Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/879 E. 2026/992 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/879
- Karar No
- 2026/992
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/879
KARAR NO: 2026/992
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/03/2024
NUMARASI: 2022/685 E. - 2024/202 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket geçmiş yıllarda davalı şirket ile ticari ilişki içinde alışveriş yaptığını, bu ticari ilişki nedeniyle davalı şirkete satın almış/satın alacağı mallar ile ilgili çeşitli tarihleri içeren senetler verdiğini, bu senetlerin pek çoğunu yaşanan ekonomik kriz nedeniyle vadesi geçtikten sonra banka havalesi ile veya elden ödemiş bulunduğunu, müvekkili şirket ekonomik olarak büyük sorunlar yaşamasına rağmen davalı şirket borçlarını gecikmeli dahi olsa ödediğini, ancak gecikmeli ve parça parça banka havalesi ile yapılan ödemelere karşılık davalı şirket sonra hallederiz diyerek senet asıllarını müvekkili şirkete teslim etmediğini, müvekkili şirketin işlerinin bozulması sonucu işyerini kapamak zorunda kaldığını, bu sırada davalı şirket tarafından.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ödemiş olduğu ancak teslim almadığı senetler için müvekkili şirket aleyhine icra takibi yaptığını, bu icra takibi için yapılan tebligat müvekkili şirket yetkililerinin eline geçmemiş ve takibi kesinleştiğini, icra takibe konu edilen senet bedelleri banka havalesi ve elden makbuzlar alınmak sureti ile ödendiğini beyan ederek; icra takibinin durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi, icra takibine konu edilen senet bedellerinin ödendiğinin tespitine ve icra takibinin iptaline karar verilmesinin talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu edilen senetler 30.000,00 tl'lık 27.01.2021 vadeli 16.10.2020 tanzim tarihli senet; 30.000,00 tl'lık 27.03.2021 vadeli 16.10.2020 tanzim tarihli senet;30.000,00 tl'lık 27.04.2021 vadeli 16.10.2020 tanzim tarihli senet;30.000,00 tl'lık 27.05.2021 vadeli 16.10.2020 tanzim tarihli senet;10.000,00 tl'lık 30.06.2021 vadeli 16.10.2020 tanzim tarihli senet;30.000,00 tl'lık 27.08.2021 vadeli 16.10.2020 tanzim tarihli senet;30.000,00 tl'lık 23.09.2021 vadeli 16.10.2020 tanzim tarihli senet;30.000,00 tl'lık 27.09.2021 vadeli 16.10.2020 tanzim tarihli senetler olduğu; davacı şirketin yetkilisi ... ile müvekkil şirket arasındaki ticari ilişki dava dışı ... Şti üzerinden başlamış olup bu şirketin kurucusu ise ... (Davacı ... şirketinin yetkilisi ...'ın babası) olup bu şirket ....... yılında kurulmuş bir şirket olduğu; ilgili şirketin borçlarını ödeyememesi nedeniyle icra takibi başlatıldığı; davacının sunduğu hesap dökümünde yer alan tutarlar müvekkiline ödenmediğini, davacının dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu 23.09.2021 tarihli senede ilişkin düzenlenmiş olan evrakta yer alan imza, müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, .... Şti.'ne ait ... Plakalı aracı devralan ...'ın, borçlu şirket yetkilisi ...'ın babası olması sebebiyle Trabzon 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/228E. Sayılı dosyası ile 02.08.2022 tarihinde tasarrufun iptali davası açıldığını, işbu davanın açılmasının ardından borçlu şirket tasarrufun iptali davasına bekletici mesele yapılması gayesiyle huzurdaki menfi tespit davasını açtığını, bu husus da davacının kötü niyetini ortaya koymakta olduğunu beyan ederek; davanın reddine, %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına, karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin yemin deliline dayanmalarına rağmen bu haklarını kullandırmadan ve görmezden gelerek esas hakkında karar verdiğini, davalı şirketin antetli, imzalı ve kaşeli belgesini imza inkarı ile kabul etmemesine karşı delil listelerinde yer alan bilirkişi incelemesi taleplerini yerine getirmeyerek usulen hatalı davrandığını, esas yönünden ise iki şirket arasındaki ticari ilişkide müvekkilinin aldığı mallar karşılığında senetler verdiğini ancak ekonomik kriz nedeniyle bu senetleri banka üzerinden "senet karşılığı" notuyla kısmi ödemelerle veya elden antetli, kaşeli makbuzlar karşılığında ödediğini, banka kayıtları ve bilirkişi raporunun bu durumu teyit ettiğini, iade faturaları kesilerek de borcun ödendiğini, tarafların ticari defterleri usulüne uygun olsa da senetlerin defterlere işlenişindeki eksikliklerin müvekkili aleyhine delil sayılmasının yanlış olduğunu, tüm mal alışı, faturalar, banka havaleleri ve iade faturaları bir bütün olarak incelendiğinde müvekkilinin borçlu değil alacaklı olduğunun kolayca anlaşılabileceğini, bu yüzden eksik inceleme ve hatalı hukuki değerlendirme ile davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin verdiği kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının senetlere ilişkin ödeme iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacının takibe konu sekiz adet bononun ödendiğini ispatlayamadığını, banka dekontlarında yer alan "senete istinaden" ibaresinin hangi senede ait olduğunun belli olmadığını ve taraflar arasında başka icra takiplerine de konu olan çok sayıda borç ilişkisi bulunduğunu, davacı şirketin aslında müvekkiline borçlu olan ve ödeme yapamadığı için kapatılan ...'in devamı olarak kurulduğunu ve borcun üstlenilmesi sözleşmesi uyarınca bu borçlardan sorumlu olduğunu, davacının sunduğu 23.09.2021 tarihli belgedeki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, bu konuda tanık dinletilmesinin de yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuyla davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının ve borcu kanıtlamaya elverişli olmadığının tespit edildiğini, bu davanın Trabzon’da açılan tasarrufun iptali davasını geciktirmek amacıyla kötü niyetle açıldığını belirterek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili; taraflar arasında geçmiş yıllara dayanan ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davalıya mal alım-satımı karşılığında çeşitli vadeli senetler verildiğini, ekonomik sıkıntılar nedeniyle bu senetlerin bir kısmının vadesinde, bir kısmının ise gecikmeli olarak banka havalesi ve elden ödeme yoluyla ödendiğini, ancak davalının bu ödemelere rağmen senet asıllarını iade etmediğini ve ödenmiş senetlere dayanılarak icra takibi başlatıldığını belirterek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili; icra takibine konu senetlerin toplam 220.000 TL bedelli sekiz adet bono olduğunu, davacı ile aralarındaki ticari ilişkinin dava dışı ... .... Şti. üzerinden başladığını, bu şirketin borçlarını ödeyememesi üzerine davacı şirket yetkilisi tarafından senetlerin verildiğini, ancak bu senetlerin ödenmediğini, sunulan ödeme kayıtlarının müvekkiline ait olmadığını, bazı belgelerdeki imzaların da şirket yetkililerine ait olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında, davalı tarafından 29/12/2021 tarihinde 220.000 TL asıl alacak ve fer’ileri ile birlikte toplam 240.516,80 TL üzerinden kambiyo takibi başlatıldığı, takibin 16/10/2020 tanzim tarihli sekiz adet bonoya dayandığı tespit edilmiştir.
17/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmakla birlikte, dava konusu senetlere ilişkin kayıtların her iki taraf defterlerinde de bulunmadığı, davacının defterlerine göre davalıdan alacaklı göründüğü ancak bu kaydın senetlere ilişkin olduğunun tespit edilemediği, davacının sunduğu ödeme belgeleri esas alındığında toplam 220.000 TL’lik senetler için 189.000 TL ödeme yapıldığı ve 31.000 TL bakiye borç kaldığı belirtilmiştir.
Mahkemece, davacının senet bedellerinin ödendiğini yazılı delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Uyuşmazlık dava konusu bonoların ödeme nedeniyle bedelsiz kalıp kalmadığına ilişkindir.
Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir.
Dosya kapsamına göre, dava konusu senetlerin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi bono vasfında olduğu, borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında kambiyo senedine bağlı temel alacağın geçersiz olduğu, sona erdiği iddiasına dayalı olarak maddi hukuk bakımından borcun olmadığı ileri sürülmekle bedelsizlik iddiasını ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190 maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı ve kesin delil ile kanıtlanması gerekir.
Somut olayda, davacı tarafça dava konusu bonoların bedellerinin banka havalesi ve elden ödendiği ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamında sunulan ödeme belgelerinde dava konusu senetlere açıkça atıf yapılmadığı, bu ödemelerin hangi senetlere mahsuben yapıldığının açıkça belirtilmediği, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında farklı senet borçlarının bulunduğu gözetildiğinde, TBK’nın 101 ve 102. maddeleri uyarınca parça parça atıf bulunmadan yapılan ödemelerin dava konusu bonolara ilişkin ödeme olarak kabulüne olanaklı bulunmadığı anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter kayıtlarının ise bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere uyuşmazlığı aydınlatacak nitelikte kayıt içermediği , davacının dayandığı 09/09/2021 tarihli ... A.Ş ... Şube'ye hitaben yazılan "Davacının 27/08/2021 vadeli 30.000,00 TL bedelli senet için alacağımız kalmamıştır. "şeklindeki antetli ve imzalı belge bakımından ise davalı tarafça imza inkarında bulunulduğu, davacı tarafça da belgenin şirket yetkilisi tarafından düzenlenmediğinin beyan edildiği dikkate alındığında, söz konusu belgenin borcun sona erdiğini ispata elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Bedelsiz kaldığı ileri sürülen kambiyo senedinin icra takibine konu edilmesi, TCK 'nun 156. maddesinde düzenlenen “bedelsiz senedi kullanma” suçunu oluşturacağından HMK’nun 226. maddesi uyarınca yemin teklif edilemez. Davacı vekilinin yemin delilinin kullandırılmadığına ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacı tarafça dava konusu bonoların bedellerinin ödendiği hususunun yazılı ve kesin delillerle ispatlanamadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../03/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026