Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/404 E. 2026/1453 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/404
- Karar No
- 2026/1453
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/404 KARAR NO : 2026/1453
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2023 NUMARASI : 2022/849 Esas - 2023/840 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ : 25/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2026
Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/11/2023 tarih 2022/849 Esas 2023/840 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş. tarafından sigortalanan, davalı ...’a ait ve dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 25.11.2020 tarihinde müvekkiline ait ... isimli işletmenin tentesine çarparak hasara neden olduğunu, zararın giderilmesi için sigorta şirketine başvurulduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonunun 2021.E.28793 sayılı dosyasında verilen karara itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 22.10.2021 tarihli, 2021/İHK-34237 sayılı kararıyla dosyadan el çekildiğini, sonrasında Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2022/574 Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibe davalıların haksız olarak itiraz etmeleri üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalılar aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru üzerine açılan hasar dosyasında tahkim kararına istinaden hasar bedeli ve ferileri karşılığı 04.08.2021 tarihinde davacı vekilinin hesabına 10.666,69 TL ödeme yapıldığını, sorumluluklarının poliçe teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, teminat kapsamında olmayan bir alacağa ilişkin takip yapıldığını, borca itirazın haksız ve kötü niyetli olmadığını, icra inkâr tazminatının koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tahkim dosyasında alınan raporda davacı şirketin %85, araç sürücüsünün %15 kusurlu bulunduğu, toplam 39.500,00 TL hasar bedelinden kusur indirimi yapılarak belirlenen 5.925,00 TL’nin ferileriyle birlikte dava öncesinde ödendiği, mahkemece yapılan keşif sonucunda alınan 09.01.2023 tarihli raporda davacı şirketin %70, sürücünün %30 kusurlu olduğunun, toplam hasarın 44.825,78 TL, kusur indirimi ve ödeme sonrasında bakiye zararın 7.522,73 TL olduğunun bildirildiği, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan 05.06.2023 tarihli üç kişilik heyet raporunda davacı şirketin %85, sürücünün %15 kusurlu bulunduğu ve çelişkinin giderildiği, kolluk beyanlarında olay saatinin 10.00 sıraları olarak belirtildiği, kazanın gerçekleştiği saate ilişkin itirazın raporda değerlendirildiği, belediye cevabında tentenin sokak içinde kalması nedeniyle yasal izin verilmediğinin bildirildiği, yeniden kusur raporu alınmasına gerek bulunmadığı, itirazın iptali davasında takipte belirtilen alacak sebebiyle bağlı olunduğu, takipte esas alınan 39.500,00 TL hasar bedeline göre sürücünün kusuruna isabet eden 5.925,00 TL zararın dava öncesinde karşılandığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın gerçekleştiği sokakta bulunan trafik levhasına göre yalnızca 05.00–10.00 saatleri arasında dağıtım amaçlı araç girişine izin verildiğini, kazanın trafiğe kapalı olan saat 10.00’dan sonra meydana geldiğini, polis tutanaklarında olayın saat 10.00 sıralarında olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin yaklaşık yirmi yıldır aynı yerde faaliyet göstermesi nedeniyle trafiğe açık ve kapalı saatleri bildiğini ve tentesini yolun trafiğe kapalı olduğu zamanlarda açtığını, %85 kusur verilmesine yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, taşıt giremez işareti bulunan yola girmenin KTK’nın 84. ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 157. maddeleri uyarınca asli kusur oluşturduğunu, sundukları Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davalı tarafın haksız fiili sonucu oluşan zararın TBK’nın 49. maddesi gereğince giderilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle işyeri tentesinde meydana gelen zararın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacıya ait işyerinin tentesinde oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Davacı vekilinin kusur dağılımına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; gerek Sigorta Tahkim Komisyonu dosyasında alınan raporda gerekse mahkemece keşif sonrasında alınan raporlarda davacı şirketin kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu kabul edildiği, tahkim dosyasındaki %85–%15 oranındaki kusur dağılımı ile mahkemece alınan 09.01.2023 tarihli rapordaki %70–%30 oranındaki kusur dağılımı arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla üç kişilik heyetten 05.06.2023 tarihli rapor alındığı, bu raporda davacı şirketin %85, araç sürücüsünün %15 oranında kusurlu bulunduğu görülmüştür. Uyuşmazlık, kazanın meydana geldiği yolun olay saatinde araç trafiğine açık olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı vekili kazanın saat 10.00’dan sonra, yolun araç trafiğine kapalı olduğu zaman diliminde meydana geldiğini ileri sürmüş ise de, kolluk tutanaklarında olayın saat 10.00 sıralarında gerçekleştiğinin belirtilmesi, tek başına kazanın araç girişinin yasaklandığı saatten sonra meydana geldiğini göstermemektedir. Kaza sonrasına ait fotoğraflarda caddede henüz masa ve sandalye yerleşiminin görülmediği de dikkate alındığında, kazanın sabahın erken saatlerinde ve yolun araç trafiğine açık olduğu zaman dilimi içerisinde gerçekleştiğine yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı şirketin uzun süredir aynı yerde faaliyet göstermesi ve tentesini yalnızca yolun araç trafiğine kapalı olduğu saatlerde açtığını ileri sürmesi, kazanın trafiğe kapalı zaman diliminde gerçekleştiğini kanıtlamaya yeterli kabul edilemeyecek olup, Belediye yazı cevabında tentenin sokak içinde kalması nedeniyle yasal olarak izin verilmediğinin bildirildiği, keşif sonucunda da parsel sınırları dışında yol güzergâhına yapılan yapıya ve yol üzerindeki yüksekliğine ilişkin uyarı ve ikaz levhası bulunmadığının tespit edildiği, bu hususlar ile kaza oluş şekli birlikte değerlendirildiğinde, raporlar arasındaki çelişki giderilerek davacı şirketin %85, araç sürücüsünün %15 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin taşıt giremez işareti bulunan yola girilmesine ilişkin düzenlemelere ve emsal kararlara dayanmasının, olayın araç trafiğine açık zaman diliminde gerçekleştiğine ilişkin kabulü değiştirmediği değerlendirilmekle kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. İcra takibinde toplam hasar bedeli 39.500,00 TL esas alınarak, dava öncesinde ödenen 5.925,00 TL düşüldükten sonra kalan 33.575,00 TL’nin tahsili istenmiştir. Hükme esas alınan kusur oranına göre 39.500,00 TL’nin %15’ine karşılık gelen 5.925,00 TL’nin dava öncesinde ödendiği, takipte esas alınan zarar yönünden karşılanmamış bir alacak kalmadığı gözetildiğinde, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, davacı vekilinin hasarın giderilmediğine yönelik itirazları da esas itibariyle kusur dağılımına ilişkin itirazına dayanmakta olup, istinaf dilekçesinde takipte esas alınan hasar tutarı ve ödemenin mahsubu yönünden ayrıca somut bir itiraz ileri sürülmemiştir. Bu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delillere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmiş olmasına, kazanın araç trafiğine açık zaman diliminde gerçekleştiğine ilişkin kabulde bir isabetsizlik bulunmamasına, takipte esas alınan hasar bedeline göre davalıların sorumlu oldukları zararın dava öncesinde karşılanmış olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.