Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1021 E. 2026/1249 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1021
- Karar No
- 2026/1249
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1021 - 2026/1249 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1021 KARAR NO : 2026/1249 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2024 NUMARASI : 2023/179 E. - 2024/65 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/02/2024 tarih ve 2023/179 E. - 2024/65 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2021/064279 sayılı "..." ibareli markanın 12 ve 20. sınıflarda adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait "..." ibareli marka arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, davaya konu markanın müvekkilinin ticaret unvanının asli unsurunu içerdiğini ve davalının başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2023-M- 2153 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, 6/5. maddesi anlamında davacının markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirketin “...” ibareli başvurusu ile davacı şirkete ait itiraz konusu konusu marka arasında kavramsal, görsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden farklı olduklarını, taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanunun 6/1 maddesi anlamında benzerlik olduğu kabul edilse dahi, 6769 sayılı SMK Kanununun 6/5. maddesinde başvuru markasının marka sahibinin itirazı üzerine reddedilebilmesi için haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi koşullarının oluşması gerektiğini, markanın yalnızca tanınmış olması hususunun, o markanın farklı mal ve hizmetler yönünden otomatik tescil engeli oluşturacağı sonucunu doğurmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin sunmuş olduğu delillerin gereği gibi incelenmediğini, özellikle sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiasının değerlendirilmediğini, 2011 yılında Polonya'da kurulan müvekkili şirketin tanınmış marka vasfında olduğunu, müvekkilinin "..." markasını 2012 yılında 12, 20, 28 ve 35. sınıflarda Polonya'da tescil ettirdiğini, davacının iddiasının aksine uzun yıllardan beri markasını kullanmakta olduğunu, bunun yanı sıra "..." markasının 2018 yılında 09, 10, 12, 18, 20, 21 ve 35. sınıflarda ... ve 2019 yılında ... nezdinde tescil ettirdiğini, ... ve ... sosyal paylaşım sitelerinde çok sayıda takipçisinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının logo tasarımı, başında bulunan "..." ibaresi ile davacının markalarından farklılaştığını, "..." ibaresinin markada öne çıkarılmadığını, nitekim Çin Ulusal Fikri Mülkiyet İdaresi'nin davacının markası ile müvekkilinin "..." ibareli markası arasında bir benzerlik görülmediğini, "..." ibaresinin yaygın kullanımı bulunan, ayırt ediciliği düşük, davacının tekeline bırakılamayacak bir ibare olduğunu, kinder ibaresinin markaya ayırt edicilik kazandırdığını, markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzer olmadığını, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olduğunu,12 ve 20. sınıflarda bulunan malların müşterilerinin dikkat düzeyinin yüksek olup markaları karıştırmayacağını, müvekkilinin kazanılmış hakkı ve davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybı nedeniyle dava konusu markaya itirazın haklı olmadığını, davacının markasının tanınmışlığının somut delillerle ortaya konulamadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen diğer unsurların, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, davacı markalarının tanınmışlığının ispat edildiği ve buna bağlı olarak SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının gerçekleştiği, ve davcının önceki kullanımdan kaynaklanan aynı Kanun'un 6/3 maddesine dayalı iddiaları ancak başkasının başvurusuna yönelik itiraz nedeni olabileceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.