Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1475 E. 2026/1001 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1475
- Karar No
- 2026/1001
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1475 Esas
KARAR NO: 2026/1001
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: .../06/2025
NUMARASI: 2021/36 E. - 2025/122 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile iş sahibi arasında, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, .... ada, ... Parsel üzerinde inşa edilecek olan ... Ofis Binası mimari proje tasarım hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için "Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi" imzalandığını, davacının imzalanan "Mimari Hizmetler Sözleşmesi" gereği üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, akabinde 04.03.2015 tarihinde iş sahibinden gelen talep doğrultusunda Ofis Projesinin, bu defa Otel Projesi Olarak yenilenmesi için taraflar mutabık kalındığını ve bu yönde ek bir protokol daha imza edildiğini, dava konusu uyuşmazlık, iş sahibi ile yüklenici firma tarafından Mimarlık Sözleşmesi'ne ilişkin yasal mevzuata aykırı biçimde inşaata devam edilmesi gerekçesiyle davacı nezdinde oluşan zararın tazminine ilişkin olduğunu, otel inşaatının dış cephe inşaatı; müvekkilden onay alınmadan yapıldığını, sözleşmeye, ilgili yasal mevzuata, yüksek mahkeme kararlarına ve onaylı-tasdikli projeye aykırılık içerdiğini, Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesinin davalı yüklenicinin görmekte olduğu işin temel unsuru olduğunu, ilgili sözleşmenin 5.2. Fikri Mülkiyet başlığı altındaki 5.2.1 numaralı alt maddesi uyarınca: "Bu projeler ve işbu sözleşme konusu parseller üzerinde, ruhsat onayından sonra işveren tarafından istenen herhangi bir proje değişikliği için işveren öncelikle Mimar'a başvuracaktır." düzenlemesi taraflarca imza altına alındığını ,
Ofis Projesinin, Otel Projesi olarak yenilenmesine yönelik Ek sözleşmenin amaç başlığı altında ise açık bir şekilde "Bu çalışmada binanın cephe tasarımının ve kütlesel formu mimar tarafından projelendirileceği şekliyle uygulanacaktır." hükmüne yer verildiğini, Mimari Tasarım Hizmetleri Sözleşmesi ve Ek Sözleşme uyarınca davacı tarafından yapılması gereken proje ve işler kapsamında çalışmalara başlandığını ve sözleşme kapsamında gerçekleştirilecek proje ve hizmetler müvekkil tarafından zamanında, sadakat ve özenle ifa edildiğini, tüm bu sözleşmeler imza edildikten sonra kaba inşaat yapımının hemen akabinde müvekkilden dış cephenin değiştirilmesi yönünde, Cephe tasarımı ile ilgili olarak iş sahibince birtakım taleplerde bulunulduğunu, gelen bu haksız ve zamansız talep üzerine müvekkil yazışmalarda belirtilen ve müvekkil şirketin tasarlamış olduğu cephe projesi dışında getirilecek hiçbir önerinin kabul edilmeyeceğini, gerek sözleşmede açık bir şekilde düzenlenmesi gerekse Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda eser sahibine tanınan haklar kapsamında fazlaya dair her türlü hakkımızı saklı tuttuğunu, dış cephede yapılacak hiçbir değişikliğe muvafakat etmediğini tarafına keşide edilen .... Noterliğinin ....06.2016 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile açık bir şekilde ifade ve ihtar edildiğini, davacı şirketin, esas sözleşmeye ve sonrasında imza olunan ek sözleşmeye göre usulüne uygun ve yüklenici firmalar tarafından otel inşasına başlandığını, gereken niteliklerde ortaya çıkartmış olduğu mimari proje sonucu yapı ruhsatı alındığını, akabinde hal böyle iken ve yukarıda bahis konusu edilen noter ihtarına rağmen, davalı yüklenici firmalar tarafından farklı bir cephe uygulama projesi oluşturulup müvekkillerin sözleşme uyarınca hazırlamış olduğu, sahibinin hususiyetini taşımakta olan, estetik değere haiz ve uygulama projesi de olan mimari eser niteliğindeki projesinde birçok değişiklikler yapıldığını, davacı ile iş sahibi arasında geçen yazışmalarda, proje üzerinde yapılacak değişiklikler tarafına sunulduğunu , onay akabinde yüklenici konumunda olan davalı tarafça inşaata başlanacağı belirtildiğini, bahse konu değişikliklerin eserin niteliğine aykırı olduğunu, yalnızca maliyet hesabına dayanılarak yapıldığını, mesleki anlamda birçok başarıya imza atan müvekkilce, bu şekliyle mevcut projeye onay verilmesinin mümkün olmadığı da açıkça ifade edildiğini, yine aynı maillerde, yapılan ek protokol kapsamında ana kriterin cephe tasarımının mevcut haliyle korunmasına ilişkin olduğunu , yüklenici firmanın müvekkile iletmiş olduğu cephe detaylarının müvekkilin hazırlamış olduğu mimari projeden oldukça büyük farklar içerdiği projenin ancak bahis konu mailin (25.05.2016 tarih 11.54 AM saatli) ekinde sunulan raporda bulunan kriterlere göre yeniden düzenlendikten sonra onaylanacağını iş sahibine bildirildiğini, davacılar tarafından yapılan proje çizimleri, mimari eser niteliğinde olup fikir ve sanat eserleri kanunu ile uluslararası sözleşme hükümleriyle koruma altına alındığını, davacıların ortaya koyduğunu, mimari eser niteliğindeki projenin eser sahibine, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) çerçevesinde sağladığı mali ve manevi haklar mevcut olduğunu, bu kapsamda davacı şirketten FSEK 16. ve 17. Maddeleri uyarınca ilgili değişiklerle ilgili izin veya icazet alınmadığı sürece inşaata devam edilmemesi gerektiğini,
Anayasa'nın 90. Maddesinde uluslararası sözleşme hükümlerinin normlar hiyerarşisindeki konumuna ilişkin: 11 Madde 90: Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmünde olduğunu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağını, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır." hükmüne yer verildiğini, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan Anayasa'nın bu hükmü dikkate alındığında, Türkiye'nin de taraf olduğu kısaca Bern Konvansiyonu olarak bilinen Edebi ve Sanat Eserlerinin Korunması için Bern Konvansiyonu'nun mimari eser ve projelere ilişkin koruma öngören 4. Maddesinde: Madde 4: Bu Sözleşmede öngörülen koruma, maddedeki şartlar yerine getirilmemiş olsa dahi yapımcısının ikametgahı veya çalışma merkezi Birlik ülkelerinin birinde bulunan sinematografik eser sahipleri, Birlik ülkelerinin birinde yapılan mimari eserlerin veya Birlik ülkelerinin birinde bulunan bir bina veya diğer yapılarda bulunan diğer sanat eserlerinin sahipleri, hakkında uygulanacak, hükmüne yer verildiğini, davalılar tarafından yapılan tüm değişikliklerin davacıların eserinde köklü değişiklikler öngördüğünü, muvafakat olmayan ilgili değişiklikler ile müvekkillerin şeref ve itibarına zarar verildiğini, bu durumun hem maddi hem manevi açıdan büyük zararlara sebebiyet verdiğini, yine tarafı olunan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin ....Maddesinde konuya ilişkin; herkesin toplumun kültürel faaliyetine serbestçe katılmak, güzel sanatlar yapmak, bilim alanındaki ilerleyişe katılmak ve bundan yararlanmak hakkına sahip olduğu ve her türlü bilim edebiyat veya sanat eserlerinden doğan manevi ve maddi yararlarımın korunmasını isteme hakkı olduğu öngörüldüğünü , yapılan inşaat işleminin hukuka aykırılığı, adli mercilerce yapılan incelemeler neticesinde tescillendiğini, tarafınca 09.11.2016 tarihinde İstanbul 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (kapatılan) 2016/95 D. İş sayılı dosya vasıtası ile delil tespiti yapılmasının talep edildiğini, İstanbul 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (kapatılan) 2016/95 D. İş dosya vasıtası ile yapılan delil tespitine ilişkin hazırlanan 15.12.2016 tarihli bilirkişi raporu uyarınca; Tasdikli Proje ile yerinde yapılan uygulamalar arasında farklılıklar olduğu,
Proje Müellifinin çizdiği projenin değiştirildiği, cam cephede kullanılmış olan düşey tüm profillerin, alüminyum kapaklı giydirme cephe profilleri ile yapıldığı fakat projenin yerinde uygulamasında bu profillerin,alüminyum silikon giydirme cephe yerindeki uygulamada yapılmadığı, giydirme cephede yer alan güneş kırıcı ve 3 parçadan oluşan alüminyum cephe elemanlarının, onaylı mimari projeye göre, giydirme cephede yatayda devam eden alüminyum kompozit kaplamanın, cam cepheden yaklaşık 8 cm dışa doğru çıktığı, yerindeki uygulamada, cam cephe ile alüminyum kompozit kaplamanın hem yüz yapıldığı, yatay alüminyum kaplamanın mimari projeye göre hem kalın yapıldığı hem de gölge oluşturacak dışa çıkıntının yapılmadığı ve raporda detaylı bir şekilde açıklandığı üzere birçok eksiklik ve tasdikli proje ile uygulama arasında farklılıkların tespit edildiğini, yapılan incelemede özellikle otel inşaatının dış cephesinde yapılan değişiklikler ve projeye aykırılıkların tespit edildiğini, mahkemeden ayrıca projenin iç kısmında yapılan değişiklikler ile projeye aykırılıkların tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasını, bahsi geçen hususlarının tespiti ile, inşaatın tasdikli projeye aykırı biçimde devam ettiği tescillendiğini, ilgili hukuka aykırı eylemler ile ortaya çıkacak sorumluluklara ilişkin bilgilendirme ile .... Noterliği 12.01.2017 tarih, ... yevmiye no'lu ihtarnameyle hem iş sahibi hem davalı yüklenici ... .... Şti.'ye yapıldığını, söz konusu bilgilendirme sonrası olumlu veya olumsuz herhangi bir geri dönüş alınamaması neticesinde .... Noterliği 02.02.2017 tarih, 04376 yevmiye no'lu ihtarname ile davalılardan ... .... Şti.'ne projeye aykırılık sebebiyle doğacak sorumluluk açıkça ihtar olunduğunu, ilgili ihtarnameye cevaben, yüklenicilerden ... .... Şti. Tarafından keşide edilen .... Noterliğinin 23.02.2017tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde iş sahibi ile aralarında herhangi bir sözleşme bulunmaması sebebiyle sorumluluktan kurtulabilecekleri iddiasının öne sürüldüğünü, ayrıca inşaat işlerini aksatmaktan dolayı sorumluluklarının doğmaması maksadıyla hukuka aykırı işlemlerin sonlandırılması için mahkeme kararı talep edildiğini, uyuşmazlığın iyi niyetle ve sulh yoluyla çözülmesine ilişkin çabalarının nafile olduğunun anlaşıldığını, işbu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, bunun yanında İstanbul 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi(kapatılan) 2016/95 D. İş dosya vasıtası ile yapılan delil tespitine ilişkin hazırlanan 15.12.2016 tarihli bilirkişi raporuna karşı davalı iş sahibinin sunmuş olduğu itiraz beyanında uygulamaya ilişkin esasları bilecek konumda olmadığını, uygulama projesinin yüklenicilerden ... .... Şti. tarafından yapıldığını belirttiğini, bu durumda, yüklenici ...ile ... tarafından "inşaatın daha ucuza yapılacağı" vaadine kanan iş sahibi inşaatın devam etmesinde herhangi bir sakınca görülmediğini , haksız şekilde menfaat sağlama amacıyla ve kötü niyetle hareket eden yüklenicilerin net biçimde haberdar olduğu hukuka aykırılıkları bildirmeyip göz ardı ederek inşaat işlemlerine devam etmesi hususu, hukuk düzenimizce korunması mümkün olmayan bir durum yaratmakta olup Medeni Kanun Md. 2'de yer alan "iyi niyet" ilkesine açık aykırılık teşkil ettiğini, huzurda görülecek davanın açılmasından evvel, tarafımızca keşide edilen ....Noterliği'nin 06.04.2017 tarih ve ....... yevmiye no'lu ihtarnamesi yoluyla hukuka aykırı devam eden işlerin sonlandırılması, aksi takdirde her türlü hukuki ve idari yola başvurulacağının ihtar edildiğini, hukuka aykırı fiilin ortaya çıkışında sorumluluğu bulunan tüm taraflara gönderilen ihtarname ile uyuşmazlığın adli mercilere taşınmasından önce son bir adım atıldığını, daha önce tarafınca keşide edilen ihtarname ve sulh tekliflerinde olduğu gibi çabanında cevapsız bırakıldığını, ilgili İnşaatın projeye aykırı şekilde devam etmesi durumunda, açılması planlanan otelin iskân alması mümkün olmayıp, iskânı alınamayan bir otelin İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca işletilemeyeceği ve çeşitli idari yaptırımlara maruz kalınacağı acıktır. Haksız inşaat işlemleri neticesinde oluşan zararın en kasa zamanda tahsil edilememesi durumunda, idari mercilere gerekli başvurular yapılacak olup, onaylı projeye aykırı devam inşaatın mühürlenmesi ve gerekirse projeye aykırı bölümlerin yıktırılması hususunda her türlü işleme başlanmasını, onaylı ruhsat ve proje ekleri üzerinden uygulamaya ilişkin proje çizdiği iddia edilen ..., iş sahibinin de kabul etmiş olduğu ve inşaat sektörüne hâkim olan herkesin bileceği gibi gerçek anlamda bir uygulayıcı taşeron olduğunu, uygulayıcı kural olarak mimar tarafından çizilen ve idari makamlarca onaylanan tasdikli proje ve ruhsal eklerine uygun olarak inşaatın uygulama projesini yapmakla mükellef olduğunu, projeye aykırı yapılan inşaatın ise, hukuka aykırılık içerdiğini ve mimarin haklarını ihlal edilen hem yüklenicilerin hem iş sahibinin sorumluluğuna neden olacağını bilmekle mükellef olduğundan, alt yüklenici konumunda olan ...'un da iş sahibi ile imzalanan sözleşmeye taraf yüklenici ...gibi projeye aykırılıklardan basiretli tacir olması sebebiyle sorumluluğu olduğunu, yapılan otel inşaatı, davacılarca düzenlendiği şekline aykırı yapıldığını, uluslararası otelcilik standartlarına da uymayacağını, tüm bunların yanı sıra mimari eserin otel inşaatı olması sebebi ile kamusal kullanım söz konusu olacağını, gelecekte kamusal kullanımın söz konusu olması, imalat sırasında projeye birebir uyulması hususunu daha da hassas bir hale soktuğunu, bu durumdan kaynaklı olarak olası kamusal risklerde müvekkilin doğrudan sorumluluğu olacağı için ilgili projeye yapı kullanma izni alınması aşamasında projeye onay vermesi ve imzalaması mümkün olmayacağı ve muvafakat göstermeyeceğini, uyuşmazlık konusu hukuka aykırılık neticesinde basiretli tacir olan yüklenicinin de ayni iş sahibi gibi sorumlu olduğunu, inşaat sektöründe yoğun şekilde faaliyet gösteren basiretli bir tacir olarak yasal zorunluluklara aykırı biçimde devam eden inşaat projesi nedeniyle yüklenici davalıların da hukuki ve hatta cezai sorumluluğu bulunduğunu, ilgili hususta davalı taraflarca, bildirim yükümlülüğü ihlal edilmiş olup yasaya aykırı bir şekilde iş yapmaya ve haksız menfaat temin etmeye devam eden ısrarlı tutum nedeniyle, eser sözleşmesine yüklenici vasfıyla ve basiretli tacir olarak taraf olan yüklenici .... .... Şti. ile ... .. .... Şti.'nin proje müellifi ve müvekkil firmaya karşı sorumluluğu meydana geleceğini, somut uyuşmazlık konusu olay ve benzer inşaat işleri bazında konu ele alındığında, yüklenicilerin asli görevi kendilerine sunulan ve belediyece uygun görülüp onaylandığını, tasdikli projeye uygun biçimde uygulama yapmak, bahis konusu projeye aykırı olmayacak biçimde inşaat işlemlerini tamamladığını, herhangi bir gerekçenin arkasına sığınarak, onaylı projede müellifin onayı olmaksızın değişikliğe gidilmesi veya projede herhangi bir değişiklik onaylanmadan keyfi biçimde projeye aykırı biçimde inşaat işlerine devam edilmesi ise açıkça hukuka aykırı olduğunu, 20 Mayıs 2016 4:09 PM ve 23 Mayıs 2016 12:33 PM tarihlerinde, proje değişikliğine ilişkin onayımızın beklendiğine ilişkin iş sahibi tarafından gönderilen e-postalar ve mail dökümlerinin tamamından anlaşılacağı üzere, iş sahibi şirket yetkilisi tarafından gönderilen maillerde cephe işinin ihale edildiği, ancak yüklenici tarafından proje üzerinde müvekkilin herhangi bir onayı olmaksızın değişiklikler yapıldığını, süreç oldu bittiye getirilerek acil onayın eklendiği belirtildiğini, ilgili e-postalara cevap olarak tarafınca, dilekçede mahkemeye sunulan beyanlara paralel biçimde, istenen değişikliklerin yapılmasının mümkün olmadığı, yasal mevzuat ve sözleşme gereğince yüklenicinin onaylı projeyi uygulamakla mükellef olduğu, tasdikli projeye açık aykırılıklar içeren değişikliklere herhangi bir koşulda onayımız olmadığı net bir şekilde belirtildiğini, İnşaat işlerinde görev alan iş sahibi , düzenleyen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği Md.8/4'te; "Yapı sahibinin görev ve sorumlulukları” şu şekilde tanımlanmıştır. MADDE 8- (4) Yapı sahibi projede, mahal listesinde, metrajda ve yapı yaklaşık maliyetinde bulunmayan herhangi bir imalatı, ruhsata bağlanmadığı müddetçe yapı müteahhidinden ve yapı denetim kuruluşundan isteyemeyeceğini ve bu gibi istekler yerine getirilemeyeceğini, onaylı projeye aykırı inşaat işlemlerinin ruhsata bağlanmadığı sürece geçersiz olacağını, iş sahibi işin yapılması talimatı verse dahi yüklenicilerin bu talimata uymamakla mükellef oldukları hususu açıkça ifade edildiğini, yüklenicinin bedele, başka bir anlatımla sözleşmede kararlaştırılan arsa payı veya bağımsız hak kazanabilmesi için inşaatı sözleşme ve ekleri ile proje ve inşaat ruhsatı ile düzeninden olan imar mevzuatı ve bu doğrultuda çıkartılan Deprem Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak tamamlayıp, arsa sahiplerine teslim etmesi gerektiğini, 194 sayılı İmar Kanunu'nun 26. maddesi hükmünde öngörülen istisnalar dışında kalan ve bu kanunun kapsamına giren bütün yapılar için, ilgilisine göre belediye ve valiliklerden yapı ruhsatı alınması zorunlu olduğunu, ruhsat alındığını, yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da kural olarak, yeniden ruhsat alınmasına bağlı olduğunu, İmar Kanunu'nun 32.maddesi gereğince, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina hakkında ilgili idarece "yapı tatil tutanağı" düzenlendiğini, ruhsata aykırılık olan yapıda aykırılığın giderilmemiş olması durumunda ise, belediye encümeni veya ilgili idare kurulunca yıkım kararı verildiğini ve masrafı yapı sahibinden tahsil olunarak belediye ya da ilgili idarece ruhsata aykırı olan kısımlar ya da ruhsatsız yapılan bina yıktırılacağını, Ayrıca, imar Kanunu'nun 42. maddesi uygulanarak ilgili idarece ceza yaptırımı uygulandığını, İmar Yasası kamu düzenine dair olup, mahkemenin re'sen göz önünde bulundurması gerektiğini, imar mevzuatına uygun imalat, inşaatın iskân alınabilecek duruma getirilerek fiili ve hukuki yönden eksiksiz olarak arsa sahibine teslim edilmesi anlamını taşır ve ancak bu durumda yüklenici kendisine düşen bağımsız bölümlerin arsa payının devrini isteyebileceğini, müvekkil nezdinde oluşan maddi-manevi zarardan, yüklenici davalı tarafın sorumlu olacağı hususu sabit olduğundan ilgili zararın davalı taraftan tahsili gerektiğini, müvekkil şirket ortağı ve proje müellifi Yüksek Mimar ...'in toplum içindeki sosyal statüsü, mesleğinde başarılı bir mimar oluşu, prestijli ve başarılı projeleri ile birçok ödül kazanmış olduğu da göz önünde bulundurulduğunda müvekkilin manevi zararlarının tazmini gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre öncelikle mimarın talebine göre mimari eserin projeye uygun hale getirilmesi talebi dikkate alınmakla akabinde ise maddi manevi tazminata işin boyutuna göre karar verildiğini, oluşan zararın mahkemece takdiri esnasında proje müellifi müvekkillerin durumu, somut olay ve taraflara uygun olarak değerlendirileceğini, müvekkil şirket ve Müellif mimar ..., yurt içi ve yurt dışında tanınmış bir mimar olup, kendisi ve mimarlık ofisinin yurt içi ve çoğunlukla yurt dışı olmak üzere toplam 46 prestijli ödül kazandığını, Emaar Sguare Projesi, Spine Tower Projesi, Vadi İstanbul Projesi, Piyale Paşa Projesi, Libya Tatweer Projesi, Maslak Residential High Rises Projesi müvekkilin ödül almış olduğu projelerden sadece bazıları olduğunu, Avrupa ve Dünya çapında kazanılmış olan bu ödüller, müvekkilin mesleğinde ulaşmış olduğu seviyeyi açıkça ortaya koyar nitelikte olduğunu meslekte ulaşmış olduğu bu seviye çerçevesinde ihtilaf konusu olan proje büyüklüğündeki benzer bir iş için ortalama hizmet bedeli metrekare başına yaklaşık 17.5-20 USD civarında fiyatlandırıldığını , mimarlık mesleği gereği, müvekkillerimiz hayata geçirdikleri projeler ve yaptıkları işler sayesinde prestij kazanmakta, bu prestij sayesinde iş alabildiğini, müvekkil şirketin uluslararası yarışmaların çoğu proje ile uygulamanın örtüşmesini ön koşul olarak öngördüğünü, tarafça projeye aykırı yapılan uygulamalar sebebi ile müvekkilin söz konusu projesi bahse konu yazışmalara katılmak için ön koşulu dahi sağlayamadığını, son 5 yıllık cirosunu 5.000.000-7.000.000 USD altına düşürmeyen müvekkil şirketin, izni ve icazeti olmaksızın yapılan değişiklikler kaybı yaşayacağı açıktır değişiklikler adeta bir facia halini alan oteli ile prestij yakalama şansı bulunmayıp, aksine prestij kaybı yaşayacağını, yüklenici davalıların projeye aykırı devam eden imalatı nedeni ile yapılmış olan bu indirimin hiçbir anlamı kalmadığını, ayrıca projenin kaba inşaatını yapmakla mükellef davalı ...ile dış cephe kaplaması yapmakta olan ... şirketleri onaylı projeye aykırı biçimde sürdürdükleri inşaatın görünebilir her alanında reklamlarını yayınlamakta, müvekkilin hak kaybı göz önünde ve açık olmasına rağmen inşaatın projeye uygun yapılması durumunda müvekkilin elde edeceği prestijden pay çaldığını, sayılan sebeplerle müvekkilin müspet zararı doğduğunu, bu zarar hesaplanması projeye aykırı inşaat faaliyetlerinin, basiretli tacir olarak yüklenmiş olduğu özen yükümlülüğüne ve noter kanalıyla tarafına yapılan ihtara rağmen durdurulmamış olması ve halen devam eden haksız menfaat teminine yönelik hareketler nedeniyle oluşan zararın tazmini zaruri hale geldiğini, davacılar nezdinde oluşan zararın ortaya çıkmasına kusurlu hareketleriyle sebebiyet veren davalılarca tazmini gerektiğini, yukarıda ayrıntılı biçimde izah edildiği üzere, tarafımızca yapılan tüm uyarılara rağmen davalı yüklenici şirketler tarafından müvekkillerce hazırlanmış onaylı mimari projeye ve hukuka aykırı inşaata devam edildiğini, titizlikle çalışılan ve hazırlanması aylar süren mimari çalışma ile ortaya konan emeğin karşılığı olarak maddi getiriden çok kazanılacak prestij, reklam geliri ve kazanılması muhtemel müşteri portföyü hesaba katıldığını, yapılan bu hesapla çizilecek projenin fiyatında büyük oranda indirime gidildiğini, bu durumda, davalıların hukuka aykırı eylemleri sonucu söz konusu "getirileri" elde etmesi imkânsız hale geldiğini, müvekkillerin zararının, yine ilgili zararın meydana gelmesine kötü niyetli ve hukuka aykırı hareketleriyle sebep olan davalılarca karşılanması gerektiğini , haksız rekabet hükümlerinden doğabilecek talep hakkımız ile oluşan zarardan ötürü sorumluluğu bulunan başkaca taraflara dava açma, manevi tazminat talep etme hakkının yanında, fazlaya dair diğer haklarımız da saklı kalmak kaydıyla, şeklindeki ifadeleri ile davacı Mimari eser statüsündeki onaylı projeye yönelen tecavüzün tespiti ve menini, "ekler" kısmında belirtilen ve celbi talep edilen deliller için ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılarak delillerin celbini,
Uyuşmazlık konusu inşaatta, otel binasının iç kısmında kaba inşaatı üstlenen ...tarafından yapılan onaylı projeye aykırı inşaatların tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasını, İlk etapta oluşan zararın tazmini için şimdilik 500.000- USD maddi tazminatın (manevi tazminat talep hakkımız saklıdır) tarafımıza ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ...Taahhüt Proje ve Tic. .... Şti. Vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafın 09/11/2016 tarihinde İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/95 Değişik iş sayılı dosyasında, davalı olarak ...Derneği, .... Noterliğinin 12/01/2017 Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde , muhatap olarak ... ... Derneği, bilgi için ... .... .... Şti. , .... Noterliğinin 12/01/2017 Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde muhatap olarak ... . . .... Şti alındığını, tespit dosyası ve gönderilen ihtarnamelere bakıldığında ...Derneği ile cephe uygulamasını yapan ... ... .... Şti. Muhatap olarak görüldüğünü, müvekkil firmanın söz konusu süreçte hiçbir şekilde muhatap alınmadığını, davacı tarafça müvekkil firmaya 06/04/2017 tarih ....yevmiye numaralı ......A.Ş ile ... tarafınca tebliğ edilen ihtar ile tarafınızla keşideciler arasında imzalanan İstanbul ili, ... İlçesi , ... Mahallesinde gerçekleştirilen ... .... Binası Projesine ilişkin Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi uyarınca , mimari projeye aykırı biçimde devam etmekte olan uygulamaların ve dış cephe çalışmalarının derhal durdurulmasını, müvekkil şirketin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın telafisi maksadıyla müvekkil firma ile cephe işlerini yapan Erbay firmasına karşı 500.000 USD tutarında tazminat davası açılacağını, söz konusu firmalara tarafınızca ödeme yapılmamasının ihtar edildiğini, davacıların söz konusu ihtarın içeriği ile ilgili neden olarak , ...Derneği ile imzalanan Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesine aykırı projelerde değişiklik yapıldığı ve buna keşidecilerin muvafakatinin bulunmadığı hususunun olduğunu, müvekkil firmanın söz konusu ihtar akabinde yapılan görüşmelerde herhangi bir sorun olmayacağı ve işe devam edilmesi gerektiğini şifahi olarak tarafına bildirdiğini , müvekkil firmaya 24/04/2017 tarih ve .....yevmiye numaralı ile diğer davalı ... ... .... ŞTİ. Tarafından tebliğ edilen ihtarname ile kendilerine de tebliğ edilen 06/04/2017 tarih ..... yevmiye numaralı ihtar ile ilgili her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile gerçekleştirilen projenin mimari projeye ve onaylanmış yapı ruhsatına aykırı olup olmadığı, inşaata devam edilip edilmeyeceği hususunun ihtar edildiğini, söz konusu ihtar içeriğinde mimari proje mükelleflerinin iddialarının ciddi olması ve ciddi bir tazminat riski ile karşı karşıya olması nedeniyle ... Otel projesinin mimarının muvafakatini taşıyıp taşımadığını, taraflarınca yaptırılan dış cephe çalışmalarının mimari projeye aykırılık taşıyıp taşımadığını, tarafınca yaptırılan inşaatın tasdikli projesine aykırılıklar taşıyıp taşımadığı hususları ile ilgili tarafına bilgi verilmesini, inşaata devam edilip edilmeyeceği ile ilgili olarak tarafına yazılı talimatları iletmelerini, talimatlar doğrultusunda taraflarına inşaata devam edilir ve ile ... tarafından müvekkil şirket aleyhine bir tazminat davası açılır ve müvekkil şirket tarafından ilgili kişilere tazminat ödenmek zorunda kalınırsa ödenen bedel için tarafınıza rücu edileceği hususunun tarafına ihtar edildiğini, müvekkil firmaya 25/04/2017 tarih 11666 yevmiye numaralı ...... A.Ş ve ... tarafınca tebliğ edilen ihtar ile İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/71 Esas sayılı dosyası ile 500.000 USD talepli tazminat davası açıldığını, söz konusu dava nedeni ile keşideci firmanın uğramış olduğu maddi zararın telafisi maksadıyla açılmış dava sonuçlanıncaya kadar müvekkil firmanın ALTINSOY ile cephe işlerini yapan ........ firmasına ödeme yapılmamasının ihtar edildiğini, müvekkil firma tarafından tarafına gönderilen ihtarlar nedeni ile ...Derneği'ne ....... Noterliğinin 04/05/2017 tarih ve ....... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, müvekkil firmanın ...Derneği ....... Otel Projesi ile ilgili olarak 05/03/2015 tarihinde ince inşaat işlerine ilişkin sözleşme imzaladığını, müvekkil firmanın söz konusu davanın muhatabı olmadığından husumet itirazının bulunduğunu, husumet yönünden itirazının incelenerek husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, dava dilekçesi, cevapları ve delil tespiti dosyasından açıkça görüleceği üzere davanın asıl muhatabı olan ...Derneği olması sebebi ile davanın ...Derneğine ihtar edilmesini, haksız açılan davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ... ... Limited şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; Davacılar arasında Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uyarınca dava arkadaşlığı şartları bulunmadığını, davacı ...'in taraf ehliyeti ve dava ehliyetinin bulunmadığını, HMK 114.md. Sayılan dava şartları oluşmadığından davanın usulden reddini , davacı yan tarafından dosyaya sunulan Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek yapılan Mimarlık Hizmetleri Ek Sözleşmesi incelendiğinde söz konusu sözleşmelerin dava dışı ... ile .......... A.Ş arasında imzalandığının görüldüğünü, davacı ...'in ilgili sözleşmelerde taraf olarak gösterilmediği gibi gerek ana sözleşmeyi gerekse de ek sözleşmeyi taraf sıfatıyla imzalamadığını, husumet itirazının müvekkil yönünden davanın reddini, davanın dava dışı iş sahibi ...'a ihbarını talep ettiklerini, davacı tarafın talep ve iddialarının imzaladığı mimarlık hizmetleri sözleşmesi ve mimarlık hizmetleri ek sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğunu, davacı ile ... arasında imzalanan mimarlık hizmetleri sözleşmesi ve mimarlık hizmetleri ek sözleşmesi gereğince davacının projede iş sahibi ...'ın istediği değişiklikleri yapmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafın bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek asıl olarak kendisi sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, dava konusu yapının FSEK kapsamında Mimari Eser esere sayılıp sayılmayacağının tespit edilmesi gerektiğini, mimari eserde hususiyetinin yapı içinde veya üzerinde kullanılan bir takım sanat ürünlerinden değil , doğrudan yapının biçimlendirilmesinden kaynaklanması gerektiğini, bu özelliğin aynı zamanda mimari eserlerde hususiyetin ve korunacak unsurlarının yapının biçimlendirilmesine ilişkin estetik ögeler dışında başka bir yerde aranmaması gerektiğini, dava konusu yapının FSEK kapsamında mimari eser sayılmasına dahi yapılan değişiklikler eser sahibinin maddi manevi haklarını ihlal etmediğini, eserde değişiklik yapma hakkı imzalanan sözleşmeler ile dava dışı ...'a verildiğini, eserde yapılan değişikliklerin davacının şeref ve itibarını zedeleyecek nitelikte değişiklikler olmadığını, eser sahibinin FSEK m.16 ve f.3 anlamında bir hakka sahip olduğundan edebilmek için değişikliklerde onun gerek o eser ile edindiği gerekse o eser ile teyit edilmiş olan mesleki şeref ve itibarının gözetilmediğini, hatta eserin nitelik ve özellikleri ile doğrudan mimarın şeref ve itibarının bozulması için çaba sarf edilmiş olması gerektiğini, alüminyum kapaklı giydirme cephe profilleri yerine alüminyum silikon giydirme cephe profili kullanıldığını, giydirme cephede yer alan güneş kırıcılar ve gölge kutuları maliyetlerinin çok yüksek olması söz konusu maliyetlerin karşılanmasının mümkün olmaması nedeniyle yapılmadığını, yapının otele dönüştürülmüş olması nedeniyle her odadaki 3 camdan ikisinin açılır kanatlı yapıldığını, inşa edilen otelin uluslararası otelcilik standartlarına aykırı olduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu, müvekkilin davacı ile ... arasında imzalanan eser sözleşmesine taraf olduğu iddiasının dikkate alınamayacağını, müvekkilin kusuru bulunmadığı için tazminat sorumluluğunun da bulunmadığını, dava konusu olayda hukuka aykırılık bulunmadığını, dava konusu olayda müvekkil şirketin kusuru bulunmadığını, davacının ne tür bir zararı olduğunu ve bu zararın tutarının somut verilerle açıklamayamadığını, işbu davanın ...Derneği'ne ihbar edilmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
Feri müdahil ...Derneği vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkil kulüp ile davacı ....A.Ş arasında İstanbul İli, ... İlçesi , ... Mahallesi , .... Pafta, ... ada, ... parsel üzerinde inşa edilecek olan ... Ofis Binası mimari proje tasarım hizmetlerinin sağlanması amacıyla Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmeye göre işverenin yani müvekkil kulübün sözleşme konusu hizmetlerde eksiltme , değişiklik veya ekleme talep etmesinin mümkün olduğunu, davacı şirket ile imzalanan Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi akabinde taraflar arasında ek bir protokol daha imzalanarak söz konusu ofis projesi , otel projesi olarak revize edildiğini, müvekkil kulüp tarafından bahsi geçen tercih ve talepler devamlı olarak davacı şirket ile gerçekleşen yazışmalarda dile getirilerek hem kendilerinden mimari çözümler talep edildiğini, hem de bu hususların düzenlenecek bir toplantıda detaylıca konuşulmasının istenildiğini, bu taleplere karşılık davacı şirket tarafından herhangi bir olumlu geri dönüş alınamadığını, müvekkil kulübün yardım taleplerinin karşılıksız kaldığını, bu süreçle ilgili son olarak .../06/2016 tarihinde davacı tarafından keşide edilen T.C. .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamede taraflar arasında 17/05/2016 tarihinden bugüne kadar cephe tasarımı ile ilgili olarak yazışmaların devam ettiği ve bu yazışmalarda mimarlık şirketinin tasarlamış olduğu cephe projesi dışında getirilecek hiçbir önerinin kabul edilmeyeceğini ihtaren bildirdiklerini, bunun üzerine müvekkil kulüp tarafından davacı .... .... Şti 'ne gönderilen ve cephe uygulama projelerinin hangi unsurlar dikkate alınarak oluşturulduğunu belirttiklerini, davacı .... .... Şti tarafından hazırlanıp müvekkil derneğe sunulmuş bir cephe uygulama projesinin de bulunmadığını, davacı .... .... Şti tarafından hazırlanan projelerin sadece cephe görünümlerini içerdiğini, uygulamaya esas teşkil edecek nitelikte olmadığını, bu nedenle müvekkil kulübün cephe uygulamasına esas teşkil edecek detaylı uygulama projelerini cephe uygulamasını yapan ve cephe konusunda uzman mühendislik firması davalı ....Şti.'ye hazırlattığını, dava konusu otel inşaatı ile ilgili tüm uygulamaların da davalı ....Şti. Tarafından hazırlanan bu proje kapsamında gerçekleştirildiğini, davalı .... Şti tarafından hazırlanan projeler, görüş ve onayı talep edilerek öncesinde .... .... Şti'ne gönderildiğini, davacı .... .... Şti tarafından gönderilen cevapların davacı .... .... Şti'nin hazırlamış olduğunu cephe görünümleri ile davalı .... Şti. Tarafından hazırlanmış olan cephe uygulama projeleri arasında , müvekkil derneğin uygulamaya dönük talepleri ve bütçe kısıtlarına dayanan zorunlulukları dışında herhangi bir farklılık bulunmadığını ve davacı .... .... Şti'nin tercihlerine tam olarak riayet edildiğini, davacı .... .... Şti tarafından hazırlanmış olan projeler ve cephe görünümleri üzerinde gerek müvekkil kulüp gerekse de davalı ....Şti. Tarafından herhangi bir değişiklik yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca mimarın sözleşmede belirtilen sözleşmede belirtilen hizmetleri gerçekleştirirken işverenin ihtiyacına uygun davranacağı, tasarımda işletme ihtiyaçlarını göz önünde bulunduracağı ve aynı zamanda malzeme ve ürün kullanımında projenin kalite, maliyet ve zaman gerekliliklerinin karşılanmasını sağlayacağı hüküm altına alındığını, sözleşmede mimarın kaliteden ödün verilmeksizin en az maliyetli şekilde ve en kısa zamanda inşa edilebilecek bir nihai ürün elde edilmesi için süreç incelemesi , fikir ve metot analizleri ve uygulamalarına katılacağı ve tasarım ve inşaat belgelerinin , inşa edilebilirlik göz önünde bulundurularak hazırlanması ve herhangi bir belirsizlik , tutarsızlık veya inşaat esnasında önleyici zorluklara neden olabilecek başka herhangi bir problemin olmamasını temin edeceği hüküm altına alındığını, davacı tarafın taleplerinin sözleşemeye aykırı olduğunu, davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekili ...... Ti.'nin cevap dilekçesine karşı cevaba cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlık konusu projenin bir inşaat projesi olduğunu, davacı müvekkil ...'in ise uyuşmazlık konusu projenin müellifi konumunda olduğunu, ortağı olduğu şirketten ayrı olarak da faaliyet gösterdiği sektörde başarıyla mesleğini icra ettiğini, kendisine danışılmadan iş sahibini yanıltarak proje üzerinde yapılan değişiklikler neticesinde uğramış olduğu zararın tazmini .... .... Şti'nden ayrı olarak talep etmesine hukuki yararı ve dava ehliyeti bulunduğunu, mimari proje sahibi olarak müvekkilin zarara uğrayan hak sahibi olduğunu , davalı taraflar inşaat alanında senelerdir faaliyet gösteren basiretli birer tacir olduğunu, mevzuat hükümleriyle belirlenen yükümlülüklerini açıkça ihlal ederek, uymakla yükümlü oldukları haklara aykırı davrandığını , davanın yükleniciler aleyhine yöneltilmiş olmasının en önemli sebeplerinden biri de inşaat sektöründe sürekli bir faaliyet içerisinde olmayan iş sahibinin , "inşaat masraflarını azaltma " vaadine kapılarak sözleşme hükümlerine mevzuata , onaylı projeye ve yüksek mahkeme kararlarına aykırı davranmasına sebebiyet veren yegane unsurun davalıların yanlış yönlendirmesi sonucunda söz konusu uyuşmazlığın meydana geldiğini, basiretli birer tacir olarak proje müellifinin muvafakati olmadan , tasdikli projeye aykırı inşaat işlerinin Fikri ve Sınai Hakların ihlali olduğunu bilmekle mükellef olunduğunu, yine davalı tarafın cevap dilekçesi eklerinde sunmuş olduğu mail dökümleri içerisinde yer alan iş sahibinin 18 Mayıs 2016 8:54 PM tarihli mailinde kendilerine hatırlatılmış olmasına rağmen bu hususun görmezden gelindiğini, müvekkil ... söz konusu imara aykırı inşaat sonucunda hem ortağı olduğu şirket bazında , hem de kişisel anlamda maddi - manevi zarara uğradığını, müvekkilin şirket bünyesinde ve çalışma arkadaşlarıyla gerçekleştirmiş olduğu başarılı projelerinin yanında ayrıca kişisel anlamda da uluslar arası tanınırlığa sahip bir mimar olduğunu, müvekkil ... 'in hem .... .... Şti .'nin ortağı olarak hem de mesleğinin icrası sırasında elde ettiği kişisel tanınırlığı , başarıları ve uyuşmazlık konusu projenin müellifi olması sebepleriyle ayrı ayrı zarara uğradığı ve işbu davaya taraf olmakta hukuki yararı olduğunun kabulünün gerektiğini, davalı yüklenicilerin hukuka aykırı ve kötü niyetli bir biçimde yarar sağlama maksadıyla girişmiş oldukları iş ve eylemler neticesinde müvekkil nezdinde oluşan zararın sorumlusunun olduğunun açık olduğunu, davalı şirketin yetkisinin ve uzmanlığının sınırlarını aşarak, müvekkillerce çizilen projede müellifin de onayı olmadan çeşitli değişikliklere gidilmesine sebebiyet verdiğini, sayılan eylemler neticesinde müvekkiller nezdinde oluşan maddi ve manevi zarardan dolayı davalıların sorumluluklarının doğduğunu, davanın açılmasının zorunlu olduğunu, müvekkilin hakları imzalanan iki sözleşmeye sabit olduğunu, sözleşmelerin kronolojik sırasına uygun şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu mail dökümlerinde açıkça görüldüğü üzere iş sahibi yetkilisi tarafından defalarca uyarılmış olmasına rağmen, yüklenici firma haksız kazanç elde etme maksadıyla ve kötü niyetli olarak uyarıları dikkate almadığını, proje müellifinin değişikliğe muvafakati olmadığı hususunu göz ardı ederek inşaat işlemlerine devam ettiğini, kaba inşaatın başlangıcından sonraki süreçte davalı dış cephe uygulamacısı , onaylı proje uygulamacısı olarak girmesi gereken ihalede , iş sahibine bambaşka bir proje sunarak, kendi projesini tüm taraflara zorla kabul ettirmeye çalıştığını, ek sözleşmenin amaç başlığı altında yer alan hükümde , dış cephe ve kütlesel form uygulamasının mimar tarafından projelendireceği şekliyle uygulanacağı belirtilmiş olmasına rağmen , " uygulayıcı " vasfına sahip davalı tarafça farklı bir proje çizilmiş olup bu proje müvekkillere dayatılmaya çalışıldığını, söz konusu dayatma sonucu projenin bu haliyle onaylanmasının mümkün olmadığı hususu müvekkil tarafından açıkça beyan edildiğini, müvekkil tarafından gönderilen 25/05/2016 tarih 11.54 Am saatli mailde ise projenin , mail ekinde sunulan raporda bulunan kriterlere göre yeniden düzenledikten sonra onaylanacağını iş sahibine bildirildiğini, bu durumda davalının iddia ettiği üzere müvekkilin yalnızca inşaatı geciktirme amacıyla muvafakat vermediği hususunun dayanaktan yoksun bir iddia olduğunu, dış cephe uygulamacısı ... Şirketinin mevzuattan ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini açıkça ihlal ettiği hususuna değinmeyerek , tüm sorumluluğu iş sahibi ve asıl yüklenici üzerine yıkmaya çalışılmış , kötü niyetli ve haksız biçimde elde ettiği kazançları koruma gayretine giriştiğini, iş sahibi müvekkilin deneyimi , mesleki başarısı gibi gerekçelerle uyuşmazlık konusu projeyi kendisine teslim ettiğini, yaratılan mimari eserin uygulamacı firmalar tarafından bozularak hususiyetini kaybedecek olmasına muvafakatin beklenilmesinin tezat oluşturduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme vasıtasıyla herhangi bir hakkın devredilmediğinin açık olduğunu, aksine dayanaksız iddiaları kabul anlamına gelmediğini, fikri ve sınai haklar hususunda yapılan özel düzenleme olması bağlamında , FSEK md. 16/3 hükmünün dikkate alınması gerektiğini, her ne kadar imzalanan Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi ile Ek Sözleşme hükümleri uyarınca eserin mimarın projelendireceği şekilde uygulanması gerekliliği açıkça belirtilmiş ise de , yukarıda yer alan hüküm uyarınca eserin mahiyet ve hususiyetini bozan , eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyen her türlü değişikliğin kabul edilemeyeceği, kayıtsız şartsız izin verilmiş olsa dahi menetme yetkisinden vazgeçilmesinin mümkün olmadığını, uyuşmazlık konusu binanın , estetik niteliğe haiz olup olmadığının tespiti için mahkemece alanında uzman , tarafsız ve bağımsız bilirkişilerin oluşacak heyetin yapacağı incelemenin büyük önem taşıdığını, müvekkilce hazırlanan projenin özgün yapısı yapılan esaslı değişiklikle ortadan kaldırıldığını, bina söz konusu vasıflarını kaybettiğini, sıradanlaştığını, davalıların zararın meydana gelmesinde kusuru bulunduğundan , oluşan zararı tazmin yükümlülüklerinin bulunduğunu, müvekkil şirketçe çizilen ve yine müvekkil ...'in proje müellifi konumunda olduğu proje ve uygulama sonucu ortaya çıkacak eserin mimari eser vasfını taşıyıp taşımadığının tespiti ve oluşan zararın hesaplanması maksadıyla bilirkişi incelemesi yapılmasını, müvekkillere ait mimari eser statüsündeki onaylı projeye yönelen tecavüzün tespiti ve menine , müvekkiller nezdinde oluşan zararın tazmini için şimdilik 500.000 USD maddi tazminatın tarafına ödenmesini karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili .... .... Şti.'nin cevap dilekçesine karşı cevaba cevap dilekçesinde özetle ; Dava şartlarının tamamının gerçekleşmiş olduğunu, haklı davanın kabulünü , davalı yüklenicilerin mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde ve kötü niyetli davranışları neticesinde davacı müvekkiller nezdinde oluşan zararın tazminini hedeflediklerini, davacılardan ...şirketinin, projenin mimarı niteliğinde olduğunu iş sahibi ile imzalanan Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi ile Mimarlık Ek Sözleşmesi'nin tarafı olduğunu, bu sebeple sözleşemeye aykırılığın ortaya çıkmasına sebebiyet veren davalı yüklenicilere karşı taleplerini iletmekte dava ehliyeti ve hukuki yararı bulunduğunu, davacı müvekkil ... ise uyuşmazlık konusu projenin müellifi konumunda olduğunu, ortağı olduğu şirketten ayrı olarak da faaliyet gösterdiği sektörde başarıyla mesleğini icra ettiğini, kendisine danışılmadan , iş sahibini yanıltarak proje üzerinde yapılan değişiklikler neticesinde uğramış olduğu zararın tazmini ...şirketinden ayrı olarak talep etmesinde hukuki yararı ve dava ehliyetinin bulunduğunu, mimari proje sahibi olarak müvekkilin zarara uğrayan hak sahibi olduğunun açık olduğunu, davalı tarafların inşaat alanında senelerdir faaliyet gösteren basiretli birer tacir olduğunu, mevzuat hükümleriyle belirlenen yükümlülüklerini açıkça ihlal edilerek , uymakla yükümlü olduklarını haklara aykırı davrandığını, hukuki yarar kavramının somutlaştırma yoluna gidildiğini, yine esasa ilişkin beyanlarında ayrıntılı şekilde izah edileceği üzere davalı tarafların her ne kadar ihtar yükümlülüğü bulunmasa da taraflarınca yapılan uyarılara ve basiretli birer tacir olarak mevzuat hükümlerince belirlenen yükümlülüklere itibar etmemek pahasına , kötü niyetli biçimde inşaat işlemlerine devam ederek müvekkilin haklarını ihlal ettiğini, halen etmeye devam ettiğini, davanın yükleniciler aleyhine yöneltilmiş olmasının en önemli sebeplerinden birinin de inşaat sektöründe sürekli bir faaliyet içerisinde olmayan iş sahibinin, "inşaat masraflarını azaltma " vaadine kapılarak sözleşme hükümlerine , mevzuata , onaylı projeye ve yüksek mahkeme kararlarına aykırı davranmasına sebebiyet veren yegane unsurun davalıların yanlış yönlendirmesi sonucunda söz konusu uyuşmazlığın meydana geldiğini, davalı tarafından öne sürülen hukuka aykırılıktan haberi bulunmadığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, aksi kabulde dahi bilmemenin sorumluluğunu ortadan kaldıracak herhangi bir etkisinin bulunmadığını, öncelikle dava dışı iş sahibi ... ile müvekkil şirket arasında, 21/09/2012 tarihinde uyuşmazlık konusu binanın ofis projesi olarak dizaynı maksadıyla "Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi " imzalandığını, söz konusu sözleşme ile iş sahibi inşaatın projelendirilmesi işini müvekkile teslim ettiğini, ilerleyen süreçte müvekkil tarafından oluşturulan projenin uygulanması maksadıyla ... şirketi ile asıl iş sahibi dava dışı ... arasında 05/03/2015 tarihinde kaba inşaat işlerine ilişkin sözleşme imzalandığını, aynı tarihte yine davalı Altınsoy şirketi ile ... arasında ..... Otel Projesi İnce İnşaat İşlerine ilişkin sözleşme imzalandığını, imzalana bu iki sözleşme ile müvekkil tarafından çizilen projenin kaba ve ince inşaat işlerinin uygulayıcısı olarak seçilen davalı ..... şirketi inşaat işlerine başladığını, davalı .... şirketinin inşaat sektöründe faaliyet gösteren basiretli bir tacir olması ve dış cephe işlerini yapmakla mükellef davalı ..... şirketinin işvereni konumunda olması , dış cephe işlerinin yapımında faaliyet göstermesi gerekçeleriyle sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, mevzuat hükümleri ile yerleşik Yargıtay içtihatlarının aksine sözleşme hükümlerinin uygulamaya esas gösterilmesinin ise davalı tarafın kötü niyetli tavırlarının bir başka göstergesi olduğunu, müvekkil şirketçe çizilen ve yine müvekkil ...'in proje müellifi konumunda olduğu proje ve uygulama sonucu ortaya çıkacak eserin mimari eser vasfını taşıyıp taşımadığının tespiti ve oluşan zararın hesaplanması maksadıyla bilirkişi incelemesi yapılmasını, müvekkillere ait mimari eser statüsündeki onaylı projeye yönelen tecavüzün tespiti ve menini, müvekkiller nezdinde oluşan zararın tazmini için şimdilik 500.000 USD maddi tazminatın tarafına ödenmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... Limited Şirketinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddiasının aksine HMK'nun 114.maddesinde sayılan dava şartlarının oluşmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek yapılan Mimarlık Hizmetleri Ek Sözleşmesi incelendiğinde , söz konusu sözleşmelerin dava dışı ... ile ...arasında imzalandığının açıkça görüldüğünü, davacı sözleşmeye gerekse de ek sözleşmeyi taraf sıfatı ile imzalamadığını,
Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi'nin Ek A 1 maddesinde ..., sadece Mimar'ın temsilcisi olarak gösterildiğini, davaya konu edilen sözleşmeye göre söz konusu projenin ...olduğunu, ...'in dava konusu uyuşmazlıkta taraf sıfatının bulunmadığını, davacı ...'in dava konusu uyuşmazlıkta taraf sıfatına haiz olmadığını FSEK'in 10.maddesi gereğince de son derece açık bir şekilde ortada olduğunu, bir an için ...'in de dava konusu sözleşmede mimar sıfatının bulunduğu dolayısıyla taraf sıfatının bulunduğu kabul edilse dahi FSEK'in 10.maddesi gereğince davanın ...tarafından açılması gerektiği için taraflar arasında herhangi bir dava arkadaşlığının veya ...'in dava ehliyetinin de bulunmadığı hususunun son derece açık olduğunu, davacı ... 'in taraf sıfatının var olduğunun kabul edilmesi demek bütün şirketlerin ortaklıkların açılan her davaya taraf olabilecekleri anlamına geldiğini, husumet itirazlarının olduğunu, müvekkil yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, davalı müvekkil ile dava dışı ... arasında karşılıklı olarak bu e- mailin dışında 24/05/2025 tarihinde de konu ile ilgili olarak mailler gönderildiğini , konunun taraflar arasında müzakere edildiğini, yapılan müzekkereler neticesinde dava dışı ...'ın yöneticisi ... tarafından müvekkil şirket yetkilisine gönderilen 24/05/2016 tarihli e - mailler de bu hususun görüldüğünü, görüleceği üzere dava ışı ...'ın taraflarınca kandırılması , yanlış yönlendirilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, HMK 'nun 61.maddesi gereğince davanın ...'a ihbar edilmesi gerektiğinden cevap dilekçesinde yer alan bu talebin ve bu kapsamda davacı ile ... arasında imzalanan tüm sözleşmelerin alınan tüm onay ve yazışmaların da ... tarafından dava dosyasına sunulması amacıyla ... 'a müzekkere yazılmasını, davacı tarafın talep ve iddiaları , imzaladığı mimarlık hizmetleri sözleşmesi ve mimarlık hizmetleri ek sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğunu, davacının iddiasının aksine sözleşmelerin kronolojik sıralamaya göre değil mütemmim cüz kavramına uygun olarak değerlendirilmesi gerektiğini, imzalanan sözleşmeler çerçevesinde mimari projede yapılacak değişiklikler için davacının onayının alınmasının şart olmadığını, söz konusu düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere işverenin yükümlülüğü öncelikle mimara başvurduğunu , yapılacak değişiklikle ilgili olarak mutlaka mimarın yazılı onayını almak olmadığını, öncelikle kelimesi kullanılarak ...'ın projede talep edeceği değişikliklerin yerine getirilmemesi halinde başka mimarlara başvuru yapma hakkı saklı tutulduğunu, davacı tarafın projesi özgün olmadığını, sahibinin hususiyetini taşımadığını, bu nedenle güzel sanat eseri olduğunu, iddialarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, yapılan değişikliklerin eser sahibinin şeref ve itibarına zarar verecek nitelikte olmadığını, yapılan değişiklikler teknik ve yönetimsel ihtiyaçlardan kaynaklanan zorunlu değişiklikler olduğunu, söz konusu değişikliklerin yapılması için mimarın onayının alınmasına gerek kalmadığını, otel binasının cephelerinde reklam uygulamasına yer verilebilmesi için alüminyum kapaklı giydirme cephe profilleri yerine alüminyum silikon giydirme cephe profili kullanıldığını, davacı tarafından hazırlanan projenin özgün yapısının esaslı değişiklikler ile ortadan kaldırıldığına binan sıradanlaştığına ilişkin beyanlarına karşı yanıt verildiğini , müvekkilin kusuru bulunmadığı için tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, sayın mahkemenin dikkatine sunulan hukuki mütalaa objektif değerlendirmelerin içerdiğini, aksi yöndeki davacı iddiaların dikkate alınmaması gerektiğini, işbu davanın ...Derneğine ihbar edilmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ... Kulübü Derneğinin müdahale dilekçesinde özetle ;
Davacılar tarafından , davalılar .... Şti. Ve ....Şti'ye karşı mahkemenin nezdinde açılan işbu davanın neticesinin , müvekkil kulübün haklarını da etkileyecek olması sebebiyle davalıların yanında katılan davalı olarak yer almak ihtiyacı hasıl olduğunu, müvekkil kulüp ile davacı .... A.Ş arasında İstanbul ili , ... ilçesi , ... Mahallesi , ... pafta , ... ada , ... parsel üzerinde inşa edilecek olan ... Ofis Binası mimari proje tasarım hizmetlerinin sağlanması amacıyla Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesinin akdedildiğini, davacı şirket ile imzalanan Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi akabinde taraflar arasında ek bir protokol daha imzalanarak söz konusu ofis projesi , otel projesi olarak revize edildiğini, dava konusu projenin otel projesi olarak revize edilmesinin ardından müvekkil kulübün değişen ihtiyaçları ve bütçesi doğrultusunda projeye dair bazı noktalarda farklı tercihler yapılması zaruretinin doğduğunu, yapı malikinin hukuk düzeni sınırları içinde , yapı üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma hakkı olduğunu, bu doğrultuda malikin mimari yapı üzerinde dilediği şekilde değişiklik yapma hakkının haiz olduğunu, müvekkil kulüp tarafından bahsi geçen tercih ve taleplerin devamlı olarak davacı şirket ile gerçekleşen yazışmalarda dile getirilerek hem kendilerinden mimari çözümler talep edildiğini, hem de bu hususların düzenlenecek bir toplantıda detaylıca konuşulması istendiğini, müvekkil kulüp projenin en başından itibaren davacı şirket ile koordine bir şekilde hareket etmek istemiş, iki tarafın da talepleri doğrultusunda ortak kararlara varılmasını sağlayamaya çalıştığını, ancak bu çabalarının her seferinde karşılıksız bırakıldığını, davacı şirket tarafından proje konusu mimari yapının , mimari eser niteliğinde olduğu iddia edildiğini, bahsi geçen bu yapının mimari eser statüsünde olup olmadığı hususu teknik bir konu olduğunu, bu konuda uzman bilirkişilerce karar verilmesi gerektiğini, bilindiği üzere bir yapının mimari bir eser olarak kabul edilebilmesi için yapının estetik değere sahip olması gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi söz konusu yapı mimari eser olarak kabul edilse dahi , malikin mimari yapıda amaca uygun ve ekonomik açıdan verimli değişiklikleri yapabileceği, malikin eşya mülkiyetinden kaynaklanan haklarının, mimarın telif hukukundan kaynaklı sanatsal haklarına üstün tutulması gerektiği görüşü doktrinde hakim görüş olduğunu, hem sözleşme hem de menfaat dengesi bağlamında haklı sebep söz konusu ise yapı malikin eserde değişiklik yapma yetkisinin söz konusu olduğu hususunun açıkça ortada olduğunu, eğer söz konusu projenin malik bakımından ağır mali külfet olduğunun açıkça ortada olduğunu, müvekkil kulüp tarafından mevcut ekonomik koşullarda projenin getireceği maliyetler karşılanamayıp, belirlenen maliyetin dışında çıkıldığı takdirde binanın tamamlanması mümkün olmayacağını, bu durumun müvekkil kulüp açısından haklı sebep teşkil ettiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi yapıda mesleki şeref ve itibarını zedeleyecek herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığını, talep edilen ihtiyaçları ve bütçesi doğrultusunda şekillendiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca da mimarın sözleşmede belirtilen hizmetleri gerçekleştirirken işverenin ihtiyacına uygun davranacağı, tasarımda işletme ihtiyaçlarını göz önünde bulunduracağı ve aynı zamanda malzeme ve ürün kullanımında projenin kalite, maliyet ve zaman gerekliliklerinin karşılanmasını sağlayacağının hüküm altına alındığını, sözleşmede mimarın kaliteden ödün verilmeksizin en az maliyetli şekilde ve en kısa zamanda inşa edilebilecek bir nihai ürün elde edilmesi için süreç incelemesi , fikir ev metot analizleri ve uygulamalarına katılacağı ve tasarım ve inşaat belgelerinin , inşa edilebilirlik göz önünde bulundurularak hazırlanması ve herhangi bir belirsizlik , tutarsızlık veya inşaat esnasında önleyici zorluklara neden olabilecek başka herhangi bir problemin olmamasını temin edeceğini hüküm altına alındığını, müvekkil kulübün davalılar yanında davaya katılmasına ve açılan haksız davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekilinin feri müdahilin müdahale dilekçesine karşı beyan dilekçesinde özetle ; Davalıların ve feri müdahilin hayata geçirilen değişikliklerin zorunlu olduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, bu derece zorunlu olduğu iddia edilen değişik taleplerinin gerçekten zorunluluk arz etmesi halinde müvekkilin projesinin hazırladığı aşamada dile getirmesi ve çözüm aranması gerektiğini, aksinin kabulünün ticari hayatın teamüllerine aykırılık teşkil ettiğini, feri müdahil dilekçesinde önce yapılan değişikliklerin müvekkilin projesine tam anlamıyla uygun olduğunu ifade ettiğini, daha sonra ise projenin bazı kısımlarının değiştirilmek durumunda kalındığını belirtmekte olduğunu, yalnızca bu hususun dahi feri müdahil iddialarının çelişkili olduğunu gözler önüne serdiğini, davalıların ve feri müdahil müvekkilin çalışmasını itibarsızlaştırarak eser olmadığını, iddia ettiğini, böylelikle müvekkile danışılmadan yapılan değişikliklerin hukuki sonuçlarını bertaraf etme gayreti içerisine girdiğini, feri müdahilin projedeki değişikliklerin zorunlu olmadığına ilişkin iddialarının tamamen soyut olup dosyada mübrez dilekçelerden farklılık ve yenilik barındırmadığını, müvekkillerin projede kullandığı tercihlerin aynı zamanda verimliliğe ve ekonomik olmaya yönelik olduğunu, iş sahibince müvekkillerin onayı olmadan yapılan değişiklikler keyfiyet içerdiğini, ayrıca müvekkilin rızası hilafına yapılan esaslı değişiklikler dilekçede bahis edildiğinin aksine proje maliyetini arttırıcı mahiyette olduğunu, yaklaşık 20.000,00 TL'lik yatırım yapılan bir projenin , 150.000 USD gibi bir bedel yüzünden kökten değiştirilmesine diğer seçenekte sanki ücretsiz yapılıyormuş gibi bir izlenim yaratılması , bu değişikliklerin zorunlu değişiklik olarak nitelendirilmesini zorlama şekilde bulanan kaçıştan başka bir şey olmadığını, proje kapsamında açılabilir kanatlı pencere sisteminin uygun görülmemesi , alüminyum kapaklı giydirme cephe profilleri ile beraber güneş kırıcı ve gölge kutularının tercih edilmesinin birçok teknik nedeni bulunmakla beraber söz konusu uygulamalar neticesinde enerji verimliliği ile sürdürülebilir bir sistem kurulması akabinde iş sahibinin uzun vadede kar elde etmesi amaçlandığını, bu projeler ve işbu sözleşme konusu parseller üzerinde ruhsat onayından sonra işveren tarafından istenen herhangi bir proje değişikliği için işveren öncelikle mimara başvuracaktır hükmü yer aldığını, her türlü değişiklik için müvekkilin onayının alınması gerektiğini , dava konusu proje mimarının hususiyetini taşıyan bir eser niteliğinin haiz olduğunu, iş sahibinin yüklenici tarafından proje üzerinde yapacağı değişikliklerinden haberdar edip acilen onay verilmesini istemesi ise işbu sözleşme uyarınca edindiği yükümlülüklerini bertaraf etme, acele ile oldu bitti ve getirme amacından başka bir şey olmadığını, her türlü değişiklik için müvekkilin onayının alınması gerektiğini, dava konusu proje mimarın hususiyetini taşıyan bir eser niteliğinin haiz olduğunu, müvekkil şirket iş sahibi ile sürecin en başından beri koordineli hareket ettiğini, istenilen yardım taleplerini karşılıksız bırakmadığını, proje konusu yapı mimari eser niteliğinde olup eserin mahiyet ve hususiyetini bozan değişiklikler müvekkilin şeref ve itibarını zedelediğini, mimari eserin üzerindeki manevi hakları ve hususiyet olgusunun son derece önemli bir husus olduğunu, kişiyi bir eser üretmeye yönelten motivasyon ve kabiliyetini ortaya çıkarmasını sağlayan en önemli kaynak yaratacağı eser üzerinden mesleki şahsiyetinin ve estetik yaklaşımının muhafaza edilmesi gerektiğini, haklı davanın kabulünü talep ettiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesinin 21/02/2019 tarihli duruşmasına dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar vermiş olup , davacı vekilince 21/02/2019 tarihli dilekçe ile davanın kaldığı yerden devamına karar vermiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya münderecatı incelenerek yapılan değerlendirmede mahkeme tarafından davaya konu projenin FSEK madde 2/1 kapsamında eser vasfını haiz olduğu kabul edilmiştir. Eser vasfını haiz mimari projenin sahibi davacı ve davacı şirket FSEK kapsamındaki koruma ve haklardan faydalanabilecektir.
Davacıların (mimari projenin sahibi davacı FSEK madde 11/1, davacı şirket ise madde 18/3 uyarınca hak sahibidir) tazminata hak kazanıp kazanamayacağı işbu davada incelenmesi gereken ikinci husustur. Davacı ile feri müdahil arasında ... Ofis Binası mimari proje tasarım hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için mimarlık hizmetleri sözleşmesi imzaladıkları, feri müdahil tarafından ofis projesinin otel projesine dönüştürüleceğinden bahisle de ek sözleşme imzalandığı konusunda taraflar mutabıktır.
Mimari yapıda zaruri değişiklikler dışında yapılacak değişikliklerde projenin müellifinden izin almak gereklidir. Bu kapsamda davacının tazminat talebinde bulunabilmesi için davalıların yaptıkları değişikliklerin zaruri olmayan değişiklikler olması gerekir. FSEK madde 16/2 mimara malike ve herkese karşı ileri sürebileceği hak ve yetkiler vermektedir. TMK madde 683'te ise yapı malikine hukuk düzeninin sınırları içerisinde yapı üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma hakkı verilmiştir.
Bu iki hakkın kullanımında şu esaslara dikkat edilmesi gerekmektedir; mimari eser sahibi, haklarını etkilemeyecek değişikliklere engel olamaz, mimari eserin başlangıçtaki kullanım amacının zaman içerisinde değişikliğe uğraması gerekiyorsa taraflar arasındaki sözleşmede de bu hususta bir kısıtlama yoksa izin alınmaksızın değişiklik yapılabilir. Ancak bu durumda yapılan değişiklikler mimari yapının bütünlüğünü bozmamalıdır, kentsel dönüşüm gerekliliği, deprem, güvenlik ve sair zaruri gereklilikler halinde izin alınmadan mimari yapıda değişiklikler yapılabilir, yapı yıktırılabilir, keyfi ya da estetik amaçlı değişiklikler için izin şarttır, mimar mimari yapının inşası sırasında yapılması zorunlu proje değişikliklerine haklı bir sebep olmadan karşı çıkarsa kanuni yollarla proje müellifi mimar adına imza yetkisinin verilmesi istenebilir. Bu açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede ve dosyaya sunulan raporlarda görüleceği üzere; tasdikli projedeki dış cephe ile inşa edilen binanın dış cephesi arasında farklılıklar bulunmaktadır. Feri müdahil binanın kaba inşaat işleri için davalı ...ile dış cephe, giydirme gibi işler için ise davalı ... ile anlaşmıştır.
Ofis binasından otele dönüştürülen projede değişiklik yapılması gerekeceği teknik bilgiye sahip olmadan dahi anlaşılabilir bir durumdur. Raporlarda da belirtildiği üzere, otel odalarının havalandırılması için yapılan pencere açılışına ilişkin yapılan değişiklik ve dış cephedeki camların temizlenmesi için yapılan değişikliklerin fayda, değişen ihtiyaçlar nedeniyle yapıldığı ve dolayısıyla faydalı ve zaruri değişiklikler olduğu görülmektedir.
Faydalı ve zaruri bu değişikliklerin iş sahibinin(feri müdahilin) değişen ihtiyaçları doğrultusunda çıktığı ve keyfi olmadığı, eser sahibinin haklarını etkileyen, mimari yapının bütünlüğünü veya hususiyetini bozan değişiklikler olmadığı, eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır. Yargıtay 11. HD'nin 2006/453 E ve 2006/1248 K sayılı ilamında bu durum şu şekilde belirtilmiştir "...Mahkemece, binanın güzel sanat eseri niteliğinde olduğu, ancak dava konusu yapının otel olması sebebiyle binanın sağlamlığı, emniyetinin sağlanması yanında binanın kullanım alanını büyütmek ve genişletmek için de zorunlu tadilat ve değişikliklerin yapılabileceği, aksi taktirde otel olarak inşa edilmiş bir yapının değişen konfor ve hizmet ihtiyaçlarına cevap vermesi ve kullanımının olanaksız hale geleceği, asıl olanın bu değişiklikleri içeren tadilat projesi ve uygulamasının eserin bütünlüğünü bozmaması olduğu, değişikliğin ihtiyaçtan kaynaklandığı gibi proje ve binanın bütünlüğüne bir zarar vermediği, eser sahibinin şeref ve haysiyetini zedelemediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar..." Kaldı ki basiretli tacir olarak ve meslekteki tecrübe gereği davacıların ek sözleşmeyi imzalarken ofisten otele dönüştürülecek bir projede zaruri ve faydalı değişikliklerin yapılacağı ihtimalini gözardı etmemeleri gerekirdi. Yapılan bu değerlendirmeler gereği davalıların tazminat sorumlusu olmadıkları kanaatine varılarak davanın reddine" karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -tüm dosya münderecatı incelenerek yapılan değerlendirmede mahkemece davaya konu projenin FSEK madde 2/1 kapsamında eser vasfını haiz olduğu kabul edilmiş ve bu sebeple eser vasfını haiz mimari projenin sahibi müvekkiller davacı ve davacı şirketin FSEK kapsamındaki koruma ve haklardan faydalanabileceği belirtildiğini, Mimari yapıda zaruri değişiklikler dışında yapılacak değişikliklerde projenin müellifinden izin almanın gerekli olduğu belirtildiğini ancak bunların somut olaya uygulanmasına mahkemece çok büyük ve açık bir hataya düşüldüğünü. Mahkemece haklı olarak tasdikli projedeki dış cephe ile inşa edilen binanın dış cephesi arasında farklılıklar bulunduğunu tespit edildiğini. dosyada yer alan raporların çoğunda yapılan değişikliklerin zorunlu olmadığı belirtilmesine rağmen, otel odalarının havalandırılması için yapılan pencere açılışına ilişkin yapılan değişiklik ve dış cephedeki camların temizlenmesi için yapılan değişikliklerin fayda, değişen ihtiyaçlar nedeniyle yapıldığı ve dolayısıyla faydalı ve zaruri değişiklikler olduğunun görüldüğü şeklinde tespit yapılarak bilirkişi raporlarıyla taban tabana zıt bir hüküm kurulmuş olduğunu,
-ilk derece mahkemesi, taraflar arasında bir sözleşme imzalandığını, projenin ofisten otele dönüştürülmesi sürecinde ek sözleşme imzalandığı konusunda tarafların mutabık kaldığını belirtmiş olsa da kararını gerekçelendirirken hiçbir şekilde ek sözleşmeye atıf yapmayarak çok açık bir hukuka aykırılığa imza attığını, Müvekkili şirket ile iş sahibi arasında Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi ("Sözleşme") imzalanmış akabinde 04.03.2015 tarihinde iş sahibinden gelen talep doğrultusunda ofis projesinin otel projesine revize edilmesi amacıyla Mimarlık Hizmetleri Ek Sözleşmesi ("Ek Protokol") imzalanmış olduğunu, sözleşme'nin 5.2. Fikri Mülkiyet başlıklı maddesinin 5.2.1. numaralı maddesinde açıkça ruhsat onayından sonra işveren tarafından istenen herhangi bir proje değişikliği için işverenin öncelikle mimara başvuracağı belirtildiğini, Ek Protokol kapsamında da A. Amaç başlıklı maddede açık bir şekilde; çalışmada binanın cephe tasarımının ve kütlesel formunun mimar tarafından projelendirileceği şekliyle uygulanacağı belirtildiğini, Müvekkilinin 'ofis' projesinin 'otel' projesine çevrilmesine ilişkin kabulünün en önemli şartlarından birinin cephe tasarımının mimarın tasarladığı şekliyle uygulanması olduğunu, taraflar arasında imzalanan ek sözleşmenin 'A. AMAÇ' maddesinde yer alan; "İşbu ek sözleşmenin amacı; İŞVEREN tarafından hazırlanması talep edilen ve MİMAR tarafından hazırlanmış OFİS projesinin OTEL projesi olarak revize edilmesidir. Bu çalışmada binanın cephe tasarımının ve kütlesel formu MİMAR tarafından projelendireceği şekliyle uygulanacaktır." hükmü ile ofis projesinin otel projesi olarak revize edilmesi hususunda binanın cephe tasarımının ve kütlesel formunun müvekkili müellefin tarafından projelendirileceği şekliyle uygulanacağı taraflarca imza altına alınmışsa da, davalılar tarafından Sözleşme ve Protokol'e aykırı hareket edildiğini, bahsedilen değişiklikler projenin sadece cephesi ile sınırlı kalmadığını, diğer betonarme ve mekan kullanımlarının da ruhsat projelerine uygun yapılmadığı bakanlık müfettişlerince yapılan inceleme neticesinde tespit edildiğini, uygulamanın müvekkili müellifin çizimlerine ve ruhsata uygun yapılmadığını, sözleşme ve Ek Protokol gereği müvekkili tarafından yapılması gereken proje ve işler kapsamında çalışmalara başlandığını ve müvekkili üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz, zamanında, sadakat ve özenle ifa ettiğini, kaba inşaat yapımının hemen akabinde ise müvekkillerinden dış cephenin değiştirilmesi yönünde keyfi ve zorunlu olmayan bir takım taleplerde bulunulduğunu, sözleşme ve Ek Protokol kapsamında, müvekkile iletilen bu haksız ve zamansız talep karşısında müvekkili tarafından gerek sözleşme ve ek protokoldeki açık hükümler gerekse de FSEK kapsamında önerilerin kabul edilemeyeceği fer'i müdahile noter aracılığıyla bildirildiğini, .... Noterliğinin ....06.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine rağmen davalı yüklenici şirketler tarafından farklı bir cephe uygulama projesi oluşturulup müvekkillerinin SÖZLEŞME VE EK PROTOKOL uyarınca hazırlamış olduğu, sahibinin hususiyetini taşımakta olan, estetik değere haiz ve içerisinde cephe uygulama projesi de olan FSEK anlamında eser niteliğini haiz projede haksız ve hukuka aykırı değişiklikler yapıldığını, yüklenici şirketlerin müvekkiline iletmiş olduğu cephe detaylarının müvekkilinin hazırlamış olduğu mimari projeden oldukça büyük farklar içerdiği, projenin ancak müvekkilinin belirttiği raporda bulunan kriterlere göre düzenlendikten sonra onaylanabileceği iş sahibine bildirildiğini,
-Mahkemece müvekkili lehine olan detaylı bilirkişi raporları dikkate alınmadığını, teknik hususlar somut olaya hatalı şekilde uygulandığını ve zorunlu değişiklik kavramının hatalı şekilde nitelendirildiğini, 22.10.2019 tarihli bilirkişi raporu ve 17.07.2020 tarihli bilirkişi ek raporunun, Davacı proje müellifince hazırlanan ve onaylanan Mimari Uygulama Projesine, cephe görünüş, kesit ve uygulama detaylarına aykırı olarak, müellifin onayı olmaksızın dava konusu taşınmazın giydirme dış cephe imalatlarında yapılan ve mevcutta uygulanan değişikliklerin, binanın kullanım amacının gerektirdiği ve/veya ihtiyaçtan ve/veya teknik zorunluluktan kaynaklanan elzem değişiklikler olmadığı, söz konusu değişikliklerin mimarın yaratmak istediği eserin bütünlüğünü, görünümünü değiştirdiği, böylelikle fsek m. 16'da öngörülen eser üzerinde değişiklik yapılmasını önleme yetkisinin ihlal edilmiş olduğu, eser üzerinde yapılan değişiklilerin çoğaltma ve işleme hakkının ihlali olarak değerlendirilebileceğini, ruhsatlı projeye uygun olmadan imalatta yapılan değişikliklerin, mimari değişiklikler olduğu, yapının taşıyıcı sistemini etkilemeyecek değişiklikler olduğu, yapının taşıyıcı sistemi açısından bu değişikliklerin mecburi olmadığı, ihtiyaçtan ve teknik zorunluluktan kaynaklanan değişiklikler olmadığı, aksine mimarın yaratmak istediği eserin bütünlüğünü değiştirdiği, müvekkilinin kendisine önerilen değişiklikleri bu haliyle kabule zorlanamayacağı,
Müvekkili proje müellifince hazırlanan ve onaylanan Mimari Uygulama Projesine, cephe görünüş, kesit ve uygulama detaylarına aykırı olarak, müellifin onayı olmaksızın dava konusu taşınmazın giydirme dış cephe imalatlarında yapılan ve mevcutta uygulanan değişikliklerin, binanın kullanım amacının gerektirdiği ve / veya ihtiyaçtan ve / veya teknik zorunluluktan kaynaklanan elzem değişiklikler olmadığı, sözleşmelerde değişiklik konusunda düzenlemelere verildiği, bu bağlamda 5.2 hükmünün (mimarlık hizmetleri sözleşmesi-fikri mülkiyet 5.2.1- Bu projeler ve işbu SÖZLEŞME konusu parseller üzerinde, ruhsat onaylandıktan sonra İŞVEREN tarafından istenen herhangi bir proje değişikliği için İŞVEREN öncelikle MİMAR' a başvuracaktır. MİMAR, İŞVEREN tarafından talep edilen bu proje değişikliklerini ücret hakları saklı kalmak üzere yapmaktan imtina edemez.) düzenlendiği, 04.03.2015 tarihli ve toplam 2 sayfadan oluşan "MİMARLIK HİZMETLERİ EK SÖZLEŞMESİ"nde de "İşveren tarafından hazırlanması talep edilen ve Mimar tarafından hazırlanmış OFİS projesinin ÖTEL projesi olarak revize edilmesidir. Bu çalışmada binanın cephe tasarımının ve kütlesel formu MİMAR tarafından projelendirileceği şekliyle uygulanacaktır.” hükmünün de düzenlenmiş olduğu, bir mimarın eserleriyle, eserlerindeki estetik bütünlükle eserlerinin olumlu referanslarıyla anılıp, bu eserlerindeki estetik bütünlüğünün bozulmasının, mesleki itibarı zedeleyen bir durum olduğu hususlarının belirtildiğini, Ek raporda dava konusu durumun işleme ve çoğaltma hakkının ihlali olarak değerlendirileceği sonucuna varıldığını,
-24.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının yaptığı tadilat projesinden sonra mail ile bu projede değişiklik içeren tadilat projelerinin zorunluluk arz etmeyen değişiklikler olduğu, FSEK 16/2 ve FSEK 17 kapsamında izinsiz değişikliklerin zorunlu değişiklikler olup olmadığı hususu değerlendirilerek ve teknik değerlendirmeler çerçevesinde zorunlu değişiklikler olmadığı, Davacı ...'in projesinin izinsiz değişikliğe uğratılmasının eser sahibi olan davacının manevi haklarından FSEK 16'da belirtilen “eserde izinsiz değişiklikleri önleme hakkı'nın ihlali sayılabileceğinden, davacının manevi tazminat talep etme hakkının da bulunabileceği belirtildiğini, hesaplama yönünden bu bilirkişi raporundaki görüşlere katılmadıklarını ancak teknik değerlendirmeye katıldıklarını, Davalıların projeye aykırı bir biçimde hareket etmeleri FSEK m. 68 kapsamında işleme çoğaltma hakkının ihlali olarak değerlendirildiğinden Sözleşme bedeli 150.000,00 USD ve Protokol bedeli 60.000,00 USD olmak üzere toplamda 210.000,00 USD'nin 3 katı olarak 630.000,00 USD maddi tazminat talep etme haklarının bulunduğunu, ancak bilirkişi raporunda "Dava konusu proje ikinci tekrar olduğu için taraflarca sözleşme ile kararlaştırılan 150.000 USD’nin %50'si olan 75.000 USD olabileceği" yönünde hatalı hesaplama yapıldığını, dava konusu eserde ikinci bir tekrar olmadığını, tek ve özgün bir eser olduğunu. bilirkişi raporunda belirtildiği gibi dava konusu mimari eserde davalılarca yapılan değişikliklerin zorunlu nitelikte olmadığı,
Mezkûr değişiklikler ofis binasından otel binasına çevrilen işin iç mekânları bağlamında zaruri değişiklikler olmadığını, Otel odalarının doğal havalandırılması gerektiği gibi bir zorunluluk yasa ve yönetmeliklerde bulunmadığını, bunun yanı sıra dış cephedeki camların temizlenmesi elbette ki gerekmektedir lakin bu işlemin yapılabilmesi için açılan kanatlı pencere sisteminin olması mecbur olmadığını, İşverenin, konumunun avantajlı olması sebebiyle bina cephesinden gelir elde etme düşüncesi, cephe düzenini proje müellifinin izni olmadan değiştirmesi için gerek ve yeter şartlardan olmadığını, Bu bağlamda mimari yapının, malikine arzu ettiği ekonomik faydayı sağlamadığı, başka bir deyişle umut edilen kârı ya da rantı getirmediği savı proje müellifinden izinsiz değişiklik yapılmasına cevaz verebilecek bir gerekçe olarak değerlendirilmediğini,
-14.03.2024 tarihli bilirkişi ek raporda, her ne hikmetse ve hiçbir gerekçe gösterilmeden kök rapordaki çok net olan görüşlerin taban tabana zıt şekilde değiştirildiğini, somut olaydaki gerçekliklere ve gerek sözleşmeye gerekse de hukuka ve kanuna aykırılıklarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen kök rapor ile ek rapor arasında bu denli değişiklik yapılmasının herhangi bir şekilde izah edilemediğini, bu durum yalnızca ve yalnızca dosyada mübrez ilk bilirkişi kök ve ek raporlarının hatta ikinci bilirkişi kök raporunun müvekkiller lehine gelmesi sonucunda fer'i müdahil ve davalıların bilirkişi heyetine baskısı neticesinde ortaya çıktığını, ofisten otele dönüştürülmesine karar verilen bir projede otele dönüştürme için gerekli cephede yapılan vaki değişikliklerin zorunluluktan kaynaklanan değişiklikler olduğu ve şeref ve mahiyeti bozan değişiklikler de olmadığı, bilirkişi heyetinin mimar ve inşaat mühendisi bilirkişilerinin ayrık değerlendirmesine göre sözleşmenin 5.2.1 maddesi dikkate alındığında davacının talepleri kabul etmese bile dış cephede yapılan uygulamalar doğrultusunda ek protokolde kararlaştırılan 60.000 Amerikan Doları bedeli talep edebileceği, somut uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapıldığında ofisten otele dönüşüm yönünde davacının da ek sözleşme imzalaması, eski hale iadenin menfaat dengelemesi yapıldığında malik aleyhine olacağı, yapılan tasarım uygulamasının şeref ve haysiyeti zedeleyici unsurlar içermemesi dikkate alındığında eski hale iade koşullarının oluşmadığı belirtildiğini, İstanbul 4. FSHM 2016/95 D.İş Sayılı raporda özetle; Onaylı mimari projeye göre yapının inşaa edilmediği ve onaylı mimari proje ile yapılan işlemler arasındaki farklılıkların olduğunun değerlendirildiği, İşbu dosya kapsamında alınan 22.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda ihtiyaçtan ve/veya teknik zorunluluktan kaynaklanan elzem değişiklikler olmadığı, aynı bilirkişi heyetinin 17.10.2020 tarihli ek raporunda; yine aynı görüşe varıldığı, ikinci ek raporu hazırlayan heyetin kök raporuna bakılacak olunursa; Teknik değerlendirme dikkate alındığında davacının yaptığı tadilat projesinden sonra mail ile bu projede değişiklik içeren tadilat projelerinin zorunluluk arz etmeyen değişiklikler olduğunun belirtilmesine rağmen İşbu ek raporda kök rapordaki bu yöndeki kanaatin değiştirildiği, zira ofisten otele dönüştürülmesine karar verilen ve davacı tarafça bu hususta ek sözleşme ile olur verilen bir projede otele dönüştürme için gerekli cephede yapılan vaki değişikliklerin zorunluluktan kaynaklanan değişiklikler olduğu ve şeref ve mahiyeti bozan değişiklikler de olmadığının belirtildiğini, Bilirkişi raporundaki görüş değiştirmesinin gerekçesiz gerekçesi incelendiğinde; "Taraflar arasındaki mail yazışmalarından anlaşıldığı üzere davacı taraf binanın cephe tasarımını içeren maili fer’i müdahile göndermiş, ancak fer’i müdahil olan iş sahibi ...Derneği maliyeleri ve ofisten otele dönüştürme için gerekli bazı değişiklikler talep etmiştir. Bu talep davacı şirket tarafından kabul edilmemiş, iş sahibi davalı Altınsoy tarafından yapılan cephe tasarımı iş sahibi tarafından davacı şirkete iletilmiş bu talepte davacı şirket tarafından projenin tasarımına uygun olmadığı için kabul edilmemiştir. Yani ortada ofis projesinin revize edildiği otel revizyon projesi değil dış cephe tasarımı söz konusudur. Böyle olunca da her ne kadar kök raporda mimari proje üzerinde izinsiz işleme yapıldığı belirtilmiş ise de yapılan dış cephe tasarımının davacının ek protokoldeki kabulü üzerine yapıldığı, uyuşmazlığın bir mimari projenin izinsiz değiştirilmesi hususu olmayıp, davacının dış cephe tasarımına iş sahibinin değişiklik önerisinde bulunup davacı tarafça bu önerinin kabul edilmemesi bunun üzerinde dış cephe tasarımının iş sahibi tarafından davalı Altınsoy şirketine çizdirilip uygulamasının diğer davalıya yaptırılmasının davacının zararına sebep olup olmadığı noktasında toplanmaktadır." görüşünün belirtildiğini, bilirkişi heyetinin milyon dolarlık bir yapı için tanzim edilmiş Sözleşme ile bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Ek Protokol'ü, bir binanın dış cephesinin tasarımına indirgediğini, devamında da hiçbir gerekçe belirtmeksizin '' ek sözleşme ile olur verilen bir projede otele dönüştürme için gerekli cephede yapılan vaki değişikliklerin zorunluluktan kaynaklanan değişiklikler olduğu ve şeref ve mahiyeti bozan değişiklikler de olmadığı kanaati hasıl olmuştur'' dediğini, Ek Protokol, başlı başına bir binanın dış cephe tasarımının yapılıp yapılmaması değil aynı zamanda projenin, otel projesine dönüştürülmeden önce tanzim edilen sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak tanzim edilmiş bir sözleşme olduğunu, bir an için bilirkişi ek raporunda belirtilen uyuşmazlık konusunun ''yapılan dış cephe tasarımının davacının ek protokoldeki kabulü üzerine yapıldığı, uyuşmazlığın bir mimari projenin izinsiz değiştirilmesi hususu olmayıp, davacının dış cephe tasarımına iş sahibinin değişiklik önerisinde bulunup davacı tarafça bu önerinin kabul edilmemesi bunun üzerinde dış cephe tasarımının iş sahibi tarafından davalı Altınsoy şirketine çizdirilip uygulamasının diğer davalıya yaptırılmasının davacının zararına sebep olup olmadığı noktasında toplanmaktadır." olduğunu varsayılsa da, yapılan değişikliklerin zorunlu değişiklik olduğunu ve değişikliklerin şeref ve mahiyeti bozan değişiklik olup olmadığının tespiti gerektiğini, FSEK 11. maddesi uyarınca "Eser sahibine tanınan hak ve salahiyetler eserin bütününe ve parçalarına şamildir.'' hükmü kapsamında eserin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
-davalıların, müvekkillerin projesini kullandığını, fiziki olarak projeye aykırı olarak yapıyı tamamladıklarını, bu durumun iş sahibinin talebi ile yapmış olmasının hukuki bir geçerliliği olmadığını, FSEK 16. Maddesi kapsamında; Davalıların basiretli bir tacir olduğu da gözetildiğinde, salt iş sahibinin talebi doğrultusunda işin yapılamayacağını bildiği ve projeye aykırı işlem yapmaması gerektiğini bilebilecek kişilerden olduğundan, davalıların da sorumluluğunun bulunduğunu,
-01.12.2024 tarihli bilirkişi raporunun yanlı ifadelerden oluştuğunu, esasen ofis ruhsatı alınmış projenin bilirkişiler tarafından 'residence' olarak devam ettirildiğinin tespiti akabinde 'otel' projesi kapsamında rapor tanzim edildiğini, bilirkişi heyeti projenin ofis mi residence mı otel mi olduğu hususunda dahi kendi içerisinde çelişkili ve hatalı tespitler içeren rapor tesis ettiğini, projenin FSEK anlamındaki eser niteliğini haiz olması kapsamında dahi hatalı değerlendirmeler yapıldığını, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (kapatılan) 2016/95 D. İş dosyasındaki bilirkişi raporu dahil 3 adet kök ve 2 adet ek rapordan oluşan bilirkişi raporlarıyla temelde taban tabana zıt olan son bilirkişi raporu, raporu tanzim eden heyette yer alan bazı bilirkişilerin özgeçmişleri sebebiyle son derece yanlı olarak hazırlandığını, ek rapor alınması gerekirken bunun yapılmadığını, bina tasarımının ana cadde tarafından bulunan eliptik özellikli cephe ile her iki yanda bulunan cephe tasarımlarının orijinal tasarımdan farklı bir gidişatla inşa edildiğini, yay biçiminde tasarlanan cadde tarafındaki cephe on iki adet kuşakla yatay yükseklik ve eliptik yaylar yan cephelere doğru sonlanmadan iki yönlü dikeyler oluşturacak şekilde sade bir anlayışla tasarlanmış, cephe hareketliliği kademeli olarak yanlara doğru yönlendirilmiş olmasına rağmen binanın mevcut durumunda ise yatay kuşakların cam yüzeylerle aynı kademede inşa edildiği görüldüğünü, orijinal tasarımda yay oluşturan cephedeki dikey kademeler ile plaka halinde tasarlanan yan cepheler arasında kalan dikey kademeler arasındaki doksan derecelik kırılmalar da bina inşaatının mevcut durumunda realize edilmediğini ve bu bölgede cepheye hareketlilik kazandıran elemanların yok edildiğini, cadde tarafındaki eliptik yapıdaki cepheden başlayarak yan cepheleri oluşturan panellerde devam eden yatay hareketle cepheye gerek estetik, gerekse işlevsel açıdan hareketlilik kazandıran yükseltiler bina inşaatında bulunamamış ve bu durum da binanın her iki yanındaki geniş cephe panellerinin masif ve tekdüze bir görüntü oluşturmasına neden olduğunu, tüm bu cephe müdahaleleri ile binanın cam ve kompozit malzemeden oluşan yüzeyinde yatay dikey karşıtlıkların ortadan kaldırarak tasarımda öngörülen, hafiflik içeren görsel algısını, masif ve ağır bir görsel algıya dönüştürdüğü gözlendiğini, binanın tepesindeki kavisli alanından yükselen ve yan cephe panellerine doğru alçalan, yan cephe panellerinin arka cephe tarafından yükselen ve kavisli cephe yönünden alçalan yönelimleriyle oluşturulan kontra hareketlerin de mevcut inşaatta sadece kavisli cephe yönünden korunarak tek taraflı bir eğim haline getirildiği de görüldüğünü, yapı tasarımına dayanak oluşturan özellikle cephede ışık-gölge hareketliliğini oluşturan rölyef etkisi, ritim, karşıtlık ve denge gibi temel kompozisyon elemanlarını yaratan genel ve detay kompozisyon ögelerinin yok sayılmış ve hiçbir şekilde zorunluluk arz etmeyen müdahalelerle yapı formu tasarımcının kabul edemeyeceği bir hale getirildiğini, son dönemde inşa edilen binalarda cam cephe uygulamalarının kullanılması bu binaların özgün tasarımlar olmadığı anlamına gelmeyeceği gibi cam cepheli tüm binaların birbirinin aynısı ve sıradan binalar olduğunu söylemek mümkün olmadığını, bilirkişi heyetince bilgisayara marifeti ile meydana getirilen projelerin hususiyet unsurunu haiz olmadığı görüşü yer almaktaysa da, söz konusu tespitin hukuka aykırı olduğunu, mimari proje tasarımcının isteğine bağlı olarak kalem ile çizilebileceği gibi, teknolojik imkanlar kullanılarak da çizilebileceğini, müellifin teknolojik imkanlardan biri olan bilgisayarı adeta kalemi gibi kullanarak proje tasarımlarını oluşturduğunu, projenin tasarlandığı yıllarda yapay zeka uygulamaları dahi henüz kullanılmamakta olduğundan bilgisayar teknolojisi müellif için yalnızca kalem olmaktan ibaret olduğunu, bilirkişilerce yapılan yerinde incelemede projenin "residence" olarak devam ettirildiği belirtilmiş; ancak otel projesi kapsamında değerlendirme yapılmış olduğunu, başlangıçta ofis binası olarak tasarlanan projede de camlar temizlenebileceğini, camların temizlenmesi gerektiğinin değişen ihtiyaç, fayda ve maliyet gözetilerek öne sürülmüş bir talep olduğunun belirtilmesinin abesle iştigal olduğunu, ofis binası olarak tasarlanan ve sonrasında otel binasına çevrilen projede müvekkilin rızası hilafına yapılan değişikliklerin gelir elde amacıyla uzaktan yakından alakası olmadığını, ofis binası da olsa otel binası da olsa projedeki temel amaç en başından beri gelir elde etmek olduğunu,
-davalı tarafça yapılan imalatlar açısından dış cepheye müdahale edildiği, cephe bütünlüğünün bozulduğu, binanın dış cephe mimari kompozisyonunun değiştiğini, otel odalarının doğal havalandırılması gerektiği gibi bir zorunluluk yasa ve yönetmeliklerde bulunmadığını, kaldı ki mevzu proje otel projesi olarak da devam etmediğini, bunun yanı sıra dış cephedeki camların temizlenmesi elbette ki gerekmektedir lakin bu işlemin yapılabilmesi için açılan kanatlı pencere sisteminin olması mecbur olmadığını, işverenin, konumunun avantajlı olması sebebiyle bina cephesinden gelir elde etme düşüncesi, cephe düzenini proje müellifinin izni olmadan değiştirmesi için gerek ve yeter şartlardan olmadığını, bu bağlamda mimari yapının, malikine arzu ettiği ekonomik faydayı sağlamadığı, başka bir deyişle umut edilen kârı ya da rantı getirmediği savı proje müellifinden izinsiz değişiklik yapılmasına cevaz verebilecek bir gerekçe olarak değerlendirilemeyeceğini, uyuşmazlık kapsamında alınan 5 adet raporun hepsinde yapılan değişikliklerin zorunluluk arz etmediği, binanın kullanım amacını gerektirdiği ve/veya ihtiyaçtan ve/veya teknik zorunluluktan kaynaklanan elzem değişiklikler olmadığı, yapının taşıyıcı sistemi açısından bu değişikliklerin mecburi olmadığı, görüşü mevcut olduğunu son raporda ise tam tersi görüş beyan edilmesinin hiçbir geçerliliği olmadığını, değişikliklerin zorunlu değişiklik adı altında yapılması davalılar tarafından hakkın kötüye kullanılmasına yol açtığını, proje müellifinin onayı olmadan yapılan ve uygulamada hayata geçirilen değişikliklerin binanın kullanım amacının gerektirdiği teknik ya da işlevsel zorunluluktan kaynaklanmadığı, tasarımcısının ortaya koyduğu eserin bütünlüğünü bozduğu, değişikliklerin binanın ne strüktürel yapısı ne de konstrüktif durumu için zaruri olmadığı ve bunların mimari müdahaleler olduğu ile değişikliklerin esaslı nitelikte olduğunu, müvekkilinin rızası hilafına yapılan esaslı değişikliklerin eserin estetik görünümünü ve hususiyetini bozması sebebiyle gerek kanun gerekse taraflar arası akdedilen sözleşme dolayısıyla mimarın onayı gerektiğini, müvekkillerce çizilen proje kapsamında, açılabilir kanatlı pencere sisteminin uygun görülmemesi, alüminyum kapaklı giydirme cephe profilleri ile beraber güneş kırıcı ve gölge kutularının tercih edilmesinin bir çok teknik nedeni bulunmakla beraber, söz konusu uygulamalar neticesinde enerji verimliliği ile sürdürülebilir bir sistem kurulması akabinde, iş sahibinin uzun vadede kâr elde etmesi amaçlandığını, cam cephe ve projede açılabilir kanatlı pencere sisteminin uygun olmadığının değerlendirildiğini, Davalılar projeye ve müvekkilin FSEK 16 kapsamında muvafakat etmeyeceğini açıkça bildirmesine rağmen, projeye aykırı olarak iş görmüş ve müvekkilin itibarını zedeleyecek bir tasarım gerçekleştirmiş olduklarını, müellifin rızası hilafına yapılan değişiklikler sebebiyle FSEK m. 68 uyarınca tazminat hakkının doğduğunu, mimari eser sahibi, malikin, mimari eserin dış görüntüsünü bozmayacak şekilde ek inşaat yapılması, teknik tesisler ilavesi ya da teknolojik imkanlara bağlı olarak binanın baştan yalıtımının yapılması, güneş ışığından yararlanma için kolektör ilavesi, kalorifer sistemi kurulması gibi, eser sahibinin haklarını etkilemeyecek ve zaruri görülen değişikliklere engel olamayacağını, ancak buna karşılık mimari yapıda zaruri değişiklikler dışında yapılacak değişikliklerde projenin müellifinden izin almak şart olduğunu,
-Müvekkili ile iş sahibi arasında geçen ve dosyada mübrez e-posta dökümlerinden görülebileceği üzere, taraflar arasında imzalanan EK PROTOKOL kapsamında ana kriterin cephe tasarımının mevcut haliyle korunmasına ilişkin olduğu, yüklenici şirketlerin müvekkiline iletmiş olduğu cephe detaylarının müvekkilinin hazırlamış olduğu mimari projeden oldukça büyük farklar içerdiği, projenin ancak müvekkilinin belirttiği raporda bulunan kriterlere göre düzenlendikten sonra onaylanabileceği iş sahibine bildirildiğini, Müvekkili tarafından basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne tamamıyla riayet edildiğini, Proje sahasına uzaktan bakıldığında dahi binanın reklam panosu ile kaplandığının görüleceğini, geçmişinde pek çok uluslararası başarıya imza atmış, pek çok ödül almış, ismini mimarlık mesleğine altın harflerle kazıtmış olan müvekkilinin rızası hilafına yapılan değişikliklerle şeref ve itibarının zedelendiğini, alınan 4 adet raporun her birinde yapılan değişikliklerin zorunluluk arz etmediği, binanın kullanım amacını gerektirdiği ve/veya ihtiyaçtan ve/veya teknik zorunluluktan kaynaklanan elzem değişiklikler olmadığı, yapının taşıyıcı sistemi açısından bu değişikliklerin mecburi olmadığı görüşü mevcut olduğunu, Mahkemece projede yapılan değişikliklerin yalnızca pencere açılışına ilişkin yapılan değişiklik ve dış cephedeki camların temizlenmesi için yapılan değişikliklere indirgenmesi de başlı başına mahkemenin dosyadan ne kadar uzak olduğunu gösterdiğini, ... Belediyesi tarafından dosyaya sunulan tadilat projelerinin de mahkemece incelenmediğini, müvekkili müellefin şehir ile binanın ilişkisini kurduğu, müellif olarak kendi tasarım dilini, eserini ortaya koyduğu cephe tasarımı projeden tamamen uzak bir şekilde onay alınmaksızın, sözleşmeye aykırı olarak inşa edildiğinin tadilat projelerinin incelenmesinden görüleceğini,
Davalılar tarafından projeye aykırı olarak gerçekleştirilen değişiklikler sadece cephe ile sınırlı kalmadığını ve diğer betonarme ve mekan kullanımlarının da ruhsat projelerine uygun yapılmadığının bakanlık müfettişlerince yapılan inceleme neticesinde tespit edildiğini, uygulama, müvekkil müellifin çizimlerine ve ruhsata uygun yapılmadığını, iş sahibi tarafından müvekkillere danışılmaksızın dış cephe uygulamacısı tarafından hazırlanan bambaşka bir proje dayatılmaya çalışıldığını ve eserin bütünlüğü tamamen bozulduğunu, davalı tarafça yapılan imalatlar açısından dış cepheye müdahale edildiği, cephe bütünlüğünün bozulduğu, binanın dış cephe mimari kompozisyonunun değiştiğini, yapılan değişikliklerin zorunluluk arz etmediğini, binanın kullanım amacını gerektirdiği ve/veya ihtiyaçtan ve/veya teknik zorunluluktan kaynaklanan elzem değişiklikler olmadığı belli olup yapının taşıyıcı sistemi açısından bu değişiklikler mecburi olmadığını, tadilat projeleri kapsamında yapılan ve zorunluluk arz etmeyen müdahalelerle yapı formu tasarımcının kabul edemeyeceği bir hale getirildiğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (.... AŞ.) vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıların iş sahibi ve sözleşme tarafı olan fer'i müdahil yerine müvekkiline karşı haksız bir talepte bulunduğunu, Davacıların, dava konusu ile ilgili sözleşmelerin incelenmediği yönündeki istinaf itirazlarının haksız ve gerçek dışı olduğunu, davacıların ek sözleşmeyi imzalayarak fer'i müdahil ...'a proje değişikliği konusunda onay verdikleri ancak sonrasında kötüniyetli bir şekilde gereken değişiklikleri yapmadıklarını,
Davacıların, bizzat imzaladıkları ek sözleşme ile proje değişikliği ve binanın kullanım amacının değişmesi nedeniyle ortaya çıkan zaruri ihtiyaçları bilmelerine rağmen, gerekli değişiklikleri yapmayıp iş sahibi yani asıl sözleşme tarafı olan fer'i müdahile karşı sözleşmesel yükümlülüklerine uymadığı ortada iken, istinaf dilekçesinde sanki iş sahibi tarafından kendilerine hiç başvurulmamış ve talepte bulunulmamış gibi mimara başvurulmadığını iddia ettiklerinden kötü niyetli olduklarını, Mahkemenin, yargılama sırasında tanzim olunan bilirkişi raporlarından davacılar lehine olan raporu dikkate almamış olmasının istinaf sebebi olarak kabul edilmesi mümkün olmadığını, hiçbir somut bilgisi, uzmanlığı ve deneyimi olmayan bir heyet oluşturarak , bu heyetten de objektif ve hukuka uygun bir rapor beklenmeyeceğini, davacıların dayandığı işbu uygunsuz bilirkişi heyeti raporlarında dahi, davacıların herhangi bir zarar ve kusur ispat edemediği de tespit edildiğini, her ne kadar müvekkilimiz tarafından yapılmasa da, dış cephe projesinde iş sahibi ( fer'i müdahil) tarafından yapılan değişikliklerin ofis binasından otel binasına dönen bir proje için zorunlu değişiklikler olduğu hususu tespit edildiğini, Bilirkişiler raporlarının 28. Sayfasında; davalı tarafından yapılan imalatların projede yer alan imalatlar ile bir takım farklılıklar içerdiğini, dış cepheye müdahalelerin bulunduğunun görüldüğünü, bu değişikliklerin ofis binasından otel binasına dönen bir proje için zaruri olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, bu değerlendirme yapıldığında ise yapılan bu değişikliklerin işlevsel zorunluluktan ve ihtiyaçtan kaynaklanan talepler olduğunu tespit ettiklerini, davacıların iddia ettiği gibi, keyfi bir şekilde herhangi bir mimari projede yapılmış bir değişiklik olmadığını, bilirkişiler dava konusu mimari yapının, eser niteliğine haiz olmadığını ve fikri haklar korumasından yararlanamayacağını raporlarının 30. sayfasında açıkça belirttiklerini, mimari proje yönünden de bir değerlendirme yaptıklarını, FSEK de mimarlık projelerinin ilim ve edebiyat eseri kategorisinde sayıldığını, fakat mimarlık projesinin de ilim ve edebiyat eseri kategorisine dahil olabilmesi için de yine FSEK m1/B ' de yer alan unsurları taşıması gerektiğini, bu unsurların sahibinin hususiyetini taşıma ve kanunda eser kategorileri içerisinde yer alan bir tür olma olduğunu, mimari projenin kanunda eser kategorisinde yer aldığını bu nedenle hususiyet unsurunun incelenmesi gerektiğini, hususiyet yönünden yaptıkları incelemede; projeyi meydana getiren kişiye özgü, hususiyet arz eden bir proje olmadığını, bilgisayar marifeti ile teknolojik imkanlar kullanılarak meydana getirilen bir çok proje ile benzer özellikler taşıdığını dolayısıyla hususiyet unsurunun oluşmadığını raporlarında ifade ettiklerini, davacıların projesi fsek kapsamında eser sayılsaydı dahi, alt taşeron konumunda olan müvekkilinin bu eser ile ilgili herhangi bir hak ihlalinden sorumlu olamayacağını, yapılan değişikliklerin davacının şeref ve itibarını zedeleyici nitelikte değişiklikler olmadığı, eser sahibinin imzaladığı sözleşme ile değişiklik talep edildiği taktirde bunun yapılmasına onay vereceği, değişiklikleri yapmaktan imtina edemeyeceği bilirkişi raporunda tespit edildiğini, Fer'i müdahil/iş-mülk sahibi GS ile davacılar arasında imzalanan sözleşme hükümleri, taraflar arasındaki yazışmalar ve taraflar arasında gönderilen ihtarnameler incelendiğini de, Mimari projenin ofis projesinden otel projesine revize edilmesinin, işveren/ iş sahibi ile davacı arasında imzalanan ek sözleşme doğrultusunda gerçekleştirildiğini; bu husus da her iki tarafından ortak iradesinin bulunduğunu, işveren tarafından yapılması talep edilen değişikliğin, bu revize kapsamında talep edilen bir değişiklik olduğu ve bu değişikliğin davacının ek sözleşme gereği vermiş olduğu muvafakat üzerine yapıldığının anlaşıldığını, Bilirkişiler raporlarının 33. Sayfasında; dava konusu somut uyuşmazlık için yapılan değişikliklerin 16/3. Madde de belirtilen mahiyette olup olmadığını da incelediğini, davacıların yapmış olduğu tüm haksız istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Beyanda Bulunan Fer’i Müdahil (... Spor Kulübü) Vekili İstinafa Cevap Dilekçesinde Özetle; Feri Müdahil ile davacı şirket arasında imzalanan 21.09.2012 tarihli Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesinin 2.1.2. Maddesi: “İŞVEREN, MİMAR'a yazılı olarak bildirme kaydıyla, MİMAR tarafından temin edilecek HİZMETLER'de eksiltme değişiklik veya ekleme yapabilir ve bu durumda, söz konusu eksiltme, değişiklik veya ekleme, değerlendirilerek makul şekilde HİZMETLER'in yerine getirilmesi için belirlemiş, olan, ödeme ile TAMAMLAMA SÜRESİ'nde buna göre ayarlama yapılacaktır. SÖZLEŞME BEDELİ'nde bu şekilde yapılacak olan tüm düzenlemeler, SÖZLEŞME'nin EK. C - ÜCRET VE ÖDEME maddesinde yer alan oran ve fiyatlara, göre hesaplanacak veya dayandırılacaktır”. 2.2.2. Maddesi: “MİMAR, İŞVEREN'e karşı taahhütlerini yerine getirememesi durumunda İŞVEREN, MİMAR'a resmi bildirimde bulunması üzerine, bildirimi teslim aldıktan sonra, mümkün olan en kısa zamanda İŞVEREN tarafından bildirilen kusurları giderecektir”. 5.2.1. Maddesi: “Bu projeler ve işbu SÖZLEŞME konusu parseller üzerinde, ruhsat onayından sonra İŞVEREN tarafından istenen herhangi bir proje değişikliği için İŞVEREN öncelikle MİMAR'a başvuracaktır. MİMAR, İŞVEREN / tarafından talep edilen bu proje değişikliklerini ücret hakları saklı kalmak üzere yapmaktan İmtina edemez”. Bu Sözleşmeye ek olarak imzalanan 05.05.2016 tarihli Ek Sözleşmeye göre de bu sözleşmenin amacının “İşbu ek sözleşmenin amacı; İŞVEREN tarafından hazırlanması talep edilen ve MİMAR tarafından hazırlanmış OFİS projesinin OTEL projesi olarak revize edilmesidir. Bu çalışmada binanın cephe tasarımının ve kütlesel formu MİMAR tarafından projelendirileceği şekliyle uygulanacaktır.”, Davacı tarafından binanın cephesine ilişkin olarak işveren ... Spor Kulübü’ne e-posta gönderildiği; buna cevaben ...’ın bazı değişiklikler talep ettiği; bu değişikliklerin ofisten otele dönen proje sebebiyle talep edilen birtakım değişiklikler olduğu ve aynı zamanda ekonomik anlamda daha avantajlı olması sebebiyle de bu değişiklik taleplerinde bulunulduğu; ...’ın değişiklik taleplerinin davacı tarafından kabul edilmediğinin bildirildiği; davalı Altınsoy şirketi tarafından yapılan cephe tasarımlarının da yine öncesinde davacıya iletildiği; ancak bu tasarımların da davacı tarafından kabul edilmediğinin bildirildiğini, mimari projenin ofis projesinden otel projesine revize edilmesinin, işveren/iş sahibi ile davacı arasında imzalanan ek sözleşme doğrultusunda gerçekleştirildiği; yani bu hususta her iki tarafın da ortak iradesinin bulunduğu; buna göre işveren tarafından yapılması talep edilen değişikliğin, bu revize kapsamında talep edilen bir değişiklik olduğu ve bu değişikliğin davacının ek sözleşme gereği vermiş olduğu muvafakat üzerine yapıldığını, Mimarlık Sözleşmesinin 5.2.1. maddesinde, işverenin proje değişikliği taleplerinin mimar tarafından yerine getirilmesinin zorunlu olduğu düzenlendiğini, bu madde uyarınca, işveren tarafından talep edilen değişikliklerin, mimar tarafından uygulanması gerektiğinin görüldüğünü, mimarın, eserinin bütünlüğünün korunması yönündeki menfaati ile malikin amaca uygun, ekonomik açıdan verimli bir taşınmaza sahip olma düşüncesi karşı karşıya kaldığında malike üstünlük tanınması ve mimarın eserinde değişiklik yapılmasına rıza göstermesi gerektiği, buna karşın malikin de eserde değişiklik yapma hakkını, ancak MK 2 çerçevesinde kullanabileceğini, değişikliklerin 16/3. Maddede belirtilen mahiyette olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmekte olup bu değerlendirme neticesinde; yapılan değişikliklerin davacının da onay verdiği ek sözleşme gereğince yapılan proje değişikliğine istinaden talep edilen zorunlu değişiklikler olduğunu, davacı tarafın istinaf dilekçesinde de tekraren bildirdiği itirazlarından bir kısmını özellikle 01.12.2024 tarihli bilirkişi raporu kendilerine tebliğ olduktan ve yasal itiraz/beyan süresi dolduktan sonra işbu dosyaya sunduklarını, 06/03/2025 tarihli duruşma tutanağında davacılar tarafından celse arasında sunulduğu belirtilen ve bilirkişi raporundaki teknik hususlara ilişkin inceleme bilgilerini ihtiva ettiği söylenilen beyan dilekçesi 06.03.2025 günü UYAP'Tan mahkemeye dosyasına sunulduğunu, yeni bir rapor alınması gerektiğine dair talepte bulunduğunu ancak davacıların 01.12.2024 tarihli bilirkişi raporu 07.12.2024'te okundu sayılmış olup karşı itiraz/beyan süresi 23.12.2024 günü sona erdiğini, dolayısıyla bu tarihten sonra bilirkişi raporuna ilişkin sunulmuş olan beyanların dosya kapsamında ele alınması ve değerlendirilmesi mümkün olmadığını, 06.03.2025 günü sunulan beyan dilekçesini "projelerin belediyelerden mahkeme dosyasına geç gönderilmiş olması" nedeniyle bu hususta bilirkişi raporuna itirazlarını geç sunduklarını beyan etmişlerse de; belediyede bulunan projeler zaten davacılar tarafından hazırlanarak belediyeye sunulan projeler olduğunu, belediye, mahkeme dosyasına gönderilen projeleri kendisi üretmemiş, çizmemiş; davacılar tarafından onay için sunulmuş projeler hazırlanarak mahkeme dosyasına gönderildiğini, Davacının, önceki aşamalarda sunulan bilirkişi raporuna sanki taraflarca hiçbir itirazda bulunulmamış ve dosya içeriğine aykırı tespitlere yer verilmemiş gibi teknik hususlar yönünden de itirazlarını sunduğunu,
Davacılardan birisi şirket sıfatıyla diğeri ise mimar olarak tacir sıfatıyla hareket ettiklerini, tacir sıfatı ile hareket ettiği tartışmasız olan davacıların bu husustaki gerekçe ve kanaate ilişkin itirazlarının anlaşılması mümkün olmadığını, davacı taraf ile Müvekkil Kulüp arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca davacının; açık şekilde hukuka aykırı davranışlarının olduğunu, Müvekkilinin bütün yazılı ve sözlü taleplerine rağmen Müvekkil ihtiyaç ve isteklerini karşılayacak şekilde işini yerine getirmediğini, tabiri caizse “ben tasarladım, bu şekilde yapılacak” yaklaşımıyla gerek sözleşmeden gerekse de yasadan doğan sadakat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeksizin kötü niyetli davrandığını, dosya içeriği incelendiğinde davacıların hak sahibi olmadığı gibi ihlal edilmiş bir haklarının da bulunmadığını, dosyada mübrez olan sözleşmeler ve beyanlarla sabit olduğu üzere söz konusu proje Ofis Binası projesinden Otel Projesi’ne revize edildiğini, 04.03.2015 Tarihli sözleşmede bu husus hüküm altına alındığını, söz konusu Mimarlık Hizmetleri Ek Sözleşmesi’nin A-AMAÇ başlıklı maddesinde; “İşbu ek sözleşmenin amacı; İŞVEREN tarafından hazırlanması talep edilen ve MİMAR tarafından hazırlanmış OFİS projesinin OTEL projesi olarak revize edilmesidir. Bu çalışmada binanın cephe tasarımının ve kütlesel formu MİMAR tarafından projelendirileceği şekliyle uygulanacaktır.” hükmü taraflarca kararlaştırıldığını, bu madde ile açıkça Ofis olarak hazırlanmış olan projenin OTEL olarak revize edileceği ve MİMAR tarafından OTEL Projesinin Cephe Tasarımı ve Kütlesel Formu için yeniden projelendirileceği sözleşmenin ilgili hükmünden açıkça anlaşıldığını, davacı şirket(mimar) işbu sözleşme hükmü uyarınca hazırlanması gereken cephe tasarım ve kütlesel form projesini hazırlamadığını, Projenin revize edilmesi üzerine Müvekkil Kulüp tarafından OTEL projesi için yeni bir dış cephe tasarımı ve uygulama projesinin MİMAR tarafından hazırlanması beklenmişse de MİMAR tarafından OTEL Projesi için bir tasarım yapılmadığını, söz konusu projenin kullanım ve işlevi tamamen değişmiş olmasına ve ek sözleşmede Otel Projesine ilişkin Cephe Projesi yapılacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen davacı şirket tarafından bu husus yerine getirilmediğini, Müvekkil bu yöndeki taleplerini davacı şirkete iletmiş olup, davacı şirketin müvekkilin bu taleplerine uygun şekilde yaklaşım göstermediğini, müvekkil tarafından davacı şirkete gönderilmiş olan maillerde cephe tasarımı ile ilgili olarak detaylı izahatlar, yeni projedeki ihtiyaçlar ve yapılması istenen değişiklikler açık şekilde yer aldığını (24.05.2016 Tarihli Müvekkil tarafından davacı tarafa iletilmiş olan Mail), davacı şirket tarafından gelen mailde “son protokole göre ana kriterin cephe tasarımının mevcut hali ile korunacağı yönünde olduğu” belirtildiğini(25.05.2016 tarihli Davacı şirket tarafından müvekkile gönderilmiş olan Mail), taraflar arasından imzalanmış olan Mimarlık Hizmetleri Ek Sözleşmesi’nin AMAÇ başlığında tamamen projenin revize edileceği ve cephe tasarımının mimar tarafından projelendirileceği hususu düzenlendiğini,
Davacı taraf, Mimarlık Ek Sözleşmesinin bu hükmü ile yerine getirmeyi taahhüt etmiş olduğu projenin revize edilmesi ve cephe tasarımının projelendirilmesi işini yerine getirmemiş, müvekkilin bu yöndeki taleplerini dikkate almamış olduğunu, mimari eser sahibi, haklarını etkilemeyecek değişikliklere engel olamaz, mimari eserin başlangıçtaki kullanım amacının zaman içerisinde değişikliğe uğraması gerekiyorsa taraflar arasındaki sözleşmede de bu hususta bir kısıtlama yoksa izin alınmaksızın değişiklik yapılabileceğini, Feri müdahil binanın kaba inşaat işleri için davalı ...ile dış cephe, giydirme gibi işler için ise davalı ... ile anlaştığını, Ofis binasından otele dönüştürülen projede değişiklik yapılması gerekeceği teknik bilgiye sahip olmadan dahi anlaşılabilir bir durum olduğunu, otel odalarının havalandırılması için yapılan pencere açılışına ilişkin yapılan değişiklik ve dış cephedeki camların temizlenmesi için yapılan değişikliklerin fayda, değişen ihtiyaçlar nedeniyle yapıldığı ve dolayısıyla faydalı ve zaruri değişiklikler olduğunu, davacılar tarafından dava konusu taşınmazın dava konusu edilmiş olan dış cepheli hali iş portföyü olarak Müvekkil Kulüp de referans gösterilerek bir Marka Değer olarak sunulduğunu, davacının bu sunumu, projenin ve taşınmazda yapılan değişikliklerin mevcut halinin davacı tarafa herhangi bir zarar vermediğinin ve davacı tarafça projenin mevcut haline esasen zımnen muvafakat verildiğinin kabulü gerektiğini, davacı şirketin web sitesi incelendiğinde; taşınmazın şeref ve itibarını zedelediğini iddia ettiği değişiklikler ile inşa edilmiş halini, Müvekkil ... Spor Kulübü’nü de referans göstererek bir marka değeri reklamı yaptığını,
Davacının söz konusu projeyi bu haliyle kendi web sitesinde İŞ Portföyü olarak paylaşıyor olması; söz konusu değişikliklerin davacının şeref ve itibarını zedelemediğinin en açık göstergesi olduğunu, dava konusu taşınmaz, davacının ileri sürdüğü gibi bir mimari eser niteliğinde olmadığını, dava konusu projenin, arazinin yapısı gereği çoğu mimar tarafından çizilebilecek nitelikte olduğu ve proje müellifinin özgünlüğünü taşımadığını, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; davacının müellifi olduğu 'ofis' için hazırladığı mimari projenin, otel projesine revize edilirken değiştirildiği iddiasıyla FSEK'in 68.maddesinden kaynaklanan maddi manevi tazminat yöneliktir.
Mahkemeye sunulan 22/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacı proje müellifince hazırlanan ve onaylanan Mimari Uygulama Projesine, cephe görünüş, kesit ve uygulama detaylarına aykırı olarak, müellifin onayı olmaksızın dava konusu taşınmazın giydirme dış cephe imalatlarında yapılan ve mevcutta uygulanan değişikliklerin, binanın kullanım amacının gerektirdiği ve/veya ihtiyaçtan ve/veya teknik zorunluluktan kaynaklanan elzem değişiklikler olmadığı, Mimarın yaratmak istediği eserin bütünlüğünü, görünümünü değiştirdiği, mimari projenin uygulanması sonucu ortaya çıkan davaya konu mimari yapının aynı kanun'un 4/3.maddesindeki mimarlık eseri (güzel sanat eseri) olarak nitelendirildiği, bu yönüyle FSEK md.16'da öngörülen eser üzerinde değişiklik yapılmasını önleme yetkisinin ihlal edilmiş olduğu, (ayrı kanunun /V - Mali haklar: (1) 1. Genel olarak: Madde 20 (Değişik: 1/11/1983 - 2936/3 md.) Henüz alenileşmemiş bir eserden her ne şekil ve tarzda olursa olsun faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Alenileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı, bu Kanunda mali hak olarak gösterilenlerden ibarettir.
Mali haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez. (Mülga ikinci fıkra: 3/3/2004-5101/28 md.) (Mülga üçüncü fıkra: 3/3/2004-5101/28 md.) bi işlenmenin sahibi, kendisine bu sıfatla tanınan mali hakları, işleme hususunun serbesti olduğu haller dışında, asıl eser sahibinin müsaade ettiği nispette kullanabilir. 2. Çeşitleri: a) İşleme hakkı: Madde 21 Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir. b) çoğalıma hakkı: Madde 22 - (Değişik: 7/6/1995 - 4110/8 md.) (Değişik: 21/2/2001 - 4630/13 md.) Bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğruda veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Eserlerin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması ya da eserin işaret, ses ve görüntü nakil ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi, her türlü ses ve müzik|kayıtları ile mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması da çoğaltma sayılır.
Aynı kural, kabartma ve delikli kalıplar hakkında da geçerlidir. Çoğaltma hakkı, bilgisayar programının geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde, programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması illerini de kapsar.) Nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere, çoğaltma ve işleme hakkının ihlali olarak değerlendirilebileceğini, Ruhsatlı projeye uygun olmadan imalatta yapılan değişikliklerin, mimari değişiklikler olduğu, yapının taşıyıcı sistemini etkilemeyecek değişiklikler olduğu, Yapının taşıyıcı sistemi açısından bu değişikliklerin mecburi olmadığı, Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesinde, işveren tarafından projede değişiklik talep edilebileceği belirtilmişse de, bu hakkın FSEK hükümleri çerçevesinde değerlendirilebileceği, yapılan değişikliklerin teknik bilirkişilerce tespit edildiği üzere ihtiyaçtan ve teknik zorunluluktan kaynaklanan değişiklikler olmadığı, aksine mimarın yaratmak istediği eserin bütünlüğünü değiştirdiği, bu bağlamda davacının kendisine önerilen değişiklikleri bu haliyle kabule zorlanamayacağı, davacının bu hususa mail yazışmalarında da cephe tasarımında önerilen değişiklikleri kabul edemeyeceğini belirten ifadelerden anlaşıldığı|üzere karşı çıktığı, sözleşme hükümlerinin davacının, iş sahibi tarafından istenen her değişikliği kayıtsız şartsız |yerine getireceği/ getirmesi gerektiği şeklinde değerlendirilemeyeceğinin düşünüldüğünü, davalıların meydana getirecekleri işlerin, kendilerinden önce meydana getirilmiş yapıya ve dolayısıyla projeye ve bu proje üzerindeki fikri hak sahiplerinin haklarına halel getirmeyecek şekilde olmasın noktasında , nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu, basiretli bir tacir olunmasından kaynaklanan yükümlülükleri olduğu sonucuna varılabileceği, davalıların eylemlerinin davacıya ait eser / proje üzerinde haklı olmayan değişiklikler olarak değerlendirmesinin mümkün olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Mahkemeye sunulan 17/07/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacı proje müellifince hazırlanan ve onaylanan Mimari Uygulama Projesine, cephe görünüş, kesit ve uygulama detaylarına aykırı olarak, müellifin onayı olmaksızın dava konusu taşınmazın giydirme dış cephe imalatlarında yapılan ve mevcutta uygulanan değişikliklerin, binanın kullanım amacının gerektirdiği ve / veya ihtiyaçtan ve / veya teknik zorunluluktan kaynaklanan elzem değişiklikler olmadığı, Mimarın yaratmak istediği eserin bütünlüğünü, görünümünü değiştirdiği, mimari projenin uygulanması sonucu ortaya çıkan davaya konu mimari yapının aynı kanun'un 4/3.maddesindeki mimarlık eseri (güzel sanat eseri) olarak nitelendirildiği, bu yönüyle FSEK md.16'da öngörülen eser üzerinde değişiklik yapılmasını önleme yetkisinin ihlal edilmiş olduğu, Nihai takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, çoğaltma ve işleme hakkının ihlali olarak değerlendirilebileceği, ruhsatlı projeye uygun olmadan imalatta yapılan değişikliklerin, mimari değişiklikler olduğu, yapının taşıyıcı sistemini etkilemeyecek değişiklikler olduğu, Yapının taşıyıcı sistemi açısından bu değişikliklerin mecburi olmadığı, Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesinde, işveren tarafından projede değişiklik talep edilebileceği belirtilmişse de, bu hakkın FSEK hükümleri çerçevesinde değerlendirilebileceği, yapılan değişikliklerin teknik bilirkişilerce tespit edildiği üzere ihtiyaçtan ve teknik zorunluluktan kaynaklanan değişiklikler olmadığı. aksine mimarın yaratmak istediği eserin bütünlüğünü değiştirdiği, bu bağlamda davacının kendisine önerilen değişiklikleri bu haliyle kabule zorlanamayacağı, davacının bu hususa mail yazışmalarında da cephe tasarımında önerilen değişiklikleri kabul edemeyeceğini belirten ifadelerden anlaşıldığı üzere karşı çıktığı, sözleşme hükümlerinin davacının, iş sahibi tarafından istenen her değişikliği kayıtsız şartsız yerine getireceği/getirmesi gerektiği şeklinde değerlendirilemeyeceğinin düşünüldüğü, Dosyada mübrez sözleşmelerde değişiklik konusunda düzenlemelere verildiği, bu bağlamda 5.2 hükmünün (MİMARLIK HİZMETLERİ SÖZLEŞMESİ-FİKRİ MÜLKİYET 5.2.1- Bu projeler ve işbu SÖZLEŞME konusu parseller üzerinde, ruhsat onaylandıktan sonra İŞVEREN tarafından istenen herhangi bir proje değişikliği için İŞVEREN öncelikle MİMAR' a başvuracaktır. MİMAR, İŞVEREN tarafından talep edilen bu proje değişikliklerini ücret hakları saklı kalmak üzere yapmaktan imtina edemez.) düzenlendiği, 04.03.2015 tarihli ve toplam 2 sayfadan oluşan "MİMARLIK HİZMETLERİ EK SÖZLEŞMESİ"nde de "İşveren tarafından hazırlanması talep edilen ve Mimar tarafından hazırlanmış OFİS projesinin ÖTEL projesi olarak revize edilmesidir. Bu çalışmada binanın cephe tasarımının ve kütlesel formu MİMAR tarafından projelendirileceği şekliyle uygulanacaktır.” hükmünün de düzenlenmiş olduğu, ancak değişiklik konusunda bir yükümlülüğünün olmasının sınırsız bir şekilde anlaşılamayacağı heyetimiz güzel sanatlar uzmanı ve FSEK uzmanına göre yapılacak değişikliklerin eserin bütünlüğünü zedelememesi gerektiği, somut olayda ise eserin bütünlüğünün zedelenmiş olduğu, heyetimiz güzel sanatlar uzmanının da vurguladığı üzere bu durumun bir zorunluluktan kaynaklanmadığı. yapılan değişikliklerin eserin bütünlüğünü estetik bütünlüğünü bozduğu, somut olaydaki gibi yapılan değişikliklerin eser sahibinin itibarını zedeleyecek değişiklikler olduğunun düşünüldüğü; zira, bir mimarın eserleriyle, eserlerindeki estetik bütünlükle eserlerinin olumlu referanslarıyla anılıp, bu eserlerindeki estetik bütünlüğünün bozulmasının, mesleki itibarı zedeleyen bir durum olarak değerlendirilebileceği, İzinsiz değişiklikler ve uygulamalar nedeniyle nihai takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, alacağı başka işlere, alacağı ödüllere ve kendisinin tanıtımına engel olup olmadığı noktasında, potansiyel iş/müşteri kaybından söz edilebilecekse de, bu tür bir kayıptan kaynaklı zararın miktarının davacı tarafından ispatının gerekeceği, söz konusu değişiklikler nedeniyle davacının hangi iş, ödül ve müşteriyi kaybettiğinin dosya kapsamında belirlenemediği, bu nedenle nihai takdirin ( TBK md. 50: Zarar gören. zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.) Mahkemede olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.
Mahkemeye sunulan 24/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davaya konu yapının FSEK 4/4 anlamında hususiyet arz etmediği, son dönemlerde yapılan benzer yapıların özelliklerini taşıdığı, İstanbul'da sıkça yapılan projelerdeki dış görünüş ve yapılandırmalardan farklı, bireysel estetik hususiyetler taşıyan yapılar olmadığı, onlardan açıkça kendini belli edecek niteliğinin bulunmadığı, buna mukabil Dava konusu mimari projenin FSEK m.2/1 çerçevesinde “ eser” vasfını haiz olduğu, Davacının FSEK m.11'deki karine çerçevesinde dava konusu mimari projenin eser sahibi oldukları ve işbu davayı açma ehliyetinin olduğu, teknik değerlendirme dikkate alındığında davacının yaptığı tadilat projesinden sonra mail ile bu projede değişiklik içeren tadilat projelerinin zorunluluk arz etmeyen değişiklikler olduğu, FSEK 16/2 ve FSEK 17 kapsamında izinsiz değişikliklerin zorunlu değişiklikler olup olmadığı hususu değerlendirilecek ve teknik değerlendirmeler çerçevesinde zorunlu değişiklikler olmadığı ve FSEK 21 kapsamında davacının FSEK 21'de düzenlenen mali haklardan işleme hakkının ihlali sayılıp sayılmayacağı hususundaki takdirin mahkemeye ait olacağı, mahkemece hak ihlali kanaatinin hasıl olması ihtimalinde, dava konusu proje ikinci tekrar olduğu için taraflarca sözleşme ile kararlaştırılan 150.000 USD'nin 96 50 si olan 75.000 USD olabileceği, FSEK m. 68/1 maddesine göre bu bedelin 3 katına kadar hükmedilip hükmedilmeyeceği konusundaki takdirin Mahkemeye ait olacağı, Mahkemece hak ihlali kanaatinin hasıl olması ihtimalinde, davacı ...'in projesinin izinsiz değişikliğe uğratılmasının eser sahibi olan davacının manevi haklarından FSEK 16'da belirtilen “ eserde izinsiz değişiklikleri önleme hakkı"nın ihlali sayılabileceğinden takdirin mahkemeye ait olmak kaydıyla davacının manevi tazminat talep etme hakkının da bulunabileceği yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.
Mahkemeye sunulan 14/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Davaya konu yapının FSEK 4/4 anlamında hususiyet arz etmediği, son dönemlerde yapılan benzer yapıların özelliklerini taşıdığı, İstanbul'da sıkça yapılan projelerdeki dış görünüş ve yapılandırmalardan farklı, bireysel estetik hususiyetler taşıyan yapılar olmadığı, onlardan açıkça kendini belli edecek niteliğinin bulunmadığı, buna mukabil Dava konusu ofis mimari projesi FSEK m.2/1 çerçevesinde "eser" vasfını haiz olduğu, Dosyada mübrez ofis mimari projesinde proje müellifi olarak davacı ...'in ismi yer aldığından davacı ...'in FSEK 11/1'de yer alan karine çerçevesinde mimari projenin eser sahibi olduğu, davacı şirketin ise davaya konu sözleşme ve ek sözleşme dikkate alındığında FSEK 18/3 gereğince proje üzerindeki mali hakları kullanma yetkisini haiz olduğu, her ne kadar kök raporda teknik bilirkişilerce davaya konu mimari proje ile inşa edilen bina (mevcuttaki durum) arasında farklılıklar olduğu, proje müellifi tarafından hazırlanan cephe tasarımı ile hayata geçirilen cephe düzeni arasında detayda ve genel fasat organizasyonunda uyumsuzluk olduğu, proje müellifinin onayı olmadan yapılan ve uygulamada hayata geçirilen değişikliklerin binanın kullanım amacının gerektirdiği teknik ya da işlevsel zorunluluktan kaynaklanmadığı, tasarımcısının ortaya koyduğu eserin bütünlüğünü bozduğu, değişikliklerin binanın ne strüktürel yapısı ne de konstrüktif durumu için zaruri olmadığı, mimari müdahaleler olduğu belirtilmiş ise de belirtilen bu değişikliklerin şeref ve itibarı zedeleyen veya eserin mahiyetini bozan değişiklikler olmadığından kök rapordaki bu yöndeki kanaatin değiştirildiği, zira ofisten otele dönüştürülmesine karar verilen ve davacı tarafça bu hususta ek sözleşme ile olur verilen bir projede otele dönüştürme için gerekli cephede yapılan vaki değişikliklerin zorunluluktan kaynaklanan değişiklikler olduğu ve şeref ve mahiyeti bozan değişiklikler de olmadığı, 3 nolu bent bağlamında kök rapordaki tazminat değerlendirmemizin değiştiği, davacının sözleşmenin 5.2.1. maddesi hükmüne rağmen FSEK 16/3 gereğince ihlal içermeyen taleplerin davacı tarafça kabul edilmemesi nedeniyle herhangi bir zararın söz konusu olamayacağı, bununla birlikte heyetinin mimar ve inşaat mühendisi bilirkişilerinin ayrık değerlendirmesine göre sözleşmenin 5.2.1 maddesi dikkate alındığında davacının talepleri kabul etmese bile dış cephede yapılan uygulamalar doğrultusunda ek protokolde kararlaştırılan 60.000 Amerikan Doları bedeli talep edebileceği , Mahkemece ayrık kanaat doğrultusunda bedele hükmedilmesi ihtimalinde Davacının FSEK 68'e dayalı talebi yönünden değerlendirme yapılacak olursa sözleşmenin 5.2.1. maddesindeki “Bu projeler ve işbu SÖZLEŞME konusu parseller üzerinde, ruhsat onayından sonra İŞVEREN tarafından istenen herhangi bir proje değişikliği için İŞVEREN öncelikle MİMAR'a başvuracaktır. MİMAR, İŞVEREN tarafından talep edilen bu proje değişikliklerini ücret hakları saklı kalmak üzere yapmaktan İmtina edemez” hükmü doğrultusunda 3 katı bedel talebin şartlarının oluşmayacağı, somut uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapıldığında ofisten otele dönüşüm yönünde davacının da ek sözleşme imzalaması, eski hale iadenin menfaat dengelemesi yapıldığında malik aleyhine olacağı, yapılan tasarım uygulamasının şeref ve haysiyeti zedeleyici unsurlar içermemesi dikkate alındığında eski hale iade koşullarının oluşmadığı, Davacı şirketin söz konusu projede sadece mimari hizmet değil ayrıca mühendislik koordinasyon hizmetlerini yükümlendiği, bu projede sadece kendisi değil iş sahibinin sözleşme imzaladığı ve yapının yapımını üstlenen bir çok yüklenicinin söz konusu olduğu, davalıların davacı şirket ile iş sahibi arasında ofis projesinin otel projesine dönüştürülmesi şeklinde bir ek sözleşme olmadan cephe işini ve uygulamasını ihtar ve delil tespitine rağmen yapsa sorumlulukları gündeme gelebileceği, ancak ek sözleşme ile davacı şirket ile iş sahibinin ek sözleşme ile ofis projesini otel projesine dönüştürmesinin kararlaştırılmasından sonra iş sahibinin talebi ile davalı Altınsoy'un mimari projeyi değiştirmeden, yeni bir tadilat projesi çizmeden otel gerekliliği için cephe tasarımı için iş sahibinin talebi ile tasarım gerçekleştirmesi ve bu tasarımın diğer davalı tarafça uygulanmasının bu iki davalının sorumluluğunu doğurmayacağı yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.
Mahkemeye sunulan 01/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davaya konu mimari yapının, ülkemizde halihazırda mevcut olan yapılara çok benzer özellikler taşıdığı; sahibinin kişisel mührünü ve ona ait belirgin çizgileri taşıyan ve hususiyet arz eden bir yapı olmadığı; bu yapıyı mevcut yapılardan ayırabilecek belirgin farklılıklar barındırmadığı; estetik değeri haiz olmadığı, bu sebeple bahsi geçen mimari yapının FSEK m. 4/3 kapsamında güzel sanat eseri niteliğini haiz olmadığı ve fikri hak korumasından yararlanmayacağı, davaya konu mimari yapının dayanağı olan mimari projenin de ülkemizde bulunan birçok yapının dayanağı olan mimari projeler ile benzerlik gösterdiği; projeyi meydana getiren kişiye özgü, hususiyet arz eden bir proje olmadığı; bilgisayar marifeti ile ve teknolojik imkanlar kullanılarak meydana getirilen birçok proje ile benzer özellikler taşıdığı ve dolayısıyla hususiyet unsurunu haiz olmadığı, bu durumda söz konusu mimari projenin de FSEK m. 2/3 kapsamında ilim edebiyat eseri vasfına haiz olmadığı, Davaya konu mimari projenin ve mimari yapının eser vasfını haiz olmaması sebebiyle, bunlar ile ilgili olarak herhangi bir eser sahipliğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığı, Dava konusu mimari projenin ve mimari yapının eser vasfını haiz olmadığı yönündeki kanaatimiz sebebiyle, bunların FSEK kapsamında bir korumaya haiz olmadığı ve buna bağlı bir hak ihlalinden söz edilemeyeceği; Mahkemenin aksi yönde bir kanaate varması halinde, yapılan değişikliklerin davacının da onay verdiği ek sözleşme gereğince yapılan proje değişikliğine istinaden talep edilen zorunlu değişiklikler olduğu; bu değişiklikler ile ilgili olarak davacıya iletilen talepleri haklı bir gerekçesi olmaksızın yerine getirmekten imtina ettiğinin görüldüğü; bu hususta iş sahibinin birden fazla kez talepte bulunduğu ancak olumlu bir geri dönüş alamadığı; bu değişiklik taleplerinin iş sahibinin değişen kullanım ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıktığı ve keyfi olmadığı; bu değişikliklerin eser sahibinin haklarını etkileyen, mimari yapının bütünlüğünü veya hususiyetini bozan değişiklikler olmadığı; eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek nitelikte olmadığı, Dava konusu mimari projenin ve mimari yapının eser vasfını haiz olmadığı yönündeki kanaatimiz sebebiyle, bunların FSEK kapsamında bir korumayı haiz olmadığı ve buna bağlı olarak FSEK m. 68 kapsamında tazminat şartlarının oluşmadığı, Davacı açısından herhangi bir hak ihlali söz konusu olmadığı kanaatine varıldığından, davalıların sorumluluklarından bahsedilmesinin de mümkün olmayacağı yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.
Dosya kapsamından, davacı ile feri müdahil ...arasında ... Ofis Binası mimari proje tasarım hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için mimarlık hizmetleri sözleşmesi imzalandığı, daha sonra feri müdahil Kulüp tarafından, ofis projesinin otel projesine dönüştürülmesinin istenildiği, taraflar arasında 04/03/2015 tarihli Mimarlık Hizmetleri Ek Sözleşmesinin imzalandığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, ek sözleşmede; "İşveren tarafından hazırlanması talep edilen ve mimar tarafından hazırlanmış OFİS projesinin, OTEL projesi olarak revize edileceği, bu çalışmada binanın cephe tasarımının ve kütlesel formunun Mimar tarafından projelendirildiği şekliyle uygulanacağı" hükmü kabul edilmiştir.
Davacı tarafça, davaya konu otel binasının inşası sırasında, davalılar tarafından binanın ruhsatlı ön cephe projesinden farklı uygulama yapıldığı ve binanın projesine uygun yapılmaması nedeniyle, müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin itibarının sarsıldığını ileri sürmüş, maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
Dosya kapsamında birden farklı heyetten rapor alındığı, binanın FSEK 4/4 maddesi gereğince güzel sanat eseri olup olmadığı, mimari projenin FSEK 2/1 maddesi kapsamında eser vasfında olup olmadığı, davalılarca iş sahibi feri müdahilin talebiyle yapıldığı ileri sürülen ön cephedeki değişikliklerin ihtiyaçtan yada zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, eserin bütünlüğünü bozup bozmadığı, bu değişikliklerin davacı mimarın mesleki itibarını zedeleyip zedelemediği, taraflar arasındaki sözleşme ve ek sözleşme hükümlerine göre iş sahibinin bu değişikliklerin yapılmasını talep edip edemeyeceği, sözleşmenin tarafı olan davacıların bu talepleri kabul yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı, mülkiyet sahibinin TMK'dan kaynaklanan hakları ile eser sahibinin eser üzerindeki telif haklarının karşılaşması durumunda somut olayın özellikleri de gözetilerek hangisine öncelik tanınması gerektiği, davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve sonuç olarak davacı tarafın haklılığının kabulü halinde taleplerinin değerlendirilmesi konusunda, her üç heyetten alınan 3 kök ve 2 ek raporlar arasında farklılıklar bulunduğu görülmüştür.
Mahkemece .../06/2024 tarihli 1 nolu ara karar ile, önceki raporlar arasında çelişkilerin giderilmesi ve itirazların değerlendirilmesi için rapor alınmasına karar verildiği, ancak mahkemece son alınan bilirkişi raporundan farklı tespit ve gerekçelerle karar verildiği görülmüştür. Uyuşmazlık konularının teknik bilgi gerektirdiği konusunda ihtilaf bulunmadığından mahkemece, yeterli gerekçe göstermeksizin raporlardan ayrılarak ve hangi raporu üstün tuttuğu açıklanmadan, itirazlar ve çelişkiler giderilmeden karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Son bilirkişi heyet raporunun da hüküm kurmaya elverişli olmadığı, yeterli inceleme ve gerekçe içermediği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden, dosya kapsamında bulunan sözleşme hükümleri, davacı ile dava dışı iş sahibi arasındaki mail yazışmaları, D.İş raporundaki tespitler, taraf beyanları, dosyaya celp edilen mimari proje ve önceki raporların incelenerek, gerekirse yerinde bina üzerinde inceleme yapılarak, uyuşmazlık konuları hakkında rapor düzenlenmesi, itiraz ve çelişkilerin giderilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle; ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince başkaca istinaf sebepleri incelenmeksizin davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../06/2025 tarih, 2021/... E. 2025/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026