Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/515 E. 2026/1707 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/515
- Karar No
- 2026/1707
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/515 KARAR NO : 2026/1707
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2025 NUMARASI : 2024/480 Esas - 2025/65 Karar
DAVACI : (T.C. NO:...)- .... Altındağ/ANKARA VEKİLİ : Av. ... - Adapazarı/SAKARYA DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ... Serdivan/SAKARYA VEKİLİ : Av. ... - .... Adapazarı/SAKARYA
DAVA TÜRÜ : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Alım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/07/2024
KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 26/10/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı Türasaş, karşı taraf ...'ın bir dönem işçileri olan dava dışı ..., .... , .... ve ... 'a asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatı ödediğini; dava dışı işçilerin davalı şirkette çalıştığı dönemle alakalı olarak davalı tarafa düşen ödemeyle alakalı olarak ihtar gönderildiği ancak davalı taraf yapılan ihtara cevap verilmediğini ve herhangi bir ödemede bulunmadığını; davalı ... ile davacı şirket arasında 2022/1119909 İhale Kayıt Nolu 28/12/2022 tarihli T 46050 nolu İş Makinaları Sürücülüğü ve Ambar Faaliyetleri Konulu sözleşme akdedildiğini, davacı şirket yalnızca, o da sadece ücret alacaklarıyla sınırlı olmak üzere davalının çalıştırmakta olduğu işçilerin alacaklarından sorumlu olduğunu, bunun dışında davacı şirketin iç ilişkide davalıya karşı bir sorumluluğu mevcut olmadığını; iş bu nedenle dava dışı işçiye davacı şirketçe kanun gereği ödenen kıdem tazminatının davalıdan rücuan tahsili talebi zorunlu olduğunu belirterek, dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatlarının davalıya ait kısmının dava dışı işçilere kıdem tazminatının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketlerden rücuen tazminine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davacının davasının KABULÜ İLE, -173.113,35-TL'nin davalı şirketten temerrüt tarihi olan dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak (29/05/2024) tarihinden itibaren işleyecek ticari - avans faizi ile birlikte alınıp davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı idarenin son alt işvereni olmadığını, taraflar arasındaki iş bu sözleşme gereği iş bu kıdem tazminatı alacaklarını davalıya rücu etme imkanı bulunmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketle sözleşme imzalandığı süreçte son alt işveren şirket davalı olduğunu, ayrıca her dönem için ayrı hizmet alım sözleşmeleri yapıldığını ve her hizmet alım sözleşmesi kendi dönemiyle sınırlı olarak geçerli olduğunu, davalı şirketin hizmet alım sözleşmesi yürürlük tarihinin geçerli olduğu dönemle alakalı bir işçinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde iş akdinin sona ermesi halinde davalı tarafın da belirttiği üzere son alt işveren olarak kendilerinin tüm dönemden sorumlu olacakları kabul ederek bu sözleşmeyi imzaladıklarını, taraflar arasındaki bu hizmet alım sözleşmesi daha sonra sözleşmeyi imzalayan alt işverenleri ve davacının şirketi bağlamayacağını, zira yukarıda da açıkça belirtildiği üzere hizmet alım sözleşmelerinin her biri kendi dönemleri için bağlayıcı hükümler ihtiva ettiğini beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2025 Tarih - 2024/480 Esas - 2025/65 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçiler ..., ...., .... ve... için asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatı ödendiği, işçilerin davalı şirket nezdinde çalıştıkları döneme ilişkin davalıya düşen kısmın ödenmesi için ihtar gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığı belirtilerek, ödenen kıdem tazminatının davalıya isabet eden kısmının rücuen tahsili için eldeki davanın açıldığının belirtildiği, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; dava dışı işçileriyle davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının işçilerin davalı şirket nezdinde çalıştıkları döneme isabet eden kısmının davalıdan rücuen tahsil edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2-(6). maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde; iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran; diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur” 6098 sayılı TBK.’nun 167. maddesinde “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır” 6098 sayılı TBK.’nın 168. maddesinde “Diğerlerine rücu hakkına sahip borçlulardan herbiri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur” hükmü düzenlenmiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/3944, Karar No: 2018/10429 sayılı, 07.112018 tarihli ilamında; "Dava, asıl işveren davacı Milli Savunma Bakanlığı'nın, davalı şirketler nezdinde çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının rücuen tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla çalışma ücreti, ihbar tazminatı ve genel tatil ücreti alacaklarından tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararlarına ve genel ve hukuk prensiplerine göre bir sonuca gidilmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; Kıdem tazminatı yönünden, her işveren kendi döneminde gerçekleşen süre ve ücret üzerinden sorumlu olduğu, işverenler nezdinde geçen sürelerin tespitinde, işyeri devrine ilişkin kurallar uygulanması gerektiği, önceki işverenler nezdinde geçen çalışma süreleri son işveren nezdinde birleştirilmesi gerektiği, ücret ve ... alacaklarının tamamının .... A.Ş. döneminde gerçekleştiğinden bu alacaklardan ve faizlerden tek başına sorumlu olduğu, işçiye ödenen ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti ile bunların faizinden son işveren .... Yemekçilik Ltd. Şti’nin sorumlu olduğu bildirilmiş ve bu değerlendirmeye göre yapılan hesaplamalar esas alınarak, mahkemece bu rapor doğrultusunda karar vermiştir. Ancak, davacının kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarına konu ödediği işçilik haklarından doğan bedelden, davalı ....Yemekçilik Ltd. Şti. dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı olarak sorumludur. Ayrıca dava dışı işçinin iş akdini haklı bir neden olmadan fesheden davalı ....Yemekçilik Ltd. Şti. son alt işveren olması nedeniyle ihbar tazminatı alacağının tamamından da sorumlu olacaktır. Ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti açısından da davalı aleyhine hükmedilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacı davalıya bu alacağını da rücu edebilir. Aynı konuyla ilgili olarak yine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Esas No: 2018/2802, Karar No: 2018/10751 sayılı ve 15/11/2018 tarihli ilamında; "Dava, asıl işveren davacı belediye başkanlığına, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacaklarından kimin sorumlu olduğuna ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Davacının kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarına konu ödediği işçilik haklarından doğan bedelden, davalı şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, bu nedenle dava dışı işçinin davalı işçisi olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatının ve yıllık izin ücretinin tahsiline karar verilmesi gerektiği, davalının son alt işveren olarak işçicin iş akdini haklı bir neden olmadan sona erdirerek ihbar tazminatı alacağının doğmasına sebebiyet verdiği için ihbar tazminatı alacağının tamamından sorumlu olduğu ve işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de davalıya rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının davalıdan bu alacağını da talep edebileceği gözetilerek yapılacak inceleme sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece, açıklanan bu husus göz ardı edilerek davalının son alt işveren olması nedeniyle alacağın tamamından sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır" kararına yer verilmiştir. İhbar tazminatıyla ilgili olarak da "davalı son alt işveren olarak işçilerin iş akdini haklı bir neden olmadan sona erdirerek ihbar tazminatı alacağının doğmasına sebebiyet verdiği için ihbar tazminatı alacağının tamamından sorumlu olduğu ve ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama ve icra takibi giderleri ile faiz ve vekalet ücreti yönünden de davalıya rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının davalıdan bu alacağını da talep edebileceği" aynı dairenin Esas No:2016/2779, Karar No:2018/6452 sayılı ilamında belirtilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Esas No: 2019/502, Karar No : 2020/1033 sayılı kararında; "Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır." açıklamasına yer verilmiştir. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince verilen kabul kararının dosya kapsamına ve yasal düzenleme düzenlemelere uygun olduğu anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan 08/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasındaki tip sözleşme, hizmet işleri genel şartnamesi ve ihale dokümanları uyarınca, yüklenicinin çalıştırdığı personelin ücret ve yan ödemelerinden sorumlu olduğu, bu kapsamda işçilik alacaklarının yüklenici tarafından karşılanması gerektiği, davacı kurumun dava dışı sigortalara ödediği kıdem tazminatının, sigortalıların davalı nezdinde çalıştıkları süre de dikkate alınarak isabet eden kısmının 173.113 35 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüştür. Eldeki davada, dava dışı işçilere davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının, işçilerin davalı nezdinde çalıştıkları döneme ilişkin kısmının davalıya rücu edilmesi mümkündür. Nitekim 4857 sayılı İş Kanunun 2. maddesi uyarınca asıl işveren alt işveren ilişkisinde tarafların işçilik alacaklarına ilişkin sorumlulukları düzenlenmiş olup, 6098 sayılı TBK'nın 167. maddesi uyarınca birlikte sorumlu olanlar arasındaki iç ilişkide, payına düşenden fazlasını ödeyen tarafın diğer sorumlulara rücu hakkı bulunmaktadır. Bu kapsamda davacının işçilere ödediği kıdem tazminatının davalı şirketin sorumlu olduğu çalışma dönemine isabet eden kısmını davalıdan talep etmesininde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. Her ne kadar, davalı vekilince 23/1/2026 tarihinde yürürlüğe giren 7573 sayılı Kanunla 4857 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12. Maddenin uygulanması gerektiği belirtilmiş ise de; anılan hükümde 11/09/2014-15/10/2019 tarihleri arasında imzalanan sözleşmeler yönünden düzenleme yapıldığı eldeki uyuşmazlığa konu sözleşme tarihinin 28/12/2022 olduğu ve anılan hükmün eldeki davada uygulama yeri olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 11.825,37 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.956,35 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.869,02 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*