Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1216 E. 2026/980 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1216
Karar No
2026/980
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1216

KARAR NO: 2026/980

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/06/2024

NUMARASI: 2018/984 E. - 2024/476 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın hamil olduğu ... seri numaralı 30.000,00 TL tutarlı 14.09.2018 keşide tarihli ...şubesine ait çek ve ... seri numaralı 32.000,00 TL tutarlı 11/09/2018 keşide tarihli ...şubesine ait çeki vadesinde bankaya ibraz ettiğini, davacı tarafından keşide olan bir çek olmadığını, imzalarda tutarsızlık olduğunu, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1161 değişik iş dosyaları ile davacıya ait tüm taşınır, taşınmaz ve banka hesapları üzerine ihtiyati haciz işlemi uygulamasına gidildiğini, .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas no'lu dosyası ile de davacı aleyhine icra takibine girişildiğini, ... tarafından ...Şubesi ulaştırılmak üzere kargoya verilen 25 yapraklı çek karnesi 04.06.2018 tarihinde ... takip kargo kodu ile şubeye ulaştırılmak üzere ... kargo tarafından kargoya verildiğini,05/06/2018 tarihinde ... kargonun aracından çalındığına dair polis tutanağı ve ilgili zimmet listesinin olduğunu, Genel merkezden sistemsel girişlerinin yapıldığını, takas sistemine alınabilmesi veya yazdırılabilmesinin söz konusu olmadığını, davalı tarafın çeki vade günü ibraz ettiğinden imzaların bir olmadığına dair kaşeye rağmen davacı aleyhine icra takiplerine giriştiğini, davacıya ait banka hesaplarına taşınır ve taşınmazlara haksız olarak ihtiyati haciz uygulandığını, icra müdürlüğünün ihtiyati haciz uygulamasının kısmen kaldırılmasına yönelik talepte bulunulduğunu, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas ve .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas nolu dosyaları ile davalı yana borçlu olmadığının tespitini, davacı yönünden iptalini, davalı açıkça imzalar tutmadığına dair kaşeye rağmen icra takiplerine giriştiğinden kötü niyetli sayılacağından takibin %20 si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı ... A.Ş. İsle davalı şirket arasında faktoring sözleşmesinin akdedildiğini, yapılan sözleşme gereği davalıya ön ödeme yoluyla finansman sağlandığını, finansman karşılığında, dava konusu ... seri numaralı 32.000,00 TL tutarlı 11/09/2018 keşide tarihli ...şubesine ait çek ve ... seri numaralı 30.000,00 TL tutarlı 14.09.2018 keşide tarihli ...şubesine ait çeklerin teslim alındığını, davacı kendisine ait çeklerin çalındığını ve buna ilişkin yetkili mercilere şikayette bulunduğunu belirtmişse de çekin çalıntı olduğuna dair henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığını, daavcının iddialarının bu nedenlerle haksız olduğu, davalının tamamen hukuk sınırları içerisinde dava konusu çeki iktisap ettiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddedilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KABULÜ ile davacının dava konusu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı (Eski No: ... E.) dosyasında icra takibine konu ... seri numaralı 30.000,00 TL tutarlı 14.09.2018 keşide tarihli ...şubesine ait çek ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı (Eski No: ... E.) sayılı dosyasında icra takibine konu ... seri numaralı 32.000,00 TL tutarlı 11/09/2018 keşide tarihli ...şubesine ait çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacının, davaya konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla ikame edilen davada, mahkemece alınan ve hükme esas tutulan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, raporda bilimsel ve teknik açıdan yeterli bir karşılaştırma yapılmadığını, davacının mahkeme huzurunda farklı pozisyonlarda örnek imzalarının alınması ve resmi kurumlardaki ıslak imzalı orijinal belgelerin celbedilerek karşılaştırma yapılması gerekirken bu hususların göz ardı edildiğini, müvekkil şirketin imza örneklerinin toplanması ve temsil yetkililerinin araştırılması yönündeki taleplerinin reddedilerek hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, bilirkişinin ulaştığı sonucun maddi dayanaklarını, imzanın tersim, seyir ve baskı derecesi gibi özelliklerini denetime elverişli ve görsel destekli bir şekilde açıklamadığını, imzaya itiraz davalarında ispat yükü kendilerinde olmasına rağmen rapora yaptıkları teknik itirazların mahkemece dikkate alınmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca yeni bir heyetten veya Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gerekirken tek bir raporla yetinildiğini, müvekkil şirketin 6361 sayılı Kanun uyarınca gerekli fatura kontrollerini yaparak ve TTK hükümleri uyarınca ciro silsilesini inceleyerek çeki iyi niyetli ve yetkili hamil sıfatıyla iktisap ettiğini, imzalardan birinin sahteliğinin diğer imzaların geçerliliğini etkilemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;

Yerel mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun yasal iki haftalık süre geçtikten sonra yapıldığını, gerekçeli kararın e-tebligat yoluyla 19/07/2024 tarihinde tebliğ edilip son günün 07/08/2024 olmasına rağmen davalının 16/08/2024 tarihinde HMK'da yeri olmayan süre tutum dilekçesi verdiğini ve asıl dilekçesini 26/08/2024'te sunduğunu belirterek bu gecikmiş başvurunun reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise çek karnesinin henüz banka şubesine ulaşmadan kargo aracından çalındığına dair polis tutanaklarının dosyada olduğunu, müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, banka sistemine girişleri yapılmadığı için çeklerin hükmünün olmadığını, buna rağmen davalının takibe giriştiğini ancak bilirkişi raporuyla çeklerdeki imzaların şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olmadığının kesin olarak saptandığını belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

Davacı vekili, çek karnesinin banka şubesine ulaştırılmadan önce ... Kargo aracından çalındığını, çeklerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını beyanla .... İcra Müdürlüğü’nün ... ve ... esas sayılı dosyalarıyla takibe konulan 30.000 TL ve 32.000 TL bedelli iki çek nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatı talep etmiştir.

Davalı vekili, dava dışı... A.Ş. ile faktoring sözleşmesi bulunduğunu, dava konusu çekleri finansman karşılığında teslim aldığını, iyi niyetli ve yetkili hamil olarak iktisap ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince; çeklerde davacı şirket adına atılan imzaların şirket yetkilisi ...’in eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takip konusu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Başvurunun HMK 104. Maddesi gereği süresinde olduğu anlaşılmaktadır.

Davanın, kambiyo senetlerinden kaynaklanan imza inkârına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Menfi tespit davasında borçlu, borcun varlığını inkâr ettiğinde kural olarak hukukî ilişkinin ve borcun varlığını ispat yükü davalı alacaklıya aittir. Kambiyo senedine dayalı uyuşmazlıklarda ise senet üzerindeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti de senedi elinde bulunduran ve bu imzaya dayanarak hak iddia eden alacaklı üzerindedir. İmzanın sahte olduğu iddiası kambiyo taahhüdünün hükümsüzlüğüne ilişkin olup, iyiniyetli olsun olmasın her hamile karşı ileri sürülebilen mutlak defi niteliğindedir. Bu nedenle imza inkârına dayalı davalarda öncelikle senet aslı üzerinde inceleme yapılması ve imzanın aidiyetinin belirlenmesi gerekir.

04.04.2024 tarihli grafolog bilirkişi raporunda; dava konusu ... Şubesi’ne ait ... ve ... seri numaralı çeklerde davacı şirket adına atılan imzaların, mevcut mukayese imzalarına göre davacı şirket yetkilisi ...’in eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

İmza incelemesine esas rapor, uzman bilirkişi tarafından çeklerin düzenleme tarihi öncesi ve sonrası tarihli borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belge asıllarının mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı, imzanın kaligrafik ve karakteristik özelliklerinin ayrıntılı şekilde belirtildiği ve değerlendirildiği, imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının dayanaklarının gösterildiği, raporun denetime elverişli ve yeterli olduğu, hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Dava konusu çekler nedeniyle takip yapıldığı, ancak denetime elverişli bilirkişi raporuna göre çekin keşidecisi olan davacı şirket yetkilisi adına atılmış olan imzanın davacı şirketin tek yetkilisi olan ...’in eli ürünü olmadığının tespit edildiği bu durumda imzanın sahteliği iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerden olup çek hamillerinin iyiniyetli olup olmamaları hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden, menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerindedir.

Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../06/2024 tarih ve 2018/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.235,22 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.080,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.154,97 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1216, K. 2026/980, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1216-e-2026-980-k-afb8b4a716a5