Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/917 E. 2026/958 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/917
- Karar No
- 2026/958
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/917
KARAR NO: 2026/958
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 19/01/2024
NUMARASI: 2022/118 E. - 2024/49 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; polis memuru olarak çalışan ... ve ...yaptıkları bir ticari işlemden dolayı 300.000 TL bedelli bir senet düzenleyerek ...'na verdiklerini, senedin 140.000 TL'sinin ödenmiş olduğunu kalan borç içinde ...'nun talebi üzerine ... ... 0 ada ... parseli ve ... parselde bulanan arsanını evi ve kızı adına devrinin yapıldığını, ancak senetlerin davacıya teslim edilmesi hususunda anlaşılmasına rağmen teslim edilmediğini, senedin kötü niyetli olarak davalı ...'e devredildiğini ve bu kişi tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını ileri sürerek takibin ve davaya konu senedin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
dava dışı ...'ndan alacağına karşılık usul ve yasaya uygun şekilde senedi aldığını, davacı tarafından menfi tespit davacı açıldığını, davanın takipten 1,5 yıl sonra satıştan hemen önce ve satışı durdurmak maksatlı açılmış kötüniyetli bir dava olduğunu, dilekçede zikderilen hususların 125.000,00 TL'nin ödendiği konusunda olduğunu zaten kendilerinin de kalan 175.000,00 TL'lik borç için takip başlattıklarını, senede karşı senet ispat kuralı hilafından iddiaların tamamını ve senet dışında herhangi bir ispat vasıtasında kabul etmediklerini ve davanın reddi ile %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2022/118 esas, 2024/49 karar sayılı, 19/01/2024 tarihli kararı ile; "Davacı taraf bononun bedelinin 300.000,00-TL olduğunu 140.000,00-TL ödendiğini, fakat dava dışı... 125.000,00-TL ödenmiş gibi yazdığını, kalan borcun tapuda devir ile ödendiğini, fakat senet yanında olmadığı için seneti... devretmediğini, buna ilşkin şahitlerin bulunduğunu iddia etmektedir. Davacının senetin arka kısmında yazılı olan kalan borç tutarı 175.000,00-TL'yi ödediğine ilişkin yazılı hiç bir bilgi ve belge sunmamıştır. Buna ilişkin yazılı delil başlangıcı mahiyetinde bir delilde sunulmamıştır. Davanın mahiyeti ve miktar itibariyle ödeme hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir. Davacının iddia ettiği şekilde borcun karşılığının kalmadığı hususu ispatlanamamıştır. Bu sebeple davanın reddi gerekmektedir. Borcun karşılıksız kaldığı hususu ispatlanamadığından davalının kötü niyetli olup olmadığı hususu değerlendirilmemiştir. Bu nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
...-İİK 72/4 gereğince alacağın geç alınmasından kaynaklı zararların tazmini olarak davaya konu asıl alacağın %20' si oranında olan 35.000,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...’nın, ...ile yaptığı ticari işlem neticesinde ... ile birlikte 300.000 TL’lik senet düzenlediğini, bu borca karşılık yapılan 140.000 TL’lik ödemenin ...tarafından senet arkasına sehven veya kasten 125.000 TL olarak işlendiğini, bakiye borç için ... ...’da bulunan toplam 900 m2 iki parsel arsanın devri konusunda tarafların anlaştığını, müvekkilin 2019 yılının Mayıs ayında söz konusu taşınmazları ...’nun eşi ve kızına tapuda devrettiğini, devir sırasında senedin iade edileceği sözü verilmesine rağmen senedin teslim edilmediğini, alacaklı ...’nun bedeli tahsil edilmiş senedi kötü niyetle üçüncü kişi ...’e ciro ettiğini, bu şahsın başlattığı icra takibi sonucunda müvekkilin aile konutunun hukuka aykırı bir ihale ile satıldığını, ilk derece mahkemesinin sunulan delilleri göz ardı ederek davalı beyanlarına itibar ettiğini, davalının yeminli beyanında ...ile yakın ilişkisi olmadığını iddia etmesine rağmen her iki şahsın hemşehri olduklarını, aynı bölgede yaşadıklarını ve aynı vakıfta birlikte faaliyet yürüttüklerini, davalının alacağını tahsil etmek için asıl borçlu ...yerine yalnızca müvekkili hakkında işlem yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca hamilin borçlunun zararına hareket ettiğinin tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğini, davalının senedin bedelsiz olduğunu bilebilecek konumda olduğunu ve bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının bozularak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, icra takibine konu bono yönünden bedelsizlik iddiasına dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; davalı tarafından başlatılan .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına dayanak dava konusu bono keşidecisinin davacı, avalistin ..., lehtarının dava dışı ...olduğu, davalı/ hamil ...'e ciro edildiği, 25.01.2019 ödeme tarihli, 300.000-TL bedelli olduğu, senetin arka yüzünde 125.000-TL ödendiğinin yazılı olduğu, icra takibinin 175.000-TL bono bedeli üzerinden (işlemiş faiz ile) başlatıldığı görülmüştür. Davacı taraf, senet bedeline mahsuben lehtara 140.000-TL ödeme yapılmasına rağmen senet arkasına 125.000-TL yazıldığını ve lehtara ...'de kain arsa devredilmek sureti ile borcun ödenmesine rağmen senedin kendisine teslim edilmediğini, senedin bedelsiz olduğunu, davalının bile bile senedi devraldığını iddia ederek menfi tespit talebinde bulunduğu, davalının davacı iddialarını kabul etmediği, tahkikat aşamasında davacının yemin teklifinin kabul edildiği ve davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Huzurdaki dava, bedelsizliğe dayalı olarak bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkin olup ''mücerretlik ilkesi'' gereğince kambiyo senedine dayalı alacaklar bakımından kural olarak ispat yükü kambiyo senedi borçlusunun üzerindedir. Davacının kambiyo senedinin düzenlenmesine dayanak teşkil eden temel borç ilişkisini ve bu ilişki kapsamında borçlu olmadığını ispatlaması gerekmektedir. HMK'nın 200 ve 201. maddeleri ışığında senede karşı senetle ispat kuralı gereğince borçsuzluk iddiasının senetle ispat edilmesi şarttır. Ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin atfıyla bonolar yönünden uygulanması gereken TTK'nın 687. maddesinin; ''(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.(...) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır.'' şeklindeki düzenlemesi ışığında somut olaya bakıldığında, şahsi defilerin ciro yolu ile hamil olan davalıya karşı ileri sürülebilmesinin bononun iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olma şartına bağlı olduğu açıktır.
Dolayısıyla davacı, öncelikle senedin bedelsiz olduğunu yazılı delil ile ispat etmelidir. Senedin ancak bedelsiz olduğunun ispat edilmesi durumunda lehtardan senedi ciro yolu ile devralan hamilin senedin bedelsiz olduğunu ve bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin tanık dahil her türlü delille ispatı mümkündür. Somut olayda ise 300.000-TL bedelli bonodan kaynaklı borcun 125.000-TL'sinin ödendiğinin bononun arkasına yazılması sureti ile yanlar arasında ihtilafsız olduğu, davacının yazılı kaydın aksine 140.000-TL ödeme yaptığı iddiasının yazılı delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Davacı, senet bedelini ...'de kain taşınmazı lehtara devrederek ödediğini ileri sürmüş ise de ... ilçesi, ..., 0 ada ... parsel üzerinde ... ve 500 m2 olmak üzere toplam 900 m2 arsanın dava dışı ...'nun eşi ve kızına devredildiği, işbu taşınmazların ...ve ... üzerine kayıtlı olan tapular olup vekaleten devredildiği, davacının devri yapan taşınmaz maliki olmadığı, satışa ilişkin resmi senedin aksini ve davacının bonodan kaynaklanan borcunun bu satışla ifa edildiği yönündeki iddiasını ispatlayan bir yönünün bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak yasal unsurları içerir ve imzası ikrar edilen kambiyo vasfındaki takip konusu bononun taşınmaz devriyle ödendiği ve bedelsiz kaldığı iddiasının davacı tarafından yöntemince ispat edilemediğinden, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının dosya kapsamı ve ispat kuralları çerçevesinde hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Her ne kadar yemin teklif edilmiş ve HMK'nın 226. maddesinin 1/c bendi gereğince yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yeminin konusu olamayacağı saptanmış ise de sonuca etkili görülmediğinden eleştiri konusu yapılması ile yetinilmiştir.
Tüm bu nedenlerle, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../01/2024 tarih ve 2022/... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
...- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren ... hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026