Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/537 E. 2026/1705 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/537
- Karar No
- 2026/1705
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/537 - 2026/1705 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/537 KARAR NO : 2026/1705
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/01/2025 NUMARASI : 2023/440 Esas - 2025/36 Karar
DAVACI : ... NAKLİYAT HAYVANCILIK SEYAHAT TURİZM OTOMOTİV PETROL İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - G... Fatih/İSTANBUL VEKİLİ :Av. ... - .... DAVALI : ... SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - Serdar Mah. İstanbul Karayolu Cad. İsu Genel Müdürlüğü Sitesi İdari Bina (b Blok) No:59 İzmit/... VEKİLİ : Av. ... - ..... DAVA TÜRÜ : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/09/2023 KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 26/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı kurum tarafından ihale edilen araç ve iş makinesi kiralama hizmet alım işlerini ihale yolu ile aldığını, sözleşme kapsamında 01/10/2014 - 30/09/2016 tarihleri arasında sözleşme kapsamında dava dışı ... isimli işçinin tüm işçilik alacaklarının ödenmemesinden dolayı açtığı dava sonucu, ... 6. İş Mahkemesi'nce 2016/453 Esas sayılı dosyasıyla kurulan hüküm doğrultusunda yapılan icra takibinin davacı kurum tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün 2018/71922 Esas sayılı dosyasına, davacı idare tarafından tüm işçilik tutarının müvekkilinin hak edişlerinden çalıştığından davalının diğer yüklenicilerle yapılan sözleşmeler uyarınca işçi alacak ve tazminatlardan yarı yarıya sorumluluğu uyarınca diğer yüklenici firmalarca ödenmesi gerektiğini, fazla ve yersiz alınan tutarın fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 1.000,00-TL bankalarca uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte gere ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ın 2005-2015 tarihleri arasında davacı yüklenici işçisi olarak çalıştığını, dava dışı işçinin işçilik alacakları için açtığı dava sonucu ... 6. İş Mahkemesi'nce 2016/453 Esas sayılı dosyasıyla hükmedilen tutarların ... İcra Müdürlüğü'nün 2018/71922 Esas sayılı takip dosyasıyla takibe konu edilmesi üzerine kurum tarafından 63.285,79 TL'sinin ödendiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde yüklenicilerin çalıştırdıkları personellerin sorumlu olduklarından davacının hak edişlerinden icra dairesine yapılan ödemelerin kesildiğini ve davacının açtığı davanın haksız ve yersiz olduğunu, açılan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 41.762,16-TL'nin kesinti tarihi olan 14.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket, müvekkil idare ile olan hukuki ilişkisinde yüklenici (alt işveren) olup, somut uyuşmazlık bakımından; gerek 2014/75985 İhale Kayıt Numaralı Araç ve İş Makinesi Kiralama Hizmet Alım Sözleşmesi'nin “ Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş ile İlgili Çalıştıracağı Personele İlişkin Sorumlulukları ” başlıklı 22.1 maddesi, gerek Hizmet Alımları Genel Şartnamesi'nin "Çalışanların özlük hakları” başlıklı 38. maddesi, gerekse doktrin ve yüksek yargı kararlarına göre, üst işveren olan davalı idareye karşı rücu davası açamayacağını, sadece, diger alt işverenlere karşı rücu davası açabileceğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı İSU'nun İhale makamı olarak ihale sözleşmesi kapsamında çalışan personelin işçilik alacakları ve tazminatlarından davacı firma ile birlikte sorumluluğu bulunduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/01/2025 Tarih - 2023/440 Esas - 2025/36 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın yapılan incelemesinde, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; davacının davalı kurum tarafından ihale edilen araç ve iş makinesi kiralama hizmetini üstlendiği, sözleşme kapsamında 01.12.014-30/09/2016 tarihleri arasında çalıştırılan dava dışı ...'ın işçilik alacakları nedeniyle açtığı dava sonucunda verilen kararın icra takibine konulduğu ve toplam 63.285,79-TL'nin davacı hak edişlerinden kesilerek tahsil edildiği belirtilerek, söz konusu bedelin diğer yüklenici ile yapılan sözleşme uyarınca taraflarınca yarı yarıya karşılanması gerektiği ileri sürülerek şimdilik 1.000,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise özetle; dava dışı ...'ın davacı yüklenicinin işçisi olarak çalıştığı, işçilik alacaklarına ilişkin mahkeme kararının icra takibine konulması üzerine kurum tarafından 63.285,79 TL ödeme yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca yüklenicinin çalıştırdıkları personelin işçilik alacaklarından sorumlu oldukları, bu nedenle yapılan ödemenin davacının hak edişinden kesilmesinin, sözleşmeye uygun olduğu belirtilerek, davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, "Bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerin sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin, 21/12/2021 tarihli, 2021/1763 Esas, 2021/2455 Karar; 06/12/2021 tarihli 2021/2215 Esas, 2021/1999 Karar sayılı kararları ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin aynı yöndeki kararlarında da belirtildiği üzere; Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş, yüklenicinin işçisi tarafından yerine getirilmektedir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işveren yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Asıl işveren ile alt işverenin (yüklenicinin), İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen, rücu ilişkisinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işverenin (yüklenicinin) işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" dair bir hüküm bulunmaması durumunda, asıl işverenin bu sıfatla işçiye ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden (yüklenicilerden) rücuen talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gereklidir. Gerçekten de Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen "...veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça" şeklindeki ifadeden de açıkça anlaşılacağı üzere, (müteselsil borçlular) asıl ve alt işverenler arasındaki hukuki ilişkinin niteliği de bu sonucu gerektirmektedir. Sözleşmede rücu ve sorumluluk oranları ile ilgili özel bir hüküm bulunmadığı takdirde işçilik alacak ve tazminatlarının tamamından yükleniciler sorumludur (Yargıtay 23.HD 2017/732 E, 2020/2372 K; 2019/952 E, 2020/2536 K; 2019/1417 E, 2020/2515 K; 2019/782 E, 2020/1037 K). Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, ihbar ve yıllık ücretli izin alacağından son iş veren, kıdem ve UBGT alacağından alt işverenler dönemleriyle sınırlı sorumlu olacaktır. Ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir (Y.13. HD. 24/05/2018 T, 2015/38873-2018/6205 ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, 2016/2779- 2018/6452 sy.k). Eldeki davada, ilk derece mahkemesince taraf delilleri toplandıktan sonra alınan 01.12.2024 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama ve inceleme yönteminin denetime elverişli olduğu, kesinleşen ... 6. İş Mahkemesinin 2016/453 esas sayılı dosyasındaki hizmet süreleri ve hüküm altına alınan işçilik alacakları ile icra dosyası kapak hesabının dava dışı işçinin davacı ve diğer alt işverenler nezdinde çalıştığı dönemlerle uyumlu bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle söz konusu raporun mahkemece hükme esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde davalı idarenin dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tamamından davacıya rücu edebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, davacı ile diğer alt işverenlerin borcunun tamamından müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin herhangi bir kanuni veya sözleşmesi düzenleme de mevcut değildir. 4857 sayılı iş kanunun ikinci maddesi uyarınca asıl işveren alt işveren işçilerine karşı kanundan, doğan sorumluluk taşımakta ise de bu düzenleme tarafların kendi aralarındaki iç ilişki ve nihai yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır. Alt işverenlerin işçiyi kendi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu tutulmaları ve asıl işverenin yaptığı ödemeler bakımından sorumlulukları oranında rücu hakkının değerlendirilmesi gerekir. Nitekim dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile dava dışı işçinin davacı şirket nezdinde çalıştığı dönem dikkate alınarak davacının sorumlu olduğu işçilik alacağı miktarı 20.455,28 TL olarak belirlenmiş, buna karşın davalı idarece 14/02/2019 tarihinde davacının hak edişinden 60.217,44 TL kesinti yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda davacının sorumlu olmadığı kısmının da hak edişinden kesilmesinin, sözleşme ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiye aykırı olup fazla tahsil edilen bedelin iadesine karar verilmesi yerindedir.
Bu itibarla davalı idarenin dava dışı işçiye yaptığı ödemenin tamamını davacının hak edişine mahsup etmesinin hukuki dayanağı bulunmadığı, davacının yalnızca kendi çalıştırdığı döneme ve bu döneme isabet eden işçilik alacaklarına ilişkin sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek, sorumluluk miktarını aşan kesintinin iadesine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.852,77 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 713,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.138,87 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*