Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1225 E. 2026/1108 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1225
- Karar No
- 2026/1108
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1225 - 2026/1108 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1225 KARAR NO : 2026/1108
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2025 NUMARASI : 2023/688 Esas - 2025/482 Karar
DAVACI : AROMSA BESİN AROMA VE KATKI MADDELERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. ... : 2- SELUZ KİMYA KOZMETİK TİCARET VE SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/09/2023 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 11/06/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Aromsa Besin Aroma Katkı Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’da 25.01.2016 tarihinden beri ve en son Üretim ve Proses Geliştirme Müdürü pozisyonunda; müşteri bilgilerine ve üretim sırlarına vakıf olarak çalışmakta olan (1) numaralı Davalı Mayıs 2023 tarihinde, 7 senelik Kıdemini bir kenara bırakıp, istifa ederek işten ayrıldığını, işten ayrılma sebebi olarak da rakip firmadan iş teklifi aldığını belirttiğini, kendisine, müvekkili şirket politikasınca rakip firmaya bu şekilde geçişlerde dava yoluna gidildiğini; bugüne kadar açılmış olan 4 davanın da kazanıldığı izah edilmiş ancak 1 numaralı davalı kararında ısrarlı davranarak yüksek kıdem alacağını da bir kenara iterek istifa ettiğini, istifa mektubunda yer alan işe giriş tarihinin hatalı olup, beyanlarının da asılsız olduğunu, rakip firmaya geçmek için üretilmiş mesnetsiz beyanlardan ibaret olduğunu, dünyanın önde gelen aroma üreticisi olan Davacı Müvekkilinin, ileri teknolojiyi doğal hammaddeler ile birleştirerek, gıda sektörünün her alanına başta çok geniş bir aroma portföyü olmak üzere; sos, şurup ve meyve preparatları, ekstraktlar, karamelize şeker, karamel renklendirici, meyve tozları, enzim modifiye süt ürünleri, baharat karışımları tasarladığını, ürettiğini ve sunduğunu, (1) numaralı Davalı, Davacı Müvekkil ile aynı alanda hizmet veren, rakip firma olan (2) numaralı Davalı işyerinde istifasının hemen akabinde çalışmaya başladığını, işten ayrılan (1) numaralı davalının, istifa dilekçesi ile eş zamanlı olarak, Davacının geliştirdiği ürünler ile rekabet eden 2 numaralı Davalı Seluz'da çalışmaya başladığını, 1 numaralı davalı dışında, daha önce de müvekkili şirket'ten çeşitli sebepler ile ayrılarak Seluz'da çalışmaya başlamış kişiler bulunduğunu, 2 numaralı davalı aleyhine açılmış olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/372 E. dosyasının derdest olduğunu, bu aşamada; işbu diğer Seluz çalışanlarının özlük haklarının korunması bakımından isim vermemekle yetindiklerini, bu suretle (1) numaralı davalının, davacı ile 25.01.2016 tarihinde imzaladığı İş Sözleşmesinin “SIR SAKLAMA” başlıklı 17. ve “REKABET YASAĞI” başlıklı 18. maddelerindeki yükümlülüklerini ihlal ettiğini, ayrıca (1) numaralı davalının bu fiili ile 25.01.2016 tarihinde imzalamış olduğu “GİZLİLİK SÖZLEŞMESİ”’ne de aykırı davranarak davacının gizli bilgilerini 3. şahıslara açıklamak suretiyle davacıyı zarara sokmaya başladığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 16/12/2019 tarih 2019/1461 Esas 2019/8220 Karar sayılı ilamında da açıkça kabul edildiği üzere rekabet yasağı ihlalinde, zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğunu, (1) numaralı Davalının müvekkili iş yerinde çalışmış alelade bir kimse olmadığını, (1) numaralı davalının görevinden ötürü müşterileri tanımasından ve müşteri ve piyasa hakimiyetinden dolayı davacı iş sahibine hissolunacak derecede zarar vereceğini, ülkemizde sayıları fazla olmayan bir iş alanında, rakip firmadan eskisinde (Davacıda) elde edilen bilgi, görgü ve tecrübelerini rakip firmada (2 numaralı Davalı) kullanmasının önüne geçilmesi için rekabeti önleyici hüküm konulduğunu beyanla; davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile (yoksun kalınan kazanç, gelecekteki zararı talep ve diğer cezai şart tutarları, her türlü tazminat talepleri dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın); 25.01.2016 tarihli İş Sözleşmesi’nin gizlilik ve rekabet yasağına ilişkin maddelerine ve Gizlilik sözleşmesine aykırı hareketlerine son verilerek müdahalenin men edilmesini; tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile davalılardan 47.288,65 x 24 (son aldığı brüt ücret x 24 maaş) = 1.134.927,60 TL cezai şartın dava tarihinden (08.08.2023) işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Seluz Kimya Kozmetik Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin koku kimyasalları üretim ve pazarlaması alanında ülkemizin en önde gelen kuruluşlarından olup son 3 yılda (2020-2021-2022) yıllarında sektörde ihracat birincilikleri aldğını,. Müvekkili şirketin ... mh. ... .... Bölgesi ... sk. No:... Silivri İstanbul adresinde faaliyet gösterdiğini, .Davacı Aromsa Besin Aroma Katkı Maddeleri San. ve Tic. A.Ş. dava dilekçesinde diğer Davalı ...'ın işten ayrılma sebebini müvekkili şirketten iş teklifi alması olduğunu iddia ettiğini, bu iddianın tamamen mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, davalı ...'ın, davacı şirket ile iş akdini sona erdirdikten yaklaşık 2 ay sonra müvekkili şirkete iş başvurusunda bulunduğunu, aranan kriterleri karşıladığı değerlendirilerek işe alındığını, diğer davalı ... ile davacı arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi bu aşamada müvekkili şirketin bilgisi dışında olduğunu, yine davacı tarafın bu dava ile ilgisi olmamasına rağmen dava dilekçesinde İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/372 E. sayılı dosya ile ilgili beyanda bulunması Sayın Mahkeme üzerinde olumsuz algı yaratma amacını taşıdığını, dava dosyası incelendiğinde Bu davanın müvekkili şirket ile ile ilgili olmadığını, davanın diğer davalısının Bulgaristan'da ikamet eden bir Bulgaristan vatandaşı olduğu anlaşıldığını, davacı şirketin müvekkili şirketi konu ile herhangi bir bağlantısı bulunmamasına rağmen ilgili davaya dahil ettiğini, davacı tarafça dava dosyasına sunulan İş Sözleşmesinde mevcut Rekabet Yasağı Başlıklı 18. Maddesi incelendiğinde yasağın neredeyse Tüm Türkiye için öngörüldüğü, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki tüm sanayi illeri ile bu illerde faaliyet gösteren diğer kuruluşlar ve şirketlerde herhangi bir görev almayacağını, çalışmayacağını kabul ve taahhüt eder hükmünün bulunduğu anlaşıldığını, T.B.K. uyarınca rekabet yasağı sözleşmelerinde yer bakımından sınırlama açısından dikkat edilmesi gereken husus, kararlaştırılan coğrafi alan sınırlamasının, işverenin fiilen faaliyette bulunduğu coğrafi alanını aşamamasıdır. Yargıtay yerleşmiş kararlarında işverenin tüm Türkiye’de faaliyette bulunması durumunda, rekabet yasağı sözleşmesinin ülkenin tümüne sirayet edecek şekilde kararlaştırılmasının geçeriz olduğunu açıkça belirttiğini, bu hüküm TBK 445/1 hükmü ve Yargıtay Kararları gereğince çalışanın Anayasal çalışma özgürlüğünü tehlikeye düşürdüğünü, davacı şirket ile müvekkili şirketin iştigal adresleri karşılaştırıldığında farklı illerde olduğu açıkça görüldüğünü, davayı ve davacı taraf iddialarını kabul anlamında olmamak üzere davacı taraf tazminat talepleri de fazlasıyla fahiş olduğunu, davacı tarafın işbu davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasının mümkün olmadığını, beyanla davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı tarafından müvekkilinin "İşten ayrılma sebebi olarak da rakip firmadan iş teklifi aldığını belirtmiştir." yönünde beyanda bulunarak bu hususa dayanak olarak müvekkilin istifa dilekçesi sunulmuş ise de, müvekkilin istifa dilekçesinde böyle bir beyanı bulunmadığını, müvekkilinin istifa dilekçesinde de detaylı olarak yer vermiş olduğu üzere, müvekkilinin, kendisine verilen vaatlerin yerine getirilmemesi, davacı şirket bünyesinde görev tanımı, iş dağılımı ve operasyon süreçlerinin düzensiz ve karışık olması nedeniyle gerek kendisinin gerek de diğer çalışanların arafta kalması ve bu sebeple çalışanlar arasında huzursuzluk ve mobingin de artmasıyla istifa ettiğini, yine davacı tarafından müvekkilinin "İstifa mektubunda yer alan işe giriş tarihi hatalı olup, beyanları da asılsızdır." beyanları da gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davacı tarafından iddia edilenin aksine 25.01.2016 tarihinden itibaren değil, 12.03.2013 tarihinden beri davacı şirket bünyesinde çalıştığını, işbu hususun müvekkilinin sigorta kayıtları ile de sabit olduğunu, Müvekkiline 19.11.2015 tarihinde fabrika yardımcısı olacağına dair mail atılmış ancak bu vaatin gerçekleşmemesi üzerine 15.01.2016 tarihinde istifa ettiğini, akabinde davacı ile tekrar görüşme yaptığını, durumunun iyileştirileceği söylenerek ayrılışından 10 gün sonra 25.01.2016 tarihinde tekrar işe başladığını, müvekkiline verilen vaatler yine yerine getirilmemiş ancak müvekkilinin süreç içerisinde evli ve 3 çocuk sahibi olması sebebiyle işten ayrılma riskini göz önüne alamadığını çalışmaya devam ettiğini, ancak geldiğimiz süreçte artık iş akdi müvekkili tarafından çekilemez hale geldiğini, en sonunda iş akdini 03.05.2023 tarihinde sonlandırdığını, bu süreçte bizzat şirket yetkilileri müvekkilini haklı bulduklarını belirterek, istifasını kabul ettiklerini bildirdiğini, müvekkiline yapılanların başka çalışanlara yapılmaması için yaklaşık 30-40 dakika yüz yüze görüşme yapıldığını ve sonrasında müvekkilinin işten ayrıldığını, davacının, müvekkilinin istifasının hemen akabinde diğer davalı nezdinde çalışmaya başladığı yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, nitekim müvekkili aradan 2 ay geçtikten sonra 03.07.2023 tarihinde diğer davalı bünyesinde çalışmaya başladığını, rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmek zorunda olduğunu, yine aynı doğrultuda rekabet yasağının yer bakımından sınırlandırılması hususunda da yalnızca belirli bir şehir ya da bölgeyi kapsayan rekabet yasağı sözleşmesi yapılabileceği gibi bu sınırları aşan rekabet yasağı sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, rekabet sözleşmesi uyarınca müvekkilinin görev ve yer sınırlaması yapılmadığı sabit olup, getirilen rekabet yasağının müvekkilinin içine düşeceği mali koşullar açısından geçersizliği sonucunu doğurması gerektiğinin kabulü gerektiğini, işçinin ekonomik geleceğini ve haklı menfaatlerini gözetmek koşuluyla sınırları geniş bir rekabet yasağı sözleşmesi yapılabileceği sabit olup, davacının ileri sürdüğü rekabetin hakkaniyete aykırı olduğu gibi, müvekkilinin menfaatlerini koruyucu hiçbir tarafı olmadığının da sabit olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin yeni iş yerine bilgi ve tecrübelerini taşıyacağı, özellikle davacıda sahip olunan müşteri portföyünde rekabet nedeni ile eksilme olabileceği ve dolayısıyla davacının önemli zarara uğrayacağı, bunun ciddi ve gerçek bir olasılık olduğunun kabulünü talep edilmiş ise de, ortada somut bir zarar ispatı yapılmadan davacı tarafından da "OLASILIK" olarak nitelendirilmiş bir olguya karşın müvekkiline bir zarar isnadı yapılamayacağının açık olduğunu beyanla; her türlü talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve hukuka aykırı nitelikteki Rekabet Yasağı'nın geçersizliğinin tespiti ile huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davalı ... aleyhine açılan davanın REDDİNE, 2-Davalı Seluz Kimya Kozmetik Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi aleyhine açılan davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'ın davacı şirketten istifa ettikten hemen sonra (2 aylık bir süreçte) davalı şirkette işe başladığını, bu durumda 2 aylık sürecin hali hazırda zaten çok az bir süre olması göz önüne alındığında istifasının ardından hemen işe başlamasının açıkça sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, hizmet akdinin sona ermesinden sonra işçinin işverene karşı rekabet etmeme borcu tarafların serbest iradeleri ile yazılı olarak yapılması sonucu kabul edildiğini; davalı şirketin, davacı şirketten çalışan tedarik ettiğini, davalı şirket ve davacı şirketin faaliyet alanı ortak olmakla birlikte davalı ...'ın görev tanımlarının da ortak olduğunu; davalı ...'ın, pozisyonu gereği şirket sırlarına hakim ve davalı şirket tarafından bu bilgilerin kullanılabilme ihtimalinin bulunduğunu, davalı şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunduğunu, mahkemede alınmış olan bilirkişi raporunun açık ve denetime elverişli bir rapor olmadığını, İİK'nın 33. madde uyarınca icranın geri bırakılmasını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf aşamasında sunmuş olduğu dilekçesindeki unsurları kabul etmediğini, bu aşamada iddia ve savunmanın genişletilmesine muvafakatinin bulunmadığını, Mahkeme kararının isabetli olduğunu, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde onanmasına karar verilmesini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/05/2025 tarih, 2023/688 Esas - 2025/482 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; TBK'nın 444. maddesinde belirtilen rekabet yasağına ilişkin davacı ile davalı arasındaki sözleşmede ön görülen, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart bedeli istemine dayanmaktadır. İlk derece mahkemesince davanın davalı ... yönünden reddine, diğer davalı yönünden usulden reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; Davalılardan ...’ın davacı nezdinde Üretim ve Proses Geliştirme Müdürü olarak çalışmakta iken 12.05.2023 tarihinde iş akdinin istifa nedeniyle sona erdiğini, davalının davacı ile imzaladığı iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hükümler olduğu, buna göre davalının bir yıl boyunca sözleşmede belirtilen illerde davacının faaliyet konusu ile doğrudan veya dolaylı olarak faaliyet gösteren şirketlerde çalışmayacağını taahhüt ettiği, davalının istifa etmesinden hemen sonra diğer davalı nezdinde çalışmaya başladığı, davalının anılan eyleminin rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırılık olduğu, diğer davalının da İş Kanunu’nun 23.maddesi gereği bundan sorumlu olduğunda bahisle eldeki davanın açıldığı; davalılarca davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın davalı ... yönünden reddine, diğer davalı yönünden usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 48. maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle 6098 sayılı TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır. Bu dengenin sağlanması amacıyla Kanun'da öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, C. 1, Ankara, 2021 s. 926). Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’nın 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir. Fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması gerekir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak, rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterli olmaktadır. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer şartı ise işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini önleyecek şekilde süre, yer ve konu (işin türü) bakımından uygun sınırlar içinde kararlaştırılmış olması gerekir; aksi takdirde rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. 6098 sayılı TBK ile rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürmesi yönünden hâkime kapsamı veya süresi bakımından rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi verilmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesi; “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” hükmüne haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinin, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından sınırlamalar içermesi ve süresinin de, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşması durumunda uygulanacak hukuki yaptırım, rekabet yasağının hâkim tarafından kapsamı ve süresi bakımından sınırlanması şeklinde olmalıdır. Bu düzenleme ile yer, zaman ve konu (işin türü) bakımından sınırları çok geniş tutulmuş rekabet yasağı sözleşmelerine geçersizlik gibi ağır bir hukuki yaptırım uygulamak yerine, sözleşmenin kanuna uygun hâle getirilmesinin yolu açılmış olmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/11-568 esas 2025/526 karar sayılı ilamı) Somut olayda; mahkemece davalılardan Seluz Kimya Kozmetik Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi aleyhine açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinin incelenmesinde 25.01.2016 tarihli iş sözleşmenin davalı ...’ın gizlilik ve rekabet yasağına ilişkin maddelerine ve Gizlilik sözleşmesine aykırı hareketlerine son verilerek müdahalenin men edilmesini, her iki davalı yönünden anılan sözleşmeden kaynaklanan rekabet yasağına aykırılık nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı şirketin davacı ile davalı işçi arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine taraf olmadığı gibi, davadaki talebin davalı şirket yönünden rekabet yasağı sözleşmesinde düzenlenen cezai şart alacağının tahsili isteminden ibaret olup, TTK md 54 vd maddelerine dayalı herhangi bir talebin bulunmadığından ve İş Kanunun 23. Maddesinde yer alan düzenlenmenin yeni işverenin haksız fiil sorumluluğuna ilişkin olup, somut olaya uygulanamayacağından bu davalı yönünden pasif husumet nedeniyle davanın usulden reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/1809 esas 2023/2521 karar sayılı ilamı) Diğer davalı işçi yönünden; taraflar arasında imzalanan hizmet akdinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlali nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin “Rekabet Yasağı” başlıklı 18. Maddesinde; “İşçi, işbu sözleşme herhangi nedenle sona erdikten sonra 1 (bir) yıl süresince işverenin faaliyet konusu ile doğrudan veya dolaylı olarak, Marmara Bölgesi: -İstanbul, Bursa, Balıkesir, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Kocaeli, Sakarya. Bilecik. Yalova, Çanakkale, İç Anadolu Bölgesi: -Ankara, Eskişehir, Karaman, Kayseri, Konya. Sivas, Tokat, Ege Bölgesi: -İzmir, Aydın, Muğla, Manisa, Uşak, Denizli, Afyon, Kütahya, Güneydoğu Anadolu Bölgesi: -Diyarbakır, Gaziantep, Doğu Anadolu Bölgesi -Malatya, Elazığ, Erzurum kapsamına giren illerde faaliyet gösteren diğer kuruluşlar-şirketlerde herhangi bir görev almayacağını, çalışmayacağını kabul ve taahhüt eder. İşçi, işbu Sözleşme süresince ve/veya Sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işverenin müşterileri ve müşteri olmaları ihtimali bulunan şahıs ve/veya şirketlerle, kendi adına doğrudan veya dolaylı olarak ticari bir ilişki tesis etmeyeceğini ve/veya mcvcut ticari ilişkilerini sona erdirmeleri konusunda herhangi bir telkinde bulunmayacağım beyan ve taahhüt eder. İşçinin, işbu sözleşmede rekabet yasağı kapsamında düzenlenen taahhütleri ihlal etmesi halinde, isçi, işverene aldığı son bürüt ücreti üzerinden 24 (yirmidört) aylık tutarında bir cezai şartı herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın ödeyeceğini gayri kabili rucu olarak kabul ve taahhüt eder. İşveren, ihlalden dolayı uğradığı zararlar nedeniyle, ayrıca. Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca tazminat ve/veya dava haklarım saklı tutar, işbu maddede kararlaştırılmış cczai şartın ödenmesi, işbu maddeyi veya işçinin bu yöndeki diğer yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz," denilmiştir. Davalının davacı şirkette en son Üretim ve Proses Geliştirme Müdürü olarak çalıştığı, davalının iş akdinin istifa ile sona erdiği, diğer davalı nezdinde ise 03.07.2023 tarihinde Aroma Üretim Müdürü olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporunun 12. Sayfasında davalının rekabet yasağı kapsamında eyleminin olup olmadığının tespit edilebilmesi için davacının da üretim tesislerinin incelenmesinin gerektiği, sürece ilişkin belgelerin gerekli olduğu, davacının hammadde ve proseslerine dair bilgilerin bulunmadığı, üretim şartlarına ve ürüne ait detaylar bulunmadığından net tespitler yapılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiş, davacı firmanın üretim sahasında inceleme yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen bu hususta bir inceleme yapılmadan rapor düzenlendiği, bu haliyle anılan raporun taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığı, davalının davacı nezdinde Üretim ve Proses Geliştirme Müdürü olarak çalıştığı dikkate alındığında 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır. Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına ibraz edilen deliller ve bilirkişi raporundaki eksik hususlar giderilerek rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığı değerlendirilmeli ve geçerli olduğuna kanaat getirildiği takdirde, aynı Yasa'nın 445/2. hükmü uyarınca rekabet yasağının aşırı nitelikte olması durumunda gerekli sınırlandırılmalar yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayılı karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün açıklanan nedenlerle kaldırılmasına karara vermek gerekmiştir. O halde mahkemece yapılacak iş; önceki bilirkişi heyetine dosyanın yeniden tevdi edilerek ve bilirkişi raporundaki eksik bilgilerin 6100 sayılı yasanın 31.maddesi kapsamında taraflardan temin edilerek davalı ...’ın davacı nezdinde yaptığı iş nedeniyle davacının müşteri çevresi veya üretim sırları ya da davacının yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayıp sağlamadığının net olarak tespiti ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, davacının önemli bir zararına sebep olma ihtimalinin olup olmadığının tespiti ile, bu kriterlerin sağlandığının anlaşılması halinde aynı Yasa'nın 445/2. hükmü uyarınca rekabet yasağının aşırı nitelikte olması durumunda gerekli sınırlandırılmalar yapılarak bir karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf isteminin yukarıda yazılan nedenlerle davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden istinaf istemlerinin reddine, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere davalı ... yönünden KABULÜNE, diğer davalı yönünden istinaf istemlerinin REDDİNE, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/05/2025 tarih, 2023/688 Esas ve 2025/482 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.11/06/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*