları içerecek şekilde doldurulmuş olmasının gerektiğini, diğer bir ifade ile bir senet düzenlenirken başlangıçta sadece borçlu tarafından imzalanmış olmasının yeterli olacağının senet metninde yer alan diğer hususların sonradan, ancak tedavüle sokulmadan önce başkası tarafından yazılmış olmasının bir ehemmiyetinin olmadığını,lehtar ...'den almış olduğu nakit borca karşılık olmadığını kumar oynatan gazinonun açtığı avansa karşılık senet verildiği için tbk 606/1 md. gereğince alacağın takip ve dava konusu edilemeyeceğini, keza boşa imza atılarak verilmiş olan senetlerin sonradan aradaki anlaşmaya aykırı doldurularak tedavüle sokulduğunun "senet metninden anlaşılmayan her türlü iddianın" davacı tarafından ancak ve ancak, aynı kuvveti haiz yazılı delil ile ispatının gerekmekte olduğunu, malum olduğu üzere kambiyo senedinden kaynaklanan bir borcun sebepten mücerret olduğunu, mücerretlik ilkesi gereğince senedin altında yatan sebebe, borcun neden, nereden kaynaklanmış olduğuna bakılmayacağını, mücerretin kıymetli evrak doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyut olduğunu, senedin kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi, mücerret ve kesin bir borç ikrarı olduğunu, bu nedenle davacı tarafın tanık delili başta olmak üzere, alacak mesnedi olan senetler ile aynı kuvvete haiz olmayan başkaca her hangi bir delile dayanmasını ve bu delillerin mahkemece toplanmasına çalışılması suretiyle davanın gereksiz yere sürüncemede bırakılmasına muvafakat etmediklerini ve itiraz ettiklerini, eldeki menfi tespit davasında, senetten kaynaklı bir borcu olmadığını ileri süren davacı tarafın iddiasını yazılı delil ile ispat etmek mecburiyetinde olduğunu, imzanın kötüye kullanıldığını, senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu gibi senet metninden anlaşılması mümkün olmayan soyut iddialarının da ancak ve ancak aynı kuvveti haiz yazılı ve kesin deliller ile ispat etmeli olduğunu, tüm bu sebeplerle yasa ve usule aykırı, kötü niyetli olarak açılmış olan davanın reddine karar verilmesini, mevcut ihtiyati tedbir kararından dolayı alacağı geç tahsil edecek olmaları sebebiyle uğrayacakları zararın tazmini için İİK 72/4 md. gereğince alacaklarının %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini ve hükümle birlikte bu tazminatı davacı tarafından yatırılmış olan teminatın içinden almalarının gerektiğine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Netice itibarı ile davacının senetler nedeni ile borçlu olmadığını ileri sürdüğü, takibe dayanak senetlerin zorunlu unsurları tam olan kambiyo senedi oldukları, davacının bu nedenle ispat külfeti altında olduğu,senetlerde bulunan imzaların davacıya ait olduğunun bilirkişi heyeti raporu ile tespit edildiği, davacının senetler düzenlenirken hile iddiasında bulunduğu, yerleşik Yargıtay kararları gereği Yanılma, aldatma ve korkutma gibi irade bozukluğu hallerinin senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık olduğu,
Bu nedenle bu iddiaların 6100 sayılı Kanun'un 203/1-ç maddesinde senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayıldığı görülmüş, davacı tanıkları dinlenmiş ise de davacı tanıklarının senetler düzenlenirken olaya şahit olmadıkları, senetlerin hile veya başka bir irade fesadı ile imzalatıldığı hususunda görgüye dayalı bir bilgileri olmadığı görülmüştür.
Takibe dayanak senetlerde "nakden" kaydı olduğundan ve davalı yanca ispat külfetini tersine çevrilecek bir beyanda bulunulmadığından davacının bonodaki borç ikrarının sebebinin kumar veya bahis olduğunu ispat etmek mecburiyetinde olduğu, bunu ise 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi gereği tanıkla ispat edemeyeceği Aksi halde, yani bononun kumar veya bahis borcu için düzenlendiği iddiasının tanıkla ispat edilebileceğinin kabulü durumunda bono emniyeti kalmayacağı; her bononun, kumar veya bahis borcu için verildiği iddiası temin edilecek tanıklarla ispat edilerek iptali sağlanabileceği bunun ise hem HMK'nın 201. maddesi hükmüne hem de bono emniyetine aykırı düşeceği açıktır. Nitekim bu hususta yüzlerce emsal karar olup birkaçı yukarıda aynen alıntılanmıştır. Netice itibarı ile davacının senetlerin kumar borcundan kaynaklı düzenlendiği hususunda ispat külfeti altında olduğu bu iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği sonucuna varılmış, davalı yanın mücerretlik savunmasının geçerliliğini koruduğu, bedelsizlik iddiası aynı zamanda suç teşkil eden bir fiil olmakla yemin ve isticvapla da kanıtlanmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, Safahatta verilen tedbir kararı davacı yanca infaz edildiğinden davalı lehine İİK'nın 72. Maddesi gereği tazminata hükmedilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan gerekçelerin, uyuşmazlığın mahiyetine uygun, yeterli ve hukuken geçerli bir değerlendirmeye dayanmadığını, özellikle resmi nitelikteki belgeler, tanık beyanları ve diğer yazılı delillerin değerlendirme dışı bırakıldığını, usule ve esasa ilişkin eksiklikler nedeniyle, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, Davanın dosyada mevcut tüm deliller ve ileri sürülen hukuki gerekçeler dikkate alınarak esastan incelenmesi suretiyle, taleplerinin kabul edilmesi gerektiğine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın imza haricinde senet metninde yer alan yazıların, aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak sonradan doldurulmuş olduğunu, HMK 201 madde gereğince yazılı delil ile ispat edecek herhangi bir delil dosyaya sunamadığını, Bu nedenle "...imzalar bana ait olsa da senet metninde yer alan yazı ve rakamlar bana ait değil, ben imzalı boş senet verdim, üzeri sonradan dolduruldu için borçlu değilim...." gibi hukuki ciddiyetten uzak davacı iddialarının İDM tarafından dikkate alınmayarak sadece imzanın davacı borçluya ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış olmasının hukuka uygun olduğunu davacının bu yöne ilişkin istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, Davacı tarafın usul ve yasaya aykırı İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili tarafından 14/04/2026 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmiş olup, vekaletnamenin incelemesinden, feragate yetkili olduğu, e-imza sertifikalarının güvenilir ve imzalarının doğru olduğu tespit edildiğini, davacı vekilinin davadan feragat dilekçesi ve ekli beyan dilekçesinde, davalı tarafın yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda talepleri bulunmadığını, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/04/2025 tarihli 2023/600 E., 2025/336 K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından davanın feragat sebebi ile reddine, davadan feragat sebebiyle red kararı verildiğinden, istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;,
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin, davadan feragat edilmesi sebebiyle İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA
2-İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../04/2025 tarih, 2023/.. E. 2025/..K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın, 6100 Sayılı HMK'nın 307. maddesi gereğince feragat sebebiyle REDDİNE,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına
4/ç-Davalı tarafından talebi bulunmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi davadan feragat sebebiyle incelenmediğinden davacı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcı ile istinaf yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan masrafların üzerine bırakılmasına,
5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6100 Sayılı HMK'nın 349/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/04/2026