Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1023 E. 2026/1237 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1023
- Karar No
- 2026/1237
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1023 - 2026/1237 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1023 KARAR NO : 2026/1237 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2024 NUMARASI : 2023/252 E. - 2024/70 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15/02/2024 Tarih ve 2023/252 Esas - 2024/70 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ...nezdinde 2021/100178 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınlanması üzerine davalı Şirketin 2010/69794, 2011/30668, 2012/56486, 2012/56487, 2012/56488, 2012/56489, 2012/80956, 2012/80965, 2012/107986, 2013/22786, 2017/16331, 2018/24111, 2018/96291, 98/013578 sayılı "..." ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira dava konusu edilen markada geçen “...” kelime öbeğini ve logoyu davacının zaten dürüstlük kurallarına ve hukuka uygun olarak kullanageldiğini, davacının kullanımları neticesinde markanın davacı adına ayırt edicilik kazandığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığını, taraf markalarında geçen “...” ibaresinin tek başına ele alınıp markaların benzediğinin söylenmesinin markaların bütünselliği ilkesine aykırı düştüğünü, zira davacıya ait markanın logosu, rengi, kompozisyonu, yazı karakteri ve yerleştirmesi ile kendine has özellikleri ile apayrı orijinal bir logo olduğunu, ayrıca ayırt ediciliği düşük olan, zayıf nitelikteki markaların karıştırılma ihtimali değerlendirilmesinde, ayırt ediciliği yüksek markalardan farklı bir standartla incelenmesi gerektiğini, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin coğrafi ilin adı olması nedeniyle kimsenin tekeline verilemeyeceğini, ayrıca da taraf markalarının hitap ettiği tüketici kesiminin bilinçli olduğunu ve markaları karıştırma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-3185 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, "..." ibaresinin davalının tescilli seri markalarının asli unsurunu oluşturduğunu, davacının aynı ibareyi esas unsur olarak ihtiva eden bir markayı kendi adına tescil ettirmek istemesinin haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, davacının fiili kullanımlarında, dava konusu edilen markadaki logonun bulunmadığını, davacının tek başına “...” ibaresini markasal kullanımlara konu ettiğini, bu durumun davalının tescilli markalarından doğan haklarının ihlali niteliğinde bulunduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, karşılaştırılan işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediği, her ne kadar davacı taraf 2011/117912 sayılı markasından gelen müktesep bir hakkı olduğunu iddia etmiş ise de dava konusu edilen YİDK kararının verildiği tarihte davacının bu markası hükümden düşmüş olduğundan, davacının müktesep hak iddialarının ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulmadığı, ayrıca, davacı tarafın dava dilekçesinde, “...” ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliğini ileri sürdüğü, SMK m. 6/3 hükmünde ifadesini bulan “gerçek hak sahipliği” müessesesine dayalı hak iddiasının, üçüncü kişilerin yaptığı marka başvuruları veya edindikleri tescillere karşı ileri sürülebileceği, davacının SMK m. 6/1 hükmünden kaynaklanan tescil engelini aşmasını sağlamasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin marka başvurusuna konu ibarenin, müvekkilince dürüstçe ve hukuka uygun olarak kullanıldığını, kullanım yoluyla bu markanın ayırt edici hale geldiğini, müvekkili markası ile redde mesnet markaların farklı olduğunu, markaların benzerliği değerlendirmesinin, yalnızca markaları oluşturan elemanların ayrı ayrı benzerliği üzerine değil, karşılaştırma konusu işaretlerin bıraktığı bütünsel izlenime dayanması gerektiğini, markaların ayırt edici ve baskın unsurlarının özellikle önemli olduğunu, müvekkili markasındaki baskın unsurun "..." ibaresi olduğu değerlendirmesine itiraz ettiklerini, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin bilinçli olduğunu, bu tüketici nezdinde markaların karıştırılması ya da ilişkilendirilmesi tehlikesinin bulunmadığını, birlikte varolma koşullarının mevcut olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... " ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.